KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/331
- Karar No
- 2025/455
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2025
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.Cİstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/331 Esas
KARAR NO: 2025/455
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 29/04/2022
KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili.
13.06.2020 tarihinde, ---- sevk ve idaresindeki----- plakalı araç ile ---- maliki ve --- sürücüsü olduğu ----- plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ---- maliki olduğu ----plakalı aracın sürücüsü -------- Karayolları Trafik Kanunu madde 52 / 1 - b kuralını ihlal ettiği ve bu nedenle kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, Kaza nedeniyle meydana gelen hasarın karşılanması talebiyle ------- başvuru yapılmış ve ------ hasar numaralı dosya açılması ile ---- tarihinde, hasar dosyasında yapılan incelemeler sonucunda,
--- maliki olduğu ----- plakalı araca ilişkin 31.229,00 TL hasar tazminatı ödenmiş olduğunu, meydana gelen kazada kusurlu olan tarafın davalı sigortalısı olması nedeni ile ortaya çıkan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu ve rücu şartlarının yerine geldiğini, davanın kabulünü, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı vekili; Davacı sigorta şirketinin başvuru şartlarını yerine getirmediğini, tarafların kusur oranlarının uzman bilirkişiler marifeti ile belirlenmesi gerektiğini davacının iddia ettiği aleyhe hiç bir hususu kabul etmediklerini, müvekkili olan şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddini yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, rücuen tazminata ilişkin yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık: Davacı sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısına ait------- plaka sayılı aracın, davalı tarafın sorumluluğundaki -------- plaka sayılı araç ile 13/06/2020 tarihinde karıştığı kaza neticesinde dava dışı sigortalısının uğradığı zarardan kaynaklı dava dışı sigortalısına ödediği tazminat oranında davalıya rücu edip edemeyeceği, zarar miktarı ve davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, hususundadır.
Davacı tarafın iddiası, hasarın davalı şirketin sigortalısının kusurundan meydana geldiği, bu nedenle sigortalısına ödediği tazminattan mesul olduğu noktasındadır.6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesine göre. Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.
Somut olayda, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına hasar bedeli ödenmiş olmakla birlikte, hasar bedelinin ödenmiş olması tek başına davalıların sorumluluğunu gerektirmeyeceğinden davalının sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir söyleyişle sigorta şirketinin sigortalıya yaptığı ödemeyi davalıdan rücuen tazminini isteyebilmesi için rizikonun meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu ispat yükü altındadır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde.
Davacının dava dışı sigortalıya yaptığı ödemeyi rücuen davalılardan isteyebilmesi için rizikonun meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiği, olayın 13.06.2020 günü saat 10.55 sıralarında sürücü -------- plakalı kamyonet ile ------ çevreyolu üzerinde ----- istikametine doğru seyir halindeyken olay yerine geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, önünde kendisiyle aynı istikamette sağ şeritte seyir halindeyken frenleyen veya daha önce durup dörtlü ikaz ışıklarını açmış bulunan sürücü ----- idaresindeki ---- plakalı otomobilin arka kısımlarına çarpması sonucu davaya konu olay meydana geldiği,
tek kişi tarafından düzenlen bilirkişi raporunda davacı yanın, ---- düzenlene heyet raporunda ise olasılıklı kusur dağılımı yapıldığı, mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre Sürücü --- idaresindeki ---- plakalı otomobille olay yerinde frenlemiş olması esnasında, arkasından gelmekte olan sürücü-----plakalı kamyonetin otomobile arkadan çarpmış olduğu,
Sürücü ------ idaresindeki otomobil ile otoyolda seyir halindeyken olay yerine geldiğinde, olay mahalli yol özelliklerini ve bu mahaldeki trafik akışını dikkate almaksızın otoyolda tedbirsizce ani şekilde frenlemesi akabinde aracının arka kısımlarına, gerisinden takip mesafesini korumaksızın seyirle gelen sürücü idaresindeki kamyonetin çarpığı olayda %30 oranında kusurlu olduğuna, Sürücü ------- idaresindeki kamyonet ile seyir halindeyken seyrini mevcut hava/yol durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, önünde aynı yönde seyretmekte olduğunu belirttiği otomobille arasında gerekli-yeterli takip mesafesini korumaya özen göstermediği,
sağ şeritte önünde ilerlemekte olan bu otomobilin frenlemesiyle de dikkatsiz ve yakın takipli seyri neticesinde tedbirde geç/yetersiz kalmakla otomobile arkadan çarptığı çarptığı olayda %70 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirilmekle, davacı sigorta şirketinin ödediği bedel için, davacı sigorta şirketinin sürücü ve sigorta şirketine başvurabileceği, bilirkişice hasar ödemesi olan 31.229,00 TL'nin kadri maruf olduğu belirtilmekle, davalı yanın sigortalısının kusuruna denk gelen 21.860,3 TL yönünden sorumlu olduğu,
takibin 15.615,00 TL asıl alacak ve 908,66 TL işlemiş faiz (13.06.2020 kaza tarihinden, 17.05.2021 takip tarihine) için yapıldığı, takip miktarının kadri maruf olduğu değerlendirilmekle, davalı yanın takibe yaptığı itirazın yerinde olmadığından davanın kabulüne davalının takibe yaptığı itirazın iptaline karar verilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.----- Somut olayda, alacak likit olmadığından, icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/331, K. 2025/455, 12 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama