KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/42
- Karar No
- 2025/19
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/42 Esas
KARAR NO:2025/19
DAVA
İpotek borç bilgilerinin TESPİTİ
DAVA TARİHİ: 11/10/2024
KARAR TARİHİ: 16/01/2025
Mahkememize görevsizlik ile gelen iş bu davada yapılan inceleme sonunda;
GEREKÇE
Davacı vekili, dava dışı --------- davalı bankadan çektiği krediye müvekkili tarafından ipotek verildiğini, ipoteğin 08/05/2006 tarihinde tesis olunduğunu, yaklaşık 18 sene bir süre geçtiğini, müvekkili tarafından ipoteğe bağlı borcun güncel durumunu öğrenmek için bankaya başvurulduğunu, söz konusu kredinin ödenip ödenmediği, bir borç kalmış ise miktarının ne olduğu,
kredinin yıllar içerisinde müvekkili şirketin bilgi ve onayı dışında yenilenip yenilenmediği hususlarının bankadan sorulduğunu, ancak bankanın "müşteri sırrı" gerekçesi ile hiçbir bilgiyi müvekkili ile paylaşmadığını, bu durumun müvekkilinin Anayasal mülkiyet hakkına zarar verdiğini, bankanın açıkça hakkı kötüye kullandığını bildirerek ipotekli taşınmazların bağlandığı borç bilgisinin tespit edilerek taraflarına verilmesini talep ve dava etmiştir.
İş bu dava --------- sayılı görevsizlik kararı ile --- Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirlenmiş; görevsizlik kararı kesinleşmiş, davacı vekilinin süresinde başvurusu ile dosya mahkememize gönderilmiştir. Dava dilekçesi görevsiz mahkeme tarafından tespit davası olarak nitelendirilmiş olup, tespit davası HMK 106. Maddede düzenlenmiştir.
Bu maddedeki düzenlemeye göre "Tespit davası yolu ile mahkemelerde, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir. Tespit davası açanın kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
Maddi vakalar tek başına tespit davasının konusunu oluşturamaz." Maddedeki bu düzenlemeye göre eldeki davanın tespit davası olarak açılması mümkün değildir.
Zira davacı, ipotekle temin edilen asıl borcun mevcudiyetini devam ettirip ettirmediğini, devam ediyor ise borç miktarının ne olduğunu, ipotek kapsamı dışında kalacak şekilde bu kredi sözleşmesinin yenilenmesi ya da çerçeve kredi kabul edilip kök borçluya yeni krediler kullandırılıp kullandırılmadığını öğrenmek istemekte; buna ilişkin bilgilerin temin edilerek kendisine verilmesini istemektedir.
İstediği bu hususlar maddi vaka niteliğinde olup, yasanın açık düzenlemesi karşısında maddi vakaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturması mümkün değildir. Öte yandan dava dilekçesini hukuki yorumlaması mahkemeye ait olup, davacının taleplerinin esasen HMK 400. Maddesinde düzenlenen delil tespitine yönelik olduğu.
HMK 400/2 maddesinde delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın bulunması gerektiği; delilin hemen tespit edilememesi halinde kaybolacağı, YAHUT ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyor ise hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği; somut olayda davacının kendisine bilgi olarak temin edilmesini istediği hususlara ulaşamadığı, banka tarafından kendisine bunların verilmediğini;
ancak hali hazırdaki duruma göre de bu bilgilere sahip olmadan kendisinden ipoteğin fekki ya da ipotek bedelini depo etme karşılığında ipoteğin kaldırılması veya da ipoteğin kapsam dışı bilahare kullandırılan krediler nedeni ile haklı sebeple terkin davası açmasının beklenemeyeceği; bu bilgilere ulaşılıp değerlendirildikten sonra ve gerekiyor ise dava açabileceği, bu durumda HMK 400/2 maddesindeki yahut ile başlayan kısım gereği delil tespiti ile sonuca gidebileceği.
Hal böyle olunca her ne kadar mahkememizce esasın kapatılıp değişik işe kayıt için dosyanın tevzi bürosuna gönderilmesi düşünülmüş ise de; görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın tespit davası olarak yorumlandığı, kararın davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekili delil tespiti istediğine dair her hangi bir itirazda bulunmadığı, onun da davayı tespit davası olarak görülmek üzere Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği, bu nedenle iradesinin tespit davasına yönelik olduğu; dilekçenin buna rağmen delil tespiti gibi yorumlanıp, mahkememizce işlem yapılmasının imkansız olduğu nazara alınarak;
Davanın HMK 106 maddesi gereğince tespit davası olarak açılamayacağı, hukuki menfaat yönünden dava şartının bulunamadığı nazara alınarak ve dava şartları davanın her aşamasında re'sen incelenebileceği nazar alınarak ön inceleme duruşması yapmaksızın duruşmasız ön inceleme ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/42, K. 2025/19, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama