KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2021
- Esas no
- 2020/432 Esas
- Karar no
- 2021/197
- Dava
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/08/2020
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasında tekne yapım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre davacı müvekkil tarafından toplamda 30.000 TL ödenmesi ve davalı yanca özellik ve nitelikleri sözleşmede yer aldığı üzere balıkçı teknesi yapımı ve teslimi edimi üstlenildiğini, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin ödenmesine karşılık davalı yanca sözleşme yükümlülüklerini yerine getirilmediği teknenin müvekkiline tesliminin yapılmadığını, ayrıca taahhüt edilen tarihte tesliminin yapılmadığı gibi müvekkilinin tekneyi 2 defa batmaktan son anda kurtardığını,
davalı yanca teknenin ayıplı imal edildiğinin müvekkilin gizlenildiğini, müvekkilinin bu dönemde bir çok masraf yaptığını, müvekkilinin dalgıç olarak hayatını idame ettiğini, davalının müvekkiline teknenin teslimini yapmaması nedeniyle kazanç kaybı söz konusu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın ve 2.000 TL ticari kazanç kaybının 17/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini ve 3.000 TL cezai şart bedelinin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; teknenin sözleşmeye ve tekniğine uygun şekilde imal edilerek davacıya teslim edildiğini, davacının davaya konu teknenin hiçbir limana kayıt ve tescil ettirmediğinden denize indirmesi ve seyir ya da sefere çıkmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının kendisine ve teknesine ait av tezkeresi veya su ürünleri istihsaline dair izin belgesi olmadığından kazanç kaybından söz edemeyeceğini, davacının teknesinin hasarlanmasından sonra müvekkilini aradığını ve tadilatların yapılması için tekneyi müvekkiline bıraktığı ve askere gittiğini, sonrasında da teknesini almaya gelmediğini,
davacının taleplerinin kötü niyetli olduğunu, teknenin imalatı sebebiyle 1.000 TL senetli borcunun da halen ödenmediğini, müvekkilinin usulüne ve sözleşmeye uygun olarak edimini yerine getirdiği, davacının kusurlu davranışları nedeniyle meydana gelen hasarı onardığını ve tekneyi teslime hazır tuttuğunu, teknesini almayan davacının müvekkilinden zarar ziyan adı altında para talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
DAVA
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi zarar, müspet zarar ve cezai şart bedelinin tazmini isteğine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında balıkçı teknesinin yapımına ilişkin sözleşme bulunduğu, ancak davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle davacının uğramış olduğu zararları tazmin etmesi gerektiği iddiası ile iş bu tazminat davasını ikame ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı,
uyuşmazlığın niteliğine göre dava mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi İzmir, Balıkesir ve Ayvalık Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir, Balıkesir ve Ayvalık Vergi Dairesi ile , İzmir, Balıkesir ve Ayvalık Esnaf ve Sanatkarlar Odası cevabı yazılarına göre davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olmadığı, vergi ve esnaf kaydı bulunmadığı,
bu nedenlerle davacının tacir olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı,
ayrıca somut olayda TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, dava konusu uyuşmazlığın balıkçı teknesine ilişkin olması ve davacının mesleki maksatla hareket etmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/432, K. 2021/197, 19 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama