KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2020
- Esas no
- 2018/18
- Karar no
- 2020/70
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/12/2018
Karar Metni
1.364 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’ nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın, hukuki esas ve mesnetten yoksun olduğunu, davalının borcu olmadığı yönündeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili firma ile davalı firma arasında devam eden bir ticari ilişki olduğunu, müvekkili firmanın davalı firmadan alacaklı olduğunu, taraflar arasında gerçekleşen ticaret sebebiyle davalının 36.134,95-TL fatura alacağına karşılık müvekkilinden çek talep ettiğini, tarafların Türk Lirası üzerinden çalışmasına rağmen müvekkili firmanın o tarihte elinde Türk Lirası çek bulunmadığından,
davalının ısrarlı ödeme talebi üzerine, 22.06.2018 tarihinde Euro bedelli bir adet çek vermek zorunda kaldığını, davalıya verilen 30.08.2018 tarihli 6.590-Euro bedelli bu çekin müvekkilinin borcunu karşılamakta olup; çekin 22.06.2018 tarihindeki Türk Lirası karşılığının 36.141,00-TL olduğunu, müvekkili firmanın davalıya çeki teslim ettiği tarihte kur 5.4833-TL iken, çekin ödendiği 31.08.2018 tarihinde yükselerek 7.7005-TL’na çıktığını, davalının 31.08.2018 tarihinde, 6.590- Euro bedelli çeki 50.743,00-TL olarak tahsil ettiğini,müvekkilinin davalıya olan borcu 36.141,00-TL iken,
davalının 50.743,00-TL tahsil edip fazladan tahsil ettiği kısmı müvekkiline iade etmediğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre; alanın aldığını faizi ile birlikte hemen geri vermekle yükümlü olduğunu, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını arttıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu, kurdaki oynama sebebiyle davalının fazladan tahsil ettiği 14.693,85-TL’ nin davalı tarafından müvekkiline iadesi gerektiğini , davalının işbu icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kötüniyetle,
sırf takibi uzatmak ve bu şekilde zaman kazanmak amacı ile yapılmış bir itiraz olduğunu belirterek davanın kabulü ile söz konusu takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız olarak ve kötüniyetle itiraz eden borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi,muhakeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya tahmilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin otomotiv sektöründe faaliyet göstermekte olan bir firma olup taraflar arasında bir yılı aşkın süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin davacıya verdiği hizmeti usulüne uygun bir şekilde faturalandırmakta olup davacı tarafından da işbu faturaların itirazda bulunulmaksızın kabul edildiğini,
müvekkilinin muaccel ve likit olan 36.141,63-TL tutarındaki cari hesap alacağının davacı tarafından 22.06.2018 tarihinde EURO cinsi bedelli çek ile ödenmek istendiğini,davacı tarafından müvekkiline Türk Lirası karşılığı 36.134,95-TL olan çek ile 22.06.2018 tarihinde ödemede bulunularak işbu borcun ifa edildiğini, böylece davaya konu fatura alacaklarının 22.06.2018 tarihinde ödeme ile sona ermiş olup davacının müvekkilinden hiçbir kur farkı ismi altında talepte bulunma hakkı bulunmadığını, bu hususun 22.06.2018 tarihli davacının imzasının bulunduğu tahsilat makbuzu ile de sabit olduğunu,
davacı tarafından çekin teslim tarihinde kur 5,48-TL iken çekin ödendiği 31.08.2018 tarihinde kurun 7,70-TL olduğunu, söz konusu kur farkı nedeni ile müvekkilinin fazladan 14.693,85-TL tahsil etmiş olduğunu, işbu bedelin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği iddialarıyla bedelin iadesi talepli işbu dava ikame edilmişse de söz konusu talebin hukuka aykırı ve tamamen kötüniyetli olduğunu, davacının çek tarihini gösterir hiçbir delil sunamamış olup iddiasını ispatlayamadığını,
kaldı ki herhangi bir kur farkı alacağının doğması için hizmetin/satışın yabancı para cinsinden yapılması ya da taraflar arasında kur farkına veya döviz ile satışa ilişkin bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, oysa müvekkili şirketinin alacağı TL cinsinden faturalandırılmış olup taraflar arasında kur farkına veya döviz ile satışa ilişkin de hiçbir yazılı anlaşma bulunmadığını, davacının borçlarında basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu,
davacının yabancı paranın değerinin artmasına ilişkin soyut riskini basiretli bir tacir gibi realize etmekle yükümlü olup bu durumun işlem temelinin çökmesini gerektirir seviyeye ulaşmadığı sürece alacaklının da borçlunun da bu sonuca katlanmak zorunda olduğunu, davacı her ne kadar söz konusu kur farkının sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini ileri sürmüşse de sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi,
zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayanmaması gerekmekte olup somut olayda bu şartların oluşmadığını, dolayısıyla zenginleşme bir başka şahsın malvarlığındaki fakirleşmenin karşılığı olarak ortaya çıkmışsa ancak o zaman iade borcundan bahsedileceğini ancak somut olayda davacının fakirleşmesi gibi bir durumun hiçbir şekilde söz konusu olmadığını belirterek haksız, dayanaksız ve mesnetten yoksun davanın reddine, kötüniyetli davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, takip talebinde bulunan alacaklının dosyamızda davacı, borçlunun ise davalı olduğu , 14.608,00 TL asıl alacak ve 85,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.693,85 TL alacak için 04/10/2018 tarihli cari hesap alacağına dayanılarak takip başlatıldığı, borçlu vekilinin 24/10/2018 tarihli dilekçesi ile takibe, borca,borcun tüm ferilerine itirazda bulunduğu ve itiraz üzerine 25/10/2018 tarihinde takibin durmasına karar verildiği anlaşıldı.
Dava, davacı tarafından kur farkından kaynaklanan alacağa dayalı, davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya davacı ve davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/12/2019 tarihli raporda özetle; her iki yanın kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü, fark olarak davacının kayıtlarında ... çekinin kur farkı olarak kayıtlarına 14.608,00 TL işleyerek 4.570,92 TL borçlu iken bu kayıtla, defterlerinde 10.037,08 TL alacaklı duruma geçtiği, halbuki dava tutarı olarak 14.693,85 TL tutarında alacak takibi yaptığı, dosya ve defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemede kur farkı ödeneceğine ilişkin herhangi bir taahhüt, sözleşme veya yazışmaya rastlanmadığı,
davacının çek verdiği tarihte borcu TL olarak ödeme yerine vadeli Euro çeki vermesinin çekin tahsil tarihine kadar geçen sürenin TL değer kaybı olarak dikkate alınması gerektiği, kur farkı değerlendirmesi mahkememize ait olmak üzere davacının davalıya 4.570,92 TL borçlu olduğu kanaatine varıldığı belirtmiştir.
Davacı vekili 27/01/2020 tarihli duruşmadaki beyanında; davalı tarafla aralarında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden yapılacağı veya kur farkının talep edilebileceğine dair bir sözleşme olmadığı gibi taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir sözleşme ayrıca cari hesap sözleşmesinin de olmadığını, taraflar arasında fiili uygulamadan kaynaklanan teamül gereği oluşan cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu beyan etmiştir.
Mahkememizce yapılan yarğılama, toplanan deliller ve bilirkişinin düzenlemiş olduğu içerik itibarıyla hüküm kurmaya elverişli kabul edilen ayrıntılı gerekçeli raporu dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek; taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu,
27/01/2020 tarihli celsede beyanları alınan taraf vekillerinin kabulünde olduğu üzere, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir sözleşme veya cari hesap sözleşmesinin yapılmadığı gibi, taraflar arasında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden yapılacağı veya kur farkının talep edilebileceğine dair bir sözleşme de bulunmadığı gibi kur farkı ödemesine ilişkin fiili uygulamanın da olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkide ödemelerin yabancı para üzerinden yapılmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı;
dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tarafların aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borçların TL üzerinden ödendiği, ancak davacı şirketin davalıya ödemesi gereken fatura alacağına karşılık ödeme tarihinde TL çekinin bulunmaması nedeniyle bir defaya mahsus olarak davalının muaccel alacağına karşılık olacak şekilde o günkü kur üzerinden borcun Euro karşılığının hesaplanarak Euro bedelli çekin düzenlendiği anlaşıldığından,
her ne kadar taraflar arasında yazılı olmayan cari hesap ilişkisi olduğu belirlenmiş ise de, kur farkı alacağının tahsil edilebilmesi taraflar arasında buna ilişkin sözleşme yapılmış olması ve sözleşmede kur farkı talep edilebileceğine ilişkin hüküm bulunması veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır, bu nedenle davacının kur farkı alacağının olduğunun kabul edilemeyeceği ve ödeme sonrası oluşan kur farkından davalının sorumlu tutulamayacağı; her ne kadar davalı taraf davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de, alacağın varlığı ve miktarının uyuşmazlık konusu olduğu,
ayrıca davalı tarafın da dosyaya davacının aleyhlerine kötü niyetle takip yaptığını ispata yarar delil sunmadığı, bu nedenle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği kanaatine varılarak, davanın esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/18, K. 2020/70, 27 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama