KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2019
- Esas no
- 2017/923
- Karar no
- 2019/13
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/08/2017
Karar Metni
872 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, mahkememize verdiği 10/08/2017 tarihli dilekçesinde özetle; davalının İzmir ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takibe vaki itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu , itirazın iptali ile takibin devamına ve itiraz edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini , taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı olarak cari hesap alacağı nedeniyle faturaya dayalı takip yapıldığı bildirilerek talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı... Tarım Ürünleri San. Tic.
AŞ ile davalı arasında 01/01/2016 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, davanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davacı yanın kendisi aleyhine davacının sunduğu cari hesap dökümünde görülen vade farkı faturasına dayalı olarak İzmir...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından takibe giriştiğini, doktrinde ve içtihatlarda vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede kayıt olması ve taraflar arasında daha öncede vade farkı ödemesine dair teamül oluşması gerektiğini, taraflar arasında bu şekilde bir teamül bulunmadığını,
bu nedenle 6102 sayılı TTK nın 21/2.fıkrasına göre faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olsa bile faturanın kesinleşmiş sayılmayacağını, davalı aleyhine girişilen takibe konu alacağın dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulünce tebligatlar yapılmış ve taraf teşkili tamamlanmıştır. DELİLLER ve GEREKÇE : Celp edilen İzmir....İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası celbedilmiş, yapılan incelemede tarafların bu dava tarafları olduğu, 16.250,00 TL asıl alacak , 988,00 TL cari hesap alacağı olmak üzere toplam 17.238,00 TL için Örnek 7 takip yapıldığı, takip tebligatının borçlu davalıya 14/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, 16/02/2017 tarihinde borca tümden itirazda bulunulduğu , takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Taraf delili olarak sunulan ticari defter ve belgeler ile faturaların incelemesi yapılmış ve alınan bilirkişi raporunda , davacının davalıdan bir adet fatura dolayısıyla 16.250,00 TL asıl alacak , 988,00 TL işlemiş faiz , %9 faiz istemi ile 26/01/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından takibe itiraz edildiği, mahkeme tarafından defter ibrazı için verilen sürede davalı yanın defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafın ise 2016 ve 2017 yılları defterlerini ibraz ettiği , sunulan defterlerin yıl sonu Noter kapanış tasdiklerinin bulunduğu, defterlerin usulüne uygun bulunduğu,
davacı defterinde takibe konu faturanın yer aldığı ve buna göre 17.238,01 TL alacaklı gözüktüğü taraflar arasındaki ihtilafın vade farkı faturasından kaynaklandığı, davacı defterlerinde vade farkı faturası tahakkuk ettirilebileceğine dair bir teamül tespit edilmediği, bayilik sözleşmesinin 22.md göre ödeme gününde ödenmeyen borca gecikme faizi uygulanacağı, davacı tarafından vade farkı tahakkuk ettirilebileceğine dair usulüne uygun bir belge ibraz edilmediği ve sözleşmesel veya teamüle dayalı dayanak bulunmadığı, davalı taraf defterlerinin ibrazında ayrıca değerlendirme yapılabileceği bildirilmiştir.
Bilahare davalı yana ait defterlerin ibrazı ile yeniden 29/08/2018 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve yapılan inceleme sonunda vade farkı faturasına dayalı ticari defterlerde kayıt olmadığı alınan ilk rapordaki kanaatin değişmediği bildirilmiştir.
Davalı vekili tarafından 20/09/2018 tarihinde sunulan dilekçesi ile bilirkişi raporuna göre davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı 21/09/2018 havale tarihli itirazında, ek raporu kabul etmediğini, sözleşmede gününde ödeme yapılmadığı takdirde gecikme faizi uygulanacağına ilişkin 22.md de hüküm bulunduğunu , bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınmadığını bildirmiştir.
Toplanan deliller birlikte incelendiğinde, taraflar arasında bayilik sözleşmesinin bulunduğu ancak vade farkı faturası uygulamasına ilişkin sözleşmesel ilişkide teamülün bulunmadığı, alınan bilirkişi raporu ve ek raporu ile açıktır.
27/06/2003 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulunun 2001/1 esas 2003/1 Karar sayılı içtihadından '' ... Faturanın sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olduğu için TTK 23/2 md göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği, varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhası ile ilglii olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir.
Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi , faturada yer almamakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş hususa ilişkin kaydında kabul edildiği anlamına gelmez.
Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinden olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK 23/1 md ki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi , fatura itiraz edilmemesinde ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiştir ....
Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara ( bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir ) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK 23/2 md uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura müderacatının kesinleşmesi sonucunu doğurur, vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği ....'' şeklindedir.
Söz konusu içtihat ve bilirkişice yapılan tespitler ile toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının vade farkı faturasına dayalı talebinin haklı ve usulünce olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine ve cevap dilekçesi sonrasında talep edilen kötü niyet tazminatının da subut bulmadığı kanaatine varıldığından bu husustaki talebinde reddine şeklinde hüküm kurulması uygun görülmüştür.
Katip ... · E imza Hakim ... · eimza
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/923, K. 2019/13, 15 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama