KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2020
- Esas no
- 2018/617 Esas
- Karar no
- 2020/626
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 28/12/2018
- Karar tarihi
- 23/12/2020
Karar Metni
1.992 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 27.10.2018 tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta ...
Sokak üzerinde yolcu olarak seyir halindeyken, ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpıştıklarını, dilekçe ekinde sunulu 27.10.2018 tarihli trafik kazası tespit tutanağında da kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu bulunduğunu, kaza esnasında çarpışmanın etkisiyle müvekkilinin bir çok yerinden yara aldığını, kolunun kırıldığını, yaralanması sebebiyle müvekkili kaza sonrasında Menemen Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını, müvekkili, uzun ve ağrılı tedaviler gördüğünü ve hala daha tam olarak iyileşemediğini, kolunu kullanmakta güçlük çeken müvekkilinin kolunda güç kaybı hissettiğini,
devamlı ağrı içerisinde olduğundan, günlük yaşamını sağlıklı bir insan gibi idame ettiremediğini, kaza sebebiyle aldığı yaralanmaların müvekkilinde, ömür boyu devam edecek kalıcı etkiler bırakacağını, müvekkilinin kaza öncesi sağlıklı durumuna geri dönemeyeceğinin açık olduğunu, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemeleriyle de bu hususun tespit edilebileceğini, bu sebeple müvekkilinde oluşan daimi iş gücü kaybı ve ayrıca geçici iş göremezlik tazminatının kusurlu aracın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...
E. ... K."….Somut olayda 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında olay yeri Karabük-Safranbolu’dur. Zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ... plakalı araç sahibi ... ile ... Sigorta A.Ş (... Sigorta A.Ş), ... Trafik Müşavirliği Ö. O. adlı acente arasında düzenlendiğini, dosya içindeki poliçede yetki ile ilgili madde bulunmadığını, davalı ...’nin yerleşim yeri Karabük-Safranbolu, davalı şirketin genel merkez adresi ise İstanbul’dur.
Davacı vekili davayı, bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Ankara’da açmıştır. Mahkeme kazanın meydana geldiği yer mahkemesinin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verdiğini, mevcut bu durum karşısında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, kanun (2918 s. ktk) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan,
genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerek..." Yargıtay kararında da belirtilmiş olduğu üzere sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olduğundan davanın mahkememizde açıldığını, kaza öncesinde 30.11.2018 tarihinde 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesi gereği sigorta şirketine başvuru yapılmış ancak sigorta şirketince taraflarına bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple müvekkilinin zararının karşılanabilmesi amacıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00-TL daimi iş gücü kaybı tazminatı ve 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik 200,00-TL’nin temerrüt tarihi itibari ile işleyecek olan avans faizi ile birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi gereği davalı ... şirketinden tahsiline, işbu davada oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine,
dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından 27.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda oluştuğu iddia edilen maddi zararın tahsili amacıyla müvekkil şirket aleyhine 28.12.2018 tarihinde dava açıldığını, davaya konu poliçe tanzim edilmeden önce 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. Maddesi değiştirildiğini, trafik kazasında doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvuru bir dava şartı haline getirildiğini, (Değişik: 6704 - 14.4.2016 / m.5) “Zarar görenin,
zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” hüküm gerekçesinde.
"Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası motorlu araç işletmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluk sigortası olduğunu, motorlu araç işletilmesi ve bu faaliyete bağlı olarak yaptırılan zorunlu sorumluluk sigortasının genel hükümlerden ayrı olarak özel esaslarla düzenlenmesi dikkate alınarak bu sigorta kapsamındaki tazminatlara uygulanacak kurallar öncelikle söz konusu özel esaslara bırakılmış, özel esaslarda kural bulunmayan durumlarda genel esasların uygulanacağı açıklığa kavuşturulmuştur" denildiğini, bu mevzuat gereği, dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine başvuru yapılması,
dava şartı haline geldiğini, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerin tam ve eksiksiz bir şekilde ibraz edilmesinden itibaren 15 gün içinde muaccel hale geldiğini, 02.08.2016 tarihinde Poliçe Genel Şartlarında değişiklik meydana geldiğini, başvuru sırasında ibrazı zorunlu olan evraklar açıkça sayıldığını, buna göre;
sürekli sakatlık tazminatı talebi için, 30.02.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık raporu, hak sahibi gerçek kişiler için TC.Kimlik No., kaza raporu, mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi, hak sahibine ait banka hesap bilgilerinin ibrazının zorunlu olduğunu, davacı yanca müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde ... nolu hasar dosyası açıldığını, ibrazı zorunlu evrakların eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını,
müvekkili şirket tarafından verilen cevabi yazıda, başvuru sırasında ibrazı zorunlu belgeler arasında yer alan "heyet raporu, nüfus cüzdanı fotokopisi, gelir durumunu gösteren belge"nin eksik olduğunun belirtildiği, ancak davacı vekilince eksik evrak tamamlanmadığından ödeme yapılamadığını, müvekkil şirkete yapılan başvurunun KTK madde 97 kapsamında geçerli bir başvuru sayılması mümkün olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
müvekkilinin hak kaybına uğramaması açısından esasa ilişkin davaya konu kazaya karışan plaka sayılı araç müvekkili sigorta nezdinde ... nolu Trafik Sigorta Poliçesi ile 05.12.2017-05.12.2018 tarihleri arasında sigortalandığını, müvekkili şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortası gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ime sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispeten olduğunu, poliçeye müstenit müteselsil sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber, masraf, vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını,
poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, zorunlu trafik sigortası olduğunu, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigortacı ise, KTK ve Genel Şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2958 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işleten düşen hukuki sorumluluğu,
zorunlu sigorta limitine kadar temin ettiğini, böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında, sigortacının karşılamakta yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 86.maddesinde "işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın,
kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denildiğini, anılan madde gereğince araç işleteninin veya sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net ve kesin olarak tespiti gerektiğini, davacı, sigortaladıkları araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlaması gerektiğini, zararın kanıtlanmaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, iddia edilen kalıcı sakatlığın tespiti için rapor alınması halinde,
hazırlanacak raporda trafik sigortası genel şartları gereği meslekte kazanma gücü kaybı oranının değil, özürlülük oranını dikkate alınması gerektiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren sorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartları "A.5 c)sürekli sakatlık teminatı: üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminat olduğunu,
kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanmasının sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişinin esas alındığını, sürekli sakatlı tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde,
sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınması gerektiğini müvekkilinin geçici işgöremezlik ve geçici bakım giderlerinden sorumlu olmadığını, kabul etmemekle birlikte faize dava tarihinden itibaren hükmedilebileceğini, TTK 97 göre müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 09.08.2019 tarih 1810 sayılı Adli Sağlık Kurulu Raporunda; ...'in 27.10.2018 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanmaları nedeniyle oluşan maluliyet oranı, olay tarihinde yürürlülükte olan "Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellileri Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik"den (Resmi Gazete, Mart 2013, 28603 sayı) faydalanılarak hesaplandığında, üst ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları el bileğinin hareket kısıtlılığı 2.6: Elbileği fleksiyon ve ekstansiyon kısıtlılığına bağlı üst ekstremite engellilik yüzdeleri KF:%3,
Şekil 2.7: Elbileği radial ve ulnar deviasyon kaybına bağlı üst ekstremite engelilik yüzdeleri KUD:%3, sonuç olarak şahısta sağ el bileği kısıtlığına bağlı üst ekstremite engellilik yüzdesi hesaplanmış ve "Tablo 2.3.üst ekstremite engeliliğinin kişinin engellilik oranına dönüştürülmesi" tablosuna göre kişinin sakatlık oranı %4 bulunduğunu, tıbbi iyileşme süresinin mahkeme dosyasında yer alan evraka göre olay tarihinden itibaren 51 gün olarak kabulünün uygun olacağı kanaatinde varıldığını, 09.07.2019 tarihinde yapılan muayenesinde, 27.10.2018 tarihli trafik kazası olayına bağlı harici herhangi bir lezyon (iz,
skar dokusu) tespit edilemediğinden şahısta olaya bağlı olarak yapılması muhtemel bir estetik operasyon gerektirir lezyona rastlanmadığı bildirilmiştir.
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 19.09.2019 tarih ve 6531 sayılı yazısı ile.
A)Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile olay yeri kavşağa gelip sağa dönüşe geçmeden önce yolun solunu kontrol ederek yaklaşmakta olan otomobilin hız ve mesafesini dikkate alıp düz seyreden otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken belirtilen hususlara riayet etmediği,kavşaktan sağa dönüşü esnasında düz seyir halindeki araca kavşak bitiminde sağ yan ön kısmından çarptığı kazada asli kusurlu,
sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile olay yeri kavşaktan geçişi esnasında yolun sağından dönüşe geçen aracın otomobilinin sağ yan ön kısmından çarpması ile meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığını, park halindeki ... plaka sayılı otomobilin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir etkenliğinin bulunmadığını, sürücü ...'ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunu, sürücü ...'in atfı kabil kusuru bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekili tarafından bilirkişi incelemesinden sonra harçlandırılmış 26.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ibraz edilmiş ve davalıya tebliği sağlanmıştır. Aktüerya Bilirkişisinin28.11.2017 tarihli raporunda; davacı için %100 haklılık oranına göre ve %4 özür oranı -51 gün iyileşme süresi üzerinden ve SGK tarafından yapılan geçici iş görememezlik ödemeleri mahsup edildikten sonra 26.491,66 TL iş görememezlik tazminatı, 47,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 26.539,60 TL maddi tazminat hesaplandığı, bu tazminatın davalı ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçesi teminat limitleri içinde bulunduğu, sigortalı aracın kiralık ticari araç niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 20.10.2020 tarihli dilekçesinde, davadan feragat ettiklerini, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine talep etmiş; davalı ... vekilinin 01.10.2020 havale tarihli dilekçesinde ise, davacı ile müvekkilinin sulh protokolü imzaladığını, sulh protokolünde mutabık kalınan tazminat ve ferileri ile birlikte 40.259,29 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyi almakla davacı vekili sözü geçen kazaya müteallik her türlü hak, dava ve alacaktan şirketlerinin zimmetini tamamen, kesin olarak ibra ettiğini,
dava konusu olay nedeni ile müvekkili şirket aleyhine açılan davadan ve fazlaya ilişkin haklarından feragat ettiklerini, yapılan bu ödeme neticesinde müvekkili şirketin başkaca sorumluluğu kalmadığını, davaya ilişkin takip dosyasında takip yapılmayacağını, masraf ve vekalet ücreti talep etmediklerini beyan ettiği görülmüştür.
Dilekçe ve beyan içeriklerine göre tarafların birbirinden herhangi bir yargılama gideri veya vekalet ücreti talep etmedikleri;, davacılar vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldı. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosyada ekli vekaletnameye göre davacılar vekilinin davadan feragat yetkisinin de bulunduğu anlaşıldığından; davacı tarafın davasından feragat etmesi nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmuştur.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/617, K. 2020/626, 24 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama