KÜNYE
T.C. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Esas no
- 2025/199 Esas
- Karar no
- 2025/272
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 05/03/2025
Karar Metni
956 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ...nden ayakkabı tabanı imalatı için gerekli olan hammaddenin tedarikini yaptığını, taraflar arasındaki ticaretin 2022 yılında aktif olarak başladığını ve 2024 yılı eylül ekim aylarına kadar devam ettiğini, taraflar arasındaki aktif ticaretin son dönemlerinde davalı şirket sahibi ...'ın müvekkili şirket yetkilisi ...'yi arayarak ticari iş ve işlemlerine ilişkin sıkıntılar yaşadığını hammadde hazırlamak için gerekli malzemeleri almada sorunlar yaşadığını nakde ihtiyacı olduğunu dile getirdiğini ve müvekkilinden kendisine destek vermesini istediğini,
müvekkili şirket tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkilerin varlığı dikkate alınarak davalı şirkete destek olunmak istendiğini ve davalı şirkete 06.12.2024 tarihli 1.000.000 TL bedelli ... seri numaralı çek, 13.12.2024 tarihli 600.000 TL, bedelli ... seri numaralı çek, 20.12.2024 tarihli 260.000 TL bedelli ... seri numaralı çek, 10.01.2025 tarihli 600.000 TL bedelli ... seri numaralı çek, 07.02.2025 tarihli 750.000 TL bedelli ... seri numaralı çek, 21.02.2025 tarihli 650.000 TL bedelli ... seri numaralı çek,
04.04.2025 tarihli 750.000 TL bedelli ... seri numaralı çeklerin araflar arasındaki ticari ilişkinin dışında hatır çeki olarak verildiğini, devam eden süreçte müvekkili şirket tarafından davalı şirket sahibinin iletişim halinde olduğu tüm firmalardan borç istediği,
nakit para ve hatır çekleri topladığını duyduğunu, bu durumdan şüphelenilerek davalı şirket sahibi ile görüşüldüğünü, davalı şirket sahibinin ise böyle bir durum olmadığını hatır çeklerini vadesi geldiğinde ödeyeceğini bildirdiğini, 06.12.2024 vade tarihli ilk hatır çeki davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini ve çeke karşılıksız işlemi yapıldığını, müvekkili şirketin ticari hayatının geri dönülemez şekilde zedelendiğini, müvekkili şirketin bankalar ve ticari hayatı yönünden itibarının zedelendiğini,
hem ticari hayattaki itibarını hemde bankalar nezdindeki güvenilirliğini kaybetmek istemeyen müvekkili şirketin söz konusu çek bedelini ödemek zorunda kaldığını, devam eden süreçte ise 13.12.2024, 20.12.2024, 10.01.2025, 07.02.2025, 21.02.2025 tarihli çeklerin hiçbirisinin davalı şirket tarafından ödenmediğini tüm bu hatır çeklerine ilişkin müvekkili şirketin adeta yıkıma uğradığını, davalı şirket sahibi ile irtibata geçmeye çalışılmış ise de herhangi bir sonuç alınamadığını, dava konusu çekin müvekkili şirketin bilgisi ve rızası dışında davalı şirkete geçtiğini,
davalı şirkete verilen bir çok hatır çeki arasında gözden kaçtığının düşünüldüğünü, Söz konusu çekte müvekkili şirket tarafından atılan geçerli bir imza olup olmadığının dahi bilinemediğini, aynı zamanda taraflara ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde dava konusu çekin bedelsiz olduğunun görüleceğini, söz konusu çek dolayısı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun yoluna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu çekin ne tarihinin ne bedelinin müvekkili tarafından bilinmediğini, imzanın dahi müvekkili şirketçe atıldığının belli olmadığını,
iş bu sebeple söz konusu çekin karşılıksız işlemi yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmek sureti ile ilgili bankaya müzekkere yazılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek müvekkili şirkete ait, ... Kemeraltı/İZMİR şubesinin ... seri numaralı çekine ihtiyati tedbir kararı verilmek sureti ile karşılıksız işlemi yapılmaması ve çekin ibrazı halinde çek aslının mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine, müvekkili şirkete ait, ...
Kemeraltı/İZMİR şubesinin ... seri numaralı çeke istinaden müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasıdır. Eldeki dava, TTK 4/I maddesi gereğince mutlak ticari dava olup, TTK' nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ilk iki fıkrasına göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
Arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışçıl yöntemler ile sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacı ile getirilmiş alternatif bir çözüm yoludur.
Mahkememizce davacı vekiline "Tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde, Arabulucuk son oturum tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini sunması, sunulmadığı taktirde davanın usulden reddedileceği" ihtarını içerir davetiyenin usulüne uygun olarak 11.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğe rağmen davacı vekilince arabuluculuk son tutanak aslının ya da arabulucu tarafından onaylı örneğinin sunulmadığı anlaşılmıştır.
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili tarafından eldeki davanın arabulucuya başvurmaksızın 05.03.2025 tarihinde açıldığı, dava açılış tarihi itibari ile Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davalarında dava açılmadan evvel zorunlu arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak nitelendirildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(2) maddesinin 4. cümlesinde"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verildiği,
ticari dava olan ve asliye ticaret mahkemesinde açılan davada dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmediğinden ve bu davada arabuluculuk başvuru şartı sonradan giderilebilen dava şartı olarak nitelendirilemeyeceğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/199, K. 2025/272, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama