KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/243
- Karar No
- 2025/405
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
Karar Metni
1.045 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/243 Esas
KARAR NO:2025/405
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 02/04/2024
KARAR TARİHİ: 27/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin yurtiçinde ve yurtdışında taşımacılık alanında hizmet veren, sektörün tanınmış ve öncü kuruluşlarından olduğu, müvekkili şirket ile davalı---- arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalıya ait emtiaların ----- taşınma işinin müvekkili tarafından üstlenildiği ve taşıma hizmetinin yerine getirildiği, bu hizmete istinaden dilekçe ekinde yer alan ---------- bedelli navlun faturası, tanzim edilerek davalı tarafa iletildiği, müvekkili şirket tarafından bu alacağının ödenmesi için davalı tarafa karşı ----- Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafa ödeme emri gönderildiği,
ödeme emrine karşı davalı/borçlu tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edilmesi neticesinde takibin durdurulduğu, takibe itiraz edilmiş olması nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 17, madde ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi uyarınca Arabuluculuk süreci işletildiği ancak tarafların anlaşamadıkları, davalı borçlunun vaki itirazları üzerine duran icra takibine devam edilebilmesi için, itirazın iptali talebi ile işbu davayı açmak zarureti doğduğu açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile;
davalı/borçlunun----- sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli borca itirazın iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı tarafın davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,------ Esas sayılı takip dosyasında, "2 fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 1.080,00 USD ve 1.285,00 USD asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık: Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalıya ait emtiaların ---- taşınma işi kapsamında, davacının ---- bedelli navlun faturasından kaynaklı, davalıdan alacaklı olup olmadığı, bu kapsamda ---- sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılan takibe davalının itirazının iptali gerekip gerekmediği hususndadır.Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;Davacının, davalıya fatura konusu hizmeti verdiğini / malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir,
zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur.-----6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.----- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı,
dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından,
davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 1.008.824,42 TL asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın kabulü ile davacının yaptığı takibe davalının itirazının iptaline karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/243, K. 2025/405, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama