KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/489
- Karar No
- 2024/932
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
Karar Metni
1.623 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/489 Esas
KARAR NO: 2024/932
DAVA
Tazminat (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/07/2024
KARAR TARİHİ: 14/11/2024
DAVA
Davacı vekili mahkememize sunduğu 02/07/2024 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle. Davacı ----------, --------- Mah. ---------- Sok.
No:-------- --------- adresinde antikacılık işi ile iştigal ettiğini, davacı yanın, Kasım 2022 tarihinde ----------- işi ile ilgili ithal mallar getirdiğini, ithalat işlemlerine konu emtiaların gümrük işlemleri aşamasında davacı yanın gümrükçüsü davalı şirket ile gelecek malların antrepoya alınması hususunda anlaştıklarını, davalı Antrepo, ithalat işlemlerinin tamamlanabilmesi için gelecek malların risk grubunda bulunduğundan bahisle mutad olmayan bir şekilde "TEMİNAT BEDELİ" talep ettiğini,
ithalat işlemlerinin askıda kalmaması adına davacı yan da kendisinden mutad olmadığı halde talep edilen (6.000.- USD Karşılığı) 109.957,71 TL bedeli 24.11.2022 tarihinde banka marifeti ile davalıya ait hesaba ödediğini, davacı yanın ---------- Bankası -------- Şb. -------- iban numaralı hesabından yapılan ödemesine ilişkin dekontta işlem açıklaması "İŞ KARŞILIĞI DEPO TEMİNAT BEDELİ" şeklinde olduğunu, davalı yanın bu ödemeye karşı kesmiş bulunduğu herhangi bir fatura bulunmadığını, bu ödeme sonrasında---------- Numaralı antrepo beyannamesi/ İthalat beyannamesine konu brüt 6810 Kg.
530 kap emtia davacı yanın ithal emtiaları gümrük işlemleri gereği davalı şirketin antreposuna 24.11.2022 tarihinde depolama amaçlı teslim edildiğini, bu emtiaların 5.290 Kg'a tekabül eden 430 kab oranındaki emtialar 07.02.2023 tarihinde davalı antrepodan davacı tarafça çekildiğini, bu emtiaların antrepodan çekilirken davalı yan antrepo bedeli olarak 50.028,16 TL kiralama bedeli talep ettiğini ve bu bedelin davacının yukarıda belirtilen banka hesabından davalı yanın banka hesabına banka hesabına transfer edildiğini, kalan 100 kap ve 1520 Kg emtia 17.04.2023 tarihinde davacı tarafından davalı antrepodan çekildiğini,
bu aşamada davalı yanın bildirdiği antrepo/kiralama bedeli 20.000.- TL yine aynı şekilde banka marifeti ile davalı yanın banka hesabına transfer edildiğini, bu işlemler sonucunda 17.04.2023 tarihi itibariyle tüm mallar antrepodan alınmış olup davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki kalmadığını, ilk başta ödenilmiş bulunan teminat bedeli, davalı yandan defalarca talep edildiği halde bu güne kadar herhangi bir teminat iadesi yapılmadığını, dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa da başvurulduğunu, ancak sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu açıklanan nedenlerle,
teminat bedelinin iadesini temin edebilmek adına iş bu davanın ikame edilmesi zaruri hale geldiğini, 109.957,71 TL'nin 17/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 06/08/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket tarafından düzenlenen vergiler dahil 109.957,71 TL bedelli 24.11.2022 tarihli fatura "boşaltma hamaliyesi" iş ve işlemleri için düzenlendiği, söz konusu fatura herhangi bir işlemin teminatı olarak düzenlenmediğini, davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya yönelik iddiaları kabul edilemez olduğunu, davacı taraftça ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödenen bedelin iadesinin talep edilmesi kötü niyetli olduğunu, davacının işbu davadaki talep ve iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında yükleme, taşıma,
nakliye ve boşaltım hizmeti ile uğraşan ve aynı zamanda gümrüklü antrepo hizmeti veren basiretli bir tacir olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirketin antreposunda muhafaza edilmesi talep edilen ürünler antika ve hassas ürün olduğundan bahisle detaylı bir şekilde tek tek elle hassasiyet gösterilerek antrepoda yer alan yaklaşık 500 m2 alana yayılarak boşaltıldığını, ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesi için oldukça fazla kontrol yapıldığını, kaçak muhafaza müdürlüğünden ve müzeden yetkililer antrepo sahasına geldiğini ve tüm süreç boyunca detaylı inceleme ve kontroller sağlandığını,
bahse konu iş ve işlemler hem müvekkili şirket antreposunda oldukça fazla yer kapladığını hem de eşyaların hazırlanacak alanlar boşaltıldığını, bu iş ve işlemler için müvekkili şirketin çalışanları saatlerce emek ve mesai harcamak mecburiyetinde kaldığını, normal bir boşaltım işleminde forkliftle tonlarca kilo ağırlığında yük indirilebilecekken, davacının ithal ettiği ürünlerin niteliği gereği, tek tek müvekkili şirket personelleri tarafından taşınmak zorunda kalındığını, davanın müvekkili şirket yönünden reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 09/072024 tarihli müzekkere cevabı ile --------- ait vergi kayıtları, ----------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 11/07/2024 tarihli müzekkere cevabı ile ----------- ait ticaret sicil kayıtları, ----------- Bankası'nın 25/07/2024 tarihli müzekkere cevabı, ----------- Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nin 26/07/2024 tarihli müzekkere cevabı ile -------- ait kayıtlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep ;Davacı tarafından teminat bedeli olarak verildiği iddia edilen 109.957,71 TL teminat bedel alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.
Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmüne göre de ;
iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan,
basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK'nın 1463. maddesinde de önce 17. maddeye gönderme yapılarak , ----------- bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ---------- sayılı ----------- yayımlanan 25.01.1986 tarihli ----------- Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar.
İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan incelemede.
Davacı ----------- antikacılık işi ile iştigal ettiği 2022 tarihinde işi ile ilgili getirttiği emtiaların antrepoya alınması hususunda davalı şirket ile anlaştıklarını ve davalı tarafa ödenen teminat bedelinin iadesi talep edilmiş olup davacının tacir sıfatı bulunup bulunmadığına ilişkin mahkememizce yapılan araştırma doğrultusunda ----------- Vergi Dairesi yazılan müzekkereye verilen 09/07/2024 tarihli yazı cevabında ;
davacının 2022 yılında işletme esasına göre defter tuttuğu belirtilmiş olup davacının dönem içindeki ticari işletme hesap özetinde belirtilen tutarların Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasınında belirtilen sınırları aşmadığı anlaşılmakla vergi dairesinden gelen müzekkere cevabına göre davacının faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, dava konusu uyuşmaz bakımından davacı tarafın tacir sıfatının bulunmadığının anlaşıldığı,
taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/489, K. 2024/932, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama