KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/280
- Karar No
- 2025/523
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/280 Esas
KARAR NO: 2025/523
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/11/2023
KARAR TARİHİ: 02/07/2025
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından müvekkili ----- aleyhine ---- tarihinde------sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinin başlatılmış olduğunu, müvekkilinin ------ yılında davalı tarafından 3.000,00-USD borç para aldığını, karşılığında düzenleme ve vade tarihi boş olan 3.000-USD bedelli senedi verdiğini, takibe konu 3.000,00USD bedelli senedin müvekkili tarafından banka yolu ile güncel kur karşılığı üzerinden yapmış olduğu ödemeler ile borcun tamamını ödenmiş olduğunu, davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, senet bedelinin tamamen ödenmesine rağmen davalının senedin müvekkiline teslim etmediğini,
2 yılda dolar kurunun yaklaşık 4 kat üzerine ödenmiş olan senet bedelini müvekkilinden tekrar talep ettiğini, davalı taraf işbu haksız ve hukuka aykırı para talebini isteme dozunu tehdit ve hakaretleri ile devam ettirdiğini, son olarak 14.09.2023 tarihinde müvekkilinin içerisinde eşi olan evine giderek camını yumruklamak suretiyle tehdit ve hakaretlerine devam ettiğini, davalının işbu tehdit ve hakaretleri karşısında ---- tarihinde müvekkilinin ------başvurarak şikayetçi olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının sabit olduğunu,
ödemelerin banka kanalı ile yapılmasına rağmen davalı tarafından kötü niyetli olarak senedi müvekkiline teslim etmemesi ve devamla haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine ------ sayılı dosyası ile icra takibi yapılması karşısında işbu menfi tespit davası açtıklarını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve bu nedenle ----Esas sayılı takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Takip kesinleştiği halde borçlu tarafından ödenmemesi üzerine icrai işlemlerin başlatıldığını, davacı tarafa tebligatın yapıldığı ve takibe herhangi bir itirazda bulunulmadığını, menfi tespit iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, davacı tarafın ödediğini iddia ettiği tarihler ile senetteki tarihlerin uyuşmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ---- müzekkere cevabı, ---- Esas sayılı dosyasının ---- çıktıları,----- müzekkere cevabı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK 72 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; ----- Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve kötüniyet tazminatı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
"...Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.
Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ----
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça; davalıdan borç para alınması üzerine taraflar arasında senet akdedildiği, senedin vade tarihinin boş olarak davacı tarafça senedin imzalandığı, davacının 3.000 USD tutarındaki borcu ödemesine rağmen davalının kötüniyetli olarak senedi sonradan doldurarak davacı aleyhine icra takibi başlattığı ileri sürülerek senedin bedelsiz kaldığı iddiası ile eldeki menfi tespit davasını açtığı, davalının ise davacı iddialarını inkarla, ödeme yapılmadığı iddiası ile davanın reddinin talep ettiği görülmektedir.
Borçlu, borcu olmadığı veya borcun itfa veya ihmal edildiğini yalnız resmî veya imzası (alacaklı tarafından) ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edebilir (İİK m. l69/a-1, c.2). Borcun itfa edildiği itirazı, ödeme, ibra, her çeşit af terkin ve takas gibi sebeplere dayanır.
Borçlu, borcu ödediğini banka havale makbuzu veya dekontu ile de ispat edebilir -----İcra ve İflas Kanunu’nun “İtirazın incelenmesi” başlıklı 169/a maddesinin 1. fıkrası “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder.
İcra mahkemesi hakimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.” hükmünü içermektedir.----- sayılı kararlarında da benimsendiği üzere İİK’nın 169/a maddesi uyarınca ödeme belgesinde senedin vade, tanzim tarihi ve miktarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır.Somut olayda; davalı alacaklı tarafından ----- bedelli senede dayalı olarak borçlu aleyhine ----- Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür.
Eldeki davada, davacı borçlu banka dekontlarını sunarak takibe konu senet bedelini ödediğini, bu sebeple senedin bedelsiz kaldığını ve senet nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Sunulan dekontların incelenmesinde; dekontlarda "3.000 USD senet karşılığı" açıklamasının bulunduğu görülmektedir.
İİK’nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.Dekontlardaki açıklamalarda sadece senet miktarı belirtilmiş, takip konusu senedin vade veya tanzim tarihlerine bir atıf bulunmadığı gibi dosyada yer alan banka kayıtlarından taraflar arasında birden fazla havalenin yer aldığı ve bu havalelere de senet bedelleri açıklamaya yazılmak sureti ile davacı tarafça davalıya para havale edildiği,
bir diğer ifadeyle taraflar arasındaki tek ilişkinin dava konusu senet olmadığı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle; dekontlardaki ödemelerin İİK’nın 169/a maddesi kapsamında takip konusu senetlere mahsuben yapılmadığının davacı tarafça ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, menfi tespit davalarında borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurulması (İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış- infaz edilmiş olması gerekir (İİK m.72,IV c.2).
Somut olayda, davacı taraf tedbir talebinde bulunmuş, talep kabul edilmiş ve uygulanmış olduğundan İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca davalı taraf lehine alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/280, K. 2025/523, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama