KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/42 Esas
- Karar no
- 2025/42
- Dava
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/10/2023
Karar Metni
1.167 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları yazılı olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı firmanın akaryakıt istasyonu işletmek ve ana sözleşmesinde yazan diğer faaliyetlerde bulunmak üzere kurulmuş bir şirket olduğunu, bu itibarla davacı şirketin işletmekte olduğu ...
İlçesi'nde bulunan istasyonunda 05/06/07 Şubat 2022 tarihlerinde akaryakıt satın alan bir müşteri, mail order olarak adlandırılan bir sistemle aldığı akaryakıtın ödenmesini kredi kartıyla yapmış olduğunu, davacı firmanın mail order yoluyla yaptığı işlemlere bankanın onay vermesi sonucu alınan slipler davalı bankaya ibraz edildiğini, ilgili bedeller davacı şirketin ... bank ...
Şubesi'nde bulunan hesaplarına aktarılmış olduğunu, fakat davala banka sonrasında yurt dışında yaşayan kart sahibi müşterisinin onayı bulunmadığını beyan ederek davacı şirketin hesabına yatırmış olduğu ilgili satıma dair bedelleri geri iade almış olduğunu, davalı banka bu işlemi yaparken. "Kart Hamili doğrulaması yapılmadan gerçekleşen işlemler iin gönderilen evraklar yeterli olmamakta, yapılan işlem "güvenilir" sayılmamakta olup ...
Card ters ibraz kurallarına göre itirazlar karşı bankalarına çevrilememektedir.
İlgili işlemlerin sahte olduğu Bankası tarafından ... bildirilmiştir." şeklinde bir gerekçeyle başlangıçta yaptığı ödemeyi geri iade almış olduğunu, davacı firmanın, akaryakıt satımı sırasında kart sahibinin kimlik kontrolünü ve denetimini yaparak ilgili satış işlemini gerçekleştirdiğini, dolayısıyla kendisine düşen sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, bu nedenle davalı bankanın olayda "kart hamili doğrulamasının" yapılmamış olduğu yönündeki belirlemesi gerçeğinin yansıtmadığını, keza mail order sistemi kredi kartı ile alışveriş yapma türlerinden biri olduğunu, mutat kredi kartı kullanımından farklı olarak mail order,
kredi kartının fiziksel olarak mevcut olmadan yalnızca üzerindeki kart numarası ve güvenlik kodu gibi rakamların pos makinesine tuşlaması yoluyla gerçekleştirildiğini, ardından gelişen süreç normal kredi kullanımı gibi devam edeceğini, dolayısıyla satış yapan hizmet veya mal sağlayıcısının mail order yoluyla yapılan işlemlerde, kart hamili doğrulamasının yapmak dışında başka bir yükümlülüğünün bulunmadığını, somut olayda davacı firmanın kart sahibi hakkında kimlik kontrolünün yapmış olduğunu ve sonrasında mail order işlemini gerçekleştirmiş olduğunu, bunun dışında davacı firmanın yapmakla sorumlu tutulacağı başka bir işlemin bulunmadığını,
gerçekleşen bu tür alışverişlerde geriye kalan işlem güvenliği önlemlerini sağlama yükümlülüğünün kart hizmeti veren bankalara ait olduğunu, dava konusu olayda kredi kartının sahibi olan yabancı menşeli banka, kart sahibinin işlemden haberdar olmadığı ve rıza vermediğini davalı bankaya bildirdiğini, bunun üzerine davalı banka çekimden yaklaşık 2 (iki) ay sonra davacı şirketin ...
Şubesi nezdinde bulunan hesabından dava konusu bedellerin tümünü doğrudan ve kendiliğinden geri iade almış olduğunu, davalı bankanın, davacı firmanın muvafakati olmaksızın gerçekleştirdiği bu işlemde Bankacılık Mevzuatı açısından hukuka uygunluk bulunmadığını, mal hizmet alımını gerçekleştiren kart sahiplerinin kötü niyetli olarak yapılan bir işleme onay vermemiş olmaları ihtimali düşünüldüğünde, bu tür kullanımların suiistimale açık olacağının açık olduğunu, şayet bu işlemler için kart sahibinin muvafakati aranacaksa, bankanın işlemin yapıldığı esnada bu muvafakati araması,
rızanın bulunmaması durumunda işleme onay vermeyecek ret etmesi ve bu sayede işlem güvenliğini sağlamasının gerekli olduğunu, fakat çekimlerin yapıldığı sırada davalı bankanın bu işlemlere onay vermesi, dava konusu satım işlemlerinin gerçekleşmesine sebebiyet verdiğini, dolayısıyla davalı bankanın somut olayda tam kusurlu ve sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin davayı açmadan önce zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurduğunu, burada müzakereler sonucu son tutanak "anlaşamama" şeklinde tutulduğunu, açıklanan bu nedenlerden dolayı dava konusu olan bedellerin iadesi için kısmi dava açmış olduklarını,
mahkemece re'sen nazara alınacak sair nedenlerden dolayı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ve ileride artırılmak koşuluyla şimdilik 10.000,00 TL bedelin satım tarihiden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili 25/01/2024 tarihli dilekçesiyle, mahkememiz 24/01/2024 tarihli cevap süresinin uzatılması talebinin reddine yönelik verilen ara kararın İstinafen kaldırılmasını talep etmiş, mevcut duruma ve dosya kapsamına göre mahkememiz ara kararının istinafen kaldırılmasının mümkün olmadığı, ancak talebin mahkememizce re'sen ara karardan rücu talebi olarak değerlendirilebileceği anlaşılmakla; mahkememizin 24/01/2023 tarihli ara karardan rücu edilerek, hak kaybı yaşanmaması gerekçesiyle; davalı vekilinin süre uzatım talebinin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle.
Davacı tarafın davasını şimdilik 10.000,00.-TL üzerinden açtığını, dava dilekçesinden davaya konu edilen harcamanın 10.000,00.-TL mi yoksa daha fazla mı olduğu konusunda bir bilgi olmadığını, davacıya davaya konu edilen harcama tutarının sorulmasını ve bu tutarın 10.000,00.-TL'den fazla ise davanın konusu net olmakla davanın kısmi dava olarak açılmasının HMK'ya aykırı olmakla reddedilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu işlemden doğan talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini,
davacıya ait pos cihazında başka banka kartı ile ve mail order üzerinden yapılan işleme kart hamilinin itiraz ettiğini ve kart hamili bankasının talebi ile itiraza konu meblağın ... kuralları gereği itiraz eden hamile ödenmek üzere kart bankasına iade edildiğini, yani davacının varlığını iddia ettiği alacak müvekkili banka uhdesinde değil, kart hamili bankasında veya kart hamilinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat davasıdır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Mahkememizin 15/05/2024 tarihli ön inceleme duruşma zaptının 6 nolu ara kararı ile.
"Davacı vekiline mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi açısından kullanılmak üzere bilirkişi ücretinden ibaret 2.500,00-TL delil avansını mahkememiz veznesine yatırmak üzere iki haftalık süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde delil avansının mahkememiz veznesine yatırılmaması durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtarına," karar verildiği, iş bu ön inceleme duruşma zaptının davacı vekilinin UETS (e-tebligat) adresine "otomatik okundu sayıldı" notuyla 26/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği,
mahkememizce anılı ön inceleme duruşma zaptı ile duruşmanın 09/10/2024 tarihine atılı bırakıldığı, mahkememizce 09/10/2024 tarihli celseye davacı vekilinin mazeret dilekçesi bildirmesi üzerine duruşmanın 22/01/2025 tarihine ertelendiği, mahkememizin 22/05/2025 tarihli celsesinde uyap sisteminden yapılan incelemede bilirkişi incelemesi için gerekli masrafın yatırıldığı, sonuç olarak bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; hak düşürücü süreler kesin olup; süresi içinde kullanılmadığı takdirde hak ölmektedir ve davacıya yeniden süre verilmesi mümkün değildir.
İddia ve dosya kapsamına göre, mahkememizin 15/05/2024 tarihli ön inceleme duruşma zaptının 6 nolu ara kararında belirtilen kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için gerekli masrafının mahkememiz veznesine süresinde yatırılmadığı gibi mahkememize herhangi bir şekilde müracaat edilmediği, bu hususta mazeret bildiren bir dilekçe sunmadığı anlaşılmakla davacı vekiline 15/05/2024 tarihli ön inceleme duruşma zaptının açıkça ihtar edilmesine dair tebliğe rağmen belirtilen süre içinde yatırmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçmiş sayılacağı, davanın çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerden olduğu, bu şekilde davacı davasını ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/42, K. 2025/42, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama