KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/872
- Karar No
- 2024/952
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
1.036 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/872 Esas
KARAR NO: 2024/952
DAVA
Bankanın Taraf Olduğu Banka Teminat (Garanti) Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 01/12/2023
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili.
Davalı- Borçlu--- davacı müvekkili ----- tarihinde ------imzalanmış, diğer davalı------ iş bu akdedilen kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak imzaladığını, ancak davalı-borçlu tarafça kullanılan kredinin geri ödeme vade tarihi gelmesine rağmen, davacı müvekkili bankaya ödeme yapılmadığını, bunun üzerine belirtilen sözleşmelerden doğan borçlarını ödemeyen davalı-borçlu aleyhine öncelikle ---- tutarındaki alacak için ------dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu takibe davalı borçlunun itiraz etmesiyle takibin durduğunu, davanın kabülü ile borçluların yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline,
---- sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borçluların kötüniyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalıların davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.-------sayılı dosyasının tetkikinde.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 29.455,13 TL asıl alacak, 10.137,47 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 506,87 TL BSMV olmak üzere toplam 40.099,47 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı yanın yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı yanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak mevcut ise miktarı ve bu alacağın davalı yandan talep edilip edilemeyeceği, davalı yanın icra takibine itirazının haklı olup olmadığı, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği hususlarındadır.
Davalı ----Yönünden Yapılan Değerlendirmede;Davalı ----- müracaat ederek Bankanın gerekli kredi evrakını bizzat imzalayarak ----ayda bir ödemeli ve 36 ay vadeli kredi talebinde bulunduğu, ---- kredi kullandırıldığı, kredilerin geri ödenmemesi üzerine dava konusu takibin başlatıldığı anlaşılmıştır.
Kredi sözleşmesi, tip sözleşme niteliğinde olup, davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesini okuyarak imzalaması gerekir, aksi taktirde bilgilendirilmenin belgeli olarak bankadan istenmesi mümkün olmayacağı, yine kredi sözleşmesinde, banka kayıtları yönünden delil sözleşmesi niteliğinde düzenleme mevcut olduğu, bu düzenleme kapsamında taraflar arasında bir ihtilaf çıktığında banka kayıtlarının esas alınacağı açıkça düzenlendiği, bu hususunda tarafları bağlayacağından, mahkememizce banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Bu kapsamda hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak tutarı 28.770,94 TL asıl alacak, 2.584,59 TL işlemiş faiz olduğu belirtilmiştir.Davacının bankadan kullandığı krediyi ödememesi üzerine 28.770,94 TL asıl alacak, 2.584,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.051,94 TL borçlu bulunduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.--------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı Kefil -------Yönünden Yapılan Değerlendirmede;Sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi,
müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur. 6098 SY.
TBK'nın 584 üncü maddesi gereğince, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Davalı ----- kefalet tarihinde evli olmasına karşın, eşinin muvafakati alınmadığından, kredi sözleşmesi kapsamında verdiği kefaleti geçersiz olduğu anlaşılmakla, dava konusu borçtan sorumlu olmadığından Davalı Kefil---- Yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/872, K. 2024/952, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama