KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/242 Esas
- Karar no
- 2023/1062
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/03/2023
Karar Metni
1.558 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 17.03.2021 tarihinde müvekkiline ait ve ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracına davalılardan ...'ya ait ve kendisinin sevk ve idaresindeki... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, araçta hasar meydana geldiğini belirterek 23.727,28 TL hasar bedeli ile 3.150,00-TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 26.877,28 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğu, kusur oranının tespiti için ATK dan rapor alınması gerektiği, zmms genel şartlarına göre belirlenecek gerçek zarardan müvekkilinin sorumluluğu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan maddi tazminat (değer kaybı, hasar bedeli) isteğine ilişkin ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir ...Sulh Hukuk Mahkemesinin ...Değişik İş sayılı dosya aslı, -Türk ... Sigorta A.Ş nin 04/04/2023 tarihli yazısı ve eki, -Türkiye Noterler Birliğinin 10/04/2023 tarihli yazısı ve eki, -... Sigorta A.Ş nin bila tarihli yazısı ve eki, -... Sigorta A.Ş nin 01/09/2023 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK’da gider avansı ve delil avansı ayrı ayrı düzenlenmiştir. Kanun’un 120. maddesi, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Bu maddede öngörülen gider avansı, HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartları arasında yer almaktadır. Dava şartlarının eksik olması ve tamamlanmaması durumunda ise aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden red kararı verilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 324. maddesinin başlığı ise “Delil İkamesi İçin Avans” olup, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları belirtilerek, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere HMK’nın 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin, gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı, HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur.
HMK’nın 324. maddesi gereğince bu avansın hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
Ayrıca; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir.
Bu nedenle 6100 sayılı HMK. nun 90. (1086 sayılı HUMK.nun 159.) maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı HMK. nun 94. (1086 sayılı HUMK.nun 163.) maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir.
Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir.Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacagı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde.
17/03/2021 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, kaza neticesinde davacının... plakalı aracında hasar meydana geldiği, hasar nedeniyle değer kaybı zararının oluştuğu ve davalının kazaya sebebiyet veren ...plakalı aracın zmms sigortacısı olarak meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı zararından sorumlu olduğu iddiasıyla işbu davayı ikame ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, sorumluluğunun poliçe teminat limiti, gerçek zarar ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğu, davacının talebinin zmms genel şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunduğu,
taraflar arasında mahkememizin yetkili olup olmadığı, davaya konu kazada davacı aracının hasarlanıp hasarlanmadığı, hasar ve değer kaybı var ise miktarının ne olduğu ile bu hasarın zmms teminatı kapsamında olup olmadığı ve taraf sürücülerinin kusur durumlarının ne olduğu ve davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
Taraflar arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmaması, sorumluluk sigortalarının TTK'da düzenlenmesi nedeniyle mutlak ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir. Davacının yerleşim yerinin İzmir ili Balçova ilçesi olduğu, söz konusu mahalin mahkememiz yargı çevresi içerisinde olduğu, 6100 sayılı HMK nun 16 maddesi uyarınca mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflarca gösterilen tüm delillerin toplandığı, davacı aracının geçmiş hasar kayıtlarının araştırıldığı, ayrıca dava konusu kazaya ilişkin hasar dosyasının davalı sigorta şirketinden istenilerek dosyaya kazandırıldığı, 26/05/2023 tarihli celse ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek trafik bilirkişine tevdii ile bilirkişiden taraf sürücülerinin kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişinin görev tanımının açıkça yapıldığı, ayrıca söz konusu ara kararda bilirkişi için ücret takdir edildiği ve bu ücreti yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği,
iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansının mahkememiz veznesine depo edilmemesi halinde kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılacağının huzurda bulunan davacı vekiline tefhim ve ihtar edildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığı, davacı vekili tarafından kesin ve yasal süreden sonra 22/06/2023 tarihinde bilirkişi masrafının yatırılması sebebiyle mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği,
mahkememizce davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı,
kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca kusur yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, davacı tarafından ara karar gereğinin yasal süresinden sonra yerine getirmekle birlikte dosyanın bilirkişiye verilmesi talep edilmiş ise de, mahkememizce gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin olarak hak düşürücü ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olduğu (bilirkişi tarafından hangi hususlarda inceleme yapılacağı, bilirkişi ücretinin ne olduğu,
ücretin ne kadar süre içerisinde yatıralacağı, bilirkişi delil avansının yatırılmamasının sonuçlarının ne olduğu v.s), sonuçlarının ilgilisi olan davacı vekiline bildirildiği, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesinin olanaklı olmadığı, yukarıda da ifade edildiği üzere kesin süreye ilişkin ara kararın tesisi ile birlikte karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, bu ilkenin doğal sonucu olarak yargısal kesin süre ile sadece tarafların değil hakimin de bağlı olduğu ve dolayısı ile hakimin bu tür ara karardan dönmesinin hukuken geçersiz olduğu,
davacının talebi ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacının bilirkişi incelemesiyle belirlenebilecek olan davalı kusurunu ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/06/2021 tarih ve 2017/3-3179 esas, 2021/806 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/06/2022 tarih ve 2020/8332 esas, 2022/5103 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/11/2021 tarih ve 2020/4398 esas, 2021/6282 karar sayılı ilamları).
E-İMZA E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/242, K. 2023/1062, 22 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama