KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/846
- Karar No
- 2024/691
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
Karar Metni
1.803 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/846 Esas
KARAR NO:2024/691
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2021
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mobilya ve iç dekorasyon üzerinde faaliyet yapan müvekkil ile tescilli markası ------ adı altında bayisi olarak hizmet veren davalı şirket arasında anlaşılan işler gereği cari hesap ve alacak ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında -------- sözleşmesi yapıldığını ve ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı şirketin ödemelerini yapmamaya başlaması üzerine icra takibi başlatıldığını, dosya içerisinde yer alan cari hesap ekstresinden görüleceği üzere,
müvekkilin davalı şirketten icra takibinin başlatıldığı ---- alacaklı olduğunu ve icra takibi sonrası yapılan ödeme ve kesilen faturalarla müvekkilin halen 274.408,15 TI alacağı bulunduğunu, ancak bu borcun halen ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ------- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, belirterek netice olarak;
öncelikle borçlunun mal kaçırma ihtimalinin varlığı nedeniyle, tensip ile ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı borçlunun --------- dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının dava değerinin 6 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.07.2020 tarihinde “Bayilik Sözleşmesi” akdedildiğini ve sözleşme uyarınca sözleşme konusu ürünlerin üretimi, nakliyesi ve montajının davacı şirket tarafından yapılacağını, davalı şirketin tek ortaklı ve şirket yetkilisinin ----- olduğunu, müvekkil şirketin ise aile şirketi ve ortaklarının --------olduğunu, davacı şirket yetkilisinin ve çalışanının talimatı üzerine,
bazı işlerin ödemesinin şahsi, bazı işlerin ödemesinin ise şirket resmi hesabından yapıldığını ve ödeme biçimlerine ilişkin ------- yazışmalarının dava dilekçesi ekinde yer aldığını, davacı şirketin koordinatörünün talebi üzerine,
müvekkil şirket yetkililerinin dekontlarda açıklama yapmadan, ödemeleri davacı şirket yetkilisi ----- şahsi hesabına yaptıklarını, şahsi ve resmi hesaplara yapılan ödemelerin, davacı şirket tarafından-----resmi hesap başlığı altında tutulduğunu, müvekkili şirket ortaklarından------tarafından davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına, ----- tarihine kadar farklı tarihlerde, toplam 428.765,99 TL ödeme yaptığını ve bu ödemelerin 285.629,00 TL'lık kısmının ---- yılına ait olduğunu, müvekkili şirket ortaklarından ---- tarafından davacı şirket yetkilisinin hesabına, ------ tarihine kadar farklı tarihlerde,
toplam 219.773,00 TL ödeme yaptığını ve bu ödemelerin 217.923,00 TL'lık kısmının 2021 yılına ait olduğunu, diğer ortak----tarafından davacı şirket yetkilisinin hesabına, -----ödeme yaptığını, ayrıca davacı şirket yetkilisine; -----elden ödeme yapıldığını, ------- elden ödeme yapıldığını, ---- tarihinde müvekkili şirket yetkilisi tarafından kredi kartı ile davacı şirket hesabına ---- ödeme yapıldığını,-------------- çeki olmak üzere toplam 97.000,00 TL'lık çek ödemesi yapıldığını, davacı tarafından takip konusu yapılan cari hesap ekstresinin gerçeği yansıtmadığını,
müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin büyük kısmının takip konusu cari hesap ekstresine yazılmadığını, ayrıca müvekkil şirket tarafından iade edilen ve kabul edilmeyen 180.775,00 TL'lık faturanın da cari hesap ekstresine işlendiğini belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini istemiştir.
Mahkememizce --------- İcra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 279.408,15 TL alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce dinlenen davalı tanığı -------- ben, davalı şirket yöneticisiyim, davacı şirketin bayisi olarak çalışıyorduk, iş devam ederken aramız bozuldu, davacı şirket yetkilisi ------ ödemeleri kendi banka hesabına ödememizi söyledi, bunun üzerine ödemeleri onun kendi banka hesabına yatırdık, ödemelerin belli bir kısmı da fatura kesilirdi, kalan kısmı şahsi hesabına yatırıldı,
başlangıçtan beri ilişkimiz bu şekilde devam etti, ödemeler cari hesaba yazılıp yazılmadığı bilemiyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi. Davalı vekili tanığa sorusu üzerine tanık cevaben.
Banka şahsi hesabına ödemeyi yaparken ---- açıklama kısmını boş bırakmamızı isterdi, bu ödemeler ------- borçlarına karşılıktır, proje proje olduğu için ödemeler de peyderpey olmuştur, proje de bitince ödemelerde bitmiştir, şahsi hesaba ödediğimiz ödemeler ilk zamanlarda cari hesaptan düşmekteydi, aramız bozulunca eklememeye başladılar, dedi. '' şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememizce yeminine başvurulan davacı şirket yetkilisi ------------ Şirketimin hesabı dışında şahsi hesabıma ---- tarafından gönderilen 678.538,99 TL'nin tamamı kendilerine elden verdiğim borç paranın karşılığıdır.
Hiçbir şekilde yetkilisi olduğum şirketin cari hesabına yönelik yapılmadığı gibi davalı şirket ile resmi ve gayri resmi olarak iki farklı cari hesapta tutulmamıştır. Bu ödemelerin hiçbiri şirket işleri ile (mutfak dolapları vb) ilgili olmayıp işlerin peşinatı da değildir.
Çalışanımız --------- davalı yetkililere, şahsi hesabımı paylaşarak dekontta da açıklama kısmını boş bırakılması yönündeki whatsapp yazışmalarından haberim ve bilgim olmadığı gibi bu yönde bir talimatım da bulunmamaktadır. Dedi.
Ayrıca Şahıslardan bu dava dışında alacaklarımız vardır, bu alacaklarımızı dava hakkımızı saklı tutuyoruz, dedi. '' şeklinde yeminde bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce iddia ve savunmalar doğrultusunda kök ve ek raporlar aldırılmış olup, tüm raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafın davalıdan 17.11.2021 takip tarihi itibariyle 189.323,95 TL tutarınca asıl alacağının bulunduğu saptanmıştır. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;
Dava tarafları arasında cari hesap ve bayilik sözleşmesine dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişkiye binaen davacının davalıya keşide ettiği faturalara, davalı tarafından kısmen ödeme yapıldığı bir kısmının ise ödenmediği, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhinde ------- sayılı İcra Takip Dosyası ile icra takibi başlatıldığı,
davalı tarafça bu takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu ve davacı tarafından görülmekte olan itirazın iptali davasının açıldığı tüm dosya kapsamı ile sabittir.Mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanıp, ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için taraflara kesin süre verildikten sonra dosyamız konusunda uzman SMM bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan raporlardan da anlaşıldığı üzere; taraflar arasında alacağın varlığı ve miktarı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
İhtilaflı olan husus ödeme noktasında toplanmakta olup davalı tarafça ödemelerin bir kısmı şirket hesabına değil şirketin yetkilisi olan -------------şahsi hesabına yapılmıştır. Burada çözülmesi gereken husus davalının, davacı limited şirkete borçlu olmasına rağmen davacı şirkete değil de şirketin yetkilisinin şahsi hesabına yaptığı ödemelerin davalıyı borçtan kurtarıp kurtarmayacağıdır.
Bilindiği üzere ticari şirketler hukuk sistemimizde şirket ortakları veya yetkililerinin şahsından ayrı ve bağımsız tüzel kişiliğe sahip olup limited şirketler tamamen bağımsız hak ehliyetine sahiptirler. Yine bilindiği gibi alacaklıya veya alacaklının talimatıyla alacaklının göstereceği üçüncü kişiye yapılmayan ödemeler borçluyu borcundan kurtarmayacaktır.
Bu nedenle davalı tarafından, (her ne kadar alacaklı şirketin yetkilisi de olsa) davacı şirkete değil de yetkilisinin şahsi hesabına yapılan ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağının kabulü gerekmiştir.
Zira--------- sayılı ilamında"...Davalılar vekili, müvekkillerinin dava konusu araçları satın alma hususunda davacı ile anlaştıklarını, bu nedenle davacının hesabına ------ müvekkili şirket hesabından havale edildiğini, ancak davacının rehin ve hacizler nedeniyle araçların noter satışını veremeyeceğini söylemesi üzerine müvekkillerinin davacıdan vekaletname istediklerini ve davacının haciz ve takyidatları kaldırmasını beklediklerini, davacını ısrarı üzerine Şubat 2009’da davacı şirket yetkilisi -----daha ödeme yaptıklarını, satıştan sonra da yapılan havaleler ve elden ödeme ile tüm borcun ödendiğini,
davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı yanın ödeme savunmasını kanıtladığı, davacı yanca 40.000 TL.lik ödemenin başka bir alacak nedeniyle yapıldığı ileri sürülmüşse de davacı yanca bu hususun kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm temlik alan vekilince temyiz edilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki sonunda davacı tarafın alacaklı olduğu ve davalı tarafın ödeme def’inde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu durumda ispat külfeti ödeme def’inde bulunan davalı tarafta olup, borca karşılık yapılan ödemenin davacı şirkete ya da para tahsiline yetkili elemanına veya davacının talimatıyla 3. bir kişiye yapıldığını kanıtlamakla yükümlüdür.
Davalı yanca davacı şirkete yapılan ödemeler dışında kalan ödemelerin gerçek kişiye yapıldığı ve ödeme belgeleri üzerinde şirketin alacağına yönelik ödeme yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, ödemenin davacı şirketçe de kabul edilmediği gözetildiğinde, borca yönelik olduğunun kabulü isabetsizdir.
Diğer yandan davalı taraf şirket yetkilisine elden ödeme yapıldığını da ileri sürmüş, ancak bu konuda da herhangi bir delil sunmadığından mahkemenin bu ödemeyi de hangi gerekçeyle borca yönelik olarak kabul ettiği de anlaşılamamıştır." şeklinde karar vererek borcun, alacaklı olan şirkete veya para tahsiline yetkili elemanına yapılması gerektiğini, şirketin yetkilisinin şahsi hesabına yapılan ödemenin borcun ödenmesi sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir.
Somut olayımızda davalı tarafından davacı şirket yetkilisine yapılan ödemelere ilişkin açıklama bulunmayan dekontların, ödemelerin davacı Şirketin alacağına mahsuben yapıldığı anlamı taşımaması ve emsal Yargıtay ilamı dikkate alındığında şahsi hesaba yapılan söz konusu ödemelerin cari hesaba mahsuben yapılmadığı, sadece davalı vekilinin sunmuş olduğu davacı şirket yetkilisi----- tarihli belgede;------ve yine davacı şirket yetkilisi ----------- tarafından imzalanan ---------- Cari Hesaba mahsuben aldım” şeklinde ibareler bulunan makbuzlar gözetildiğinde bu makbuzlara binaen yapılan ödemelerin cari hesaba mahsuben yapıldığı kabul edilmiştir.
Bu durumda bilirkişi raporunda da hesap edildiği üzere; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre; davacının davalıdan 17.11.2021 takip tarihi itibariyle 264.346,95 TL tutarınca alacağının raporlandığı, davacının ticari defterlerine göre;
davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 30.07.2020 tarihli,-------cari hesaba mahsuben açıklamalı alacak kaydı bulunduğundan, bu durumda davacının davalıdan 17.11.2021 takip tarihi itibariyle ( 264.346,95 — 40.000,00 ) — 224.346,95 TL tutarınca alacağının bulunduğu ancak 02.04.2021 tarihinde 20.000,00 TL ve 17.03.2021 tarihinde 2.000,00 USD tahsil edilmesine ilişkin makbuzların cari hesaba ilişkin ödeme olarak kabul edildiğinden davacının davalıdan ----- tutarınca alacadının bulunduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş,
takip tarihinden sonra olmak üzere her iki tarafın da ticari defterinde kayıtlı olan davalının davacıya ödemesi olarak raporlanan toplam 19.939,00 TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının takip dosyasındaki işlemiş faiz talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dosya incelendiğinde takip öncesinde davacı tarafından davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihtarnameye rastlanmamış olduğundan işlemiş faize yönelik davanın reddi gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi incelendiğinde ise; dava konusu alacağın likit olduğu (taraflarca ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile tespiti rahatlıkla mümkün olduğu), itirazın haksız olduğu ve itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/846, K. 2024/691, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama