KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/905
- Karar No
- 2025/961
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2025
Karar Metni
1.563 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/905 Esas
KARAR NO : 2025/961
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 29/11/2024
KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle.
Müvekkili Banka ile dava dışı -------- ŞİRKETİ arasında kredi genel sözleşmesi imzalandığı, firmaya krediler kullandırıldığı , işbu sözleşmeyi --------, --------ŞTİ, ---------- Şirketi Ve ---------- müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, Kredi borcu ödenmediğinden, sözleşmenin Müvekkil Bankaya verdiği yetkiye istinaden kredi hesabı kat edildiği ve borçluya ---------Noterliğinin 11.06.2024 tarih ve ---------- yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek, borcun ferileri ile birlikte ödenmesi, ödenmediği takdirde kanuni takibe başlanacağı ihbar ve ihtar edildiği,
ihtarname tebliğ tarihinden itibaren verilen süre içerisinde borç ödenmediği, bu nedenle davalı kefiller hakkında------- Banka Alacakları İcra Dairesinin -------- E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiği, Ödeme emri ve dayanak belge suretleri davalıya tebliğ edildiği, davalılar tarafından yetkiye,borca, işlemiş faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiği,
davalı tarafından --------- Banka Alacakları İcra Dairesi --------- E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın fazlaya dair talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile iptaline ve takibin devamına, takibe haksız itirazda bulunan davalının alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kefalet sözleşmesinde yer alan hükümler hukuka aykırı olup geçersiz sayılması gerektiği, kefalet borcu kural olarak tali bir borç olduğu, genel kredi sözleşmesinin hükümleri, sözleşmede zayıf olan tarafın korunması prensibine bağlı olarak müvekkili aleyhine yorumlanması gerektiği, söz konusu kredi sözleşmesi ile ilgili olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satış yapılmış ve bu satışa ilişkin olarak ihalenin feshi davası açılmış ve devam ettiği,
işbu davada verilecek etkileyecek nitelikte olması sebebiyle söz konusu --------- E. sayılı dosyasında görülen dava bekletici mesele yapılması gerektiği, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş huzurdaki davanın reddine,----------- E. sayılı dosyası ile ikame edilen ihalenin feshi davasının bekletici mesele yapılmasına, davacı yan aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Dava, hukuki niteliği itibariyle genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Uyuşmazlığın çözümü için genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi , taraflar arasında akdedilen yapılandırma protokolü, icra takip dosyası dosya içerisine alınmış, konusunda uzman bankacı bilirkişi tarafından kök ve ek raporlar düzenlenmiştir. Mahkememizce 18/07/2025 tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle. Dava Dışı Asıl Borçlu firma --------- Şti.
İle davacı banka arasında 07.09.2021 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalandığı, Sözleşme kapsamında firmaya 10.000.000,00 TL Limit tanımlandığı, davalılar ---------Ş., -------- Şti.,--------, ---------- Firma ile banka arasında imzalanan sözleşme kefalet hükmü ekini, 07.09.2021 tarihinde 10.000.000 TL Azami Miktar, müteselsil kefil olarak imzaladıkları, taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, Banka tarafından dava dışı asıl borçlu firma adına --------- müşteri numarası tanımlandığı, ---------- Nolu vadesiz TL hesap açıldığı, Ticari bankacılık ürünleri kullandırımı yapıldığı,
bankanın takip tarihi itibariyle davalı Kefiller -------Ş., --------Şti., --------, --------- takip talebi ile bağlı olarak ; toplam 2.555.025,69 TL Alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğu, davacının takipte istediği alacağın tespitlerimizi aşan (35.310,71 TL) kısmının davaya sunulan belgelere ve takip talebi ile bağlı olarak, yerinde olmadığı,
davacı bankanın, takip talebinde Anapara için 9678,00 Temerrüt faizi talebi tarafımızca uygun bulunmuş olup, bankanın takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar 2.440.841,53 TL Matrah üzerinden yıllık %78 temerrüt faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceği, şeklinde kanaat bildirilmiştir. Mahkememizce 18/11/2025 tarihinde alınan bilirkişi ek raporunda özetle.
Davacı banka ile Davalı Asıl Borçlu firma Dava Dışı Asıl Borçlu firma --------- Şti. arasında 08.02.2024 tarihinde Yeniden Yapılandırma Protokolü İmzalandığı, protokolü -------- Şti. ve -------- Müteselsil Kefil olarak imzaladıkları, Protokolün 3. maddesinde belirtilen borçların tamamı ile 5. maddesi ve ekli ödeme planı kapsamında tespit ve kabul edilen faiz, komisyon ve eklentilerinden müteselsilen sorumlu olduklarını beyan, kabul ve taahhüt ettikleri, taraflar arasında akdedilen yapılandırma protokolü kapsamında firmaya 08.02.2024 tarihinde 2.123.311,80 TL tutarlı --------- Nolu Yapılandırma Kredisi kullandırıldığı,
bankanın gönderdiği ihtarname ve başlattığı takipte --------- Nolu Yapılandırma Kredisi kaynaklı alacağını talep ettiği, talep ile bağlılık ilkesi dikkate alınarak yapılandırma sözleşmesi ile kullandırılan kredide davalılar---------Ş. ve--------- Müteselsil kefalet imzası bulunmadığı,
bu durumda, başlatılan takipte davalıların imzalamış oldukları Genel Kredi Sözleşmesi kaynaklı kefaletin yapılandırma sözleşmesine sirayet edip etmeyeceği hususu, Türk Borçlar Kanunu'nun 581 ve devamı maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir konu olduğundan Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, şekil şartları ve müteselsil kefaletin kapsamı bakımından hukuki nitelendirme ve yorum, yargısal takdir gerektirdiğinden, uzmanlık alanım dışında olan bu hususta nihai kararın Sayın Mahkemenin takdirine bırakıldığı şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre ; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu --------- şirketleri ile arasında 07/09/2021 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında firmaya 10.000.000-TL limit tanımlandığı, davalılar -------,---------,-------- Şirketi ,---------Şirketinin iş bu genel kredi sözleşmesine müşterek müteselsil kefil olarak imzaladıkları , taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında dava dışı firmaya müşteri numarası tanımlandığı, ticari bankacılık ürünleri kullandırımı yapıldığı, vadesiz hesap açıldığı,
dava dışı firma ile davalıların yükümlülüklerini yerine getirmedikleri nedeniyle haklarında kat ihtarnamesi keşide edildiği ve kat ihtarnamesine rağmen borçlarını ifa etmemeleri nedeniyle davalı kefiller hakkında takip başlatıldığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu firma arasında 08/02/2024 tarihinde yeniden yapılandırma protokolü imzalandığı, yapılandırma protokolünün kefillerden -------- Şirketi ve -------- müteselsil kefil olarak imzaladıkları taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında dava dışı firmaya 08/02/2024 tarihinde 2.123.311.80-TL tutarlı yapılandırma kredisi kullandırıldığı,
protokol üzerinde yapılan incelemede davalılar --------- Şirketi, --------- müteselsil kefalet imzasının bulunmadığı görülmüştür. Ticari hayat içerisinde şirketler yaşamış oldukları finansal darlık ve banka kredilerini geri ödemede yaşadıkları zorluklar nedeniyle kredi müşterilerinin kullanmış oldukları kredileri yapılandırma yoluna gitmektedirler, bu kapsamda banka ile kredi müşterisi arasında yapılandırma protokolü yapılmaktadır.
TBK 131 ve 134 maddelerinde düzenlenen yenileme borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Yenileme ile eski borç ortadan kalkar ve onun yerine yeni bir borç doğar. Borcun yenilenmesi için alacaklı ile borçlu arasında yenileme denen bir sözleşmeye ihtiyaç vardır. Borcun yenilenmesi karine olarak kabul edilmediğinden tarafların açık iradesinin varlığını gerektirir.
TBK 133/2 hükmü bu hususu teyit etmek için mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulmasını bir alacak senedi veya yeni bir kefalet senedi düzenlenmesinin , yenileme sayılmayacağını açıkça ifade etmektedir. Yenileme ile birlikte eski borçtan doğan defiler ve rehin kefalet gibi feri haklarda sona erer, zira asıl borç sona erince ona bağlı feri hakların sona ermesi , asillik ferilik ilişkisinin doğal bir sonucudur.
Doktrinde ve --------- HD emsal içtihatlarında banka kredi yapılandırma işlemi bir tür yenileme işlemi olarak görülmektedir. Yapılandırma protokolü yapılmakla taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı olarak yapılan kefalet sözleşmesi, ipotek sözleşmesi ortadan kalkacaktır.
Yapılandırma protokolü ile birlikte kefillerin , kefil sıfatı ile yapılandırma protokolü imzaları gereklidir. --------- sayılı kararında " davacı vekili , davacı banka ile dava dışı ... arasında ilk olarak 12/05/2009 tarihinde, daha sonra , 02/11/2011 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzaladığını , davalının da müşterek müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı , kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali, takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir....Mahkemece yapılan yargılama,
toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davacı banka ile dava dışı borçlu arasında 12/05/2009 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunduğu, bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerle ilgili ödeme yapılmaması nedeniyle davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 02/11/2011 tarihinde yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile önceki kredi sözleşmesinden doğan borçların kapatılarak yeniden borç yapılandırılmasına gidildiği, ikinci sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, ikinci sözleşmenin yenileme niteliğinde olduğu,
bu sözleşme ile önceki sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin kapatıldığı , yenileme sözleşmesinin önceki borçlar yönünden borcu sona erdiren nedenlerden olduğu, yenileme sözleşmesinde davalının imzası bulunmadığı , davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş iş bu karar -------- HD tarafından onanmasına karar verilmiştir."Somut uyuşmazlıkta davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında yapılan genel kredi sözleşmesinde dava dışı asıl borçlu firma borçlarını vadesinde ödeyememesi nedeniyle davacı banka ile yapılandırma protokolü yapmış,
yapılandırma protokolüne ek olarak genel kredi sözleşmesinin ekinde bulunan kefalet sözleşmesinde imzası olan -------- Şirketi ,--------- yapılandırma protokolünde imzalarının bulunmadığı, bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede tespit edilmiş olduğundan kefiller -------- Şirketi ,--------- yönünden yapılandırma protokolünde imzaları bulunmadığından yapılandırma protokolü yönünden sorumluluklarının bulunmadığı,
diğer davalılar ---------- Şirketi ve --------- yapılandırma protokolünde kefil olarak imzası bulunduğundan bu davalılar yönünden yapılandırma protokolünden müşterek müteselsil kefil olarak sorumlu olacakları tespit edilmiştir. Davacı taraf 17/12/2025 tarihli duruşmasında alacağın satış yoluyla tahsil edildiği ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Yapılan incelemede alacak tamamen tasfiye edildiğinden dava konusuz kalmıştır.
Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, tarafların haklı haksız olma durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden yapılan incelemede davalılar -------- Şirketi ,----------- dava açılmasına sebebiyet vermedikleri , diğer davalıların ise yapılandırma protokolünde kefaletleri bulunduğundan dava açılmasına sebebiyet verdikleri bu nedenle davalılar --------- Şirketi ve ----------- vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olacakları, diğer davalıların sorumlu olmayacakları ,
davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haklı ve yerinde olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/905, K. 2025/961, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama