KÜNYE
T.C. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/597
- Karar no
- 2023/999
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/10/2018
Karar Metni
2.196 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İTİRAZ
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 71.270,83 USD’si kur farkı alacağı ve 48,01 USD’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.318,84 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Kendisine 10/10/2018 tarihinde usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen davalı borçlu 15/10/2018 tarihinde verdiği dilekçesi ile; alacaklı görünen kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, tüm borca itiraz etmiştir.
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 15/02/2018 tarihinde fason üretim sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkili tarafından temin edilen kuru incirlerin davalı şirketin isteklerine, iş tariflerine, sipariş formlarına ve spesifikasyonlarına uygun olarak işlenerek ihracata hazır şekilde muhatap firmaya teslim edileceğini ve karşılığında davalı tarafından müvekkiline USD cinsinden ödeme yapılacağını, sözleşmenin “fiyat-ödeme” başlıklı 4.1 maddesinde; “her siparişte tespit edilen fiyata karşılık gelecek fatura bedelinin ödeme şekli sipariş formunda belirtilecektir.” 4.2 maddesinde;
“üretilen ürünün miktarı (adet ve/veya kg olarak) üreticinin düzenleyeceği fatura üzerinde belirtilecektir.” düzenlemelerine yer verildiğini, taraflar arasında imzalanan 13/02/2018 tarihli satın alma sipariş formunda “toplam 55.526 kg organik kuru incirin 4 sevkıyat halinde muhataba tesliminin, karşılığında toplam 366.474,24 USD’nin müvekkiline ödenmesinin” kararlaştırıldığını ve ödemenin müvekkili tarafından düzenlenecek faturaya dayalı olarak 60 gün vadeli çek karşılığında yapılacağının belirtildiğini,
müvekkili tarafından teslim edilen kuru incirlerin muhatap firma tarafından “temiz çıktığı” hususu müvekkiline bildirildikten sonra 11/04/2018 tarihli 13 numaralı 84.122,50 USD bedelli, 11/04/2018 tarihli 14 numaralı 84.122,50 USD bedelli, 27/04/2018 tarihli 15 numaralı 75.394,48 USD bedelli ve 27/04/2018 tarihli 16 numaralı 75.394,48 USD bedelli olmak üzere toplam 319.033,96 USD bedelli 4 adet faturanın düzenlendiğini ve faturaların muhatap firmaya teslim edildiğini, muhatap firmanın karşılığında en fazla 60 gün vadeli USD cinsinden çek vermesi gerekirken,
20/07/2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli ve 17/08/2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli 2 adet çeki müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin bu çekleri tahsil ettiği tarihteki T.C.
Merkez Bankası USD satış kuruna göre hesaplandığında 20/07/2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli çekin 142.000,33 USD’ye 17/08/2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli çekin ise 105.762,80 USD’ye tekabül ettiğini, müvekkilinin toplam 71.270,83 USD kur farkı alacağının ortaya çıktığını, müvekkilinin çeklerin fiili ödeme günündeki T.C.
Merkez Bankası döviz satış kuruna göre toplam 71.270,83 USD kur farkı alacağına ilişkin faturayı davalıya gönderdiğini ancak davalının faturayı iade ettiğini, bunun üzerine davalıya Aydın ...
Noterliği’nden 18/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiklerini, davalı tarafın cevabında böyle bir borcunun bulunmadığını bildirdiğini, davalının, hakkında başlatılan takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, müvekkili yararına alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 15/02/2018 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, davacının iddiasının aksine sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağına ilişkin hiç bir ibarenin bulunmadığını, sözleşmenin 4.1 maddesinde “ücretin sipariş formu ile düzenleneceğinin” belirlendiğini, müvekkilinin buna uygun olarak davacıya sipariş formu gönderdiğini, müvekkili tarafından sözleşmede kararlaştırıldığı gibi çekler ile ödemelerin yapıldığını ve bu çeklerin hiç bir itirazi kayıt konulmaksızın davacı tarafından teslim alındığını ve tahsilat makbuzlarının düzenlendiğini,
böylece taraflar arasındaki ticari ilişki sona ermişken davacı tarafından 17/08/2018 tarihli faturanın gönderildiğini ve kur farkının istendiğini, davacının TL olarak düzenlediği bu faturanın İzmir .... Noterliği’nin 19/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, iade edilen faturanın müvekkiline ihtarname ile gönderilmesi üzerine müvekkilinin de İzmir ....
Noterliği’nin 27/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturayı ikinci kez iade ettiğini, faturaların TL olarak düzenlendiğini, tahsilat makbuzları ile TL ödemelerinin itirazı kayıtsız kabul edildiğini, dolayısıyla USD olarak belirlenen birim fiyatlarının TL’ye dönüştüğünü ve borcun sona erdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kur farkı istenebileceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığını, Yargıtay kararlarına göre kur farkı isteğinin itirazı kayıt ile saklı tutulduğu durumlarda ileri sürülebileceğini, ne faturalarda ne de tahsilat makbuzlarında da herhangi bir itirazı kayıt bulunmadığını,
davacının kur farkı nedeniyle bir zararının bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığını belirterek, davanın reddine müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava; hakkında kur farkı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir.
Taraf vekillerinin de kabul ettikleri şekilde taraflar arasında 15/02/2018 tarihinde fason üretim sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmiştir. “Fiyat-ödeme” başlıklı 4. maddesinde 4.1 madde başlığı altında; “her siparişte tespit edilen fiyata karşılık gelecek fatura bedelinin ödeme şekli sipariş formunda belirtilecektir.” 4.2 madde başlığı altında ise; “üretilen ürünün miktarı (adet ve/ veya kg olarak) üreticinin düzenleyeceği fatura üzerinde belirtilecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Sözleşmenin 4. maddesine uygun olarak 13/02/2018 tarihinde satın alma sipariş formu düzenlenmiştir. Bu formda davalı şirket “sipariş veren”, davacı şirket ise “sipariş alan” olarak yer almışlardır. Sipariş formunda 4 kalem halinde toplam tutarı 366.474,24 USD olan 55.526 kg ürün ve ayrıca % 1 KDV’si belirtilmiştir.
Davacı tarafından davalı adına 11/04/2018 tarihli ... numaralı 343.051,56 TL bedelli, 11/04/2018 tarihli ... numaralı 343.051,56 TL bedelli, 27/04/2018 tarihli ... numaralı 307.172,19 TL bedelli ve 27/04/2018 tarihli ... numaralı 307.172,19 TL bedelli 4 adet e-fatura düzenlenmiştir. Faturalarda ürünün birim fiyatının 6,2 USD olduğu belirtilmiş ve bunu yanısıra mal /hizmet tutarı da USD cinsinden ifade edilmiştir.
Davalı tarafça 26/04/2018 tarihli ... numaralı tahsilat makbuzu ile toplam 686.103,12 TL ve 08/05/2018 tarihli ... numaralı tahsilat makbuzu ile toplam 614.344,38 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödemeler ... A.Ş. Toptancı Çarşısı Şubesi’ne ait ... numaralı ve ... numaralı çeklerle yapılmıştır.
Davacı şirket, davalı şirkete Aydın ... Noterliği’nden gönderdiği 18/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; toplam 71.270,93 USD kur farkı alacağının USD üzerinden 8 gün içinde ödenmesini bildirmiş ve ihtarname ekinde 71.270,83 USD bedelli 17/08/2018 tarihli fatura örneğini göndermiştir. İhtarname davalıya 26/09/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı temerrütü 05/10/2018 tarihinde temerrüt oluşmuştur.
Davalı ise bu ihtarnameye İzmir .... Noterliği’nin 27/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vermiş, “herhangi bir borcun bulunmadığını” bildirmiş, faturayı iade etmiştir.
Taraflar arasında; “15/02/2018 tarihli fason üretim sözleşmesinin imzalandığı ve bu sözleşme çerçevesinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı şirketin davalı şirket adına 4 adet faturayı yine bu sözleşme ilişkisi çerçevesinde düzenlediği, davalı tarafça bu faturalara karşılık ödeme yapıldığı” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “taraflar arasında fatura bedellerinin USD cinsinden düzenleneceği ve ödeneceği konusunda bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı, buna göre davacının davalıdan kur farkı alacağının olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu” konularındadır.
Davacı tarafın kur farkı isteyebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açık bir hüküm bulunması ya da asıl faturada açıkça döviz karşılığının yazılması gerekir.
Mahkememizce; “davalı vekili her ne kadar sözleşmede USD cinsinden ödeme yapılacağına ilişkin hiç bir ibarenin bulunmadığını ileri sürmüş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “fiyat-ödeme” başlıklı 4. maddesinde 4.1 madde başlığı altında; “her siparişte tespit edilen fiyata karşılık gelecek fatura bedelinin ödeme şekli sipariş formunda belirtilecektir.” 4.2 madde başlığı altında ise; “üretilen ürünün miktarı (adet ve/ veya kg olarak) üreticinin düzenleyeceği fatura üzerinde belirtilecektir." düzenlemelerine yer verildiği, 4 adet faturada da ürünün birim fiyatı ile birlikte mal/hizmet tutarı da USD cinsinden gösterildiği,
bu koşullar altında, davacı tarafından düzenlenen faturaların USD cinsinden olduğu görülmekle davacı tarafın kur farkı isteyebileceğinin kabul edildiği, bankalarla yapılan yazışmalar sonucunda 20/07/2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli çekin 20/07/2018 tarihinde bankaya ibraz edildiğinin bildirilmesi üzerine bu çekin ibraz tarihinde kur farkının 4.8159 olduğunun belirlendiği, bu çek için ibraz tarihindeki kur farkı üzerinden ödenmesi gereken tutarın 142.466,23 USD olarak hesaplandığı,
yine 17/08/2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli çekin 17/08/2018 tarihinde bankaya ibraz edildiğinin bildirilmesi üzerine bu çekin ibraz tarihinde kur farkının 6.0141 olduğunun belirlendiği, bu çek için ibraz tarihindeki kur farkı üzerinden ödenmesi gereken tutarın ise 102.148,97 USD olarak hesaplandığı,
her iki miktarın toplamı 244.615,20 USD olup, 4 adet fatura için ödenen 319.033,96 USD’den bu miktar düşüldüğünde davacının isteyebileceği kur farkı alacağının 74.418,76 USD olduğu ve belirlenen miktar davacı tarafın takibe konu ettiği asıl alacak miktarından düşük olduğundan istekle bağlı kalınarak davacı tarafın 71.270,83 USD kur farkı asıl alacağı yönünden davasının haklı bulunduğu, davalı temerrütü 05/10/2018 tarihinde oluştuğundan, davanın dayanağı olan icra takibi ise 03/10/2018 tarihinde yani davalı temerrüte düşmeden başlatılmış olduğundan, işlemiş faiz istenemeyeceği, alacağın belirlenebilir nitelikte olduğu” gerekçeleriyle.
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile. İzmir ....
İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 71.270,83 USD asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına, 2-Davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin reddine, 3-Hükmolunan 71.270,83 USD asıl alacağın icra takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 431.102,99 TL’nin % 20’si olan 86.221,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-Reddedilen kısım yönünden davalı vekilinin tazminat isteğinin reddine” ilişkin 24/01/2020 tarihli, ...
Esas ve... Karar sayılı karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi’nin 29/04/2022 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esatan reddedilmesi üzerine bu karara karşı temyiz yoluna gidilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 29/04/2022 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 04/07/2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırılmıştır.
Gerekçesinde;
“….1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme;
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Davada 15.02.2018 tarihli fason üretim sözleşmesi uyarınca davalı iş sahibine teslim edilen kuru incirler için toplam 319.033,96 USD tutarında dört adet fatura düzenlendiği, davalının bu faturalara karşılık toplam miktarı 1.300.447,50 TL olan iki adet çeki davacıya teslim ettiği, çeklerin tahsil edildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası dolar satış kuruna göre hesaplandığında iki adet çekin dolar karşılığının toplam 247.763,13 USD'ye tekabül ettiği belirtilerek, davacı şirketin kur farkı alacağı (319.033,96 USD – 247.763,13 USD=71.270,83 USD) tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmiştir.
2.Davacı yüklenici tarafından 11.04.2018 tarihinde iki adet ve 27.04.2018 tarihinde iki adet olmak üzere düzenlenen faturaların toplam tutarı 1.300.447,50 TL'dir. Davalı iş sahibince bu faturalar karşılığında davacıya 686.103,12 TL ve 614.344,38 TL olmak üzere toplam 1.300.447,50 TL bedelli iki adet çek verilmiştir. Görüldüğü üzere davacıya verilen çeklerin bedeli faturalar ile uyumludur. Çekler ifa yerine geçmek üzere verilmiştir. Davacının çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunduğu iddia ve ispat edilmiş değildir.
3.Bu durumda davacıya çek ile yapılan ödemeler ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde olduğundan davacının kur farkı adı altında bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” denmiştir.
Davacı tarafça her ne kadar eski kararda direnilmesi istenmiş ise de; çek bir ödeme aracı olup, kural olarak görüldüğünde ödenmesi gerekli ise de tarafların anlaşmaları halinde ileri tarihli çek düzenlenmesi mümkündür. Taraflar arasındaki sözleşme ilişki yabancı para cinsindendir. Sözleşmede kur farkı doğması halinde bunun ayrıca ödeneceği konusunda bir düzenleme bulunmadığı gibi faturalarda da böyle bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Şayet böyle düzenleme olsaydı çeklerin teslim alınmasında kur farkı hakkının saklı tutulması koşulu aranmayacaktı ancak somut olayda böyle bir anlaşmanın varlığına rastlanmamıştır.
Diğer yandan, emsal Yargıtay kararlarında çekle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarihli, 2020/4949 Esas ve 2021/2315 Karar sayılı kararı), yine ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sona kur farkı isteyemeyeceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarihli, 2020/4821 Esas ve 2021/65 Karar sayılı kararı) belirtilmiştir.
Bu nedenlerle mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili 08/12/2023 tarihli duruşmada; çeklerin davalı şirketin bizzat temsilcisi tarafından teslim edildiğini ve müvekkili şirket yetkilisi de teslim alırken "çeklerin neden USD cinsinden olmadığını" sorduğunda davalı şirket yetkilisinin "ellerinde bu çeklerin olduğunu, bunlarla idare etmesi gerektiğini, ödeme gününde bir zararı olması halinde bunları gidereceğini" söylediğini belirterek, davalı şirket temsilcisinin bu konuda isticvap edilmesini istemiştir.
Çekişmeli olmayan konularda tarafların isticvabı gerekmeyeceğinden, davanın tarafı olan kişi, ancak kendi aleyhine olan maddi konular hakkında isticvap edilebileceğinden, somut olayda davalının isticvap edilebilme koşulunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmış, davacı tarafın bu isteği yerinde görülmemiştir.
Toplanan deliller, uyulan bozma kararı ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan 15/02/2018 tarihli fason üretim sözleşmesi kapsamında davacı yüklenici tarafından davalı adına 11/04/2018 tarihli ... numaralı 343.051,56 TL bedelli, 11/04/2018 tarihli ... numaralı 343.051,56 TL bedelli, 27/04/2018 tarihli ... numaralı 307.172,19 TL bedelli ve 27/04/2018 tarihli ... numaralı 307.172,19 TL bedelli 4 adet e-faturanın düzenlendiği, faturaların toplam bedelinin 1.300.447,50 TL olduğu;
davalı tarafça bu faturalar karşılığında davacıya 20/07/2018 tarihli 686.103,12 TL bedelli çekin ve 17/08/2018 tarihli 614.344,38 TL bedelli çekin verildiği, çeklerin toplam bedelinin 1.300.447,50 TL olduğu, faturaların bedeli ile çeklerin bedelinin örtüştüğü, çeklerin ifa yerine geçmek üzere verildiği, sözleşmede ve faturalarda kur farkı ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacının çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıt da ileri sürmediği,
emsal kararlarda da belirtildiği şekilde davalının çekle yaptığı ve davacı tarafça kabul edilen ödemeler ifa yerine geçen ödeme niteliğinde olduğundan, davacının davaya konu kur farkı isteğinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, haklı görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının tazminat isteğinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın peşin olarak alınan 5.181,24 TL harçtan düşülmesi ile kalan 4.911,39 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
5-Davalının yapmış olduğu posta gideri olan 16,20 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 66.354,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/597, K. 2023/999, 8 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama