KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2022
- Esas no
- 2021/967 Esas
- Karar no
- 2022/1048
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/12/2021
Karar Metni
1.762 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin alacağından kaynaklı olarak davalı ... aleyhine İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, davalının tamamen haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine 22.12.2021 tarihinde itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirket ile davalı şahıs arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak da müvekkili şirketin 44.807,50 TL alacağının olduğunu belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında uygun bir borç ilişkisinin varlığının söz konusu olmadığını, davacı yan ile davalı müvekkil arasında iddia edilen borcu doğuran bir alım satım, hizmet görüm ve herhangi bir surette borç doğuran ve müvekkili borçlu kılan bir ilişkinin mevcut olmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi de kurulmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir 1 İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı dosyası, -İzmir Vergi Dairesinin 06/01/2022 ve 28/02/2022 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/01/2022 tarihli yazısı, -İzmir Esnaf ve Sanatlar Odasının 06/01/2022 tarihli yazısı, -Bilirkişi ...'un 13/09/2022 tarihli raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasında 44.708,50 TL asıl alacak 13.805,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 58.514,24 TL üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 21/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/12/2020 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu,
davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının ticari hizmet sözleşmesi kapsamında davalıdan alacağının bulunduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise davacı ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı, borçlu olmadığı, takipte dayanılmayan belgelerin delil olarak sunulamayacağını savunduğu, taraflar arasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı, ticari ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının bu ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu,
talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı ve takipte dayanılmayan delillerin dava dosyasına delil olarak sunulup sunalamayacağı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir Vergi Dairesi ve İzmir Esnaf ve Sanatlarlar odası cevabı yazılarına göre davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, ancak bilanço esasına göre defter tuttuğu ve deri ve kürk giyim imalatı ve ticaretine ilişkin esnaf kaydı bulunduğu, tacir sayılan kimselerden olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de davalının yetki itirazında yetkili icra müdürlüğünü göstermediği, bu nedenle usulüne uygun yapılmış bir yetki itirazı bulunmadığı, 2004 sayılı İİK'nun 50 ve 6100 sayılı HMK'nun 19.maddeleri uyarınca bu halde yetki itirazının dikkate alınmayacağı anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2016-2017-2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, taraf vekillerinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresin bildirildiği, mahkememizce bu mahallerde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği,
bilirkişinin 13/09/2022 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan kendi defterlerine göre 44.690,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların bulunduğu adres bildirilmiş ise de davalı ile yapılan görüşmede defter ve kayıtların ibraz edilmeyeceğinin bildirildiği bu nedenle davalı defter ve kayıtlarının incelemediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu,
ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı,
bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle 44.690,00 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelenmek üzere bilirkişiye sunmadığı,
bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı,
davalı tarafından cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmakla birlikte davalı vekilinin 23/11/2022 tarihli celsede yemin deliline başvurmayacağını beyan ettiği, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının iddiasını ve taraflar arasındaki temel ilişki ile dava konusu asıl alacağın 44.690,00 TL'lik kısmı yönünden alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafından takip öncesi işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair davacının herhangi bir delil sunmadığı,
bu halde tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan avans faizi talep edebileceği, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafından davacının takipte dayanmadığı belgelerin delil olarak sunulamayacağı savunulmuş ise de itirazın iptali davalarının niteliği itibariyle takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu,
bu ilkenin takip talebinde ileri sürülen alacak miktarı ile alacağın dayanağı olarak gösterilen sebeple sınırlılık olarak anlaşılması gerektiği, davacının takipteki alacak ve alacak nedeni ile sınırlı olmak kaydı ile her türlü delili yasal süresi içerisinde iş bu davada sunabileceği, bu nedenle davalının ticari defter ve kayıtların delil olarak kullanılamayacağına ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,
ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E İMZA
Hakim ...
E İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/967, K. 2022/1048, 23 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama