KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/392
- Karar No
- 2025/435
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/392 Esas
KARAR NO: 2025/435
DAVA
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 30/05/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile diğer borçlular arasında imzalanan sözleşme gereği kedi kullandırıldığı ve bu krediye davalı borçlunun kefil sıfatı ile imzası bulunduğu, Borçlu aleyhine ------- Esas sayılı dosyasından müvekkil banka alacağını tahsil amacı ile takip başlatıldığı, ancak davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiği ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, davalının itirazının haksız ve mesnetsiz olup müvekkil bankanın alacağını tahsil etmesini zorlaştırmak amacını taşıdığını, davalının icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalılar vekili; borç miktarı ve dayanağına borcun diğer ferilerine, talep edilen faiz miktar ve faiz oranına müvekkili şahıs yönünden takip dayanağı sözleşmede herhangi bir faiz oranından bahsedilmediğini, davacı tarafından açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ------sayılı dosyasının tetkikinde;Davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 32.604,21 TL asıl alacak, 1.949,20 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 97,46 TL------- olmak üzere toplam 34.650,87 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı,
davalı yanın yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı yanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak mevcut ise miktarı ve bu alacağın davalı yandan talep edilip edilemeyeceği, davalı yanın icra takibine itirazının haklı olup olmadığı,
davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği hususlarındadır.Tüm Dosya Münderecatı Kapsamında;Davacı bankanın -----Şubesi ile davalı/borçlu -----arasında imzalanan ----- uyarınca adı geçen firmaya muhtelif krediler kullandırılmış olup, davalı/borçlu ----- anılan sözleşmeyi müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kredi ödemelerin aksaması üzerine, davacı banka tarafından hesap kat edilerek ve borçlu firma ve kefiline -------yevmiye nolu ihtarnamesi,
davalı kefilin sözleşmede belirtilen adresine ---tarihinde ulaştığı temerrüdün sağlandığı görülmüştür.Kefaletname, TBK 583 vd. maddelerdeki geçerlilik şartları yönünden mahkememizce incelenmiştir.
Dava konusu kefaletnamede tarih, kefil olunan miktar ve kefaletin türü de el yazısı ile yazılmış olup kefalet şartlarının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.Kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi tip sözleşme niteliğinde olup, davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesini okuyarak imzalaması gerekir, aksi taktirde bilgilendirilmenin belgeli olarak bankadan istenmesi mümkün olmayacağı, yine kredi sözleşmesinde, banka kayıtları yönünden delil sözleşmesi niteliğinde düzenleme mevcut olduğu, bu düzenleme kapsamında taraflar arasında bir ihtilaf çıktığında banka kayıtlarının esas alınacağı açıkça düzenlendiği,
bu hususunda tarafları bağlayacağından, mahkememizce banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.Bu kapsamda hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır.Davacı bankaca davalı yana kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankaca İİK madde 68/b kapsamında hesabın kat edilerek noter kanalıyla davalı yana tebliğ suretiyle davalı yanın temerrüde düşürüldüğü, davalı yana noter ihtarnamesi ile verilen süreye rağmen dava konusu borcun ödenmemesi üzerine dava konusu takibin yapıldığı,
taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin HMK madde 193 doğrultusunda düzenlenen delil sözleşmesi hükümleri kapsamında davacı bankanın kayıtları üzerinde HMK madde 266 kapsamında bilirkişi vasıtasıyla yapılan inceleme nihayetinde davacı bankanın takip tarihi itibari ile 32.996,57 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle, bu miktar yönünden davalının takibe itirazının haksız olduğu değerlendirilmekle, davanın kısmen kabulüne davalının takibe itirazının yukarıda belirtilen miktar yönünden iptaline karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -------Bu kapsamda, dava, kredi alacağının tahsili istemine yönelik itirazın iptali davası olup, dava konusu icra takibine esas alacak likit (bilinebilir) olmasına göre İİK'nın 67/2. maddesi gereği davalı yanın haksız itirazından dolayı davacı yararına, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/392, K. 2025/435, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama