KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Esas no
- 2024/1016 Esas
- Karar no
- 2025/1020
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 26/03/2019
Karar Metni
1.780 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesiyle.
19.11.2018 tarihinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile yaya olan davacıya çarptığını, davacının yaralandığını, davalı ...'nın ehliyetsiz ve engelli vaziyette araç kullandığını, kazada kusurlu olduğunu, davacının bacağına platin takıldığını, 19.11.2018-28.11.2018 tarihleri arasında hastanede tedavi görev davacının tedavisinin halen evde devam ettiğini, İzmir ATK Şube Müdürlüğünün raporunda davacıdaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif olmadığı,
kırığın hayati fonksiyonlarını 5. derecede etkileyecek nitelikte olduğunun tespit edildiğini, 35 yıldır sınıf öğretmeni olarak çalışan davacının kazadan önce her ay aldığı 1.100,00 TL-1.300,00 TL ek ders ücretinden mahrum kaldığını, davalı ...Ş.'ye yapılan başvuruya cevap verilmediğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden olay tarihinden, davalı ... yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta limiti ile sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 23.10.2020 tarihli dilekçesiyle; dava dilekçesindeki talebini 200,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 200,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri şeklinde açıklamıştır.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesiyle; davacının davalıya usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik bakımından davalının sorumlu olmadığını, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, zararın ispat edilmesi gerektiğini, kusur ve zarar bakımından ATK raporu alınması gerektiğini, davacının ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle; davacı tarafından açılan davanın haksız olduğunu, davalının davacıya borcu bulunmadığını, davalı şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe teminatı dahilinde ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kusur bakımından bilirkişi raporu alınması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tanığı ... Mahkememizce alınan beyanında "Davacı ... benim eşim olur. Olay günü olan 19/11/2018 tarihinde eşim ... ile birlikte alış veriş maksadıyla kazanın gerçekleştiği yere geldik, ben eşimi araçtan indirdikten sonra aracı park etmek üzere yanından ayrıldım. Aracı park edip eşimin yanına geldiğimde davaya konu kaza olmuştu. Kazanın nasıl olduğunu ben görmedim, ancak olay yerine geldiğimde eşimin yerde yatar vaziyetteydi.
Eşime çarpan aracın sürücüsü ... isimli şahsı ben gördüm, bu şahsın sağ tarafı tamamen felçliydi. Hatta konuşamıyordu. Olaydan hemen sonra kaza yerine polis memurları geldi, ...'ya aracını çekmesini söyledi, ancak bu şahıs aracı kullanmakta oldukça zorlanıyordu, ben baktığımda sol eliyle vitesi takmak suretiyle aracını biraz ileri almıştı. Eşim ...'ın bu kaza nedeniyle sağ bacağı kırılmıştı. Eşim kazadan sonra birbuçuk iki ay kadar yatmak durumunda kaldı. Ben kendisine baktım.
İkimiz de öğretmen olduğumuz için rapor almak zorunda kaldığımızdan ek ders ücretlerimizde kesinti oldu, maaşımızdan da kesinti yapılmıştı. SGK dan eşim olay sebebiyle herhangi bir ödeme almamıştır. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 21/12/2022 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 20/11/2024 tarihli ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosyanın yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
İstinaf kaldırma kararı öncesi yapılan yargılamada;
19/11/2018 tarihinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya çarpması şeklinde gerçekleşen kaza neticesinde davacının yaralandığı, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... adına kayıtlı olduğu, 11.10.2018-11.10.2019 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile davalı ... nezdinde sigortalı olduğu belirlenmiştir.
Mahkemizce dava konusu kazada kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti için alınan 30.04.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda dava konusu kazada davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile davalı ...'nın beraatine karar verildiği, kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği görülmüştür. Ceza dosyasında alınan tarihsiz trafik uzmanı bilirkişi raporunda yargılama konusu kazada davalı ...'nın kusursuz olduğu, davacının asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 16.01.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı ...'nın kusursuz olduğu, davacının asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan tarihsiz trafik uzmanı bilirkişi raporunda dava konusu kazada davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, 18.06.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda davalı ...'nın %40 oranında kusurlu olduğu, davacının %60 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkemizce alınan 30.04.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile ceza dosyasında ve İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu görülmekle İTÜ Karayolları Kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, 15.11.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı ...'nın %40 oranında kusurlu olduğu, davacının %60 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiş, denetime elverişli, yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
23.02.2022 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi raporu ile davacının maluliyet oranının %71,5 olduğu, iyileşme süresinin 91 gün olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacının bulunduğu tespit edilmiştir.
06.06.2022 tarihli aktüerya hesabına ilişkin bilirkişi raporunda %60 kusur oranı indirimi yapılarak 339.638,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, tazminatın ZMMS poliçesinin sürekli sakatlık teminatı limiti içinde kaldığı, 45 gün bakım ihtiyacı için 1.217,70 TL bakıcı gideri hesaplandığı, tazminatın ZMMS poliçesinin sağlık gideri teminatı limiti içinde kaldığı, geçici iş göremez durumda bulunduğu 91 gün için devlet memuru olan davacının maaşlarını tam olarak aldığı, bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı alacağı bulunmadığı ancak ek ders ücretlerinden kaynaklı kazanç kayıplarının 1.255,20 TL olduğu, ZMMS Poliçesi Genel Şartlarının A.6.k maddesi gereği kazanç kayıplarının poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı tespit edilmiştir.
İstinaf kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada;
Kaldırma kararının gerekçesi "... İlk derece mahkemesince, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Karayolları Kürsüsünde görevli üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda, ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda davalı sürücünün %40, davacının %60 oranında kusurlu bulunduğu ifade edildikten sonra, davalı sürücünün olay sırasında süratli seyrettiği yönünde herhangi bir tespit olmamakla birlikte, yola gereken dikkat ve özeni göstermediği,
tedbirsizliği, dikkatsizliği, trafik nizam ve kurallarına aykırı davranması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Raporu’nda belirtilen oranlara atıf yapılmak suretiyle davalı sürücünün %40, davacının %60 oranda kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Ne var ki, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 30.04.2021 tarihli raporunda davalı sürücünün %40 değil %25 oranında, davacının ise %60 değil %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, İTÜ öğretim üyelerince hazırlanan raporda daha önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yerine, tamamen farklı bir oran belirlendiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, İTÜ Karayolları Kürsüsünde görevli bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, belirlenen kusur oranlarının maddi hataya dayanıp dayanmadığı ve kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının ne olduğu hususunun denetime elverişli biçimde netleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalıların kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerindedir. ..." şeklindedir.
İTÜ Karayolları Kürsüsünden istinaf ilamında belirtilen hususlarda ek rapor alınmış, ek raporda kök raporda kusur oranlarının yazımında maddi hata yapıldığı belirtilerek dava konusu kazada davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
İTÜ Karayolları Kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan ek raporun açık, denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildiği görülmekle rapora itibar edilerek istinaf kaldırma ilamı öncesi alınan 06.06.2022 tarihli aktüerya hesabına ilişkin bilirkişi raporunda hesaplanan tazminatlardan davalılar davalı ...'nın %25 oranındaki kusuru oranında sorumlu olduğundan davacının kusuru oranında -%75- indirim yapılarak hükümde belirtilen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava dilekçesinde davanın açılmasından önce davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunun beyan edildiği, 5325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası uyarınca 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi kapsamında başvuru yapılmış olması halinde artık dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı, arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde davacının bu yola başvurmuş olması nedeniyle davalı arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulamayacağından arabuluculuk ücreti davacıya yükletilmiştir.
"... Somut olyada, dava öncesi davalı ... şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı tarafından gerek davalı ... gerekse işleten ve sürücü yönünden arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalılara yüklenmesi mümkün değildir.
Davacı, dava dilekçesinde davanın açılmasından önce davalı ... şirketine başvuruda bulunmalarına rağmen anlaşmanın mümkün olmadığı açıkça belirtilmiş olup, başvuru yapıldığı davacının kabulündedir.
O halde, ilke derece mahkemesince davacı tarafça davadan önce davalı ... şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre böyle bir durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması ve yine sigorta şirketi dışındaki davalılar işleten ve sürücü yönünden de esasında haksız fiilden kaynaklı dava yönünden arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun söz konusu olmaması karşısında,
davanın açılmasına her ne kadar davalılar sebebiyet vermiş ise de davacı tarafından yersiz yere başvurulan arabuluculuk ücretininden davalıların sorumlu tutulması mümkün değildir. ..."
(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 19.06.2025 tarihli, Dosya No : ... Karar No : ... sayılı ilamı)
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1016, K. 2025/1020, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama