KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2023
- Esas no
- 2022/814 Esas
- Karar no
- 2023/519
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/10/2022
Karar Metni
1.607 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin cari hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu alacağın takibe konu edildiği davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği, yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasının örneği, -Davacı şirket defter ve kayıtları, -Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1 Talimat sayılı dosyası, -SMMM Bilirkişi Hüseyin Hamamcılar'ın 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına istinaden İzmir ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 148.331,71 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 16/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/06/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durduğu,
davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği ve davalının itirazının takibe konu alacak ve ferileri üzerinden iptalini talep ettiği, davacının ticari satım sözleşmesi kapsamında davalıdan alacağının bulunduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı, ticari satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının bu ilişki kapsamında cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu,
takipte talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için mahal mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince davalıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği,
davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, bulunduğu yeri bildirmediği, talimatımızın bu şekilde yerine getirildiği, daha sonra mahkememizce davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği,
bilirkişinin 19/04/2023 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında cari hesap şeklinde ilişki bulunduğu, davacı defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 148.331,71 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu,
ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı,
bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle 148.331,71 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu,
davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ve talimat mahkemesine sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı,
bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de, satım sözleşmesi ilişkisinin ispatı nedeniyle 2004 sayılı İİK'nın 50, 6098 sayılı TBK'nun 89 ve 6100 sayılı HMK'nun 10.maddeleri uyarınca İzmir İcra Dairesi'nin yetkili olduğu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu,
ancak davacının takipte yasal faiz talep ettiği, dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre davanın takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, bu nedenle takipteki taleple bağlı kalınması gerektiği, davalı tarafından 08/05/2023 tarihli dilekçe ile kendisinin ticari defter ve kayıtlarının yeniden incelenmesi talep edilmiş ise de mahkememizce davalıya 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği,
kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davalı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davacı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı,
kendisine tanınan kesin süre içerisinde defter ve kayıtlarını mahkememize veya mahkememizce görevlendirilen talimat mahkemesine ibraz etmeyen veya bulunduğu yeri bildirmeyen davalının 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca kendisinin defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu,
ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/814, K. 2023/519, 23 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama