KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/235
- Karar No
- 2025/106
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
Karar Metni
2.758 kelime·14 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/235 Esas
KARAR NO: 2025/106
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/04/2021
KARAR TARİHİ: 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle.
Davalı --------- şirketi olan ---------Ş. nin--------- Şube müdürü olarak çalıştığını, --------Ş.’ nin hissedar ve unvan değişikliği sonrası “--------Ş.” unvanını almasından sonra 18.08.2016 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına uygun şekilde halka açık şirket olan ----------Ş.’ye yönetim kurulu üyesi olarak atandığını ve 21.09.2016 tarihine kadar görev yaptığını, davalı görev yaptığı süreden sonra da --------- ---------Ş.’nin içsel bilgilerine erişmeye devam ettiğini, davalı, --------Ş.
Hisseleri üzerinde şubesinde hesabı olan müşterileri, kontrolü altında hareket eden yerli/yabancı yatırımcıları ve kendisinden emir alan şahısları yönlendirerek Sermaye Piyasası Kanununu ve Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'ne aykırı eylemler ile ---------Ş. hissedarlarını yanılttığını ve maddi menfaat sağladığını, davalının bu eylemleri ve elde ettiği menfaatleri kendi nam ve hesabı için mi yoksa çalıştığı ---------Ş adına mı yaptığının bilindiğini, bu hususun davalının çalıştığı kurumun müşterilerinin ve şahsi hesaplarının bilirkişi incelemesine tabi tutulması sonucu ortaya çıkacağını,
davalı ,----------Ş'nin el değiştireceğini ve şirkete büyük yatırımlar yapılacağı haberini yayarak ----------Ş. hisseleri üzerinde maddi menfaat sağlamak amacıyla yatırımcılara yanlış ve yanıltıcı bilgiler verdiğini, davalı ---------- yurtdışında davası olduğunu yakında -----------Ş. nin kontrolünün kendilerine geçeceği haberini yayarak yatırımcıları aldatmaya dönük yalan ve yanlış bilgiler verdiğini, Davalı ----------Ş. de 2016 yılında görev yapmış olan ----------- ile birlikte yalan yanlış ve yanıltıcı bilgiler vererek ve bu haberleri yayarak manipülasyon yapmış ve maddi menfaatler elde ettiğini, davalının,
-----------Ş. den temin ettiği 500.000,00 TL yi müşterisi ve ----------Ş. hissedarı ---------- isimli şahsa vererek elde ettiği 100.000 adet ----------Ş. hissesini 3. kişilere sattığını ve maddi menfaat sağladığını, davalı ---------- ise ------------Ş.’nin %50’den fazla hissesinin sahibi olduğunu, çağrı Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplanmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 4-5-6 . maddelerine göre davalı şirketin yönetiminin kontrolünün sahibi olarak çağrıda bulunmakla yükümlülüğü doğduğunu,
yine aynı Tebliğin 7.2 maddesine göre çağrı yükümlülüğünün doğduğu günden itibaren 45 iş günü içerisinde ortaklığın diğer ortaklarına paylarını satın almak üzere fiili çağrı işlemine başlamasının zorunlu olduğunu, davalının bu zorunluluğa uymayarak çağrıya çıkmadığını, Bu 45 günlük süre zarfında ----------Ş. şirketi ----------- kotasyonundan çıkarıldığını, müvekkilinin davalının zorunlu çağrıya çıkmaması sebebiyle elinde bulundurduğu hisselerini satamayarak zarar uğradığını, ayrıca şirketin kotasyondan çıkma sebebi ile de hisselerini satamadığı için zararının devam ettiğini,
---------- yönergesi hükümleri gereği ----------Ş. nin kotasyondan çıkarılacağına dair şirket ile görüşmeler yaptığını, ----------Ş.nin kotasyondan çıkarılacağı bilgisi --------- önceden duyurulmadığını, davalı ----------- birlikte hareket ettiği kişilerle ---------Ş hisseleri üzerinde kotasyondan çıkarılma tarihi öncesinde gerçekleştirdiği işlemler ile maddi menfaatler elde ettiğini ve müvekkili gibi küçük yatırımcıları zarara uğrattığını, davalının kendi nam ve hesabına borsada işlem yapan şahıslara emir vererek ----------Ş. hisseleri üzerinde manipülasyon yaptığını,
-----------Ş hisseleri üzerinde yapılan işlemler incelendiğinde davalının yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yaptırdığı emir verdirdiği ve hesap hareketleri gerçekleştirdiği ve bu yolla maddi menfaat elde ettiğinin anlaşılacağını, ----------Ş hisseleri üzerinde yaptırdığı kanuna aykırı işlemleri sadece kendi nam ve hesabına değil kendisini finanse eden yerli ve yabancı şahıs veya şahıslar için yaptığını, davalı ve birlikte hareket ettiği kişiler ----------Ş. hisseleri üzerindeki alım satım işlemlerinden fahiş kazançlar elde ettiğini,
davalıların haksız eylemleri ve işlemleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ----------- vekilinin cevap dilekçesini özetle.
Davacı tarafça sunulan dava dilekçesindeki yazılı hususların yapay olgulardan ibaret olduğunu, tamamen haksız kazanç elde etmek amacına yönelik olduğunu, bu nedenle iddiaları kabul etmediklerini, müvekkilinin 1997 yılından beri sermaye Piyasasında bordrolu olarak çalıştığını, 2009 yılından itibaren --------Ş.'de ---------- İrtibat Müdürü olarak görev yaptığını, müvekkili ile iş veya özel olarak herhangi bir bağı bulunmayan davacının müvekkiline yöneltmiş olduğu davanın haksız olduğunu, aralarında herhangi bir illiyet bağı dahi bulunmayan davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davanın husumet yönünden reddi gerektiğini,
müvekkilinin çalışmış olduğu iş yerinin aracı bir kurum olduğunu, müşterilerinin sermaye piyasasında işlem yapmalarına aracılık etmelerinin başlıca görevleri olduğunu, Bu nedenle müvekkilimin müşterileri ile olan tüm işlemleri SPK Tebliğlerine uygun olmak zorunda olduğunu, çalışmış olduğu aracı kurum tarafından titizlikle denetlendiğini, müşterilerinin hisselere ilişkin olarak yapmış olduğu her türlü işlem (alım-satım vb.) kayıt altında tutulduğunu, aracı kurum tarafından müşterilerin yazılı onayı alınmaksızın hiçbir işlem yapılmadığını, kayıt altına alınan tüm işlemlerin her yıl şirket tarafından denetlenerek teftiş raporu düzenlendiğini,
bu şekilde sıkı denetim yapılan bir sistemde, müvekkilinin en ufak bir usulsüz eylem ve işlem yapması ihtimali söz konusu olamayacağını, müvekkilinin davada adı geçen dava dışı -----------Ş. nezdinde 18.08.2016 -20.09.2016 tarihlerinde yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığını, bu kısacık süreçte imza yetkisi dahi olmayan müvekkilinin şirketin içsel bilgilerine eriştiği ve işten ayrıldıktan sonra da bu bilgileri almaya devam ettiği iddia edildiğini,
Ancak aşağıda da açıklayacağımız ve ekte sunacağımız belgelerden de anlaşılacağı üzere davacının iddialarının aksine müvekkilin dava dışı ---------- ----------- teki işlemlerine herhangi bir etkisi olmadığı gibi, kendi müşterilerinin hesaplarında dahi halen --------- hissesi bulunmadığını, müvekkilinin SPK tarafından kottan çıkarılan ---------- hissesinin kottan çıkarılacağı bilgisini önceden aldığı iddia edildiğini, ancak şirektin dahi haberi olmamyan bir bilgilinin müvekkili tarafından bilindiğinin düşünülmesinin izahtan vareste olduğunu,
SPK tarafından şirketin kottan çıkarılmasının sorumluluğunun müvekkiline ait olmayacağının kesin olduğunu, SPK'nın ----------- şirketine haber vermeden kottan çıkartması üzerine ----------- şirketinin kendi resmi hesabında bu duruma ilişkin yatırımcılarını bilgilendirmek amacıyla duyuru yayınladığını, İşbu yazıda "---------11.07.2020 tarihinde talihsiz bir kararla şirketimize hiçbir ihtarda bulunmadan kotasyon yönergesinin 23/1-c ve 23/1-d maddelerine dayanarak şirketimizi 13.07.2020 tarihi itibariyle kotasyondan çıkarmıştır." denildiğini,
Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin önceden bir bilgiye sahip olma ihtimalinin olmadığını,Müvekkilin --------- hisseleri üzerinde hem kendi müşterilerini hem yerli yabancı yatırıcımları ve kendisinden emir alan şahısları yönlendirerek SPK Kanunu ve Piyasa Bozucu Eylemler Tebliğ'ne aykırı eylemler, yanıltıcı işlemler yaptığı, yönlendirdiği ve bunların sonucunda menfaat elde ettiği beyan edildiğini, bahsi geçen bu iddianın SPK Kanunu madde 107 deki manipülasyon suçunun unsurlarını oluşturduğunu, kabul etmemekle birlikte bu bahsi geçen suçun işlenilmesi halinde öncelikle müvekkilinin SPK tarafından incelemeye alınması,
SPK tarafından hakkında idari para cezası uygulanacağı ve/veya ceza davası açılacağı yönünde ihtar alması ve hakkında ceza davası açılmış olması gerektiğini, ancak somut olarak baktığımızda müvekkilinin bugüne kadar kendi adına veya bir başkası adına işlem yapmadığını, kimseye emir vermediğini ve yönlendirmediği gibi hakkında yapılmış bir denetleme veya açılmış bir dava bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin ----------- isimli dava dışı 3. Kişi ile birlikte hareket ettiği belirtilmişse de müvekkilinin bu şahısla ilgisi olmadığını ve bu iddialara ilişkin de hiçbir somut delil sunulmadığını,
davacı tarafın arabuluculuk aşaması öncesinde müvekkiline ihtarname gönderdiğini, bu ihtarın akabinde müvekkilinin cep telefonu numarasına tehdit içerikli ses kaydı ve mesajlar gönderdiğini, davacı tarafından dava dilekçesinin bütününde müvekkile karşı hukuki dayanaktan yoksun iddialarda bulunulduğunu ancak bunlara dahi tek bir somut belge sunulmadığını, müvekkilinin menfaat elde etmediği ve davacının da herhangi bir zararı olmadığını,
müvekkilinin dava dışı --------- şirketinden 500.000 TL aldığı ve bu parayı dava dışı --------- isimli şahsa verdiği ve buradan 100.000 adet ---------- hissesini 3. Kişilere sattığı ve menfaat elde ettiği iddia edildiğini, müvekkilinin -------- şirketinden bu şekilde bir para almadığını, davacının bu iddiasına ilişkin herhangi bir yazılı belge sunmadığını, davacının, müvekkilinden haksız eylemleri ve işlemleri nedeniyle şimdilik 10.000 TL olmak üzere maddi zararını talep ettiğini, bu talep için maddi bir zararın oluşması gerektiğini ve maddi zararın talep edilebilmesi için de somut belgelerin dosyaya sunulmuş olması gerektiğini,
davacının --------- pay piyasasında almış olduğu hisselerinin halen varlığını koruduğunu, oluşmayan zarar talep edilemeyeceğinden davanın konusuz kalmış olduğunu, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası ikame ettiğini, ancak ancak belirsiz alacak davası HMK 107/1 maddesine göre " Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." denildiğini,
davacının ---------- Pay piyasasında kaç lot hisse aldığı ve bu lotların karşılığı olan değer bilinebilir olduğunu, talep miktarınında hesaplanabileceğini, Bu davada HMK 107/1 maddesindeki şartların oluşmadığını, bu nedenle her şeyden önce bir zararın oluştuğunu kabul etmemekle birlikte davacı tarafından varlığı ileri sürülen alacağın belirlenebilir durumda olduğunu, davanın husumet yokluğu ile reddini, davanın talebinin oluşmaması nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mahkeme aksi kanaate ise davacının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ---------- vekilinin cevap dilekçesini özetle.
Huzurda açılmış olan iş bu davaya ilişkin davacı tarafça sunulan dava dilekçesindeki yazılı hususların yapay olgulardan ibaret olduğunu, tamamen haksız kazanç elde etmek amacına yönelik olduğunu, bu nedenle davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin ---------- vatandaşı olduğunu, ülkesinde saygın bir iş adamı olduğunu, dünyanın bir çok yerinde yatırımları olduğunu, müvekkilinin 09.07.2020 tarihli ---------Ş. pay devri Sözleşmesine istinaden 2.306.072 Lot B grubu.
50.000 Lot A grubu ----------Ş. hisse senetlerini, 16.07.2020 tarihinde şahsına ait bulunan -----------Ş. bünyesindeki ----------- No’lu yatırım hesabına virman yoluyla aktarılması ile satın almış bulunduğunu, ancak hissesi satıma konu şirketin sahipliğine ilişkin hukuki uyuşmazlıktan dolayı sözleşmenin 21.07.2020 tarihinde, başlangıcından itibaren olacak şekilde iptali yoluna gidildiğini ve müvekkilinin aldığı hisseleri ------------ şirketinin ----------Ş.’deki hesabına geri virman ettiğini, dolayısı ile müvekkil ile iş veya özel olarak herhangi bir bağı bulunmayan davacının müvekkiline yöneltmiş olduğu davanın haksız olduğunu,
aralarında herhangi bir illiyet bağı bulunmayan davacının müvekkiline karşı açmış olduğu bu davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin ---------- Ş.'nin %50'den fazla hissesinin sahibi olduğundan Çağrı Yolu ile Ortaklık Paylarının Toplanmasına İlişkin Esaslar Tebliğinin 4-5-6. Maddelerine göre çağrıda bulunma yükümlülüğünün doğduğunu, Yine aynı tebliğin 7.2.
Maddesine göre çağrı yükümlülüğünün doğduğu günden itibaren 45 gün içinde ortaklığın diğer pay ortaklarına paylarını satın almak üzere fiili çağrıda bulunmak zorunda olduğunu müvekkilinin bu zorunluluğa uymadığını ve davacının bu nedenle zarara uğradığını iddia ettiğini, müvekkilinin 09.07.2020 tarihli ----------Ş. pay devri Sözleşmesine istinaden 2.306.072 Lot B grubu.
50.000 Lot A grubu ----------Ş. hisse senetlerini, 16.07.2020 tarihinde şahsına ait bulunan ----------Ş. bünyesindeki ----------- No’lu yatırım hesabına virman yoluyla aktarılması ile satın almış bulunduğunu, ancak hissesi satıma konu şirketin sahipliğine ilişkin hukuki uyuşmazlıktan dolayı sözleşmenin 21.07.2020 tarihinde başlangıcından itibaren olacak şekilde iptali yoluna gidildiğini ve müvekkilinin aldığı hisseleri -------- şirketinin -------Ş.’deki hesabına geri virman ettiğini.
Bu bakımdan her ne kadar söz konusu hisseler şeklen müvekkile ait hesaba geçmişse de gerçekte bu hisselere ait mülkiyet müvekkile satış sözleşmesi başından itibaren iptal edildiği için geçmediğini, bu nedenle II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 11. Maddesinde düzenlenen zorunlu pay alım teklifini gerektirecek işlemin gerçekleştirilmediğinin ortada olduğunu, ayrıca,
Kurulun II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 18/1(b) maddesinde belirtildiği gibi iptal edilen satıma konu hisselerin herhangi bir genel kurul toplantısında kullanılmamış olması ve ortaklık yönetim kurulunda herhangi bir değişiklik yapılmaması nedeniyle de yine pay alım teklifinde bulunma zarureti doğmadığının ortada olduğunu, müvekkilinin tüm bu hususlara ilişkin SPK başvurularının mevcut olduğunu, diğer yandan davacı tarafından dava dilekçesinde müvekkil aleyhinde hukuki dayanaktan yoksun iddialarda bulunulmuş ise de bunlara dahi tek bir somut belge sunulmadığını, Müvekkilinin menfaat elde etmediğini,
zarara sebebiyet verecek bir fiilinin bulunmadığını, davacınında herhangi bir zararının olmadığının açık olduğunu, aksine ----------Ş.'nin kotasyonda çıkarıldığı sırada müvekkilinin toplamda 289.930 Lot alımı mevcut olup şirketin kotasyondan çıkarılması ile kendisi de söz konusu lotlara ilişkin herhangi bir işlem gerçekleştiremediğini, hal böyle iken müvekkilin de mağdur olduğunu, davacının, davalı müvekkilden haksız eylemleri ve işlemleri nedeniyle şimdilik 10.000 TL olmak üzere maddi zararını talep edildiğini, işbu talep için maddi bir zararın oluşması gerektiğini,
maddi zararın talep edilebilmesi için de somut belgelerin dosyaya sunulmuş olması gerektiğini, davacının söz konusu ----------- hissesinde zararı oluşmadığından dosyaya herhangi bir belge sunulamadığını, Davacının -------- pay piyasasında almış olduğu hisseleri halen varlığını koruduğunu, Zararın oluşabilmesi için davacının kendine ait olan hisselerin satışını yapması ve bu satış sonucunda zarar ya da kar elde etmiş olması gerektiğini, oluşmayan zarar talep edilemeyeceğinden davanın konusuz kaldığını, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesini, cevap dilekçesi doğrultusunda davacının maddi zararı olmadığını,
davanın haksız kazanç elde etmek amacıyla ikame edildiğini, gerçeklikten ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, davanın husumet yokluğu ile reddini, talebin oluşmaması sebebiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, mahkeme aksi kanaate ise davacının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekilinin ---------- vekilinin cevap dilekçesine karşı cevaba cevap dilekçesini özetle. Müvekkilinin ----------Ş. hisselerini, şirketin el değiştirip çok büyük yatırımlar yapılacağı gibi şirket hisselerini alması yönünde söylenen/yayılan yanıltıcı bilgiler neticesinde aldığını, ----------Ş.
Şirketi ile ilgili bu tür bilgileri küçük yatırımcıların duyabileceği şekilde yayan kişinin davalı olduğunu, davalının ilgili şirkette yönetim kurulu üyeliği yapmış olmasının, -----------Ş de ----------- İrtibat Büro müdürü olarak çalışmakta olması nedeniyle verdiği bilgiler müvekkili gibi pek çok yatırımcı için şirket hisselerine yatırım yapmalarında etken olduğunu, zararın doğduğu anın haksız fiilin yapıldığı an olduğunu, davalı vekilinin zararın oluşmadığı iddiası hukuki temelden yoksun olduğunu,.
Müvekkilinin manipülatif etki altında aldığı hisse değerleri ile manipülatif hareketin sona erdiği andaki hisse değerleri arasındaki fark dahi yatırımcı için maddi zarar olduğunu, müvekkilinin zarara uğramasına neden olan eylem ve işlemleri gerçekleştiren kişinin davalı olduğunu ve bu nedenle davalı vekilinin husumet yönünden davanın reddi taleplerinin de hukuki temeli bulunmadınıı, müvekkilinin davalının haksız eylem ve işlemleri sonucu uğradığı zararın miktarının uzman bilirkişilerce yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkacağını,
dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair herhangi bir beyan bulunmadığı halde davalının kendi hukuki değerlendirmesi üzerine yapılan beyanı kabul etmediklerini, davalının tüm taleplerinin reddi ile dava dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekilinin ---------- vekilinin cevap dilekçesine karşı cevaba cevap dilekçesini özetle.
Davalı vekilinin de belirttiği gibi davalının dünyanın bir çok yerinde yatırımalrı bulunan bir iş insanı olduğunu, ----------Ş. de Haziran 2020 tarihine kadar Yönetim Kurulu üyeliği yaptığını, davalı --------Ş. nin %50 sini aşan hissesini satın aldığını kabul ettiğini ve satın aldığı tarih itibariyle Çağrı Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplanmasına İlişkin Esaaslar tebliğinin ilgili maddeleri ( 4-5-6-7 ) gereği şirketin yönetiminin kontrolünün sahibi olarak çağrıda bulunma yükümlülüğü doğduğunu, davalı vekilinin dilekçe ekinde SPK Başkanlığına yapılan gerek 2020 yılı gerekse 2021 yılı muafiyet başvuruları kurumca kabul edilmediğini,
bu durumun dava dilekçesinde iddiamızı doğruluğunu ispatladığını, davalı vekilinin muafiyet iddiası SPK Başkanlığınca da kabul görmediğini, davalının şirkete ait hisseleri alımı ( 09.07.2020 ) ve ----------Ş. nin 11.07.2020 tarihli SPK kararıyla 13.07.2020 tarihinde kotasyondan çıkarılması ve davalının aldığı hisselerin baştan itibaren iptal edildiğinin söylendiği tarih 21.07.2020 paranın geri virmanlandığı tarih ise 23.07.2020 olduğunu,
davalının şirketin Haziran 2020 ye kadar yönetim kurulu üyesi olduğu kottan çıkarılmadan önce SPK ile şirket arasında yapılan görüşmelerden haberdar olduğu da dikkate alındığında hisse alım ve satımı işlemlerinin yapılış amacının davalının ve birlikte hareket ettiği kişilerin yararına müvekkili gibi küçük yatırımcıların zararına işlemler olduğu anlaşıldığını, Uzman bilirkişilerce ilgili kurumlardan toplanacak belgeler-bilgilerle birlikte alınacak bilirkişi raporuyla da bu durum somut olarak ispatlanacağını,
müvekkilinin zarara uğramasına neden olan eylem ve işlemleri gerçekleştiren kişilerden birinin davalı olduğunu ve bu nedenle davalı vekilinin husumet yönünden davanın reddi taleplerinin de hukuki temeli bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan tüm talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde. Dava uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.
Davalı ---------- piyasayı yanıltıcı bilgiler yayıp yaymadığı, yatırımcıları yönlendirerek piyasada manipülasyon yapıp yapmadığı, davalı --------- ---------Ş'nin yönetiminin kontrolünün sahibi olup olmadığı, bu kapsamda çağrı zorunluluğu bulunup bulunmadığı, ----------Ş'nin ---------- kotasyonundan çıkartıldığı, bu hususta davalı -------- kusurunun bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacının zararının oluşup oluşmadığı ve oluşmuş ise miktarı ve davalının davacının zararında sorumlu olup olmadıkları hususların uyuşmazlık konusu olduğu, Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK'nun 266 vd. maddelerine göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur.Somut olayda. Bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmekte olup davacı tarafça bilirkişi masrafları verilen süre içerisinde yatırılmamış olup bu nedenlerle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/235, K. 2025/106, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama