KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/540
- Karar No
- 2022/876
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2022
Karar Metni
1.669 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/540
KARAR NO : 2022/876
DAVA
İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/08/2021
KARAR TARİHİ : 30/11/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Banka Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı ----tarihli ---- meblağlı --------- imzalandığını ve davalı şirkete krediler kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, geri ödemelerin yapılmaması üzerine davalılara ihtarname gönderildiğini, borcun muaccel olduğunu, borcun ödenmediğini, davalılar hakkında --- başlatıldığını, davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının yerinde olmadığını,
sözleşmelerin 5.2 maddesiyle--- İcra Dairelerinin yetkisinin kabul edildiğini, talep edilen faizin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalı ---- Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına, davalı ------ alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek faizlerinden ve ------- alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğunu, bu davalı yönünden itirazın bu rakamlar üzerinden iptali ile takibin bu bedel ve işleyecek faizleri üzerinden devamına,
haksız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle davalıların itiraz olunan alacağın % 20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkillerinden ------- hisselerini devrederek ------ ortaklığından ayrıldığını, bu tarihten sonra verilmiş olan krediler yönünden müvekkili -----sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin isteği üzerine davacı bankaya------- mevcut olan ------- kaldırılması amacıyla yazı yazıldığını, ------- suretiyle kapatıldığını ve yeni kullanılan kredilerde müvekkillerinden --- bulunmadığını, davacı -----öncesine ilişkin kredilerden kaynaklı bir alacağı bulunmadığını, talepler ve faiz miktarının hatalı ve fahiş hesaplandığını, davacı tarafından müvekkilleri hakkında --- sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını belirterek davanın reddini ve davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile. İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.
Davacı açtığı itirazın iptali davasında bankanın ---- sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiğini, sonuçsuz kalması nedeniyle icra takibine girişildiğini, davalıların icra takibine haksız yere itiraz ettiklerini,
sözleşmede talep edilen faizin sözleşme ve yasa hükümlerine uygun olduğunu belirterek davalıların itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı ----alacağın takip tarihi itibariyle işleyecek faizlerinden ve ----- alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğu dikkate alınarak bu borçlu yönünden itirazın bu rakamlar üzerinden iptali ile takibin bu bedel ve işleyecek faizler üzerinden devamına, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiş,
davalılardan --- yönünden ----tarihinde tüm hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve durumun davacı ---- tarihinde ------ bildirilerek kefaletin kaldırılması için gereğinin yapılmasının talep edildiği, bu tarihten sonra verilen krediler yönünden davalı-----sorumluluğunun bulunmadığı, ---------- ortaklıktan ayrılmasından sonra şirketin geçmiş tüm kredilerinin --- kullandırılmak suretiyle kapatılıp şirketin yeniden borçlandırıldığı ve yeni kredi açıldığı,------- ilişkin kredilerden kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığı, istenen asıl alacak ve faiz miktarlarının hatalı ve fahiş hesaplandığı,
bunun yanısıra davacı tarafından alacağa ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla da takip yapıldığı, mükerrer talebe yol açılmaması gerektiği davalı tarafça savunularak davanın reddiyle davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ----- günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.
--- sayılı takip dosyası getirtilmiş, davacının davalılar hakkında ilamsız icra takibi başlattığı ödeme emrinin tebliği ile davalıların takibe süresinde itiraz ettikleri, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, mahkememizde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalıların ---- İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazla yetkili icra müdürlüğünün ----olduğunu ileri sürmüştür. Dayanak kredi sözleşmelerinin yetkili icra müdürlüğü ve mahkemeleri düzenleyen 5.2. maddesi uyarınca--- yetkili olduğundan davalıların---- yetkisine yönelik itirazları reddedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
--sayılı takip dosyası getirtilmiş, davacının davalı şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı, takip dayanağı ipotek belgesinde yalnızca -------- asaleten ve kefaleten oluşan borçlar yönünden ipotek tesis edildiği, davalı durumundaki şahıslara yönelik herhangi bir teminat sağlamadığı anlaşılmıştır. Davacı yan mahkememiz dosyasına konu edilen ilamsız icra takibini tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatmıştır.
Davalılardan--- olup davacı banka ile arasında ---------bedelli kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalılardan ---- olan sözleşmelerinde davalı ---- ise tüm sözleşmelerde müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının olduğu anlaşılmıştır. İncelenen kefalet sözleşmelerinin TBK 583 maddesinde yer alan şekil koşullarını taşıdığı tespit edilmiştir.
Dosyaya alınan davalı ----- kayıtları ile----- kayıtlarından davalı ---- evlendiği ---------- evlendiği görülmüş, yine davalı ----- tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı belirlenmiştir.
6098 sayılı TBK 584 maddesinde ---- tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77.maddesi ile ile son fıkra eklenmiş ve ----kayıtlı işletme sahibi veya ----- ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı kabul edilmiştir. Bu yasal düzenleme kapsamında yapılan incelemede davalı her iki şahsın asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilisi oldukları, TBK 584/3 maddesinin henüz yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ----- davalı -----eşinin rızasının bulunduğu, ---- bu sözleşmelerin imzalandığı tarihler itibariyle bekar olduğu, bundan sonraki sözleşmelerin TBK 584/3 maddesinin yürürlüğünden sonra imzalandığı, dolayısıyla eş rızasına gerek olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ----şirket ortaklığından ayrıldığını ----bildirdiğini bu tarihten sonra verilen krediler için sorumluluğu olmadığını ileri sürmüş olup, bu davalının ortaklıktan ayrılmasından sonra imzalanan kredi sözleşmelerinde imzasının ve dolayısıyla sorumluluğunun olmadığı ancak müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan sözleşmeler yönünden bakiye borçtan sorumluluğunun devam ettiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacı ------kredi borçlarının ödenmediği belirtilerek davalılara hitaben ------ihtarnamesi düzenlenip hesabın ---- kat edildiği borcun ödenmesi için 1 günlük süre verildiği kat ihtarının davalılara ---- tarihinde tebliği ile her 3 davalı yönünden temerrüdün ---- tarihi itibariyle oluştuğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca davacı ---- üzerinde bilirkişiye inceleme yaptırılarak 18/04/2022 tarihli kök rapor ve itirazlar üzerine de 29/09/2022 tarihli ek rapor alınmıştır.
Düzenlenen ek raporda, kök raporda sehven iki adet tahsilatın dava tarihinden sonra yapıldığının belirtildiği ve kök raporun revize edildiği belirtilmiş, bilirkişi tarafından temerrüd faizi %49,50 ve %57 olarak esas alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı yan takip talebinde %57 oranında temerrüd faizi talep etmiş, bilirkişi tarafından sözleşmenin 4.2 maddesi hükmü gözönünde bulundurularak %49.50 oranında temerrüd faizi istenebileceği açıklanmıştır. Bilirkişinin tespit ve değerlendirmeleri mahkememizce de yerinde görülerek talep edilebilecek temerrüt faiz oranının %49,50 oranında olduğunun kabulü ile bu oran esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir.
Bilirkişi raporunda temerrüt tarihi ile takip tarihi aralığında toplam --------tutarında ödeme yapıldığı, TBK 100 m.uyarınca yapılan ödemeler öncelikle faiz ve ferilere mahsup edilmek suretiyle davalı şirket ve davalı -- yönünden takip tarihi itibariyle ---fazla tahsilat ile kredi borcunun kapandığı, davalı ----- yönünden ise aynı miktarda fazla tahsilat yapılmış olduğu sonucuna varılmıştır.
Bunun yanı sıra takip tarihinden sonra -----------çek taahhüt bedelinin tazmin olduğu, takip talebinde depo edilmesi talep edilen bu teminat mektubu ve çek taahhüt bedelinin tazmin edilmesiyle davadan önce tazmin edilen bu mektup ve çek tazmin bedeli nedeniyle dava tarihi itibariyle hesaplama yapılması gerektiği de raporda açıklanmış ve yine temerrüd faizi yönünden terditli hesaplama yapılmıştır.
Temerrüd faizinin %49,50 oranında olduğunun kabulü ile asıl borçlu şirket ve ------ yönünden dava tarihi itibariyle---- alacağı kaldığı, davalı ---- yönünden ise teminat mektubunun bu davalının imzalamadığı sözleşmeler kapsamında verilmiş olması nedeniyle sorumluluğuna yol açmadığı belirtilmiştir.
Bilirkişi çek yaprağı taahhüt bedelinin deposu ile teminat mektubu bedelinin deposu konusunda sözleşmelerde açık bir hüküm bulunmadığını, kefil davalıların sorumlu tutulamayacağını, ancak asıl borçlu durumundaki davalı şirketin ise depo talebinden sorumlu olduğunu,
---sağlanan tahsilatın ise banka ile --------.arasında imzalanan ek kefalet protokolü kapsamında davacı bankaya ödenen tutarı davalı taraftan tahsil etme imkanı vermesi ve bu konuda yetkili ve sorumlu kılınması karşısında davacıya takibe aynen devam etme imkanı sağladığını raporunda açıklamış bu tespitler gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan mahkememizce de itibar edilmiş, bilirkişi tarafından %49,50 oranında temerrüt faizi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca davalılar asıl borçlu şirket ve ------- yönünden davanın kısmen kabulü ile dava tarihi itibariyle sorumlu oldukları tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne,
davalı ----- yapılan tahsilatlar neticesinde dava tarihi itibariyle hiçbir sorumluluğunun olmadığının kabulüyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de davacının takip öncesinde yaptığı tahsilatlar itibariyle nakdi kredi alacağının kalmadığı aksine fazla tahsilat yaptığı, takipten sonra tazmin olan teminat mektubu ve çek taahhüt bedeli nedeniyle dava tarihi itibariyle oluşan nakdi krediden ötürü davalılar ----- alacaklı hale geldiği bu durumda takip tarihi itibariyle davalıların itirazının haksız olduğunun söylenemeyeceği kabul edilip davacının inkar tazminatı talebi reddedilmiş,
buna karşılık nakdi kredi alacağı olmadığı halde davalılar hakkında takip başlatan davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilip davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/540, K. 2022/876, 30 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama