KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/993 Esas
- Karar no
- 2023/1065
- Dava
- Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/08/2020
Karar Metni
1.080 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 10/08/2020 tarihinde 31/01/2020-06/05/2020 tarihleri arasında faturalara ek olarak 41.684,00 TL ek tüketim bedeli adı altında fatura yansıtıldığını, yasal süresinde davalı kuruma giderek fatura itirazında bulunduğunu, pandemi döneminde Mart-Nisan-Mayıs aylarında fabrikanın kapalı olmasından dolayı tüketim yapmalarının imkansız olduğunu belirterek, 41.684,00 TL fatura bedelinin faizi ile beraber iptal edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı taraf ile imzalanan ... numaralı sözleşme gereği davalı tarafın kullanımında olan ... numaralı tesisata elektrik enerjisi temininin sağlandığını, bu tüketim sonucu enerji kullanım bedeli olarak hukuka uygun şekilde davacı tarafa bildirildiğini, 31/01/2020-06/05/2020 tarihleri arasında davalı aboneliğine ait sayaç arızalı olup, tüketim kaydı sağlılık olarak gerçekleşmediğini, bu nedenle, davalı abonenin kullandığı fakat faturalandırılmayan enerji miktarı yönünden ek tahakkuk yapıldığını ve faturalandırıldığını,
Mart-Nisan-Mayıs aylarında işletmenin kapalı olduğundan bahisle tüketimin imkansız olduğu ve...üketim endeksinin temel alınması gerektiği iddia edilmekteyse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davacının ticarethane abone grubu üzerinden aboneliğinden kaynaklanan ve sayacın eksik tüketim kaydetmesi ile eksik faturalandırılan, davacı tarafın elektrik tüketimine ilişkin fatura borcunun mevcut olduğunu, su tüketiminin bulunmamasının elektrik tüketimi bulunmadığına delil teşkil edemeyeceğini, zira iki tüketimin birbirinden bağımsız olduğunu,
kabul anlamına gelmemekle birlikte fabrikanın işletmenin kapalı olduğu varsayılsa dahi işletmede tüketime sebep olan elektronik cihazlar bulunduğu dikkate alınması gerektiğini, sayaç okuma işlemlerinden dağıtım şirketi sorumlu olup, taraflarına yöneltilmiş olan husumetin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin dağıtım şirketi değil tedarik şirketi olduğunu, tahakkuk eden faturalardan kaynaklanan sözde zarardan müvekkili tedarik şirketinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesi talep etmiştir,
DELİLLER
Abonelik kayıtları, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Menfi Tespit davası olup, Mahkememizin 12/05/2022 tarih ve... Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İzmir BAM ... Hukuk Dairesinin 21/11/2023 tarih ve... Karar sayılı ilamı ile;
"Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Anayasanın 37. maddesine göre, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz".
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK 14.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." denilmektedir.
Somut olayda davalı tüzel kişi tacir ise de,ilk derece mahkemesince yapılan araştırmalar kapsamında davacının esnaf odasına kayıtlı olduğu,vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre de tacir statüsünde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın nispi ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, davanın türü ve uyuşmazlığın niteliğine göre somut olayda mutlak ticari dava da söz konusu değildir. Bu sebeple uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir." gerekçesi ile mahkememiz kararı görev yönünden kaldırılmıştır.
Mahkememizin... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda;
Her ne kadar mahkememizce istinaf incelemesi öncesinde verilen kararda, davacının faaliyette bulunduğu geri dönüşüm işletmesinin bedeni çalışmadan ziyade makine kullanımına dayalı ve sermaye ağırlıklı olması nedeniyle tacir sıfatının bulunduğu değerlendirilmiş ise de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 21/11/2023 tarih ve ... Karar sayılı ilamında davacının esnaf odası kaydının bulunması ve vergi dairesi kayıtlarına göre tacir sıfatı bulunmadığı belirtildiğinden davacının tacir olarak kabulünün mümkün olmadığı, uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olmaması nedeniyle davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair karar verilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/993, K. 2023/1065, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama