KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/100
- Karar No
- 2024/632
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
Karar Metni
1.916 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/100 Esas
KARAR NO:2024/632
DAVA
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat)
DAVA TARİHİ: 08/02/2022
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Mahkememizde görülen Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacının takibe dayanak senet ve kredi sözleşmesi nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, davaya konu icra dosyasında, takibe konu alacağın -------- Esas sayılı dosyası olduğu belirtilmiş olup, işbu dosyada takibe dayanak olan genel kredi sözleşmenin tarafları, davalı ve dava dışı ----- olduğunu, -----akdedilen genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer almakta olduğunu, davacının şbu kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacı, ------ dosyasında yer alan takibe konu bonoyu, 2014 yılında çekilen genel kredi sözleşmesine istinaden ifa amacıyla tanzim etmiş,
söz konusu kredi ise, bila tarihli ödeme ile kapatılmış ve işbu kredi kapsamında koyulan rehin-ipotek şerhleri kaldırılmış olduğunu, davacının ifa amacıyla bono keşide ettiği tek sözleşme, 2014 yılına ait genel kredi sözleşmesi olup, bu borç tutarı ise daha önceden 3. Kişiler (kredi sözleşmesinin tarafları) tarafından tam ve eksiksiz şekilde ödenmiş olduğunu, Davalı banka tarafından;
bono üzerindeki tarihler yeniden doldurmuş, müvekkilinin 2015 yılında imzalanan genel kredi sözleşmesine taraf olmamasına rağmen mevcut borçtan sorumlu tutulmak istenmiş olduğunu, bunun kabulü mümkün olmayıp, davacının söz konusu kredi sözleşmesi nedeniyle sorumlu kabul edilmesi davacının zarara uğramasına sebebiyet verecek olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; takibe konu senedin 2014 yılında düzenlenmiş genel kredi sözleşmesine istinaden olmadığı farz edilse dahi, davalı banka tarafından sonradan doldurulan söz konusu bononun hangi nedenle ve hangi krediye ilişkin teslim alındığının açıklanması gerekmekte olduğunu, bu kapsamda;
davalı banka genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak, söz konusu bononun hangi kapsamda keşide edildiği yönünde bilgi alınmasını talep etmekte olduklarını, Diğer yandan; işbu dava, hukuksal niteliği itibariyle, İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/7 maddesine dayalı istirdat davası olduğunu, davacı, istirdat davasında yalnız paranın verilmesi gerekmediğini ispata mecbur olduğunu, İcra takibinin alacaklısı durumundaki davalı ise takibe konu alacağının, mevcudiyetini ispatla yükümlü olduğunu, Somut durum hiçbir şekilde anılan borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte,
davalı alacaklı,------------ sayılı takip dosyasından alacaklı olduğunu ispatlamakla mükelleftir. davacıl tarafından icra dosyasında takibe konulan bedelin cebri icra yolu ile ödenmesi, ispat yükünün müvekkile geçmesi sonucunu doğurmayacak olduğunu, davacı cebri icra tehdidi altında iddia edilen borç tutarını ödemiş olduğunu, davacı aleyhinde başlatılan takipte yer alan borcun sebebi, -------- sayılı dosyasında yer alan genel kredi sözleşmesi olarak belirtilmiş olup, müvekkili işbu sözleşmeye taraf olmadığını, İcra takibine konu senet 2014 yılında tanzim edilmiş genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlenmiş olup,
söz konusu borç tutarı ödenmiş ve borca ilişkin eklenen ipotek şerhleri kaldırılmış olduğunu, davalı, davaya konu icra takibi nedeniyle, davacı davacıyı zarara uğratma saikiyle hareket etmekte olup, davalı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve cebri icra yoluyla ödenen borcun müvekkiline iadesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek; davanın kabulü ile, davalı tarafça başlatılan --------- sayılı takip dosyasında davacıdan cebri icra yolu ile tahsil edilen 133.107,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davacıya geri verilmesi,
davalı bankanın alacak miktarının %15'inden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava
dilekçesinde bahsettiği ve davalı banka taraf olmadığını beyan ettiği ----------- sayılı dosyası ile de başlatılan takibin doğrudan ilgisi olmadığını, Huzurdaki takip kambiyo senedine dayalı olarak başlatılmış olup senet ödeme amacı ile tahsile konu edilmiş olduğunu, Davacı yanın senet imzası ve senet nedeniyle borçlanması başlı başlına borcu kabulü olup ayrıca bir kredi sözleşmesini imza etmesi de gerekmemekte olduğunu,
Somut olayda takip dayanağı bonoların teminat bonosu olduğu yönünde herhangi bir yazılı belge bulunmadığı gibi bonoların teminat amaçlı verildiği yönünde alacaklının kabul beyanı da bulunmadığından bonoların kredi sözleşmesinin ödeme aracı olarak düzenlendiğinin kabulü gerekmekte olduğunu, davaya konu bono teminat senedi olarak alınmamış olup;
tahsili halinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere ödeme amacı ile alınmış olduğunu, Yine davacının bonoyu başka bir kredi sözleşmesinin ifası amacı ile verdiği iddiası da gerçeği yansıtmadığını, Kaldı ki davacının bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması yasal gereklilik olduğunu, Dava dosyasında bu yönde de herhangi bir belge bulunmamakta olduğunu, Nitekim
---- kararları olduğunu, Mücerret kıymetli evrak, senedin tanzimine sebep olan asıl borç ilişkisinin (temel borç ilişkisi) senetten anlaşılmasına imkân bulunmayan kıymetli evrak olduğunu, Ancak mücerret senetler de bir temel münasebete dayanır olduğunu, Bu tür senetlerle söz konusu hukuki münasebet arasında bir bağ kurulmamış olduğunu, Senet hamili bir ihtilaf hâlinde alacağını kıymetli evraka dayandırabilir olduğunu, geçerli bir temel münasebetin bulunmadığı veya buna ilişkin defilerin dermeyanı ve ispatı meselesi borçluya yüklenmiş olduğunu, bu prensibin en üst seviyede uygulandığı senet kambiyo senetleri olduğunu,
bir munzam senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için “bedeli teminat içindir”, “teminat senedidir”, “şu sözleşmeye konu olarak hazırlanmıştır” gibi ifadelerin bulunması gerekir olduğunu, davacının huzurdaki dosyada bu yönde bir delili de bulunmamakta olduğunu, Takibe dayanak bono bizzat davacı asil tarafından imza edilmiş olup geçerli olduğunu, Bononun ödeme aracı olarak takibe konu edilmesinde herhangi bir kötü niyet bulunmadığı gibi davalı banka alacağı da tümüyle tahsil edilememiş olduğunu, davalının kötü niyetinden bahsedilmesi mümkün olmadığını, davacı huzurdaki takip dosyasına herhangi bir itirazda bulunmaksızın
ödemeyi yapmış olduğunu, Huzurdaki dava İİK 72/7 maddeye dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır. İlgili yasa maddesinde ; "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. " denilmekte olup ayrıca bir kötü niyet tazminatından da bahsedilmemekte olduğunu belirterek; Davanın Reddine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli davacının %20 den aşağı olamamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı tarafından --------- sayılı dosyasına davacı tarafça icra tehditi altında ödenen bedelin istirdatına ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda. Uyuşmazlığın, davacı aleyhine davalı banka tarafından başlatılan ------- sayılı icra dosyasına haksız olarak ödenen 133.107,13 TL'nin davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Dosyanın bankacı bilirkişiye verilerek; takip konusu senedin bağlantılı olduğu davacı tarafından davalı banka ile arasında imzalanan herhangi bir kredi sözleşmesi yada dava dışı 3. Kişi tarafından imzalanan kredi sözleşmesine kefil olduğu krediler olup olmadığı hususları da incelenerek rapor aldırılmasına, karar verilmiştir.Bilirkişi 13/02/2023 Tarihli raporunda.
Davacı ... tarafından kullanılan 2014 tarihli bir Genel Kredi Sözleşmesinin bulunmadığı; dava dosyasına sunulan evraklar üzerinde yapılan incelemede. Dava Dışı Asıl Borçlu--------banka arasında 24.04.2015 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı ------ imzalanmış olduğu, kefil olarak ---- imzalarının bulunduğu, Dava Dışı Asıl Borçlu ------- banka arasında 24.04.2015 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde kefil olarak ----
imzası olmadığı tespit edildiğini, bu çerçevede; dava dosyası üzerinde yapılan inceleme ve Mahkeme tarafından davalı Bankaya hitaben yazılan müzekkereye verilen cevap neticesinde dava dosyasına sunulan delillerden; davacı tarafından davalı banka ile arasında imzalanan herhangi bir kredi sözleşmesine kefil olmadığı tespit edildiği rapor edilmiştir.
Davacının iddiası ve davalının savunması dikkate alındığında hukuki yorum mahkemeye ait olmak üzere dava konusu senedin teminat senedi olduğu, zira banka bunu ödemek için alındığını bildirdiğine göre krediyi kullanan ve kefiller ödese idi senet bedelsiz kalacağından bu nedenle mahkememizin yapacağı inceleme olarak 2015 yılında kullanılan kredinin ödemelerine bakılarak senedin tahsili anında senet bedeli yada daha fazla miktarda ödenen kredi olup olmadığının tespiti ve bu senedin 2014 yılında kullanılan bir kredi için alındığına dair banka kayıtları da incelenerek bir kayıt olup olmadığı yönünde.
Dava dosyasının önceki bilirkişiye tevdii ile ek rapor aldırılmasına karar verilmiştir.Bilirkişi 05/06/2023 tarihli ek raporunda. Davaya konu 01.06.2015 keşide tarihli 85.000,00 TL tutarlı senedin 2014 yılında kullanılan bir kredi için alındığına dair bir belge tespit edilememiş olduğu. 2014 ve 2015 yılında kullanılan krediler üzerinde yapılan incelemede; ----- kredilerin kullandırıldığı ve kredilerini kapatılmış olduğu tespit edilmiş olduğu rapor edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı banka tarafından----- dosyasında takibe konu ----- düzenleme tarihli ---- vade tarihli ---------- bedelli bono için icra takibi başlatıldığı ancak bu bononun 2014 yılında çekilen genel kredi sözleşmesine istinaden ifa amacıyla tanzim edildiğini, söz konusu kredinin bila tarihli ödeme ile kapatıldığını bu nedenle haksız ödenen paranın istirdatı için iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece deliller toplanarak bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi raporunda; dava dosyasına sunulan evraklar üzerinde yapılan incelemede. Dava Dışı Asıl Borçlu ------- banka arasında 24.04.2015 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı ----- imzalanmış olduğu, kefil olarak ----- imzalarının bulunduğu, dava Dışı Asıl Borçlu ------- banka arasında 24.04.2015 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde kefil olarak------- imzası olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece bankaya yazılan yazıya cevaben ”Davaya konu senet, tahsili halinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere, 24/04/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile birlikte alınmıştır. Senet, 12.11.2021 tarihinde tahsil edilmiş olup tahsil edilen tutar 24/04/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden doğan kredi borcundan mahsup edilmiştir.
Davacı ------tarafından kullanılan 2014 tarihli bir Genel Kredi Sözleşmesinin bulunmadığı hususunu bilgi arz ederiz.” Şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Bunun üzerine dava konusu senedin teminat senedi olduğu, zira banka bunu ödemek için alındığını bildirdiğine göre krediyi kullanan ve kefiller ödese idi senet bedelsiz kalacağından bu nedenle mahkememizin yapacağı inceleme olarak 2015 yılında kullanılan kredinin ödemelerine bakılarak senedin tahsili anında senet bedeli yada daha fazla miktarda ödenen kredi olup olmadığının tespiti ve bu senedin 2014 yılında kullanılan bir kredi için alındığına dair banka kayıtları da incelenerek bir kayıt olup olmadığı yönünde; dava dosyasının önceki bilirkişiye tevdii ile ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişi ek raporunda-----kredi kullandırıldığı. Kredinin -------no'lu Hesap ile ----kredi kullandırıldığı. Kredinin ---- tarihinde kapatıldığı,----- tarihinde ---- no'lu Hesap ile ---- kredi kullandırıldığı. Kredinin ------ tarihinde kapatıldığı, ---- tarihinde ----no'lu Hesap ile ----- Çek Karnesi verilmesi sureti ile ---- kullandırıldığı. Kredinin--------- tarihinde kapatıldığı tespit edildiği rapor edilmiştir.
Somut olayda davacının avalist olduğu senedin bankaya senet keşidecisinin kredi borcundan dolayı teminat amacıyla verildiği sabittir. Avalistin sorumluluğu keşideci ile eş değer olup ancak bu sorumluluk senet ile sınırlıdır. Kredi borcuna kefaleti kapsamaz. Bu sebeple senet hangi kredi borcuna teminat olarak alınmış ise o kredi borcu kapatıldığında senet bedelsiz kalır.
Banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılmış olup senet keşidecisi olan dava dışı kredili müşterinin 2013 yılında 1 adet 2015 yılında 3 adet kredi çektiği anlaşılmaktadır. 2013 yılında çekilen kredi 2014 yılında kapatılıp, davacının aval olduğu senet 2015 tanzim tarihli bu nedenle banka kabulünde olduğu gibi 2015 yılında kredi tazmini için alınan senettir.
Ama 2015 yılında alınan krediler 2015 ve 2016 yıllarında kapatıldığı için senet o tarihte bedelsiz kalmıştır. Bu hususu bizzat banka kayıtlarında yer almaktadır. Çok sonra bedelsiz senedin davacı aleyhine icraya konulması doğru olmamıştır.
Davacının takip sebebiyle ödediği bedelin miktarı ve tarihi İcra Müdürlüğü'ne sorulduğunda, ---- tarihinde ------- tarihinde 3.407,13 TL tutarlarında ödeme yapıldığı, ekte de belirtilen kapak hesabında borçlu vekili tarafından yapılan 13.453,16 TL fazla tutarın 12/11/2021 tarihinde borçlu vekiline iade edildiği belirtildiğinden davacı vekilinin talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve davacının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/100, K. 2024/632, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama