KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/170
- Karar No
- 2024/463
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
Karar Metni
3.265 kelime·16 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/170 Esas
KARAR NO:2024/463
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/03/2023
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin tacir olduğu iş bu dava konusu TKK madde 55 ve devamında düzenlenmiş haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeni ile müvekkili şirketin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamında yer alan haksız rekabet kurallarının uygulanması ve ticaret mahkemelerinin görev kurallarını düzenleyen TTK'nın 4/1 (a) maddesi uyarınca eldeki dava mutlak ticari davalardan olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, iş bu huzurdaki dava her ne kadar ticari dava niteliğinde olsa ve manevi tazminat talep edilse de haksız rekabetin tespiti,
ortadan kaldırılması ve kınanması talebi de içerdiğinden talep yığılması nedeni ile zorunlu arabuluculuka tabi olmadığını, davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasa uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında,
aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği, esasa ilişkin olarak dava konusu yayından davalılar müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, haksız rekabet teşkil eden söz ve davranışların gerçek kişi davalı------- eylemlerinden sorumlu olduğunu, Müvekkili ----- yılından bu yana ----, sabit hat operatörleri,----- gibi müşterilerine --------hizmeti sunarak,
portföyünde bulunan 20.000’i aşkın servis noktası ve 7.500’ü aşkın -------- büyük ----------ve altyapı operatörü olup---------- sunmak konusunda süresiz olarak yetkilendirildiği ve yetkilendirildiği tarihten günümüze ---------- denetim ve gözetiminde faaliyet gösteren bir işletmeci olduğu bu kapsamda telekomünikasyon işletmecileri ile radyo ve televizyon yayıncıları gibi kablosuz iletişim alanında faaliyet gösteren tüm işletmeci ve yayıncıların, kapsama alanı sağlamak amacıyla kuracakları cihaz ve sistemler için gerekli olan kule, direk,
seperasyon ve benzeri bütünleyici unsurlardan oluşan tesisler kurmakta ve kurduğu tesisleri üçüncü kişilerin kullanımına tahsis etmekte olduklarını, Davalılardan------tarihinde yayımlanan----- konuk olarak katılan diğer davalı ------ projesi hakkında çıkan yönetmelik kapsamında bir başka -----başvurduğu, ------- bunu kabul etmediği, Yönetmelik hakkında ----- dava açtığı, ----- iptal ettiği, İptalden sonra------ kurulduğu buna ilişkin Aralık ayında yazı yazıldığı, Yönetmelik iptali için -------- şirketin kuruluşuna izin vermediği,
halka açık bir şirketin ------- dışına çıkararak hem haksız rekabet teşkil ettiği hem de usulsüz davrandığı şeklinde ifadeler ve beyanlarda bulunulmuştur.
Yayının devamında da-------- neredeyse Kamu Kurumu olduğu asılsız iddiaları ile devam eden ve tamamen mesnetiz iddialar silsilesi sıraladığını, ------ tarihinde yayımlanan ---- olarak katılan diğer davalı----- olduğu,----kurararak tüm istasyonları bir araya topladığı,----tarafından verilen iznin şaibeli olduğu, ------ bilanço dışına çıkarılarak yeniden halka arzın yapıldığı, ---- olduğu ve ----- tarafından dava açıldığı” yönünde iddialar sıraladığını, ----- tarihinde yayımlanan ---- konuk olarak katılan diğer davalı------- başvuruyor.
Diğer operatörlere izin vermeyen------ siyasi kimlikleri ----üzerinde etkili olduğu, ------ hükmedemediği Müvekkil şirketin neredeyse kamu kurumu niteliğinde bulunduğu ---- hayata geçmemesi ticari olarak doğal gibi görünebilse de ama afet durumlarında gerekli olduğu,----- öncülüğünde geliştirilen baz istasyonunun -----cihazları sadece ------ durumda burada operatör ayrımı yapılmaması gerektiği Müvekkil şirketin----- yerli kriteri aşağıya çekilerek yabancı şirketler ile iş birliği yaptığı..." yönünde beyanlar sıraladığını, davalılardan -------- genel olarak ulaşım, havacılık,
telekomünikasyon ve bilişim sektörlerinde yazılar yazdığı daha önce yazılarında sektöre ilişkin objektif sayılabilecek değerlendirmelere yer verirken son dönemlerde şirketin bir üst yöneticisi ile yaşadığı husumet neticesinde şirketin ve yöneticileri aleyhinde sistematik olarak yazılar yazmaya başladığını, kendi yazıları harici başkaca haber sitelerine de yanlı haberler yaptırarak kişisel husumetini müvekkili şirkete ve yöneticilerine yansıtarak elindeki medya gücünü bu kapsamda kullandığını, 16.02.2023 tarihli ------ operatörle, ---- anlaşma yapmak istiyor. ---- hem de düzenlemeyi yapıp Resmi Gazete’de yayınlayarak,
yürürlüğe sokan ------ dava ediyor. ----açılan dava ----- lehine neticeleniyor. --------------- temyize gidiyor ama durum değişmiyor. ----- iptal ediyor ifadeleri yer aldığını, ---- onayı olmadan, imtiyazlara aykırı bir şekilde ayrı bir şirket haline getirip------- dışına çıkardığı”“İmtiyaz süresi bittiğinde devlete çalışır vaziyette teslim etmesi gereken bu altyapı yatırımı üzerine şirket bina edildiği”“Tartışmalı halk arz olması sebebiyle de küçük yatırımcı için de mağdur olma riski söz konusu olduğu------yer alan kulelerin------- şirketinin imtiyaz süresinin sonunda devlete döneceği,
bu halde halka arz edilen şirketin imtiyazsız lisanssız ne işe yarayacağı”“Varsayalım ki imtiyazı ve lisansını devletin verdiği kuleleri şirketleştirip, halk arz ettiniz. Yarın süre dolduğunda, devlete çalışır vaziyette nasıl geri vereceksiniz? ------------ arz edilmiş----------- bu durumda imtiyazsız, lisansız ne işe yarayacak.
Devlet ait bir altyapı yatırımı devlete döneceğine göre neden ve niçin -------- arz edilmek isteniyor?----olduğu dönemde de ------- isimli ------şirketini halk arz etme girişiminde bulunmuş, mevzuatlara aykırı olması sebebiyle gerekli onayı alamadığı------ başlıklı yazıda. "Elimizde hiçbir şey yokken ----- olarak konmuştu.
Gelinen noktada ----- sona yapabilecek kabiliyete erişmiş durumda, ama ----- yerlilik kriteri konması istiyor.------ arazi şartlarında --- test edildi, geliştirildi ve kullanılmaya başlandı. ---- çeşitli yerlerinde uzun süredir sahada hizmet veriyor. Bu tecrübeyle ----- sorumluluğunda rahatlıkla yapabilir. Şu an ---- ihtiyaç yok. 3 yıl sonra da yerli ve milli --------- geçilebilir.
Ama buradaki iki operatör, ----- civarında sipariş verdiğini açıklayan sektörün en büyüğü ------ baz istasyonu kullanıyor.----- yaklaşık olarak aynı rakamlarda ---- sahip. Üstelik ------ siparişlerinin parasını henüz ödemiş değil. Zaten ---- bu şekilde hazırlanması için kulis yapan ------- baz istasyonunun kendilerine ait olan yaklaşık -------istasyonu olduğunu söylemiş.
Bu sebeple de yerlilik oranı küçük tutulmuş. ---- birçok yerde ---- istasyonu kullanan, hatta ------ istasyonlarını bile değiştirmeyen----- baz istasyonu kullanmış olabilir.
Mantığı var mı?-------- yapın, ama bari böyle oyunlara başvurmayın.”--------Siz yazılanlara bakmayın ---- durdurulmasının -----istememekle ilgisi yok. ---- kurduğu haksız planların bozulması söz konusu----------en yukarıdan lobi yaptığını ve kendine uygun şartlar oluşturmak için çaba gösterdiğini medyada ilk defa bu köşede gündeme getirdim. Ayrıca şartnamedeki bazı hususları da eleştirdim. Ama neticede lobi çalışmaları başarılı oldu. ------ katkılarıyla ihale şekillendi.
Sonra da duvara tosladı.Birincisi, ihale şartnamesi tamamen ----- talebi doğrultusunda, onun menfaatlerine uygun, ------ ciddi zarar verecek şekilde hazırlandı.----- dışlandı. İkincisi ----------- müdahalesiyle yerlilik kriteri yüzde 20 seviyesinde tutularak, fiyatı da yabancı muadillerinden en fazla yüzde 15 yüksek olabileceği kriteri konarak yerli ve milli bazı istasyonu ----- oyun dışına itildi. Yani ---- dışlandı.Ama ------ kullanmamakta veyaygınlaştırmamakta direniyor.
Yetmedi kötü propaganda yapıyor ve ------ şartnameye yüzde 20 yerlilik kriteri koydurarak önünü kesiyor. En büyük operatörün yerli ve milli ürüne bakışı böyle------- istasyonu kullanma imkânı çıkmışken, bu durumun önünü kesen, yerlilik kriterini yüzde 20 ile sınırlayıp,---- için can atan operatör de ------- Bunun adına yabancı hayranlığı derler. Peki bu hayranlık neden olabilir?”-------- oldu. Doğru.
Ama devamı gelmediği gibi, ------ arka planda kötü duruma düşüren de yine ------- yaptığı yatırımlar, bünyesine kattığı mühendisler ve ------------ desteği ile artık bir marka ve şirket olarak da iyi bir konuma geldi. Kendi kuruluşlarımız desteklemez, ihale mevzuatları da uygun şekilde düzenlenmezse yerli/milli şirketler nasıl gelişecek?Netice itibariyle yerli ve milli bir marka geliştirmek istiyorsak, sahip çıkmamız gerekir. ----- girişimleri olmasaydı bugün ----- yazıyorum.
Net ifade edeyim önündeki en büyük engel kamu veya kamuyla ilintili diğer kurumlar...” şeklindedir.-------başlıklı yazıda;----- birçok yerde ---- kullanan, hatta-------- baz istasyonlarını bile değiştirmeyen ----- kullanmış olabilir. Mantığı var mı. Kulis yapın, ama bari böyle oyunlara başvurmayın."----------
Bunların yanı sıra; davalının kasdi olarak müvekkili ve grup şirketi aleyhinde tabiri caiz ise takıntılı bir şekilde köşe yazıları kaleme alarak, programlara katılarak algı yaratmaya çalıştığını, ayrıca davalılardan--------- yaşadığı kişisel husumeti müvekkili şirket üzerinden devam ettirmek arzusunda olduğunu amaç gazetecilikten öte kişisel ihtirasların yalan haber yapma boyutuna taşınması olduğu,
davalı ile haksız rekabet kaynaklı tazminat, savcılık nezdinde soruşturmalarında devam ettiğini, ilgili ---- adreslerinde yer alan programa tedbiren erişimin engellenmesine,--------- Müvekkilin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin tespitine, Müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil eden ve kişilik haklarına yönelen saldırının önlenmesine ve durdurulmasına,haksız ve hukuka aykırı yayın nedeniyle zarar gören Müvekkil’in uğramış olduğu manevi zararın bir nebze olsun giderilebilmesi maksadıyla, yayım tarihinden itibaren başlayacak olan yasal faizi ile 1.000.000 -TL manevi tazminata hükmedilmesini ,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle ; davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirmeden açtığı davanın reddi gerektiğini,-------- tarafından yapılan yorumlar nedeniyle, aynı müvekkilleri aleyhine davacının %100 ortağı olan -----davaların birleştirilmesi gerektiğini , müvekkilleri -------- ilişkin yazılar yazan zaman zaman televizyon programlarına katılarak uzmanlık alanında görüş bildiren bir gazeteci olduğunu, dava konusu yayınlar da,------- vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ile neticelenen deprem felaketinde, ----- haftalarca iletişimi sağlayamaması, kurdukları altyapının tamamen çökmesi,
yaşanacak felaketlere ilişkin hiçbir tedbir almadıklarının ortaya çıkması, afetler sonrasında bile ----- iletişimi sağlamak için işbirliği içerisinde olmaması konularında sadece müvekkili ------ değil, herkesin dile getirdiği gerçeklere ilişkin olduğu, nitekim ----- hizmetlerinde deprem sırasında yaşanan aksaklıklara ilişkin ----------- tarihinde meydana gelen depremlerde, işletmecilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerine ilişkin başlatılan incelemenin --------yöntemi ile yürütülmesine karar verildiği,
deprem sırasında ve sonrasında milyonlarca kişiyi mağdur eden, haftalarca iletişimi sağlayamayan ----- şirket, sanki iletişim görevini yerine getirmiş de müvekkili tarafından haksız bir eleştiriye uğruyormuş gibi müvekkilini sektörel eleştiri ve yorumlarını dava konusu ettiklerini, dava dilekçesinde, herhangi bir davaya konu edilmeyen ve bu takıntının tezahürü olarak belirtilen --------- tarihli yazılar husumete dayalı sövgü yazıları değil, somut konulara ilişkin, delile ve belgeye dayalı yazılar olduğunu, sonuç olarak dava konusu edilen yayınlar müvekkili -------- bir ürünü olmadığı gibi,
bilakis depremde üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeyen, büyük bir hezimete uğrayan ------- ve iştiraki olan davacı şirket takıntılı bir şekilde, 9 milyonluk, 9 tane dava açarak müvekkillerini yıldırmaya çalıştığını, dava konusu programlarda yapılan yorumlar, telekomünikasyon sektörünün hem özel hem de devlet ayağının depremdeki başarısızlığına ilişkin olduğu,
eleştiri niteliğinde ve hukuka uygun olduğunu, ----- raporu ile diğer gsm operatörleri'nin açıklamaları da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu programlardaki -----------şirketlerine ilişkin değerlendirmeler de kamuoyunu bilgilendirme kapsamında ve hukuka uygun bu değerlendirmeler ile ilgili kişilik haklarının ihlali iddialarının reddi gerektiği, imtiyaz sözleşmelerinde, ----- yapı yatırımlarının imtiyaz süresi bittiğinde devlete çalışır vaziyette teslim edilmesi gerektiğine ilişkin düzenlemelerin bulunduğu, Alt yapı yatırımlarının----- operatörlerinin bünyesinden çıkartılarak,
alt yapı işletim şirketlerine devredilmiş olmasının büyük bir sorun olduğu, Alt yapı yatırımlarının ------- operatörlerinin bünyesinden çıkartılarak alt yapı işletim şirketlerine devredilmesinin, bu alt yapı yatırımlarının devlete devredileceğine ilişkin imtiyaz sözleşmelerindeki hükümlerin uygulanmasında belirsizliklere neden olduğu,
davacının iddiasının aksine, imtiyaz sözleşmelerinde alt yapı yatırımlarının süresi sonunda devlete dönmesi gerektiği ve ------- üzerinden yapmasının bu hükmü etkisizleştireceği, ------ Raporunda da dikkat çekilen bir sorun olarak belirtilmekte ve müvekkili bir gazeteci olarak dile getirdiği bu sorunun------- tarafından da altı çizildiği, dava konusu programların hukuka uygun olduğu, haksız rekabet ve kişilik hakkı ihlali amacıyla yorumlar yapılmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddine, davaya konu yayınlar ile ilgili olarak,
aynı davalılara ------ karşı, davacının %100 pay sahibi ------- Sayısına kayıtlı olarak açtığı dava ile huzurdaki davanın birleştirilmesine, haksız davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesi beyan edilmiştir. Dava, TTK'nun 54. ve devam maddeleri gereğince haksız rekabetin ve kişilik haklarına saldırının tesbiti, önlenmesi ile durdurulması ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekilince dava dilekçesinde bu talepler -----bağlantılı sitesinde ve sosyal medya kanalında yayımlanan
---- tarihinde ---- bağlantılı----- yayınlanan program
------- de yayınlanan program
----------- de yayınlanan program
İle gerçek dışı isnatlarda bulunarak davacı şirket kişilik haklarının zedelendiği ayrıca davacı şirketin ticari iş ve işlemlerinin kamuoyuna kötülenmesi suretiyle ve TTK'nun 55/1-a maddesi hükümleri gereği davaya konu yazı ve yayınların haksız rekabet teşkil ettiği iddialarına dayandırılmıştır. Haksız rekabet TTK'nda 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, TTK'nun 54/2 maddesinde “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklindeki düzenleme ile haksız rekabete ilişkin temel ilke gösterilmiştir.
Dürüstlük kuralına aykırı davranış, ticari uygulamalar başlığı ile de TTK'nun 55. maddesinde tadadi düzenleme ile başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiştir. Bu düzenlemeler kapsamında davacı taraf isnadı TTK'nun 55/1-a-1 maddesi çerçevesinde değerlendirilebilir. Anılan düzenleme; "MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," şeklindedir.
Anılan yasal düzenleme yönünden --------sayılı ilamında;"(..)Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir.
19. Kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir.
6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Susma ise bu madde kapsamına girmemekle birlikte bilgilendirme yükümlülüğünün söz konusu olduğu yerde susmanın haksız rekabet sayılması ancak 6102 sayılı TTK’nin 54/2 maddesindeki genel ilke kapsamında mümkün olmaktadır.
20. Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın (beyanın) olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.
21.Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır.
Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır -------22. Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır.
Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır.
Öte yandan gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargıları ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır.
Örneğin bir kişinin “taklit” ve “korsan” mal ürettiğini anlatan ifadeler; tüketiciyi uyarmanın ötesinde, somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşması durumunda gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşımaktadır ---------- Başka bir deyişle somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama.
6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir.23. Hemen belirtilmesi gerekir ki, bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır.
Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir. -------görüşü açıklanmış, anılan kanaatlere Mahkememizce iştirak edilmiştir.
Davaya konu manevi tazminat istemi ise davaya konu yayınların aynı zamanda davacı şirket kişilik haklarını zedeleyici olduğu iddiasına dayandırılmıştır. TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi gereğince “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesinde ise. “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” şeklindedir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Bununla birlikte davaya konu beyan ve görüşlerin haber yayını kapsamında açıklandığı Mahkememizce gözetilmiştir.
Bu noktada basın özgürlüğüne ilişkin prensiplerin de gözetilmesi gerekmiştir.Keyfiyete ilişkin olarak--------- ilamında. "Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.
Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25.maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez.
Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır.
Gerek yazılı ve gerekse ---------------basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.
O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.----- birçok kararında; ------- fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen ------değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun,
çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir." şeklindeki görüşüne Mahkememizce iştirak edilmiştir .Davaya konu istemler değerlendirilirken TTK'nda korunan ve amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olan haksız rekabet hükümleri çerçevesinde davacı şirket ticari menfaatleri ve kişilik değerlerine yönelen saldırı olup olmadığı hususu ile birlikte yukarıda ifade edilen basın özgürlüğü düzenlemeleri, bu çerçevede basına sağlanan güvencenin amacının, halkın,
dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesinin mümkün olduğu, her iki menfaatin çatıştığı noktada kamu yararı referans alınarak hangi değerin üstün tutulması gerektiği tespit edilmeli, bu noktada somut olayın özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, dava konusu yayınların ülkemizde on binlerce insanın vefatına yol açan, 6 Şubat 2023 tarihinde art arda meydana gelen ve coğrafi olarak geniş etkileri olan depremde haberleşme sorununa ilişkin olduğundan, meydana gelen afetin tüm -------- etkilediği, bu konudaki her türlü haber ve bilginin geniş bir kamu yararı teşkil ettiği dikkate alınmıştır.
Bununla birlikte davaya konu yayınların davacı şirketle sınırlı olmayıp, 6 şubat depremleri sonrasında yaşanan iletişim sorununun, geniş çaplı değerlendirilmesi mahiyetinde kaldığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan sebeplerle bir bütün olarak dava konusu yayınların davacı şirkete yönelik eleştiri niteliğinde olduğu, kullanılan sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde ve haksız rekabet kapsamında kabul edilemeyeceği kanaatiyle tüm istemlerin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/170, K. 2024/463, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama