KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/190
- Karar No
- 2024/16
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
Karar Metni
2.337 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/190 Esas
KARAR NO:2024/16
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/06/2020
KARAR TARİHİ16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,------ esas sayılı dosyasından müvekkil adına ve davalı aleyhine 20/11/2018 tarihinde fatura alacaklarından kaynaklanan toplam 17.151,38-TL.nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun takibe vaki haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, kanunun emredici hükümleri gereği itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu, ----- arabuluculuk numaralı ve ------- tarihli anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkin bulunmadığını,
işbu ticari ilişki kapsamında yapılan alım-satımlardan doğan 15.589,74-TL cari hesap alacağı anaparanın, 01/04/2018 den itibaren işlemiş ticari faizi olan 1.561,64-TL.
İle birlikte toplam 17.151,38-TL.nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı haksız ve kötüniyetli bulunduğundan, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili davacı taraftan yaş sebze ve meyve alımı yaptığını, işbu alım-satım ilişkisi kapsamında gerçekleştirilmiş olan işlerin karşılığı anlaşılan 15.589,74 TL bedelin ödenmediği iddiasıyla müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında cari hesap esktresinden ve 43 adet ödeme dekontundan anlaşılacağı üzere müvekkilin davacı tarafa borcu bulunmadığını, ayrıca davacı taraf hesap ektresini taraflarına gönderildiğini, ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine müvekkilinin itirazı haklı olduğunu,
takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu aşikar olan alacaklı-davacının mesnetsiz davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere tazminat talepleri olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi ile kötü niyetli davacı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari alım satım ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.----------- takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 20/11/2018 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz toplamı 17.151,38 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 29/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği,
borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde 29/11/2018 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
09/02/2021 tarihli bilirkişi rapor içeriğine göre; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defter, belgelerinin incelenmesi, verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde.
Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; huzurda görülen davada, davacı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmış olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 2018 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri süresinde yapılmış olduğu, ancak yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, davalı şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapılmış olduğu, yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinin de lehlerine delil niteliğinde olmadığı,
Davacı Alacağı-Teslim, Tesellüm Yönünden; davacının kendi defterlerinde davalı açık hesabına düzenlenmiş olduğu faturalar karşılığı davalıya teslim edilen mallar için, davalı faturaları kaynak gösterilerek 110.273,67 TL borç kaydı yapıldığı, davalının alacağı komisyon tutarı için ise davalının kendi defterlerine 12.592,57 TL tutarında alacak kaydı yapmış rapor işbu banka ve tahsilat makbuzları karşılığı ödenen tutarların davacı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı vekili tarafından dava dosyasına sunulan, muhtelif tarihlerde de davalının davacıya "MAKBUZ" başlıklı kasa-nakit ödeme belgelerinin toplam tutarının 13.918,95 TL olduğu,
işbu makbuzların teslim alan bölümlerinde -------- isim ve imzasının bulunduğu, makbuzların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığından, davacı şirket tarafından makbuzlara itiraz edilmesi halinde, makbuzlarda isim ve imzası bulunan kişinin davacı şirket adına hareket eden olup olmadığının araştırılmasının takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, işbu makbuzların tarafınca davacı adına yapılan ödeme olarak değerlendirilerek dosyadaki delil durumu ve tarafların defterlerine göre yapılan hesaplamada, davacının talep edebileceği alacak tutarının 3.169,62 TL olarak hesaplandığı, detayları raporun faiz incelemesi bölümünde açıklandığı üzere.
TBK m.117 kapsamında temerrüt şartları oluşmayan alacakta, ifası ispatlanan faturaların davalı şirket kayıtlarına işlendiği tarihler dikkate alınarak, davacının TTK 1530 kapsamında ayrıca ihtarata gerek kalmadan 30 günlük sürenin tamamlandığı tarihlerden itibaren alacağın muaccel olduğundan aşağıda hesaplandığı şekilde 421 ,55 TL faiz talep edebileceğini bildirmiştir.Mahkememizce dosyanın mahkememizce önceki bilirkişiye tevdii ile bilirkişi raporunun 11. Sayfasında davacı defterlerine göre davalıya 110.273,67 TL nin her iki tarafın ticari defterlerinde yer alan mal satış faturası olarak yazıldığı,
davalı kayıtlarında ise davacı lehine 97.508,32 TL kayıtlı olduğu, bu aradaki farkın somut olarak açıklanmadığı, yine davacı kaytlarında davalı lehinde komisyon alacağı kaydedildiğinin tespit edildiği, bu alacak kalemlerinin davalı defterlerinde olup olmadığı, tarafların ticari ilişkideki sıfatları( hal komisyoncusu, satıcı, alıcı vs.) açıklanmak sureti ile ve hal komisyonculuğu ile hal muhasebesi üzerine özellikli durumlar açıklanıp defterler arasındaki borç alacak kalem farklılıklarının tek tek irdelenerek ve tarafların itirazları değerlendirilerek ek rapor tanzimi istenilmiş, bilirkişinin 16/10/2023 tarihli rapor içeriğine göre;
tarafların ticari ilişkideki sıfatlarının, davacı şirketin satıcı, davalı şirketin de hal komisyoncusu/alıcı/üçüncü kişilere satan konumunda olduğu, sebze meyve hal komisyonculuğu yapan firmaların malı sattıktan sonra malı satın aldıkları firmaya tanzim ettikleri faturada aldıkları malın tüm detaylarını da gösterip aynı faturanın alt kısmında da komisyon alacağının belirtildiği, davacı şirketin defterlerinde, davalı şirket tarafından düzenlenen faturalara ilişkin 110.273,67 TL tutar kayıtlı iken, davalı şirketin defterlerinde bu tutar 97.506,98 TL olarak kayıtlı olup, arada 12.766,69 TL tutarlı fark bulunduğu,
işbu farkın sebebi, davacı şirketin defterlerine komisyon alacağı dahil olarak faturaları kaydetmesi, davalı şirketin ise 29.10.2016 tarihi sonrasında 10.693,00 TL tutarlı komisyon alacaklarının düşümü yapılarak faturaları kaydetmesinden ve davacı defterlerinde, davalı şirket faturası olarak kaydedilen------------ tutarlı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmış olduğu, davacı şirket defterlerinde, davalı şirket tarafından düzenlenen toplam 110.273,67 TL tutarlı faturanın bulunduğu,
işbu faturaya karşılık davacı defterlerinde, davalıdan yapılan ödemeler ve komisyon alacağı olan 94.683,94 TL'nin düşümü yapıldığında, davacı şirketin 15.589,74 TL alacağının bulunduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan, 3 adet toplam 2.073,58 TL tutarlı davalı şirket faturalarının numaraları açık bir şekilde yazılmış olması nedeniyle işbu faturalar yönünden davacı defterleri dikkate alınarak hesaplama yapılmış olduğunu, Mahkemenin bilirkişi aksine düşünmesi halinde,
3 adet fatura toplamı 2.073,58 TL'nin ve 1.405,46 TL tutarlı faturaya karşılık davalı şirket lehine yazılan 401,57 TL tutarlı komisyon alacağının davacı şirket defterlerinden düşülmesi gerektiği ve davacının talep edebileceği alacak tutarının 13.917,72 TL olacağı, davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan, --------- tarafından imzalı makbuzlar, tanık beyanı doğrultusunda davalı lehine değerlendirilmemiş olduğunu, ödemelerin davacı şirkete yapılan ödeme olarak kabul edilmesi halinde, davacının alacak tutarından 13.918,95'lik tutarın düşümünün yapılması gerekeceğini beyan etmiştir.
Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222.
Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir.Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Davacı şirket yetkilisi isticvap edilmiş," bana göstermiş olduğunuz makbuzlar davacı şirkete ait değildir, makbuzun altında imzası olan ---------eski çalışanımızdır, ancak, kendisinin tahsilat yapmaya yetkisi yoktur, göstermiş olduğunuz makbuzlardaki tutarlar davacı şirketin hesabına geçmemiştir, ---- tarafından herhangi bir ödeme alınıp alınmadığını bilmiyorum, bu tutarlar tarafımıza ödenmedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiş,-------- davacı şirketin çalışanıdır, hafta içi ödemeler banka kanalı ile yapılmakta idi,
ancak hafta sonu olduğu için davacı şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde ----- makbuz karşılığı ödemeler yapıldı, bu makbuzun bir nüshası da davacı şirkettedir, ---- ödemeleri almaya yetkisi vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı taraf davacıya ödemeleri yaptığından ödeme hususunun ispatı yönünde yemin delili hatırlatılmış, yemin deliline dayanılması üzerine davacı asil ------- isimli kişi şirket çalışanıdır, kendisine müşterilerden tahsilat yapma yetkisi hiçbir zaman ve hiçbir müşteri bazında verilmemiştir, ben yetkili olarak tüm ödemeleri şirket banka hesabına yaptırmaktayım,
----- daha sonra öğrendiğimiz kadarıyla da davacı şirketin yaptığı işleri kendi şahsi hesabına da yapmıştır, bununla ilgili tahsilat yapmış olabilir , hatta kendisi de 'benim tahsilatlarım sizin tahsilatlara karışmış' şeklinde beyanda bulunduğu,
davalı taraftan çalışanımız ------- aracılığı ile hiçbir şekilde ödeme alınmamıştır, davalı taraf 13.918,95 TL lik borçlarını davacı şirkete ödememişlerdir, davalı tarafın bu miktar borçları vardır, davacı firma örneğin ----- veya tedarikçilerden meyve sebze şeklindeki ürünleri alıp haldeki diğer esnaflara satışını yapar, satış işlemini ve teslimatları ---- yapar,
ancak bu ürünler karşılığında satış yaptığı kişilerden tahsilat yapma yetkisi yoktur yapmamıştır." şeklinde yemin beyanında bulunmuştur.Bir kısım ödemelerin banka dışında davacı çalışanı ------- yapıldığı davalı tarafça iddia edildiğinden bu kişinin tanık olarak dinlenilmesi için gerekli işlemler yapılmış, tanık "ben davacı şirkette satın alımcı idim, davacı şirket tarafından bana tahsilat konusunda bir yetki verilmemişti ancak 1-2 şirketten imza karşılığı tahsilat yapıp, davacı firmaya teslim etmiştim,
davalı şirketten herhangi bir ödeme almadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı,
taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, davacı şirketin satıcı, davalı şirketin de hal komisyoncusu/alıcı/üçüncü kişilere satan konumunda olduğu, sebze meyve hal komisyonculuğu yapan firmaların malı sattıktan sonra malı satın aldıkları firmaya tanzim ettikleri faturada aldıkları malın tüm detaylarını da gösterip aynı faturanın alt kısmında da komisyon alacağının belirtildiği,
son bilirkişi raporunun 8. Sayfasındaki 2. Tablonun esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı zira sebze meyve hal komisyonculuğu yapan firmaların malı sattıktan sonra malı satın aldıkları firmaya tanzim ettikleri faturada aldıkları malın tüm detaylarını da gösterip aynı faturanın alt kısmında da komisyon alacağının belirtildiği,
davacının düzenlediği fatura bulunmadığının kök raporda belirtildiği ve bu sebeple davacı kayıtlarında davalıya borç olarak yazılan 110.273,67 TLnin kaynağının davalı faturaları olduğu ve esas alınması gerektiği, davalının yaptığı ödemeler yönünden ise davacı kayıtlarında bulunanların dikkate alınabileceği zira davalının savunduğu davacı çalışanı -------ödemeye dair ispat vasıtasının bulunmadığı, yemin delilinde davacının, davalının savunmasının aksi yönde beyanda bulunduğu,
tanık anlatımı da aynı doğrultuda olduğu,110.273,67 TL olan bu tutardan davalının lehine ispatlanan komisyon alacağı ile ödeme toplamının 94.282,37TL nin mahsubu sonucu 15.991,30 TL davacı alacağı kaldığı, yine davalıda kayıtlı olmayan faturalar ile ilgili ilişkinin varlığını-satışı davacının ispatlaması gerektiği, davacının bu yönde ispat vasıtasının bulunmadığı, yemin delilinin de bulunmadığı, 15.991,30 TL den 2.073,58 TLnin mahsubu sonucu davacı alacağının 13.917,72TL olarak hesaplandığı, fatura düzenlenmesinin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı,
fatura tarihinin faize başlangıç yapılamayacağı, takip işlemi öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) gerektiği, iş bu davada davalının takip öncesi temerrüde düşürülmediği, somut olayda tedarik sözleşmesi bulunmadığından TTK 1530.
Madde hükümlerinin uygulanamayacağı, bu haliyle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/190, K. 2024/16, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama