KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/416
- Karar No
- 2024/26
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
Karar Metni
1.304 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/416 Esas
KARAR NO:2024/26
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/07/2021
KARAR TARİHİ:11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalılar arasında imza altına alınan üyelik sözleşmesi uyarınca davalılara ödenen toplamda 8.100,00-TL tutarlı haksız prim alacağı ile davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeni ile oluşmuş olan toplamda 9.000,00 TL tutarlı ürün borcunun faizi ile tahsilini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, toplamda 8.100,00 TL'lik haksız prim ödemesinin, prim ödeme tarihlerinden işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesini, toplamda 9.000,00 TL'lik ürün borcu alacağının,
ilgili 30 günlük vade dolum tarihlerinden işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesini, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar ----- vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın, süresinde açılmadığını, --- tarihinde müvekkillerinin üst menajeri olan ---- isimli şahıs tarafından müvekkilinin ---- destek amaçlı ------- tane üye verildiğini, bu üyelerde müvekkilinin kullanıcı adı ve şifresi kullanılmak suretiyle ------- isimli şahıs tarafında sisteme kaydedildiğini, fakat bu üyeler müvekkili tarafından tanımadığı sorumluluğun ---------- isimli şahısta olduğunu, firma yetkilerinin aranarak bildirildiğinin, iddia edilenin aksine hiçbir suretle müvekkillinin ürünleri kendilerinin almadığını,
aynı adreste olan ürünleri --------- da satış yapmak isteyen üyelerin diğer üyelerin üzerinden alındığını, nitekim bu üyeler daha sonra şirkete yazdıkları dilekçe ile borcu üstlenmiş olduklarını belirttiklerini, söz konusu üyelerde gerçekten sahte veya hayalet üyelik durumu varsa bu durumdan kaynaklanan hukuki sorumluluk sadece ----- isimli şahısa ait olduğunu, müvekkillerinin her üçünün de TTK da bahsedilen basiretli tacir kavramına uygun bir şekilde davrandığının, davanın hukuki yarar yokluğu ve husumet yönünden reddi gerektiğini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin doğduğu andan itibaren kalıcı zihinsel ve fiziksel hastalıklarının bulunduğunu, bu hastalıklar neticesinde müvekkili temyiz kudretinden yoksun olduğunu, müvekkili aleyhine açılan iş bu davanın fiil ehliyeti bulunmaması sebebiyle reddi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın ve taleplerin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili aleyhine açılan işbu davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini,
davacı tarafın müvekkiline ödediğini iddia ettiği prim, davacı şirket ile müvekkili arasında imzalanan üyelik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı şirket bahse konu sözleşmeye dayanarak ödediği primin iadesini talep ettiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafın, davalılarla arasındaki üyelik sözleşmesini ---------numaralı ve ------- tarihli ihtarıyla sonlandırdığını, bu itibarla davacı taraf açısından bakıldığında davanın açıldığı tarih itibariyle ortada geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, bu nedenle prim iadesine ilişkin alacak söz konusu olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini,
davacı taraf, dava dışı 3. kişiler tarafından sipariş edilen ancak bedeli ödenmeyen ürünlere ilişkin bedeli de müvekkilinden talep etmekte ve bu 3. Kişilerin müvekkili tarafından sahte(hayalet) olarak üye yapıldığını iddia ettiğini bu iddiaları kabul etmemekle beraber işlemin niteliğini düşünüldüğünde burada herhangi bir ticari satış işleminin görülmediğini, davacı şirket ile dava dışı üçüncü kişiler arasındaki satış işlemi bir tüketici işlemi olup satış bedelinin ödenmemesine ilişkin davaya bakmakla görevli mahkemenin kanaatlerince tüketici mahkemelerinin olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,
müvekkilinin çalıştığı yıllar içerisinde zaman zaman satış yapabilmek için şirket sistemine üye kaydı yapıldığını, yıllardır aktif olarak çalışan müvekkilinin herhangi bir üyeyi kati suretle istek ve rızası olmadan habersiz bir şekilde üye yapmadığını, davacı tarafın müvekkilinin sahte(hayalet) üyelikler yaptığını iddia etmesinin de iyi niyet ve dürüstlük kavramlarından oldukça uzak olduğunu, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın ve taleplerin reddini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacı şirketin müvekkilinden nitelik itibariyle birbirinden bağımsız iki farklı alacak talebi bulunduğunu, ilk olarak davacı tarafın müvekkiline yapıldığını iddia ettiği prim ödemesinin haksız olduğundan bahisle iadesini talep ettiğini, diğer alacak talebi ise dava dışı üçüncü kişilerin sipariş ettikleri ancak bedelini ödemedikleri ürünlerin bedeline ilişkin alacak talep ettiğini, bu iki kalem alacak talebinin,
geçerli ve hukuka uygun bir talep olup olmama hususundan bağımsız olarak nitelik olarak birbirinden farklı iki ayrı talep olduğunu, bu iki talebin aynı dava içinde talep edilmesi, taleplerin farklı mahkemelerin görev alanına girdiğinden mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkile ödediğini iddia ettiği prim, davacı şirketin tek taraflı olarak hazırlayıp üyelerinin imzasına sunduğu üyelik sözleşmesinden kaynaklandığını, davacı şirket bahse konu sözleşmeye dayanarak ödediği primin iadesini talep ettiğini, ancak belirtildiği üzere davacı tarafın,
davalılarla arasındaki üyelik sözleşmesini ----------tarihli ihtarıyla haksız bir şekilde sonlandırdığını, bu itibarla müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki kalmamış olup, talep edilen alacağın da ticari alacak vasfı bulunmadığını, söz konusu bu taleple ilgili davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bunun yanında davacı tarafın, dava dışı üçüncü kişiler tarafından sipariş edilen ancak bedeli ödenmeyen ürünlerin bedelini de müvekkilinden talep ettiğini,
davayla alakasız bu kişilerin sipariş ettikleri ancak bedelini ödemedikleri ürünlerin bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin hukuki ve mantıki dayanaktan yoksun olduğunu, bu ürünlerin bedeliyle alakalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu dava ile davacı tarafın, müvekkilinin bir başka üçüncü kişinin borcundan sorumlu tutulduğunu, müvekkiline yöneltilen iş bu talebinde husumet noktasındaki eksiklikten dolayı davanın reddinin gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı şirket ile müvekkili arasında imzalanan üyelik sözleşmesinde yetki maddesinin bulunduğunu, ancak bu maddenin geçersiz olduğunu,
ancak müvekkilinin kendi adına işlettiği herhangi bir ticari işletmesinin bulunmadığını, olup tacir da olmadığını, müvekkilinin kimseyi üye yapmadığı şirket kayıtlarında ortadayken sisteme sahte üye yaptığından bahisle ödenmeyen bir primin iadesini talep etmenin açıkça kötü niyet içeren hukuka aykırı bir talep olup reddi gerektiğini, bu nedenlerden dolayı haksız ve hukuki olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve arz etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, davacı şirket ile davalılar arasında imzalanan üyelik sözleşmesi uyarınca davalılara yapılan haksız prim ödemesinin tahsili ve sahte üyelikler nedeniyle uğranılan zararın talebine ilişkindir.
7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 06/07/2021 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
HMK’nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin göevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı Yasanın 5. Maddesine göre Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ayrımı kaldırılarak görev ilişkisi kurulmuştur. 6102 sayılı TTK' nın 4. maddesine göre Ticaret Mahkemelerinin görev alanına her iki tarafın ticaret işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile anılan maddede tahdidi olarak sayılan ihtilaflardan kaynaklanan davalar girmektedir.
Ticari dava ile ticari iş ayrımına da dikkat çekmek gerekirse.
TTK'nın 3. Maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmesi ve aynı Yasanın 19/2 maddesinde "Taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. " hükmü bulunmakta olup ticari iş kavramı ile ticari dava kavramı farklı olup ticari dava TTK 4. maddede tanımlanmıştır.
Bu maddede ticari iş değil, ticari dava kavramı kullanılmış ve tarifi yapılmıştır. Bu tarife göre Ticaret Mahkemelerinin görev alanına giren ticari dava her iki tarafın tacir olmaları koşulu ile ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile anılan maddede tahdidi olarak sayılan ihtilaflardan kaynaklanan davalardır.
Her ticari dava ticari iş içermekte ise her ticari iş ticari dava değildir.Somut olayda, davanın mutlak ticari dava olmadığı ve davalıların tacir araştırması için yazılan müzekkere cevaplarından tacir olmadıkları anlaşıldığından Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olması nedeniyle davanın görev nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. --------
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın görev nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin -------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna,
2-HMK 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın -------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, belirtilen süre içerisinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/01/2024
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/416, K. 2024/26, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama