KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2019
- Esas no
- 2019/722 Esas
- Karar no
- 2019/69
- Dava
- Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/10/2019
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça müvekkiller hakkında kambiyo senedine dayalı olarak takip yapıldığını, takibe konu senedin borçlusunun dava dışı şirket olup müvekkillerinin senedin müteselsil kefili olduklarını, senedin genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, müvekkillerinin kredi sözleşmesi uyarınca davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibin hukuka aykırı olarak yapıldığını, davalının bu sözleşmeye bağlı olarak muaccel bir alacağının da bulunmadığı,
müvekkillerinin şirket ile ilişkilerinin 2012 yılında tamamen kesildiğini, yaptıkları araştırmada şirketin davalı bankadan KGF destekli ihtiyaç kredisi kullandığını öğrendiklerini, bu kredinin müvekkilleri ile hiçbir ilişkisi olmadığını, senedin vade tarihinin sonradan doldurulduğunun açık olduğunu, bu nedenle kambiyo senedi niteliğini yitirdiğini, süresi belirsiz 2010 tarihli kefaletnamenin geçersiz olduğunu ve geçersiz kefaletnameye ve senede dayalı olarak müvekkillerinin davalıya karşı takip konusu alacaktan sorumluluklarının bulunmadığını, davanın menfi tespit davası olması nedeni ile zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını bildirmiş,
müvekkillerinin davaya konu icra dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, dava dışı şirketin borçlu olduğu ve davalı ile yapılan genel kredi sözleşmesi kapsamında davaya ve takibe konu senedin sözleşmenin teminatı olarak verildiği, kefil olan davacıların sözleşme ve buna bağlı verilen teminat senedi nedeni ile davalıya borçlu olmadıkları, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, senedin kambiyo senedi niteliğinin bulunmadığı iddialarına dayalı olarak davalıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
6102 s. TTK.nın 5/A maddesine göre; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
6235 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanununun üçüncü maddesinin birinci fıkrasında davacının arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı aslını veya onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, eklenmemesi halinde verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde sunulması gerektiği, aksi taktirde dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davanın menfi tespit davası olması nedeniyle arabuluculuğa başvuru zorunluluğu bulunmadığından bu yola gitmediklerini, doğrudan dava açtıklarını bildirdiğinden usul ekonomisi ve dosyanın sürüncemede kalmaması açısından mahkememizce davacı tarafa 6325 s. Kanunun 18A/2 fıkrası uyarınca arabuluculuk son tutanağını sunması konusunda bir haftalık kesin süre verilmesi yoluna gidilmemiştir.
Her ne kadar menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olup olmadığı konusunda doktrin ve uygulamada farklı düşünce ve kararlar bulunsa da, davanın konusunun davacının davalı tarafa bir miktar para borcunun bulunmadığının tespitine yönelik olup,
alacaklı yönünden alacaklı olduğu iddia edilen bir miktar paranın tamamı ya da bir kısmının davacıdan talep edilememesi sonucunu doğuracak nitelikte dava olması nedeniyle davanın aynı zamanda eda davasının hukuki sonuçlarını da doğuran niteliği göz önünde tutulduğunda 6325 sayılı yasa ile yasa koyucunun ticari davaların konusunun bir miktar para ile ilgili olması halinde arabuluculuğa başvuru zorunluluğu öngörmesindeki temel amacın; yargının iş yükünün azaltılması,
uyuşmazlıkların usul ekonomisine uygun ve en hızlı şekilde mahkemeye taşınmadan tarafların karşılıklı rızaları ile çözümlenmesi olduğu göz önünde tutulduğunda menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, arabuluculuk kapsamı dışında kalmasını gerektirir yasal bir gerekliliğin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın, davaya konu icra dosyasında takibe konu edilen bir miktar para nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemli menfi tespit davası olup, yukarıda açıklanan nedenlerle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olmasına rağmen davacı tarafın arabuluculuk başvurusu yapmadan doğrudan dava açmış olması nedeniyle TTK'nın 5/A 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 ve HMK'nın 114 (2 ) ve 115 (2) maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın doğrudan reddine karar verilmiş olması nedeniyle ihtiyati tedbir talebi konusunda karar vermek mümkün bulunmadığından bu istem hakkında karar oluşturulmamıştır.
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Katip ...
E-İMZA
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/722, K. 2019/69, 16 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama