KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/911
- Karar No
- 2024/780
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
Karar Metni
3.270 kelime·16 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/911 Esas
KARAR NO: 2024/780
DAVA
İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/11/2022
KARAR TARİHİ: 09/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --------Ş. ile Davalı --------- $. arasında davacı şirkete ait “-------- Mahallesi --------- SK. --------- blok Sit. --------- blok Apt.
NO:-------- ---------” adresinde halen faaliyet gösteren aşağıdaki özel öğretim kurumları;------- Kurum Kodlu “----------”, ---------- Kurum Kodlu “----------” ve ----------- Kurum Kodlu “----------”, Taraflar arasında belirlenen şartlar çerçevesinde ruhsatları, öğrencileri ve ilgili demirbaşları ile birlikte davacı şirket tarafından Borçlu Şirket'e devredilmesi konusunda 27.05.2022 tarihli Devir Sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalandığını, Bu kapsamda taraflar arasında ticari bir iş ilişkisi kurulduğunu, Davacı şirket, borçlu şirket ile imzalamış olduğu Sözleşme çerçevesinde öğretim kurumlarının devri ile ilgili tüm yükümlülüklerini tamamlamış,
hatta devir teslim işlemleri fiziken gerçekleştirildikten sonra taraflar aralarında borçlu şirketin ödemesi gereken bakiye meblağa ilişkin bir cari hesap mutabakatı imza ettiklerini, Davacı şirketin Sözleşme'nin 4. Maddesi gereği alması gereken devir bedelinden 2.631.130,81 TL tahsil edilemeyen alacağı bulunduğunu, Borçlu Şirket Sözleşme gereğince ödeme yi olmasına ve cari mutabakat kapsamında borçlu olduğunu ikrar etmesine rağmen.
Borçlu Şirket bu ödemeleri gerçekleştirmediğini, Sözleşme gereğince tüm devir ve teslim işlemleri imza karşılığında tamamlandıktan sonra Borçlu Şirket'ten --------- , --------- ve ---------- ile yapılan yazışmalar çerçevesinde bu kişilerce davalı şirketin davacı şirkete olan borcunun 2.631.130,81 TL olduğu bakiye bedel cari hesap mutabakatıyla da ikrar edilmiş olmasına rağmen kötü niyetli olarak ödeme yapmaktan kaçınıldığını, Bu kapsamda, yukarıda belirtilen bakiye tutarın ödenmemiş olması nedeniyle tahsili için -------- İcra Dairesi -------- E. sayılı dosyası kapsamında Borçlu aleyhinde icra takibi başlatılmış,
mezkür icra takibine davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, Davacı şirketin, davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak yaptığı bu itiraz doğrultusunda alacağına kavuşma tehlikesi ortaya çıktığından davacı şirketin tüm iyi niyetli uyarılarının karşılıksız kalması neticesinde --------- D.İş sayılı dosyasından davacının alacağındaki haklılığı sabit görülerek davalı şirket aleyhine ihtiyati haciz kararı alınmış ve işbu ihtiyati haciz kararı --------- İcra Dairesi ----------- E. Sayılı dosyası üzerinden infaz edilmek üzere gerekli işlemlere başlandığını,
Davalı borçlunun itiraz dilekçesi taraflarına 03.10.2022 tarihinde İcra Müdürlüğünce tebliğ edilmiş sayılmış olup, İİK 264/2 maddesi, "İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur.
İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır." şeklinde düzenlenen hükmü uyarınca yasal süre içerisinde İtirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ile davalı şirket arasında akdolunan 27.05.2022 tarihli devir sözleşmesi uyarınca davacı sahipliğindeki okulların 01.07.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm demirbaş ve ekipmanları ile birlikte davalı şirkete devir edilmesi kararlaştırıldığını, Sözleşme'de devir bedeli 13.500.000,00 TL olarak kararlaştırılmış, Sözleşme'nin 4. Ve 5.4.
Maddeleri uyarınca davacı tarafça 01.07.2022 tarihine kadar 2022/2023 yılı ve sonrasındaki eğitim-öğretim dönemine yönelik gerçekleştirmiş olduğu kayıt yenileme ve yeni kayıt işlemleri sonucu ödenmesi hususunda anlaşılan ücretlerin tahsil edilen kısımlarını davalı şirket tarafından ödenmesi gereken devir bedelinden mahsubu yolu seçilmiş olup, işbu mahsup işlemi sonrası davalı şirketin ödeyeceği bakiye tutar 2.631.130,81 TL olduğunu, Nitekim bu hususta taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmadığını, Önemine binaen belirtmemiz gerekir ki,
davacı tarafça her ne kadar davalı şirket çalışanları tarafından gönderilen mutabakat metnine atıfta bulunulmakta ise de salt işbu mutabakatın gerçekleştirilmiş olması davacı tarafça sözleşmesel yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiği şeklinde yorumlanamayacağını, Davacı taraf, Sözleşme ile birlikte devrettiği okullardaki tüm demirbaş ve tefrişatları davalı şirkete devir etmekle yükümlü olduğu halde işbu yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini,
Davacı taraf taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete devretmek ile mükellef olduğu aşağıda modeli ve adedi belirtilen demirbaş ve tefrişatın davalı şirket yetkilileri tarafından sözlü ve yazılı olarak defaten davalı şirkete teslimi istenmiş ise de davalı şirketin işbu talepleri davacı tarafından karşılanmadığını, İşbu nedenle davalı şirket tarafından davacı tarafa --------- Noterliği'nin 22.07.2022 tarihli ve ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aynı hususlar davacı tarafa tekraren bildirilmiş ve anılan demirbaşların teslimi istenmiş ise de davacı tarafça işbu teslim yükümlülüğü yerine getirilmediğini,
taraflar arasındaki yukarıda belirtilen devir. sözleşmesi "ticari işletmenin devri" niteliğinde olduğunu, Ticari işletmenin faaliyeti için işletmede her zaman bulunan malvarlıkları devrin kapsamını oluşturduğunu, Devir sözleşmesi duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli bulunan malvarlıklarını kapsadığını, Duran malvarlığı ise ticari işletmeye sürekli olarak özgülenen taşınırlar, taşınmazlar, bunların bütünleyici parçaları ve eklentilerinden oluştuğunu, Yukarıda belirtilen taşınır mallar devre konu özel okullara özgülenen taşınırlar “olup,
"duran malvarlığı" kapsamında oldukları konusunda şüphe bulunmadığını, Nitekim bu husus davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ile envanterin incelenmesi sonucunda da ortaya çıkacağını, Dolayısıyla işbu taşınır malların davalı şirkete ticari işletme devri kapsamında devredilmesi ve zilyetliğinin teslim edilmesi esas olduğunu, Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde özetle sözleşme ekinde demirbaş listelerinin bulunduğunu ve davacı tarafın işbu listelerde yer alan tüm demirbaşları eksiksiz teslim ettiğini iddia etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmadığını,
Sözleşmenin imza aşamasında taraflarca herhangi bir demirbaş listesi imzalanmamış, demirbaşlar teslim edildikçe teslim edilen demirbaşlara yer verilerek listeler tanzim edilerek taraflarca teslim - tesellüm belgesi mahiyetinde anılan listeler imzalandığını, Dolayısıyla işbu listelerdeki malların teslim alınmasının davacı tarafın yukarıda belirtilen taşınırları teslim yükümlülüğü bulunmadığı şeklinde yorumlanması mümkün olmadığını, Diğer yandan davacı tarafça da ikrar edildiği üzere listelerde yer almayan başkaca taşınırlar da devir kapsamında Müvekkilim şirkete devredilmiş olup,
bu durum da ortada bir demirbaş listesi olmadığını ve devir kapsamının davacı tarafça sunulan demirbaş listelerindeki mallar ile sınırlı olmadığını açıkça ispatladığını, Ekte ibraz edilen fotoğraflar da davacı tarafça devir edilen okulda bulunan malzemelerin Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde davranarak dışarıya çıkarıldığını, davalı şirket çalışanları ile davacı şirket çalışanları arasında gerçekleşen e-postalar da işbu hususun davalı şirket yetkililerince tespitinin ardından malzemelerin bir kısmının "sehven" çıkarıldığı bahanesiyle geri getirildiğini ispata yeterli olduğunu,
Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin niteliği itibarıyla devir bedelinin ödenmesi için davacı tarafça devir ile mükellef olduğu tüm demirbaş ve taşınırların davalı şirkete devri işlemlerinin tamamlanması gerektiğini, İşbu yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmeyen davacı tarafın TBK 97. Maddesi uyarınca davalı şirketten devir bedelinin ödenmesini isteme hakkı doğmadığını, Taraflar arasında akdolunan devir sözleşmesinin niteliği itibarıyla ticari işletmenin devri niteliğinde olduğu,
Ticari işletmenin devrinde duran malvarlığı kapsamında bulunan ve yukarıda tablo halinde yer verilen malların da devredilmesinin gerektiği, Taraflar arasında sözleşmenin imza aşamasında demirbaş listesi imzalanmadığı, davacı tarafça bahsi edilen listelerin "teslim - tesellüm tutanağı" hükmünde olduğu, Davacı tarafça da ikrar edildiği üzere listelerde yer almayan başkaca taşınırlar da devir kapsamında davalı şirkete devredilmiş olduğunun, bu durum da ortada bir demirbaş listesi olmadığının ve devir kapsamının davacı tarafça sunulan demirbaş listelerindeki mallar ile sınırlı olmadığının açıkça ispatlandığı,
Davacı tarafın yukarıda liste olarak yer verilen taşınır malların devrini gerçekleştirme yükümlülüğünün bulunduğu, davacı tarafın işbu yükümlülüğünü yerine getirmediği, Devir bedelinin ödenmesi için öncelikle davacı tarafın taşınır malları devretme yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirmesi gerektiği, TBK 97. Maddesinde düzenlenen "ödemezlik def'i" kapsamında müvekkilim şirketin ifadan kaçınabileceğinin ortada olduğu, nazara alınarak huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan ettiği görüldü.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirket, davalı şirket ile imzalamış olduğu Sözleşme çerçevesinde öğretim kurumlarının devri ile ilgili tüm yükümlülüklerini tamamlamış, hatta devir teslim işlemleri fiziken gerçekleştirildikten sonra taraflar aralarında Borçlu Şirket'in ödemesi gereken bakiye meblağa ilişkin bir cari hesap mutabakatı imza ettiklerini, Dolayısıyla kesinlikle eksik malzeme teslim edildiği iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla basiretli tacir olan davalının yapılan cari hesap mutabakatına yönelik iddialarına cevap vermeksizin bu dayanaksız iddialar ile lehine bir ikrarın varlığından söz ediyor olması abesle iştigal olduğunu,
Fotoğraflar ve ihtarname ile ilgili iddialara yanıtları: Çekilen bu fotoğrafların hukuka aykırı ve/veya hukuka uygun yollarla elde edilip edilmediği, bu fotoğraftakilerin kim olduğu, bu eşyaları nereden taşıdığı, taşınan eşyaların ne olduğu ve neden taşındığı,
ne zaman çekildiği belirsiz olup, bu yönüyle tacir taraflar arasında görülen işbu davada itibar edilemeyeceğini ve ispata elverişliliklerinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında davaya konu borcun varlığını ikrar eden cari hesap mutabakatı var iken bu meyanda tacir taraflar arasında bir delil olarak dayanılması düşünülemeyeceğini, Zira davaya konu meblağ 2.631.130,81 TL olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200.maddesi gereği senetle ispat kuralının oldukça üzerinde olduğunu, Bu noktada taraflar arasında yazılı sözleşme ve yazılı mutabakat var iken bunun aksini ispat birtakım fotoğraflar ile ispat edilmesi mümkün olmadığını,
itiraz ettiklerini, E-Postaya ilişkin iddialara yanıtları: Kesinlikle karşı tarafın iddialarının doğruluğunu kabul anlamına gelmemek şartıyla Karşı tarafın yetkilisi olduğunu ikrar ettiği --------- isimli Çalışan'ın 13 Temmuz 2022 tarihli bu e- postasından sonra,
21.07.2022 tarihinde, yetkilileri ---------, --------- ve --------- ile yapılan yazışmalarda 2.631.130,81 TL borçları olduğunu kabul ettiklerini, Diğer yandan borcu ifadan kaçınma gayretinde olan davalının mutabakat sonrasında gönderdiği e-posta yazışmasında ise davacı Şirket yetkilisi açıkça emtianın eksik değil FAZLASIYLA teslim edildiğini ve bu meyanda ödeme beklendiğini açıkça ifade ettiğini,
Dolayısıyla her ne kadar şu an tarafımızca atılan e-postaların lehlerine ikrar teşkil ettiğini iddia etseler de bu e- postalar ile atıldıktan sonraki tarihte mutabık olacaklar ki tüm yetkililer aynı e-posta yazışmaları ile borcun varlığını kabul etmiş;
buna dayalı mutabakat yapma gereksinimi dahi duymuş ve buna dayalı olarak süreç kapatıldığını, Gene mutabakat sonrasında ödemeden imtina etme gayreti ile keşide edilen ihtarnameye de taraflarınca cevap verildiğini, Davacı şirketin Sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve/veya herhangi bir şekilde devre konu olan demirbaşları davalı şirkete teslim edilmemesi ya da eksik teslim edilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını,
Sözleşme'nin “Devir İşlemine Konu Özel Öğretim Kurumlarının Malvarlıkları” başlıklı 5.3. maddesinin 5.3.1 ilgili alt bendinde “Devir işlemine konu özel öğretim kurumlarının içinde bulunan ve ekli listelerde (EK-1 Demirbaş İisteleri) belirtilen demirbaşların tamamı 01.07.2022 tarihi itibariyle Devreden tarafından Devralan'a devredilmiş olup, bunların tamamı 01.07.2022 tarihinde eksiksiz ve işbu sözleşme tarihindeki mevcut haliyle şekilde Devralan'a teslim edilecektir.
Devir tarihinden sonra demirbaş listesinde kayıtlı cihazların onarım, yenileme ve benzeri masrafları Devralan'a ait olacaktır.” denilerek işbu durum hüküm altına alındığını, Davacı şirket sözleşme ekinde yer alan bu listeye istinaden, fiziken yapılan teslim sırasında da bu liste ile uyumlu olacak şekilde tüm menkullerin teslimini gerçekleştirmiş, hatta davalının taleplerine istinaden, dvacı şirketin bakiye alacağına kavuşma ümidiyle listede olmayan birçok eşyayı da davalıya bıraktığını, Ancak,
Borçlu Şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede teslim edilmediği ifade edilen demirbaşların hiçbiri taraflar arasında mutabık kalınarak imza altına alınan Sözleşme ve eki olan Demirbaş Listelerinde yer almamakta olup, gerek Sözleşme gerek ise eki niteliğindeki Demirbaş Listelerinde olmayan işbu malların teslimi konusunda da davacı şirketin herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını, TBK 97 tahtındaki iddialara yanıtları: Davacı şirketin bir hususu eksik ifa etmesi gibi bir husus söz konusu olmayıp;
taraflar bunun aksine yazılı olarak mutabık olduklarını, Dolayısıyla TBK 97 tahtında "kendi borcunu ifadan kaçınma" gibi bir hak davalı yan lehine söz konusu olmadığını, Davalı şirket tarafından talep edilen ürünlerin bazıları lisansları davacı şirket adına alındığı için başka bir kurumun kullanıma verilemez, devredilemez ürünler olduğunu, Ayrıca, yine demirbaş listesinde yer alıp almadığı gözetilmeksizin okul bünyesinde hiçbir zaman yer almayan ürünler de talep edildiğini, Dolayısıyla,
Sözleşme ekinde davalı şirkete sunulmuş olan Demirbaş listelerinde yer alan demirbaşlar dışında başkaca malların da teslimini talep etmeleri TMK m. 2/1 dürüstlük kuralı hükmüne aykırı olmakla beraber hakkın kötüye kullanılması kapsamındaki “çelişkili davranış yasağının ihlali--------” anlamına da geldiğini, Özellikle Davalı tarafından 13.07.2022 tarihli e-mailde teslim edilmesi gerektiği iddia edilen: 4 Adet --------- Ürün Kodlu -----------, 2 Adet ----------- Ürün Kodlu --------- Switch, 1 Adet -------- Ürün Kodlu ----------- Swch,
12 Adet --------- ve 25 Adet ---------- Ürün Koldu ---------- ürünler hiçbir zaman davacı şirkette bulunmadığını, Bunların muadili ürünlerin ise devredilmes mümkün değildir çünkü bunların esas bedeli lisans bedelidir ve lisanslar davacı şirket adına kayıtlı olduğunu, Bunların devredilemeyeceği taraflar arasında toplantılarda dile getirilmiş ve mutabık kalındığını, Şayet bir şekilde lisans devri yapılabilse dahi davalı adına lisansın alınması için yine ücretinin ödenmesi gerektiğini, Dolayısıyla, davacı şirkette hiçbir zaman bulunmayan bu marka ürünlerin tarafınıza verilmesi mümkün olmadığını, 1 Adet --------- Ürün Kodlu -------- 1 yıl ,
güvenlik duvarı lisansıdır.
Ancak davacı şirkette bu markada kullanılan bir --------- bulunmadığını, Bu tür program lisansları da yıllık olarak kiralandığını, Yıllık kiralanan lisansın da devri mümkün olmadığını, 1 Adet Optik okuyucu ---------, teslim edilmesi öngörülen --------- Envater listesi dahil hiç-bir demirbaş listesinde yer almadığını, ----------yazıcı da yine teslim edilmesi öngörülen ------- Envater listesi dahil hiçbir demirbaş listesinde yer almadığını, Buna ek olarak,
davalı şirketin kendisine teslim edilmesi gerektiği iddia edilen demirbaş ve tefrişatın değeri ile davacı şirket'e 01.07.2022 tarihinde ödenmesi gereken fakat halen ödemesi yapılmayan ücret arasında orantısız ve büyük miktarda fark bulunduğunu, Davalı tarafından iddia edilen demirbaş ve tefrişatın toplam değeri yine Davalı tarafından 13.07.2022 tarihli e-mailde 26.180,00 Amerikan Doları * KDV ve --------- yazıcı için de 20.000-30.000 TL olarak belirtilmesine rağmen davalının davacı şirkete olan borcu taraflar arasında mutabakat formuyla teyit edildiği üzere 2.631.130,81 TL olduğunu,
Sözleşme'nin de ekinde yer alan demirbaşlar davalının yetkilendirdiği kişiler tarafından teslim alınmış, demirbaş listeleri teslim edildikten sonra davalının yetkilileri tarafından imzalandığını, Davacı şirket Sözleşme ekinde yer alan listede bulunan demirbaşları devir ve teslim etmek suretiyle bu kapsamda sözleşmesel yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini, İşbu hususları tüm ayrıntılarıyla açıklayan ihtarnameler Borçlu Şirket'e gönderilmesine rağmen davalı şirket kötü niyetli olarak ödeme yapmamaya devam etmekte, açıkça davacı şirketin Sözleşme'den kaynaklanan alacağına el koyduğunu,
olduğu halde işbu yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, Davacı taraf taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete devretmek ile mükellef olduğu cevap dilekçemizde modeli ve adedi belirtilen demirbaş ve tefrişatın davalı şirket yetkilileri tarafından sözlü ve yazılı olarak defaten davalı şirkete teslimi istenmiş ise de davalı şirketin işbu talepleri davacı tarafından karşılanmadığını,
İşbu nedenle davalı şirket tarafından davacı tarafa ----------- Noterliği'nin 22.07.2022 tarihli ve -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aynı hususlar davacı tarafa tekraren bildirilmiş ve anılan demirbaşların teslimi istenmiş ise de davacı tarafça işbu teslim yükümlülüğü yerine getirilmediğini, Ticari işletmenin faaliyeti için işletmede her zaman bulunan malvarlıkları devrin kapsamını oluşturduğunu, Devir sözleşmesi duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli bulunan malvarlıklarını kapsadığını,
Duran malvarlığı ise ticari işletmeye sürekli olarak özgülenen taşınırlar, taşınmazlar, bunların bütünleyici parçaları ve eklentilerinden oluştuğunu, Yukarıda belirtilen taşınır mallar devre konu özel okullara özgülenen taşınırlar olup, "duran malvarlığı" kapsamında oldukları konusunda şüphe bulunmadığını, Nitekim bu husus davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ile envanterin incelenmesi sonucunda da ortaya çıkacağını, Dolayısıyla işbu taşınır malların davalı şirkete ticari işletme devri kapsamında devredilmesi ve zilyetliğinin teslim edilmesi esas olduğunu,
Davacı tarafça gerek dava gerekse 28.12.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle sözleşme ekinde demirbaş listelerinin bulunduğunu ve davacı tarafın işbu listelerde yer alan tüm demirbaşları eksiksiz teslimini iddia etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin imza aşamasında taraflarca herhangi bir demirbaş listesi imzalanmamış, demirbaşlar teslim edildikçe teslim edilen demirbaşlara yer verilerek listeler tanzim edilerek taraflarca teslim - tesellüm belgesi mahiyetinde anılan listeler imzalandığını,
nitekim listelerde yer alan tarihler de bu hususun ispatıdır. dolayısıyla işbu listelerdeki malların teslim alınmasının davacı tarafın yukarıda belirtilen taşınırları teslim yükümlülüğü bulunmadığı şeklinde yorumlanması mümkün olmadığını, diğer yandan davacı tarafça da ikrar edildiği üzere listelerde yer almayan başkaca taşınırlar da devir kapsamında davalı şirkete devredilmiş olup, bu durum da ortada bir demirbaş listesi olmadığını ve devir kapsamının davacı tarafça sunulan demirbaş listelerindeki mallar ile sınırlı olmadığını açıkça ispatladığını,
cevap dilekçelerinin ekinde ibraz edilen fotoğraflar da davacı tarafça devir edilen okulda bulunan malzemelerin Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde davranarak dışarıya çıkarıldığını, davalı şirket çalışanları ile davacı şirket çalışanları arasında gerçekleşen e-postalar da işbu hususun davalı şirket yetkililerince tespitinin ardından malzemelerin bir kısmının "sehven" çıkarıldığı bahanesiyle geri getirildiğini ispata yeterli olduğunu,
Davacı tarafça her ne kadar işbu fotoğrafların delil niteliği olmadığı belirtilmiş ise de gerek resimlerde yer alan araç plakalarının kime ait olduğu ve gerekse resimlerin çekildiği mahal incelendiğinde resimlerde yer alan cihazların davacı tarafa ait araçlara yüklendiği ve resimlerin devre konu okul mahallinde çekildiği ispat olunacağını, İşbu madde uyarınca davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin niteliği itibarıyla devir bedelinin ödenmesi için davacı tarafça devir ile mükellef olduğu tüm demirbaş ve taşınırların davalı şirkete devri işlemlerinin tamamlanması gerektiğini,
İşbu yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmeyen davacı tarafın TBK 97. Maddesi uyarınca davalı şirketten devir bedelinin ödenmesini isteme hakkı doğmadığını, Davacı tarafça davalı şirket tarafından ileri sürülen ödemezlik def'i ile borç tutarı arasında orantısızlık bulunduğu ileri sürülmüş ise de yukarıda yer verilen kanun hükmü ve emsal Hukuk Genel Kurulu kararında orantıya dair herhangi bir ibare yer almadığını, Dolayısıyla davacı tarafın işbu iddiasının da nazara alınmaması gerektiğini talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde. Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 27.05.2022 tarihinde “Devir Sözleşmesi” başlıklı sözleşme yapıldığı, sözleşmenin konusunun davacı devreden sahipliğinde bulunan --------, ----------, ----------- isimli özel öğretim kurumlarının ruhsatlarının öğrencileri ve mevcut bütün demirbaşları ile birlikte davalı devralana birinci taksit 3.500.000,00 TL + KDV’nin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bir iş günü içerisinde, ikinci taksit 10.000.000,00 TL + KDV’sinin de 01.07.2022 tarihinde ödenmesi koşulu ile toplam 13.500.000,00 TL + KDV bedelle devredilmesi konusunda anlaştıkları,
devir bedelinden 2.631.130,81 TL dışındaki kısmın davacıya ödendiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı sabit olmakla tarafların sözleşme uyarınca üzerlerine düşen yükümlülüğü yerine getirip getirmedikleri, sonuç itibari ile davacının davalıdan sözleşme bedelinden bakiye alacağı bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez.
Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.Somut olayda, Taraflar tarafından imzalanan sözleşmede devir bedeli 13.500.000,00 TL olarak kararlaştırılmış, sözleşme'nin 4. Ve 5.4.
Maddeleri uyarınca davacı tarafça 01.07.2022 tarihine kadar 2022/2023 yılı ve sonrasındaki eğitim-öğretim dönemine yönelik gerçekleştirmiş olduğu kayıt yenileme ve yeni kayıt işlemleri sonucu ödenmesi hususunda anlaşılan ücretlerin tahsil edilen kısımlarını davalı şirket tarafından ödenmesi gereken devir bedelinden mahsubu yolu seçilmiş olup, işbu mahsup işlemi sonrası davalı şirketin ödeyeceği bakiye tutar 2.631.130,81 TL olduğu yönünde anlaşma sağlanmıştır.
Bu hususta taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmamaktadır.Davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede teslim edilmediği ifade edilen demirbaşların taraflar arasında mutabık kalınarak imza altına alınan sözleşme ve eki olan demirbaş listelerinde yer almamaktadır.
Davacı tarafından dosyaya sunulan davaya konu belirtilen “------- Demirbaş Teslim Listesi” olduğu görülen listenin taraflar arasından ıslak imzalı şekilde olduğu, ancak sunulan listede davalı şirket tarafından davacı tarafa ihtarname ile mail yazışmasındaki belirtilen ürünlerin listede yer almadığı" beyan edilmiş olup gerek sözleşme gerek ise eki niteliğindeki demirbaş listelerinde olmayan işbu malların teslimi konusunda da davacının bir yükümlülüğü bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyet raporunda deliller değerlendirerek hesaplama yapmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatınına hükmetmek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-A-Davanın KABULÜNE, davalının -------İcra Müdürlüğü -------- esas sayılı dosyasında itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde talep edilen faiz uygulanmasına,
b-Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine ,
2- Harçlar Yasasına göre alınması gereken 179.732,54 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta peşin alınan 31.777,49 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 147.955,056TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 31.777,49 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, 242,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 32.100,44 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5- Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması 349.424,39 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-4-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.09/10/2024
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/911, K. 2024/780, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama