KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/909 Esas
- Karar no
- 2024/141 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 15/11/2023
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 15/11/2023 tarihli dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında takip konusu borcun bir para borcu olduğunu, davacı şirket ile davalı arasında et alım satımına dayalı cari hesap ilişkisinin söz konusu olduğunu, davalının cari hesaptan kalan 20.276,30 TL borcunu ödemediğini, buna ilişkin İzmir ... İcra Dairesinde ... E numarası ile 20.276,30 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yoluna tabi icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından ise bu takibe karşı itiraz edildiğini ve takibin durduğunu iddia ederek, haksız olarak gerçekleştirilen itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun haksız itirazı sebebiyle aleyhine %20 haksız inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından verilen yanıt dilekçesi ile, müvekkili davalının esnaf işletmesi sahibi olduğu bir ticari işletme sahibi olmadığını, davacı tarafın cari hesap ekstresinden bahsetmiş ise de, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu kapsamında yazılı olarak yapılmış bir cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, bu nedenle davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalının tacir olup olmadığına ilişkin inceleme kapsamında İzmir Esnaf ve Sanatkarları Odasına, Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere yanıt verildiği görülmüş, İzmir Vergi Dairesi başkanlığı tarafından verilen 01/12/2023 tarihli cevabi yazıda; davalı ...'in işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, ayrıca İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından verilen cevapta esnaf kaydının gönderildiği görülmüş, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda davalı adına herhangi bir kayda rastlanmadığının bildirildiği görülmüş, davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Dosyada yapılan incelemede davalının esnaf kaydı olduğu ve Vergi Dairesi kayıtlarına göre uyuşmazlık dönemi göz önüne alındığında gayrisafi gelirinin tacir sınırı altında olduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık alım-satım sözleşmesinden kaynaklı olup, alım-satım sözleşmesine ilişkin düzenleme Türk Borçlar Kanununda bulunmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlığın bu hali ile TBK hükümlerine göre incelenmesi gerekli olup bu durumda davanın ticari dava olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davalı tarafça her ne kadar davalının üstlenilen edim süresince davalı şirket çalışanı olarak çalıştığı beyan edilmiş ise de her iki tarafın edimler yönünden iradelerinin alım-satım sözleşmesine yönelik olduğu tespit edilmiştir.
TTK mad. 4 ile ticari davaların tanımı yapılmış her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarında görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğu, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın hangi uyuşmazlıkların ticari dava olduğu hususu ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamaya göre TBK hükümlerine göre düzenlenen alım-satım sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkların doğrudan doğruya ticari dava niteliğinde kabul edilmediği madde metninden açıkça anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıkların TTKmd.5 te açıklandığı ve buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK md 2 de ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin genel görevli mahkeme olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yapılan yazışmalara göre davalının esnaf olduğu, gayrisafi gelirinin tacir sınırı altında olduğu görülmekle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu uyuşmazlığın genel hükümler uygulanmak suretiyle çözümü gerektiği, bu haliyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin söz konusu uyuşmazlıkta görevli olduğu, HMK md 114/1-c hükmüne göre, görev hususunun dava şartları içinde sayıldığı, görevin, yargılamanın her aşamasında gerek taraflarca ileri sürülebileceği gibi gerekse mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, bu haliyle mahkememizin görevli olmadığı, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Yazman... e-imzalı Yargıç... e-imzalı
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/909, K. 2024/141, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama