KÜNYE
T.C. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Esas no
- 2022/197
- Karar no
- 2025/1026
- Dava
- Ticari Şirket Feshi
- Dava tarihi
- 25/02/2022
Karar Metni
2.316 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı şirketin 14/01/1991 tarihinde iki ortaklı olarak 20.000.000-TL sermaye ile kurulduğunu, hali hazırda üç ortaklı olarak 1.250.000,00 TL sermaye ile ticari faaliyetlerine ... ve ...'nın münferit imza yetkileri ile devam ettiğini, davalı şirketin ödenmiş güncel sermayesinin 1.250.000,00 TL olduğunu, bu sermayenin 2.500 paya ayrıldığını, payların 1.424 adetinin ...'ya. 825 adetinin ...'ya.
251 adetinin ise müvekkiline ait olduğunu, davalı ...’nın davalı ...'nın eşi olduğunu; şirket müdürü ...’nın ise davalı ... ve ...'nın üvey oğlu olduğunu, 05/09/2019 tarihli... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile aksi karar alınıncaya kadar münferit imzaya yetkili olarak atandığını; davalı ...’nın, oğlu ...'yı müdür atayarak şirkette ortak olan müvekkilinin etkisini azaltmayı, aile bireylerine yüksek maaş ödemesi yapılmasını ve bu yolla oluşacak şirket karını azaltarak kar payı dağıtımını engellemeyi amaçladığını, zira;
bu atamanın tek taraflı işlem ile yapıldığını, davalı şirkette kararların tek kişi ile alınarak karara konu imzaların sonradan usulsüz olarak tamamlatıldığını, müvekkilinin, davalı şirkette uzun yıllar çalışmasına rağmen 2013 yılından beri ortak olduğunu, davalı ...'ya ait 251 payın müvekkiline devredildiğini, 28/05/2013 tarihli bu devirle birlikte müvekkilinin şirketin % 10,04 ortağı olduğunu; şirketin amaç ve konusunun;
“her türlü erkek, kadın ve çocuk ayakkabısının imali ile bunların toptan ve perakende alım satım ithalat ve ihracatını yapmak, bu doğrultuda da İzmir bölgesinde ... ve ... adına müşterek olarak tescilli “...” ve “...” markası ile anılan çocuk ayakkabılarının ulusal ve uluslararası marketlere dağıtımını ve ticaretini yapmak” olduğunu; davalı ...’nın yaşının ilerlemiş olması sebebiyle şirketin yönetim ve temsilini fiili olarak üvey oğlu ...'ya bıraktığını, davalı ...'nın eşi olan ...’nın ev hanımı olduğunu ve şirkette sadece sembolik hissedar olduğunu;
...'nın yönetimi devralması ile birlikte davalı şirketin işleyişinin engellendiğini, daha önce davalı ... tarafından ...'ya şirket işleri için ...’nden verilmiş olan yetkinin yapmış olduğu hatalar sonrasında iptal edildiğini, ...'nın atanmasından sonra şirket yönetiminde sergilenen ciddiyetten uzak gevşek tutum, ticari anlamda verilen yanlış ve isabetsiz kararlar, beraberinde ticari anlamda performans kaybı ve kar mahrumiyetine sebep olduğunu, ...’nın kendisine yapılan sözlü uyarıların hiçbirini dikkate almadığını ve müvekkili ile bir inatlaşma içerisine girdiğini, ilerleyen süreçte ...’nın,
ortak olan anne ve babasını sürekli olarak müvekkili aleyhine dolduruşa getirdiğini, önce davalıların, müvekkili ile aralarına mesafe koyduklarını, zaman içerisinde mesafeyi mobinge dönüştürdüklerini, amacın müvekkilini saf dışı etmek ve elindeki hisseyi ve marka kullanım haklarını geri alabilmek olduğunu, müvekkilinin denetleme ve kar payı konusunda yasal haklarını hatırlattığında ise “kar falan yok, olsa da alamazsın” sözleri ile rencide edildiğini, şirket muhasebe kayıtları incelenmek istediğinde bilanço hakkında bilgi verilmemesi konusunda uyarılar yapıldığının söylendiğini;
davalı şirkette genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının yapılmadığını, müvekkilinin şirkette hiçbir yetkisinin bulunmadığını; davalı şirkette bugüne kadar hiç kar payı dağıtılmadığını; şirketin kazancının ve şirket hesabındaki varlıkların davalıların ve ...'nın şahsi hesaplarına aktarıldığını; davalı şirket borçlusu ...'ın davalı şirkete olan 205.000,00-TL borcundan dolayı İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, eşi ... adına kayıtlı olan taşınmazı şirket müdürü ...'nın üzerine devrettiği hususunun protokolde yer aldığını, yani davalı şirketin alacağının ...'nın şahsi malvarlığına dahil edildiğini;
...'nın kredi kartı ödemelerinin de davalı şirket tarafından ödendiğini; ticari defterlerin formalite icabı tutulmakta olduğunu ve gerçek durumu yansıtmadığını, mali kayıtların usulüne uygun tutulmadığını ve müvekkiline gösterilmediğini; davalılar ve ... tarafından müvekkilinden “mevcut şirket ortaklık hissesi ve .../Şiringenç markalarının kullanım hakkını kendilerine devretmesinin, aksi halde çalışanlar ile birlikte kapı dışarı edileceğinin” söylendiğini; müvekkilinin, bilgi alma, inceleme ve aydınlanma haklarının engellendiğini;
şirket kar etmesine ve şirket ana sözleşmesinin ...maddesi gereği kar payı dağıtması yükümlülüğüne rağmen kar payı dağıtılmadığını, müvekkilinin şirketten hiç bir hakkı verilmeden kapı dışarı atıldığını, şirket içerisine dahi sokulmadığını, müvekkilinin, bu gelişmeler sonunda şirketteki ortaklığını sona erdirmeye ve ortaklıktan ayrılmaya karar verdiğini, Karşıyaka ...Noterliği'nin 01/12/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile “şirket ortaklığından ayrıldığını ve ortaklık payı/ayrılma akçesi isteğini” davalıya ihbar ve ihtar ettiğini ancak ne ortaklık payı verildiğini ne de muhatap olunduğunu,
arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını; limited şirketlerde ortaklar arasındaki güven ilişkisinin, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesi için önemli olduğunu, TTK’nın ...maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” dendiğini, davalı şirkette uzun süre kar payı dağıtılmaması; müvekkilinin bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi; şirket alacaklarının şirketin hakim ortağının ve ailesinin kişisel malvarlığına dahil edilmesi gibi hususların, müvekkili yönünden haklı sebep oluşturacağını; sunulan protokolün şirketin yönetimini tamamen elinde bulunduran ...Ailesi'nin şirket alacaklarını kişisel mal varlıklarına dahil ettiklerini açıkça ortaya koyduğunu belirterek,
yönetimsel sorunlar nedeniyle artık işleyemez duruma gelen davalı şirketin varlığını devam ettirebilmesi, şirket işlerinin düzenli ve aksamaksızın yönetilmesi, pay sahiplerinin menfaatinin korunması, iş akış şemasının düzenlenmesi, şirket malvarlığına karşı işlemlerin yapılabilmesi, alacakların planlı bir şekilde toplanması ve gerekli ödemelerin şirket adına yapılması, şirketin diğer iş ve işleyişlerinde şirketin temsil edilmesi amacıyla.
TTK’nın ... ve TMK’nın ...maddesi gereğince ortakların yönetim ve temsil yetkisinin geçici olarak sınırlandırılarak şirkete tedbiren mahkeme tarafından belirlenecek uygun bir kayyımın atanmasını istediklerini, davalı şirketçe “...adreslerindeki işyerinde çok değerli makinelerin ve malların bulunduğunu, davalı şirket yönetiminin davacının ayrılma payını azaltmak amacıyla şirket özvarlığını azalttığı, şirkete ait taşınmazları elden çıkarma çabası içine girildiği, iş makinelerinin taşınmakta olduğu, araçların satışa sunulduğu bilgisine ulaşıldığını, şirketin borçlandırılarak müvekkilinin alacağına ulaşmasının da imkansızlaşacağını;
davalı şirket aktifinin hesaplanması istemiyle başvurdukları İzmir ...Sulh Hukuk Mahkemesi’nin...D.İş sayılı dosyasında mahkemece “açmış ve/veya açılacak olan davada talep edilebilir olduğu” gerekçesiyle isteğin reddine karar verildiğini belirterek,
TTK’nın ...maddesi gereğince davalı şirketin feshi ve tasfiyesine, TTK’nın ..., TMK’nın..., HMK’nın ... maddeleri gereğince ihtiyati tedbir isteklerinin kabul edilerek şirket işlerinin devamını mümkün kılmak için davalı şirketin yönetiminin tek imza ile tedbiren müvekkiline bırakılmasına veya yargılama süresince işlemlerin yapılabilmesi için sayın mahkemece uygun görülen bir kayyımın görevlendirilmesine; davalı ... ve münferit yetkili müdür ...'nın yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, davalı şirkette yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar tedbiren ... bir kişinin kayyım olarak atanmasına,
... ve ...'nın... görevi süresince müdürlük yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin geçici olarak durdurulmasına; kayyım atanması durumunda aylık ücret belirlenmesine, tutarın davalı şirket tarafından karşılanmasına.
TTK’nın ... maddesi gereğince kayyım atanması isteğinin reddi halinde yargılama süresince müvekkilinin ortaklık payının göz önünde bulundurularak şirketin sahip olduğu taşınır ve taşınmaz mallarının devrine/satışına engel olabilmek adına kayıtlara ihtiyati tedbir konulmasına; davalılara karşı zarar ziyana yönelik dava haklarının saklı tutulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin 20.000,00 TL olan sermayesinin 2012 yılında 1.250.000,00 TL'ye artırıldığını, halen şirketin ortaklarının ... pay üzerinden, ... paya sahip ..., ... paya sahip ... ve ... paya sahip davacı ...olduğunu; müvekkil şirketin mali açıdan güçlü, üretim ve istihdama katkı sağlayan vergi ve... borcu bulunmayan ticari itibarı yüksek bir şirket olduğunu, davanın, limitet şirketin haklı nedenle feshine ilişkin olduğunu, bu davalarda husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi,
şirket ortaklarına yöneltilmemesi gerektiğini, bu nedenle müvekkillerinden ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini; ...’nın, şirket ortaklarının 05/08/2019 tarihli ve...sayılı kararı ile şirket müdürlüğüne atandığını, ortaklar kurulu kararında davacı...'in de imzasının bulunduğunu, bu kararın 05/09/2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, dava dilekçesinde bu atamanın tek taraflı işlem ile yapıldığı ileri sürülmesine rağmen, karar defterinde ... dahil 3 ortağın imzasının bulunmasının gerçek dışı iddialarda bulunulduğunu kanıtladığını,
kaldı ki kabul anlamına gelmemek üzere davacının bu iddiasını uygun bir süre içinde ileri sürmediğini, 05/08/2019 tarihinde alınan ve ticaret sicil gazetesinde ilan edilen bu karar nedeniyle ...yıl geçtikten sonra dava açmasının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, zira; davacının, bu karardan sonra dava tarihine kadar şirket ortağı olarak bu tasarrufa sessiz kaldığını, şirket ortağı olarak şirketteki faaliyetlerini sürdürdüğünü; davacının, şirket işlerinde etkisinin azaltıldığını ileri sürmesine rağmen, 20/04/2015 gün ve ... sayılı.
20/09/2016 gün ve ... sayılı. 01/08/2017 gün ve...sayılı. 01/10/2017 gün ve...sayılı. 21/02/2018 gün ve ... sayılı.
05/08/2019 gün ve ... sayılı ortaklar kurulu kararlarında imzasının bulunduğunu; aile bireylerine yüksek ücret ödendiğine ilişkin iddiaların da gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın tüm ortaklar kurulu kararlarında imzası bulunan davalı ...'nın sembolik ortak olduğuna ilişkin iddialarının da yerinde olmadığını, dava dilekçesinde “şirkete müdür olarak atanan ...’nın şirketin işleyişini nasıl engellediği,
yanlış ve isabetsiz kararlarının ne olduğu” hususu somutlaştırılmadığı gibi ticari performans kaybı ve kar kaybına ilişkin herhangi bir delilin de gösterilmediğini, gerçekte ticari performans ve kar kaybı olmadığından bu yönde bir delilin gösterilmesinin mümkün olmadığını; davacının, “... ve davalılar ... ve ... bakımından inatlaşma, mobing, mesafe koyma, elindeki hisse ve markayı geri alma çabası, şirketteki haklarını yok sayma, kar payı alamayacağının söylendiği, şirket belgelerini incelemesine izin verilmediği” şeklindeki iddialarını da somutlaştırmadığını ve bu konularda da hiçbir delile dayanmadığını;
davalı şirketin genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarını yapmadığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, son toplantının 05/08/2019 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra pandemi süreci nedeniyle toplantı yapılamadığını, 18/03/2020 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ve...ve limitet şirketlerde genel kurul toplantılarının iptaline/ertelenmesine imkan sağlandığının dikkate alınması gerektiğini;
davacının, müvekkili şirketin % 10,04 oranında hissesine sahip ortağı olduğunu, TTK'nın ... maddesinde yapılan göndermeye göre müdürler dışında şirket sermayesinin % 10'una sahip ortakların da şirket müdürlerinden genel kurul toplantısı isteme ve mahkemeye başvurma hakkına sahip olduklarını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için aksi düşünülse dahi genel kurul toplantısı için şirket müdürüne veya mahkemeye başvurmayan davacının bu hususu haklı sebep olarak göstermeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini;
kar payı dağıtılması için TTK'nın ... maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması gerektiğini, davacının, katıldığı ortaklar kurulu toplantılarında bu yönde bir istekte bulunmadığını, şirkette kar payı dağıtılmamasının nedeninin geçmiş yıl dağıtılmayan karlarının davacı dahil tüm şirket ortaklarının bilgisi dahilinde şirket sermayesine eklenmiş olması olduğunu, bunun davacı tarafça da bilindiğini;
şirket varlıklarının ... hesabına aktarıldığı iddialarının doğru olmadığını, dava dilekçesine ekli protokolden anlaşılacağı üzere 205.000,00 TL değerindeki bono nedeniyle İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyasında takibe konulan alacağa karşılık borçlu ...'ın üzerine kayıtlı taşınmazın davalı şirket adına ...'ya devredildiğini ancak bu dosyaya ilişkin borcun ... tarafından yapılan ödeme ile kapatıldığını, bu bakımdan şirket malvarlığına dahil olmayan bir taşınmazın ...'ya devredilmesine karşın, alacağın ... tarafından şahsen ödenmesinde şirket varlığının ...'ya aktarılmasından söz edilemeyeceğini,
şirket alacaklarının şirketin hakim ortağının ve ailesinin kişisel malvarlığına dahil edildiği iddiasının da doğru olmadığını; davacının şahsi kredi kartlarına ilişkin ödemelerin şirket hesabından yapıldığını, davacının esasen şirketin fiili yöneticisi ve genel müdürü olduğunu, bu bakımdan TTK'nın ...maddesinin dikkate alınması gerektiğini, şahsi kredi kartlarını şirket hesaplarından ödeten davacının, bu kusurlu davranışı nedeniyle ...'nın kredi kartlarının şirketten ödendiği hususunu haklı sebep olarak ileri süremeyeceğini;
şirketin mali defter ve belgelerinin şirketin fiili yöneticisi olarak muhasebe işlerini yürüten davacının elinde olduğunu, mali defterler usulüne uygun tutulmuş olmakla birlikte, bir usulsüzlük varsa sorumlusu davacı olup bu konudaki kusurun davacıya ait olduğunu; müvekkili şirketin markaları Bornova ...
Noterliği’nin 26/09/2018 tarihli ve ... sayılı sözleşmesi ile davacı ve ...'ya devrettiğini ancak 24/09/2020 gün ve ... sayılı sözleşmeyle aynı markaların lisans hakkının süresiz olarak aldığını, lisans sözleşmesi gereğince marka kullanma hakkına sahip olan müvekkili şirketin aynı markaların devrini davacıdan istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ancak müvekkili şirketin fiili yöneticisi olarak çalışan şirket ortağı davacının şirket hak ve menfaatlerine aykırı olarak markayı kullanması ve şirketin diğer gayri maddi haklarını kişisel menfaati için kullanması nedeniyle dava açma haklarını saklı tuttuklarını,
davacının kayyım atanması isteğinin reddi kararının gerekçesi olan yaklaşık ispat koşulunun gerekçesinin ihtiyati tedbir isteği yönünden de dikkate alınması gerektiğini; diğer yandan, limitet şirketin feshi davalarında şirketin feshinin uygulanabilecek son çözüm olduğunu, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere mahkemenin davacının şirket ortaklığından çıkarılmasının, ortağın payının gerçek değerinin verilmesine karar vermesinin veya başka çözümlere karar vermesinin de olasılık dahilinde olduğunu, bir başka deyişle davacı, şirket ortaklığından ayrılsa dahi müvekkili şirketin aynı şekilde ticari faaliyetini devam ettireceğini,
buna karşın, davalı şirketin araç ve malvarlığının devrine yönelik bir tedbirin şirketin ticari faaliyetlerini, yükümlülüklerini yerine getirmesine engel oluşturacağını, karlılığını olumsuz etkileyeceğini, tedbirin uzun sürmesinin davalı şirketin mahvına dahi sebep olabileceğini, bu kapsamda davalı şirketin ... aldığı kredi nedeniyle İzmir ... pafta, ... numarada kayıtlı arsa ve aynı yer ..., ... kayıtlı yapının ipotekli olduğunu belirterek,
davanın öncelikle müvekkilleri Ülfet ve ... yönünden husumetten ve bu olmadığı takdirde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava; haklı sebeplerle TTK’nın ... maddesi gereğince limitet şirketinin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili 14/11/2025 tarihli dilekçesi ile; davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davalılar vekili 17/11/2025 tarihli dilekçesi ile; yargılama gideri ve vekalet ücreti isteklerinin bulunmadığını bildirmiştir.
...sayılı HMK'nın...maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; ...maddesinde; "(...) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (...) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.";...maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."; ...maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır.
Yapılan incelemeye göre; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun... ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından ve etkisini de onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğuracağından, dava dosyası duruşma günü beklenmeksizin ele alınmış davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu'nun ... maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının ...ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 410,27 TL olduğundan, peşin alınan 80,70 TL'nin düşülmesi ile kalan 329,57 TL harcın davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı tarafın vekalet ücreti isteğinde bulunmamış olması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/197, K. 2025/1026, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama