KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2023
- Esas no
- 2016/1255 Esas
- Karar no
- 2023/350
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/10/2016
- Karşı dava tarihi
- 09/11/2016
Karar Metni
5.940 kelime·30 dk okuma·11 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı-karşı davalı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle. Müvekkil şirket yetkilisi ...'in, davalılardan ...'e İzmir...
Noterliği'nin 15/02/2012 tarih ve... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile hem kendi adına, hem de davacı müvekkil şirket adına vekaletname verdiğini, söz konusu vekaletname ile ...'e para çekme, para alma, para transfer etme, ihaleye girme gibi çok geniş yetkiler verildiğini, bu nedenle şirketin bütün bankacılık işlemleri, para alışverişleri, nakit giriş çıkış işlemleri, bankacılık şifrelerinin tamamen davalı ...'in uhdesinde ve kontrolünde olduğunu, şirkete yüklü miktarlarda para giriş çıkışlarının olduğunu, ancak buna rağmen, şirketin finansal yapısının bozulmaya, borçlarının büyümeye başladığını,
özel şahısların şirkete karşı icra takipleri başlattığını, müvekkil şirket yetkilisinin araştırması neticesinde de davalıların resmen şirketin içini boşalttıklarını fark ettiğini, davalı ... ve diğer davalı babası ...'in sürekli birlikte hareket ettiklerini, davalılar arasında çıkar birliği ilişkisi olduğunu, davalıların ortak kişisel hesaplarına şirketten yüklü miktarlarda paralar aktarıldığını, her iki davalının istifa yazılarını İzmir ...
Noterliği'nden şirkete gönderdiklerini, davalı ...'in vekillikten istifa etmediğini, şirketteki hissesini sözde devrettikten sonra bile şirket hesaplarıyla ilgili işlem yapmaya devam ettiğini, ...'in kendi kredi kartı borcunun şirket hesabından ödendiğini, şirket hesabından bilinmeyen ödemeler ve para transferleri yaptığını, kardeşi ...'e işçi ücreti adı altında mahiyeti belli olmayan birçok para trafiğinin olduğunu, bu para trafiğini,n tam anlaşılması için davalıların delil listesinde arz edilen ortak hesapları, bireysel hesapları, kredi kartı hesapları, konut kredi miktarları ve ödemelerinin içeriklerinin bilinmesi gerektiğini,
davalıların şirketi asgari 750.000,00-TL civarında zarara uğrattıklarını tahmin ettiklerini, davalılardan ...'in şirketteki hissesinin 26/09/2016 tarihinde kendisine verilmiş vekalet görevini kötüye kullanarak kendi kendine devrinin iptalini istemekte şirketin hukuki yararının olduğunu, ...'in şirket hissesini devretmekteki amacının yüklü miktarda borç altına sokulması olduğunu, ...'in ödeme gücünün olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalıların UYAP sisteminden tespit edilecek, adlarına kayıtlı taşınmazlar ve araçların üzerine 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından teminatsız tedbir konulmasına,
davalıların davacı şirketi uğrattıkları zararlara karşılık olan 750.000,00-TL zararın gerçekleştiği tarihten itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak davalılardan tahsiline, davalılardan ...'in kendi kendine usul ve hukuka aykırı olarak devrettiği şirketteki %20 oranındaki 4 adet hissesinin devrinin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespitine ve iptaline, iptal hususunun şirket pay defterine işlenmesine ve ticaret siciline tescil edilmesine,
bu talebin kabul görmemesi halinde, dava konusu pay devrinin şekil şartlarına aykırılık ve muvazaalı olması nedeni ile şirket hisse devir sözleşmesinin mutlak butlanla batıl ve geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalılar-karşı davacı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle.
Davacının basiretli bir tacir olarak defter ve kayıtlarını bilmediğini, bunlara vakıf olamadığını ileri süremeyeceğini, müvekkillerinin şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra sorumsuzluğu ile her geçen gün kötüye giden şirketi batıran davacının bu batışın faturasını kendisinin ödemesi gerektiğini, tüm defter ve kayıtların davacıda olduğunu, müvekkillerinin şirketten hiçbirşey almadan ayrıldıklarını, ayrıldıklarında şirketin üçüncü kişilere hiçbir borcu olmadığını, en az 3 milyon değerinde mal varlığının olduğunu, davacının kötü yönetimi neticesinde şu anki mal varlığının bilinmediğini,
davallı ...'in hisselerini kardeşine ve müvekkile devrettikten sonra şirketle hiçbir ilişiği olmadığını, ...'in vekalet görevini, asla kötüye kullanmadığını, ne yaptıysa davacının emir ve talimatları ile yaptığını, kendilerinin istifasının bankalardan alınabilecek yeni kredilere karşı bir önlem olduğunu, şirkete kefalet veremeyeceklerinin ilanı olup bu durumunda kendilerinin en doğal haklarının olduğunu, davacını olur olmaz tüm taleplerini aynı torbaya koyup müvekkillin şahsi hesaplarındaki gizliliği kaldırarak onlara haksız yere erişmek istediğini, Ortak ...'in çektiği paranın akıbetinin belli olmamasının mümkün olmadığını,
müvekkillerin yaptığı tüm ödemelerin defter ve kayıtlara işlendiğini, müvekkilleri asil ya da vekil olarak şirketi temsil ettiklerinde şirket kâr ederken diğer ortağın İstanbul'da yaptığı işleri şirket hesabına dahil etmediğini, getirisini paylaşmadığını, müvekkillerinin alacağı olan kar paylarını ödemediğini, müvekkilleri şirketten ayrıldıktan sonra yapılan bu işin bedelinin kayıtlara sokulduğunu, müvekkilin fiilen kovulduğu şirketteki hissesini devretmesi işleminin yasanın aradığı şartlarda olduğunu, davacının usulüne uygun olmadığını iddia ettiği bu işlemler sonrasında merkezini taşıdığını, bununla ilgili işlemler yaptığını,
davacının tüm bu işlemleri yaparken söz konusu devri görmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zaman aşımına uğramış bu istemin kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki bu hususta da davacının taraf sıfatına haiz olmadığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
KARŞI DAVA
Davalılar-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin yıllarca davalı şirkette çalıştıklarını, ortaklık yaptıklarını, şirketin ihtiyacı olduğu her an kendi mal varlıklarından eksilterek şirketin borcunu ödediklerini, bunun sonunda kendilerine ödeme yapılmadığını, haksız dava ile karşı karşıya kaldıklarını, şirketin şu an tek yetkilisinin ... olup, müvekkillerinin herhangi bir kayda erişiminin mümkün olmadığını, kendilerinin kullanılmak üzere verdikleri paraların, kendilerine ödenmesi gereken ücretler, kar payları, hakedişlerin ödenmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan TCMB kısa vadeli kredileri için ön gördüğü avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalılar karşı davacı vekili 09/03/2023 harç tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkili ...’in davacı şirketten 237.343,87.- TL. alacağı olduğunun ortaya çıktığını, hal böyle olunca davalarını belirli hale getirerek 237.343,87.- TL. olan alacaklarını dava tarihinden itibaren TC Merkez Bankası kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile Avukatlık ücretinin davacı karşı davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; davalıların karşı davasının yersiz, mesnetsiz, denkleştirme amacı içeren, deyim yerinde ise pazarlıkta elini güçlendirme hedefi içeren dava olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davalı-karşı davacıların tüm taleplerizşz zamanaşımına uğradığını, dava ve talep süreleri açısından da hak düşürücü sürelerin geçtiğini, asıl davaya usuli itirazlarda bulunan davalının, 10.000,00TL. gibi bir rakamla dava açmasının manidar olduğunu, karşı dava dilekçesinin de cevap dilekçesi gibi, muğlak ve istendiğinde her yöne çekilebilecek beyanlar içerdiğini, davalılar,
şirkete kullanmak üzere para verdiklerini iddia ettiklerini, şirkete borç verilmiş ise bunun vergi kaydının olup olmadığını, şirketin hesaplarından kendi hesaplarına aktardıklarının bir kısmını şirkete geri aktarınca, şirkete görünüşte borç vermiş gibi gözükmüş olabileceklerini, ancak, arz ettikleri üzere, kimin parasını kime borç verdiklerini, davalı karşı davacıların, şirketten ne kar payı, ne ücret, ne de borç para anlamında 1(bir) kuruş bile alacaklarının mevcut olmadığını, davalıların delil listesinde, banka hesaplarından bahsettiklerini, ancak, kimlerin banka hesaplarını kastettiklerini bilerek muğlak bıraktıklarını,
banka hesaplarının gizliliğinden dem vuran davalıların, sıra kendi davalarına gelince, nedense gizlilik konusundaki beyanlarını unuttuklarını, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER
Davacı-karşı davalı vekili iddiasını ve savunmasını ispata yönelik olarak; banka hesap kayıtları, BDDK kayıtları, hesap bilirkişi incelemesi, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları, faturalar, gerekirse tanık, davalıların ESD araştırmaları, şirketin SGK borçları, şirketin vergi borçları, davalılardan ...'e İzmir... Noterliği'nin 15/02/2012 tarihli vekaletnamesi, davalıların nüfus kayıt örnekleri, istifaname, davalı ...'in hissesini kendi kendine devrettiğine dair karar, şirket genel kurul ve müzakere defteri, şirket ortak pay defteri, davalılar aleyhine yapılacak olan suç duyurusu, ikamesi caiz her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür.
Davalılar-karşı davacı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; davacının mal varlığının ayrılış ve dava tarihi itibarı ile araştırılması, ticari defter ve kayıtlar, İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyası, davacı karşı davalı aleyhine ikame edilen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, İstanbul Anadolu... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları ve gazete ilanları, vergi dairesi kayıt ve yoklama fişleri, keşif ve bilirkişi incelemesi, banka hesapları, yemin, tanık, yasal her türlü delile dayandığı görülmüştür.
İzmir... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının celp ve tetkikinde; katılan ...'in şikayetine binaen sanık ... hakkında şirket adına toplam 1.575.822,83-TL bedelli 25 adet çek düzenleyip iş bu çekleri hayali işlemlerden kullanıp, kendisine mal edinmek sureti ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı, mahkemenin 09/11/2022 tarih ve...Karar sayılı ilamı ile eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağından dosyanın görevsizlik ile ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Tarafların dosyaya celbini talep ettiği bilgi ve belgelerin dosyaya teminine müteakiben, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, dava dosyasının bankacı bilirkişi ... ve DEÜ Hukuk Fakültesi Dr. Öğrt. Üyesi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 26/11/2019 tarihli raporda özetle;
Davalı ...'in Vekalet Görevini Kötüye Kullanarak Davacı Şirkete Verdiği Zararların Tazmini Talebine İlişkin Olarak;
Davalı ...'in davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden, davacı şirketin banka hesaplarından 2.147.505,97-TL çektiği ve 2.349.099,84-TL yatırdıuğının tespit edildiğini, davalının davacı şirket hesaplarına yatırdığı tutarın çektiği tutardan fazla olduğu belirlenmiş olmakla, bu tespitlere göre davalı ...'in doğrudan davacı şirket hesaplarından çektiği paralar nedeniyle davacı şirketin uğradığı herhangi bir zararın mevcut olmadığı,
diğer yandan, davacı şirketin iddiaları kapsamında, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e işçi ücreti adı altında mahiyeti belli olmayan bir çok para aktardığı iddiası da yer almakta olup, bu konuda davacı şirketin banka hesapları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, davalı ... tarafından davacı şirketin vekaletnamesine istinaden, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656,00-TL tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67.451,29-TL tutarında para aktarıldığı,
böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı geçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71-TL tutarında bir farkın bulunduğu,
davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e personel maaşı ya da işçi maaşı adı altında ya da herhangi bir açıklama olmaksızın aktarılan ve dava dışı ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine ortaya çıkan 1.287.204,71-TL tutarındaki farkın davacı şirket zararına yapılan dayanaksız ödemeler olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tespiti için, dava dışı ...'in davacı şirketin işçisi olarak çalışıp çalışmadığı ve davacı şirketten herhangi bir ücret alıp almadığı hususunun SGKdan sorulması gerektiği,
öte yandan davacı vekilinin sayın mahkemeye sunduğu 10/12/2018 havale tarihli dilekçesi ile şirket adına muvazaalı olarak verildiği ileri sürülen çeklerle ilgili olarak, davacı şirket tarafından keşide edilen 1.545.322,83-TL tutarındaki çeklerin çok büyük bir kısmının lehtarının ... Ltd.
Şti ünvanlı bir şirket olduğu, bu çeklerden 759.645,02-TL toplam tutarındaki çeklerin takas yolu ile ödendiği tespit edilmiş olmakla birlikte, bu çeklerin çok büyük bir kısmının lehtarı olan dava dışı ... Ltd.
Şti ile davacı şirket arasında gerçekten bir ticari ilişki olup olmadığı ve buna göre çeklerin bir ticari ilişkiye istinaden verilmiş olup olmadığını tespit edebilmek için, bir mali müşavir vasıtasıyla davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmasının gerektiği, konuyla ilgili nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu,
Davalı ... Tarafından Yapılan Hisse Devrinin Geçerli Olup Olmadığının Tespiti Konusunda:
Dava konusu olayda, İzmir...Noterliği tarafından tasdik edilen 26.09.2014 tarihli hisse devrine istinaden, davalı ...'in davacı şirkette sahip olduğu beheri 7.000 TL.
İtibari değerli toplam 28.000 TL. itibari değerli %20 hisseyi diğer şirket ortağı olan ...'e devrettiği ve söz konusu belgede davalı ile birlikte onun hisselerini devralan diğer şirket ortağı ...'in de imzalarının yer aldığı görülmekle, limited şirket pay devrine ilişkin olarak taraflar arasında TTK m. 595/1 hükmüne uygun olarak imzaları noterce tasdikli bir sözleşmenin akdedildiği ve bu sözleşmede davalı ile birlikte şirketin diğer ortağı olan ...'in de imzasının bulunduğu görülmekle, hisse devir sözleşmesinde tüm şirket ortaklarının imzası bulunduğundan,
bu sözleşmenin aynı zamanda ortaklar genel kurulunun onayı olarak mütalaa edilmesi durumunda, TTK m. 595 anlamında hisse devir sözleşmesinin geçerlilik şartlarının da yerine getirilmiş olduğu sonucuna ulaşılabileceği değerlendirmesini yapmak mümkün olup, konuyla ilgili nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu Karşı Davaya İlişkin Olarak:
Davalılardan ...'in davacı şirketin verdiği vekaletnameye istinaden davacı şirketten çektiği ve davalı şirkete ödediği tutarlarla ilgili değerlendirmeler Sayın Mahkemenin takdirlerine sunulmuş olup, buna göre davalı-karşı davacıların davacı-karşı davalı şirketten karşı dava kapsamında alacaklı olup olmadıkları konusundaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Taraf vekillerinin itirazları da irdelenmek ve karşılanmak suretiyle, bilirkişi heyetine aynı zamanda vergi uzmanı olan bir mali müşavir eklenmek suretiyle ve yerinde de inceleme yetkisi verilerek önceki ara karar dairesinde ek rapor düzenlemeleri hususunda dava dosyasının bankacı bilirkişi ... ve DEÜ Hukuk Fakültesi Dr. Öğrt. Üyesi ... ve SMMM ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 08/09/2020 tarihli 1. Ek raporda özetle;
Davalı ...'in Vekalet Görevini Kötüye Kullanarak Davacı Şirkete Verdiği Zararların Tazmini Talebine İlişkin Olarak:
Davalı ...'in davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden davacı şirketin banka hesaplarından 2.497.505,97.- TL. çektiği ve 2.349.099,84.- TL. yatırdığı tespit edilmiş olup, davalının davacı şirket hesaplarından çektiği tutarın yatırdığı tutardan 148.406,13 TL fazla olduğu belirlenmiş olmakla, bu tespitlere göre davalı ...'in doğrudan davacı şirket hesaplarından çektiği paralar nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın 148.406,13 TL olduğu sonucuna ulaşmak mümkün olup, konuyla ilgili nihai takdirin Sayın Mahkemeye bırakıldığını,
Diğer yandan, davacı şirketin iddiaları kapsamında, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e işçi ücreti adı altında mahiyeti belli olmayan bir çok para aktardığı iddiası da yer almakta olup, bu konuda davacı şirketin banka hesapları ile kök raporda belirtildiği üzere SGK Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden getirtilen ...'in davacı şirkete ait inşaat faaliyet nace kodlu işyerlerindeki maaş dökümleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;
Davalı ... tarafından davacı şirketin vekaletnamesine istinaden, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656 TL. tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67.451,29.- TL. tutarında para aktarıldığı ve böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı geçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71.- TL. tutarında bir farkın bulunduğu;
diğer yandan, kök raporda belirtildiği üzere, ...'in şirketten aldığı maaş ödemelerinin bu tutardan düşülmesi gerekmekte olup, kök raporda belirtildiği üzere SGK Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden getirtilen ...'in davacı şirkete ait inşaat faaliyet nace kodlu işyerlerindeki maaş dökümleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, ... maaş ödemelerinin yasal defter kaydına göre banka hesaplarından yada şirket ortaklarınca ödendi şeklinde kaydedildiği anlaşılmakta olup, bankadan yapılan gönderimlerden 52.660,58-TL sinin ... maaş ödemesi olduğu,
şirket hesabından gönderilen (1.354.656-52.660,58-67.451,29=)1.234.544,13-TL nin davalının iddia ettiği gibi maaş ödemesi olarak gönderildiğinin mevcut verilere göre ispat edilemediği,
Öte yandan, davacı vekilinin Sayın Mahkemeye sunduğu 10.12.2018 havale tarihli dilekçede şirket adına muvazaalı olarak verildiği ileri sürülen çeklerle ilgili olarak, davacının, dökümü yapılan çek bedellerinin 2005 ... firmasına ödenmediği yada şirket tarafından verilen 1.545.322,83 TL tutarındaki çek karşılığında 2005 ... firmasınca fatura düzenlenmediği yönünde bir iddiasının olmadığı, davacının 10.12.2018 tarihli dilekçesinde açık açık iddiasının temelinde 2005 ... firmasına verilen ve ödenen çeklere karşılık 2005 ... firmasının düzenlediği fatura içeriklerinin gerçek bir mal/hizmet teslimine ilişkin olmadığı yönünde olduğu,
bu husus ile ilgili 2005 ... firmasının düzenlediği faturaların sahte fatura olup almadığının incelenmesi Sayın mahkemenin görev ve yetkisi sınırlarında olup olmadığı hususu hukuki bir mesele olup, dava dosyasında davacının iş bu iddiası kapsamında hiçbir belge bulunmadığı, konuyla ilgili nihai takdir Sayın Mahkemeye aittir.
Davalı ... Tarafından Yapılan Hisse Devrinin Geçerli Olup Olmadığının Tespiti Konusunda:
Şirket hissesini devralan ...'in sözleşmede yer alan imzasının kendisine ait olmadığı ve onun vekili sıfatıyla davalı ... tarafından atılmış olduğu, dolayısıyla davalı ...'in temsilci sıfatıyla kendisiyle işlem yapmasının söz konusu olduğu ve Yüksek Yarşgıtay... Hukuk Dairesi'nin ...
K. sayılı ve 20.6.2019 tarihli kararında belirtilen esaslara göre, davalının temsilci sıfatıyla kendisiyle akdetmiş olduğu hisse devir sözleşmesinin kural olarak geçersiz olduğu, diğer yandan söz konusu Yargıtay kararında, temsil edenin temsilciye kendisiyle işlem yapması konusunda açık yetki verdiği ya da temsil edilenin bu sebeple zarara uğrama tehlikesinin bulunmadığı hallerde işleminde geçerli olacağının belirtildiği,
dava konusu olayda, davalıya verilen vekaletnamede, halen kurulu bulunan veya kurulacak olan şirketlerin hisselerini dilediği miktar, bedel ve şartlarda alma yetkisinin de yer aldığı görülmekle birlikte, Yargıtay kararında belirtildiği haliyle açık bir şekilde kendi kendişiyle işlem yapma yetkisinin ver almadığı: diğer yandan, davaya konu hisse devir sözleşmesi ile, davalı ...'in davacı şirkette sahip olduğu beheri 7.000 TL. itibari değerli toplam 28.000 TL.
İtibari değerli %20 hisseyi diğer şirket ortağı olan ...'e devrettiği ve yani temsil edilenin bu devir işlemi neticesinde davalının hisselerini iktisap ettiği ve bu haliyle söz konusu işlemin temsil edileni zarara uğratma tehlikesinin olup olmadığı ve buna göre geçerli sayılıp sayılamayacağı konusundaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğunu rapor ve beyan ettiği görülmüştür.
Davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, davalının itirazlarını karşılar nitelikte ve özellikle davacı şirketin, davalının iddia ettiği üzere işletme dışında dava dışı ...'in yönetiminde şantiyesi olup olmadığı, var ise bu şantiyede çalışanlara ilişkin kayıt olup olmadığı ve çalışanlara ödemelerin ne suretle yapıldığı, yapılan ödeme miktarları ile dava dışı ... firmasına verilen çeklere ilişkin dava dışı ... firmasınca düzenlenen faturaların davacı şirket kayıt ve defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda incelenerek, itirazları karşılar mahiyette ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 29/06/2021 tarihli 2. Ek raporda özetle;
Davalı ...'in Vekalet Görevini Kötüye Kullanarak Davacı Şirkete Verdiği Zararların Tazmini Talebine İlişkin Olarak:
İşbu Ek Raporda Yapılan Tespit Ve Değerlendirmelerde;
Davalı ...'in davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden davacı şirketin banka hesaplarından 2.497.505,97.- TTL. çektiği ve 2.349.099,84.- TL. yatırdığı tespit edilmiş olup, davalının davacı şirket hesaplarından çektiği tutarın yatırdığı tutardan 148.406.13 TL fazla olduğu belirlenmiş olmakla, bu tespitlere göre davalı ...'in doğrudan davacı şirket hesaplarından çektiği paralar nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın 148.406,13-TL olduğu sonucuna ulaşmak mümkün olup, konuyla ilgili nihai takdirin Sayın Mahkemeye bırakıldığı,
Diğer yandan, davacı şirketin iddiaları kapsamında, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e işçi ücreti adı altında mahiyeti belli olmayan bir çok para aktardığı iddiası da yer almakta olup, bu konuda davacı şirketin banka hesapları ile kök raporumuzda ve birinci ek raporda belirtidiği üzere SGK Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden getirtilen ...'in davacı şirkete ait inşaat faaliyet nace kodlu işyerlerindeki maaş dökümleri ile işbu ikinci ek raporda işçi maaşlarına ilişkin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;
davalı ... tarafından davacı şirketin vekaletnamesine istinaden, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...''e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656 TL. tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67.451,29.- TL. tutarında para aktarıldığı ve böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı geçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71.- TL. tutarında bir farkın bulunduğu;
diğer yandan, önceki raporda, ...'in 01.07.2013 ile 31.01.2015 arası SGK sistemindeki kayıtlara göre bu tarihlerde toplam 52.560,58 TL net maaş hak ettiğinin kayıtlı olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, ...'in 2012.2013.,2014 ve 2015 yılı maaşlarına dair davalı vekilinin dilekçesi ekinde 17.09.2013 tarihinde aylık 6.000 TL olduğuna dair belge sunulduğu ve davalımın bu husustaki beyanlarının Sayın mahkemece kabul edilmesi durumunda.
SGK çalışma aylarına göre toplam 128.500 TL net maaş hakedişi hesap edilebilebileceği ve bu tutarın dikkate alınması halinde davacı şirket aleyhine çıkan farkın (1.287.204,71 -128.500 =) 1.158.704,71 TL. olacağı; dava dışı ...'e gönderilen paraların Ankara'daki işçi maaşlarına ait olan kısmının ticari defterlerden toplam (225.226+194.718+68.146,69=) 488.090.81 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutarın da ...'e aktarılan miktardan düşülmesiyle (1.158.704,71 — 488.090,81 =) 670.613,90.- TL. geriye kaldığı ve böylelikle,
...'e şirket hesabından gönderildiği halde maaş ödemesi ya da şirket harcaması olduğu somut belgelerle ispatlanamayan toplam miktarın 670.613,90-TL olduğu; diğer yandan, sayın mahkeme takdirlerine göre alternatif bir değerlendirme olarak; önceki raporda;
...'in 01.07.2013 ile 31.01.2015 arası SGK sistemindeki kayıtlara göre bu tarihlerde toplam 52.560,58 TL net maaş hak ettiğinin kayıtlı olduğu belirtilmiş olmakla, ...'e yapılan maaş ödemeleri olarak bu tutarın dikkate alınması halinde,
davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656-TL. tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67.451,29.-TL. tutarında para aktarıldığı ve böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı geçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71.- TL. tutarında bir farkın bulunduğu ve bu tutardan ...'e yapılan maaş ödemeleri olarak 52.560,58.- TL.'nin düşülmesi halinde eriye (1.287.104,71 —
52.560,58 =) 1.234.544.,13 TL. kalacağı; ayrıca, dava dışı ...'e gönderilen paraların Ankara'daki işçi maaşlarına ait olan kısmının ticari defterlerden toplam (225.226+194.718+68.146,69=) 488.090.81-TL olduğu anlaşılmakla, bu tutarın da ...'e aktarılan miktardan düşülmesiyle (1.234.544,13- 488.090,81 =) 746.453,32 TL. geriye kaldığı ve böylelikle, ...'e şirket hesabından gönderildiği halde maaş ödemesi ya da şirket harçcaması olduğu somut belgelerle ispatlanamayan toplam miktarın 746.453,32.- TL.
Olduğu; öte yandan, davacı vekilinin Sayın Mahkemeye sunduğu10.12.2018 havale tarihli dilekçede şirket adına muvazaalı olarak verildiği ileri sürülen çeklerle ilgili olarak, davacının 10.12.2018 tarihli dilekçesinde ... firmasına verilen çeklerin karşılığı olmaksızın verilen çek ve şirketten ödenen çek bedelleri olduğu, bu ödemelerin Muvazalı,hayali mal ve hizmet alımına ilişkin ödemeler olduğu| bu çeklerin tamamı ile hayali, olmayan bir alışveriş için verilip şirket hesabından ödendiği iddia edilmekte olupü ek raporda da belirttikleri üzere davacının iddiasının temelinde ... firmasının fatura düzenlemediğinin yatmadığı,
ki nitekim davacı şirket adına fatura kaydı mevcuttur, davacı iş bu fatura içeriği malların şirkete teslimi olmadığı halde çek verildiği yönünde olup, yine ek raporda belirttikleri üzere sahte fatura olup olmadığı iddiasının incelenebilmesi için başkaca belgelerin gerektiği ve bu iddia kapsamında bir belgenin mevcut olmadığı, ayrıca Sayın Mahkemenin görev ve yetkisi dahilinde olup olmadığı hususu hukuki bir mesele olup takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu;
Davalı ... Tarafından Yapılan Hisse Devrinin Geçerli Olup Olmadığının Tespiti Konusunda:
Şirket hissesini devralan ...'in sözleşmede yer alan imzasının kendisine ait olmadığı ve onun vekili sıfatıyla davalı ... tarafından atılmış olduğu, dolayısıyla davalı ...'in temsilci sıfatıyla kendisiyle işlem yapmasının söz konusu olduğu ve Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ...
K. sayılı ve 20.6.2019 tarihli kararında belirtilen esaslara göre, davalının temsilci sıfatıyla kendisiyle akdetmiş olduğu hisse devir sözleşmesinin kural olarak geçersiz olduğu; diğer yandan, yukarıda sözü geçen Yargıtay kararında, temsil edilenin temsilciye kendisiyle işlem yapması konusunda açık yetki verdiği ya da temsil edilenin bu sebeple zarara uğrama tehlikesinin bulunmadığı hallerde işleminde geçerli olacağının belirtildiği,
dava konusu olayda, davalıya verilen vekaletnamede, halen kurulu bulunan veya kurulacak olan şirketlerin hisselerini dilediği miktar, bedel ve şartlarda alma yetkisinin de yer aldığı görülmekle birlikte, Yargıtay kararında belirtildiği haliyle açık bir şekilde kendi kendisiyle işlem yapma yetkisinin yer almadığı; diğer yandan, davaya konu hisse devir sözleşmesi ile, davalı ...'in davacı şirkette sahip olduğu beheri 7.000 TL. itibari değerli toplam 28.000 TL.
İtibari değerli %20 hisseyi diğer şirket ortağı olan ...'e devrettiği ve yani temsil edilenin bu devir işlemi neticesinde davalının hisselerini iktisap ettiği ve bu haliyle söz konusu işlemin temsil edileni zarara uğratma tehlikesinin olup olmadığı ve buna göre geçerli sayılıp sayılamayacağı konusundaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Banka şubesinden ilgili işlem fişleri gönderildiğinde, işlem fişlerinde yatıranın kim olduğu belirsiz ise yatıranın davalı ... olarak kabul edilip edilmeme ihtimaline binaen terditli olarak verilen zarar miktarının belirlenmesine ilişkin dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları karşılar ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 16/09/2022 tarihli 3. Ek raporda özetle;
Davacı şirketin iddiaları kapsamında, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...”e işçi ücreti adı altında mahiyeti belli olmayan bir çok para aktardığı iddiası da yer almakta olup, bu konuda davacı şirketin banka hesapları ile kök raporumuzda ve ek raporda belirtildiği üzere SGK Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden getirtilen ...'in davacı şirkete ait inşaat faaliyet nace kodlu işyerlerindeki maaş dökümleri ile işbu ek raporda işçi :naaşlarına ilişkin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda,
Davalı ... tarafından davacı şirketin vekaletnamesine istinaden, davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656 TL. tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67.451,29.- TL. tutarında para aktarıldığı ve böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı geçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...”e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71- TL. tutarında bir farkın bulunduğu;
diğer yandan, önceki raporda, ...'in 01.07.2013 ile 31.01.2015 arası ve 2016 06 arası SGK sistemindeki kayıtlara göre bu tarihlerde toplam 52.560,58 TL net maaş hak ettiğinin kayıtlı olduğu belirtilmiş olmakla birlikte,
1.ALTERNATİF:
-...'in 2012.2013.2014 ve 2015 yılı maaşlarına dair davalı vekilinin dilekçesi ekinde 17.09.2013 tarihinde aylık 6.000 TL olduğuna dair belge sunulduğu ve davalının bu husustaki beyanlarının Sayın Mahkemenizce kabul edilmesi durumunda.
SGK çalışma aylarına göre (2012 yılında davacı şirkette SGK işe girişi olmadığı, toplam 128.500 TL net maaş hakedişi hesap edilebileceği ve bu tutarın dikkate alınması halinde davacı şirket aleyhine çıkan farkın (1.287.204,71 — 128.500=) 1.158.704,71 TL. olacağı;
ayrıca, 2.ek raporun 10. Ve 11.sayfalarında belirtildiği üzere, dava dışı ...'e gönderilen paraların Ankara'daki işçi maaşlarına ait olan kısmının ticari defterlerden toplam 488.090.,81 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutarın da ...'e aktarılan miktardan düşülmesiyle (1.158.704,71 — 488.090,81 =) 670.613,90.- TL. geriye kaldığı ve böylelikle, ...'e şirket hesabından gönderildiği halde maaş ödemesi ya da şirket harcaması olduğu somut belgelerle ispatlanamayan toplam miktarın 670.613,90.- TL. olduğu;
2.ALTERNATİF:
Sayın Mahkeme Takdirlerine Göre Alternatif Bir Değerlendirme Olarak; ...'in 01.07.2013 ile 06 2015 arası SGK sistemindeki kayıtlara göre bu tarihlerde toplam 52.560,58-TL net maaş hak ettiğinin kayıtlı olduğu belirtilmiş olmakla, ...'e yapılan maaş ödemeleri olarak bu tutarın dikkate alınması halinde,
davalı ...'in kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e kısmen personel maaşı ve işçi maaşı adı altında ve kısmen herhangi bir açıklama olmaksızın 1.354.656-TL. tutarında para aktarıldığı ve dava dışı ... tarafından davacı şirkete 67,451,29-TL. tutarında para aktarıldığı ve böylelikle davalı ...'in vekaletnamesine istinaden adı seçen davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ...'e aktardığı tutarlar ile ... tarafından şirkete aktarılan tutarlar arasında davacı şirket aleyhine 1.287.204,71-TL. tutarında bir farkın bulunduğu ve bu tutardan ...'e yapılan maaş ödemeleri olarak 52.560,58-TL.'nin düşülmesi halinde geriye (1.287.104,71 —
52.560.58 =) 1.234.544.,13 TL. kalacağı; ayrıca, yukarıda belirtildiği üzere, dava dışı ...'e gönderilen paraların Ankara'daki işçi maaşlarına ait olan kısmının ticari defterlerden toplam 488.090.81 TL olduğu anlaşılmakla, bu tutarın da ...”e aktarılan miktardan düşülmesiyle (1.234.544,13 — 488.090,81 =) 746.453,32 TL. geriye kaldığı ve böylelikle, ...'e şirket hesabından gönderildiği halde maaş ödemesi ya da şirket harcaması olduğu somut belgelerle ispatlanamayan toplam miktarın 746.453,32.- TL. olduğu;
öte yandan, davacı vekilinin Sayın Mahkemeye sundupu 10.12.2018 havale tarihli dilekçede şirket adına muvazaalı olarak verildiği ileri sürülen çeklerle ilgili olarak, davacının 10.12.2018 tarihli dilekçesinde ... firmasına verilen çeklerin karşılığı olmaksızın verilen çek ve şirketten ödenen çek bedelleri olduğu, bu ödemelerin Muvazalı,hayali mal ve hizmet alımına ilişkin ödemeler olduğu, bu çeklerin tamamı ile hayali, olmayan bir alışveriş için verilip şirket hesabından ödendiği iddia edilmekte olupü ek raporda da belirttiğimiz üzere Davacının iddiasının temelinde ... firmasının fatura düzenlemediğinin yatmadığı,
ki nitekim davacı şirket adına fatura kaydının mevcut olduğu, davacı iş bu fatura içeriği malların şirkete teslimi olmadığı halde çek verildiği yönünde olup, bu konu ile ilgili İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde açılan davanın bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu;
Davalı ... Tarafından Yapılan Hisse Devrinin Geçerli Olup Olmadığının Tespiti Konusunda:
Şirket hissesini devralan ...'in sözleşmede yer alan imzasının kendisine ait olmadığı ve onun vekili sıfatıyla davalı ... tarafından atılmış olduğu, dolayısıyla davalı ...'in temsilci sıfatıyla kendisiyle işlem yapmasının söz konusu olduğu ve Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin...
K. sayılı ve 20.6.2019 tarihli kararında belirtilen esaslara göre, davalının temsilci sıfatıyla kendisiyle akdetmiş olduğu hisse devir sözleşmesinin kural olarak geçersiz olduğu; diğer yandan, yukarıda sözü geçen Yargıtay kararında, temsil edilenin temsilciye kendisiyle işlem yapması konusunda açık yetki verdiği ya da temsil edilenin bu sebeple zarara uğrama tehlikesinin bulunmadığı hallerde işleminde geçerli olacağının belirtildiği,
dava konusu olayda, davalıya verilen vekaletnamede, halen kurulu bulunan veya kurulacak olan şırketlerın hısselerını dıledığı miktar, bedel ve şartlarda alma yetkısının de yer aldığı görülmekle birlikte, Yargıtay kararında belirtildiği haliyle açık bir şekilde kendi kendisiyle işlem yapma yetkisinin yer almadığı; diğer yandan, davaya konu hısse devir sozleşmesı ile,
davalı ...'in davacı şirkette sahip olduğu beheri 7.000,00-TL itibari değerli toplam 28.000,00-TL itibari değerli %20 hisseyi diğer şirket ortağı olan ...'e devrettiği ve yani temsil edilenin bu devir işlemi neticesinde davalının hisselerini iktisap ettiği ve bu haliyle söz konusu işlemin temsil edileni zarara uğratma tehlikesinin olup olmadığı ve buna göre geçerli sayılıp sayılamayacağı konusundaki nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğunu rapor ve beyan ettikleri görülmüştür.
Davacı karşı davalının itirazları ve ceza dosyası içeriği de dikkate alınarak dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile 4. Ek bilirkişi raporu aldırılmasına, karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 08/02/2023 tarihli 4. Ek raporda özetle;
davacının iddiasının temelinde ... firmasının fatura düzenlemediğinin yatmadığını, ki nitekim davaci şirket adına fatura kaydının mevcut olduğunu, davacı iş bu fatura içeriği malların şirkete teslimi olmadığı halde çek verildiği yönünde olup, yine ek raporda belirttikleri üzere sahte fatura olup olmadığı iddiasının incelenebilmesi için başkaca belgeler gerektiğini ve bu iddia kapsamında bir belge mevcut olmadığını, ayrıca Sayın Mahkemenin görev ve yetkisi dahilinde olup olmadığı hususu hukuki bir mesele olup takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu,
Asliye Ceza Mahkemesi dahi görevsizlik kararı vermiş iken Sayın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi dahilinde ise davacı yanca 2005 ... firmasının düzenlediği faturalara salt naylon faturadır beyanının yeterli olmadığı, bu hususta gerekli belgeler sunulması durumunda ayrıntılı inceleme yapılacağını aksi halde dava dosyasındaki sadece yasal defterlerde kayıtlı olan 2005 ... firmasının düzenlediği fatura kaydına bakarak sahte/naylon fatura denemeyeceğini yinelediklerini,
İzmir...ASCM dava dosyası içindeki Bilirkişi Raporunda sahte fatura olup olmadığı yönünde incelemeler yapıldığı ve sonuç kısmında Sanık ...'in müşteki ile birlikte çalıştığı dönemde hesaplarda şirketler ile işbirliği yaparak dolandırıcılık eylemi şeklinde şikayet edilen konularda eylemlerinin güveni kötüye kullanma eylemi olarak nitelendirilmemesi gerektiği, şirket yönetiminde yapılan muted işlemler olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 3.Ek rapordaki sonucunun değişmediğini rapor ve beyan ettiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME
Asıl dava; davacı şirketin, uğratıldığı ileri sürülen zararının tazmini ile davalı ...'in yaptığı hisse devrinin geçersizliğinin tespiti, karşı dava ise; ödünç olarak verilen paranın, ücretin, kâr payının ve hak edişlerin tahsili istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,
Asıl davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı ...'in, davacı şirket ortağı olan babası davalı ... ile birlikte hareket ederek, vekalet ilişkisini kötüye kullanarak, davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, uğratmış ise ne miktarda zarara uğrattıkları, iş bu zararın davalılardan talep edilip edilemeyeceği, ne miktarda talep edilebileceği, davalı ...'e ait %20 payın, davacı şirket yetkilisi ...'e devrine ilişkin hisse devrinin geçerli olup olmadığı, karşı davada ise; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, karşı davacıların, karşı davalı şirkete borç para verip vermedikleri, ne miktarda verdikleri, bu kapsamda karşı davacıların, karşı davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, var ise alacak miktarı noktasında toplanmıştır.
Mahkememizce, tarafların dosyaya sundukları belge ve kayıtlar ile dosyaya temin edilen bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre, davacı-karşı davalı şirket yetkilisi tarafından, aynı zamanda davacı karşı davalı şirket ortağı olan ...'e, şirket iş ve işlemlerini takip ve yerine getirmesi hususunda vekaletname verildiği, iş bu vekaletname kapsamında, davalı-karşı davacı ...'in, şirketi idare ettiği ve vekalet görevinin sürdüğü süre içerisinde, şirket ve banka kayıtlarına göre, davalı karşı davacı ...'in, şirket hesaplarından 2.497.505,97-TL çektiği, buna karşılık, 2.734.849,84-TL yatırdığı,
bu suretle, davalı karşı davacı ...'in, davacı karşı davalı şirketten 237.343,87-TL alacağı bulunduğu, davalı karşı davacı ...'in, davacı karşı davalı şirkete ait hesaplardan, kardeşi dava dışı ... hesabına 1.354.656,00-TL para aktardığı, aktarılan iş bu meblağın 67.451,29-TL sinin dava dışı ... tarafından, davacı karşı davalı şirket hesabına aktarıldığı,
iş bu para trafiğinden dolayı, davacı karşı davalı şirket aleyhine 1.287.204,71-TL farkın oluştuğu, iş bu farkın 488.090,81-TL sinin davacı karşı davalı şirketin Ankara'da bulunan ve dava dışı kardeşi ... tarafından iş ve işlemlerinin takip edildiği şantiyede çalıştırılan işçi ödemelerinde sarf edildiği, yine SGK kayıtlarına göre, dava dışı ...'in, davacı karşı davalı şirket çalışanı olarak 52.560,58-TL ücret hak ettiği, iş bu ücret ile şantiye çalışanlarına yapılan ödeme miktarı mahsup edildiğinde, davalı karşı davacı tarafça nereye sarf edildiği ispatlanamayan toplam şirket alacağı miktarının 746.453,32-TL olduğu,
bu suretle davacı karşı davalı şirketin zarara uğratıldığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davacı karşı davalı tarafça, müvekkili şirketin hesaplarından ... tarafından çekilen meblağın bir kısmının, dava dışı ... isimli firma adına keşide edilen sahte faturalara ilişkin olduğu iddia edilmiş ise de, iş bu iddianın somut delillerle kanıtlanamamış, bu kapsamda şirket zararının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı karşı davacı ... vekili tarafından, dava dışı ...'e ödenmesi gereken aylık ücretin 6.000,00-TL olduğuna dair iddia ve bu iddianın ispatına yönelik ... imzalı belge fotokopisi de sunulmuş ise de, iş bu belge içeriğinin SGK ve şirket kayıt ve belgeleri ile teyit edilmediği, bu nedenle SGK ya bildirilen ücretin hesaplamada dikkate alınması gerektiği kanaatine varılarak, dava dışı ...'in şirkette çalıştığı süreye karşılık toplam 52.560,58-TL alacak yönünden mahsup işlemi yapılması gerektiği kanaatine varılarak şirket zararının hesaplanması yoluna gidilmiştir.
Asıl davada, her ne kadar, davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullandığı iddia olunan, davalı ... ile birlikte hareket ettiği ve bu suretle şirketin zararına sebebiyet verildiği iddia edilmiş ise de, ...'in, ... ile birlikte hareket ettiği ve bu suretle şirketi zarara uğrattığına dair iddianın ispatına yarara kanıt sunulamadığı, bu nedenle davalı ... aleyhine açılan davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Asıl davada her ne kadar, davalı karşı davacı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak, şirket %20 payının davacı şirket yetkilisi ...'e devrine ilişkin devir işleminin geçersizliğinin tespiti isteminde bulunmuş ise de, davalı karşı davacı ...'in davacı şirkette sahip olduğu hisseyi, diğer ortak ...'e devir işleminin, davalı ...'in vekalete istinaden kendi kendine işlem yapması kural olarak geçersiz ise de, Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarında da belirtildiği üzere, geçersizliğin varlığı halinde, işlemin tarafı olan dava dışı şirket yetkilisi ve ortağı ... tarafından ileri sürülebileceği, iş bu hususta davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle de şirket hisse devrinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davalı-karşı davacı ...'in şirket hesaplarından çektiği 2.497.505,97-TL ye karşılık 2.734.849,84-TL parayı şirket hesabına aktardığı, bu suretle ...'in şirketten 237.343,87-TL alacağı bulunduğu sabit ise de, davalı karşı davacı tarafın, karşı davayı kısmi dava olarak açtığı, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, davalı karşı davacı ...'in iş bu alacağını Türk Borçlar Kanunu'nun 82. Maddesi uyarınca, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesi ile zaman aşımına uğramadan talep etmesi gerektiği,
davalı karşı davacı ...'in sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkını en geç karşı davanın açıldığı tarih itibarı ile öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiği, iş bu kabule göre, davalı karşı davacının, karşı davada talep ettiği 10.000,00-TL alacak dışındaki ıslah yolu ile talep ettiği alacağın, ıslah tarihi itibarı ile zaman aşımına uğradığı, davalı tarafın iş bu husustaki itirazında haklı olduğu kanaatine varılmakla, karşı davanın 10.000,00-TL lik alacak yönünden kabulüne, bakiye alacak yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
E İMZA
Üye ...
E İMZA
Üye ...
E İMZA
Katip ...
E İMZA
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1255, K. 2023/350, 26 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama