KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/123 Esas
- Karar no
- 2024/551
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/02/2024
Karar Metni
1.495 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin, Denizli Organize Sanayi Bölgesinde iplik alım-satım-üretim faaliyeti gösterdiğini, aynı zamanda Afyonkarahisar/Dazkırı İlçesinde de şube niteliğinde üretim fabrikaları mevcut olduğunu, iplik üretimi içinde sürekli pamuk hammaddesine ihtiyacı olduğunu, İzmir Aliağa Limanına gelen/giden mallara çeşitli nedenlerle gümrük tarafından el konulması ve akabinde de satışa çıkartılması söz konusu olduğunu, bu nedenle, davalı firma söz konusu ihalelerin birinden pamuk satın alacağını ve müvekkilinin talep etmesi halinde talebi kadar müvekkiline satabileceğini beyan ettiğini,
müvekkili şirketin sürekli pamuk ihtiyacı söz konusu olduğundan, davalı şirketten pamuk satın almak için...hesaplarına “pamuk peşinat bedeli” açıklamasıyla 24.10.2023 tarihinde 100.000,00 TL. ödeme yaptığını, davalı şirket yetkilisi tarafından, katıldığı ve kazandığı ihaleye dair mesaj müvekkilim şirket yetkilisine gönderildiğini, ancak, davalı tarafından müvekkiline hiçbir mal (pamuk) gönderilmediği gibi, almış olduğu 100.000,00 TL peşinat bedeli de iade edilmediğini, taraflarınca defaatle istenilmesine karşın, bedelin iadesi yapılmadığını, bu nedenle, öncelikle Denizli İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını, davalı taraf yetki ve borca itirazda bulunduğundan takip durdurulduğunu, akabinde, dosya yetkili İzmir İcra Müdürlüğü’ne gönderilmiş olup, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine de davalı taraf itiraz ettiğinden icra takibinin durduğunu belirterek davalının icra takibine, yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile icra takibinin faizleri ve tüm fer’ileriyle birlikte kaldığı yerden aynen devamına, davalının kötüniyetli olarak yaptığı itiraz nedeniyle icra takibinin durmasından dolayı, asıl alacak tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine,
arabuluculuk aşamasının davalıların uzlaşmaya yanaşmamasından dolayı anlaşamama ile sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü anlaşma ile müvekkili şirketin ... Liman İşletmeciliği A.Ş. tarafından düzenlenen ihaleye katılması, ihale konusu malın alınması ve malın davacı tarafa teslimi ile karşılığında bedelinin müvekkili şirkete ödenmesi kararlaştırıldığını, işbu anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından...
Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. tarafından düzenlenen ... ihale numaralı 6.450.000,00 TL bedelli ihaleye katılım sağlanıp ve ihale alınarak 100.000,00 TL teminat yatırıldığını, bunun üzerine davacı tarafa haber verilmiş ve ihale bedelinin yatırılması gerektiği iletilmişse de ödeme bir türlü yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin ihale bedelinin ödenmesi için 7 gün ek süre aldığını ve bu ek sürenin karşılığı olan 30.000,00 TL'yi de kendi cebinden ödediğini, ancak davacı tarafça bu ek süre içerisinde de müvekkili şirkete ihale bedelinin hiçbir surette gönderilmediğini,
bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ihale bedelinin kalanı denkleştirilmek suretiyle yatırılmış olup ihale konusu mal satın alındığını, davacı tarafça müvekkiline gönderilen 100.000,00 TL ise iddia olunanın aksine cayma bedeli olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesi ve her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DAVA KONUSU
Açılan dava, davacı tarafından davacıya “pamuk peşinat bedeli” açıklamasıyla gönderilen 100.000, TL nin söz konusu pamuk ürününün davalı tarafından davacıya gönderilmediği iddiası ile 100.000,00 TL'nin tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir ... İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesinde; ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardan oluştuğu ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilebileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde de; taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.
Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (YHGK 09.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.06.1975 gün E:4/681 K:879).
Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. (İkrar kavramının tanımı ve aşağıda ikrarın türlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar bakımından ayrıntılı bilgi için, Bkz: Prof.
Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt: 2, Ankara 2001, sayfa: 2037 ve devamı. Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: 1–2, 3. Bası, Formül Matbaası, İstanbul 1984, Sayfa: 549 ve devamı. Prof. Dr. Necip Bilge, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, sayfa: 510 ve devamı.
Dr. Süha Tanrıver, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, sayfa: 212 ve devamı.).
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir.
Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir.
İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkar da denilmektedir.
Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.
Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan 1.000,00-TL aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil, hibe olarak aldığını bildirmesi halinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Somut olayda davacı 24.10.2023 tarihinde davalıya...A.Ş. aracılığıyla 'pamuk peşinat bedeli' şeklinde kayıt ile 100.000,00 TL para gönderdiği iddiasıyla söz konusu paranın iadesi amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalı vekilinin ise gerek cevap dilekçesinde gerek duruşma sırasındaki beyanları ile davacının davalıya 100.000,00 TL para gönderdiğini kabul ettiği fakat bu paranın peşinat olarak değil aralarındaki anlaşma uyarınca cayma bedeli olarak ödendiğini, davacının taraflar arasındaki anlaşma uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirttiği,
yukarıdaki yazılı açıklamalar uyarınca ispat yükünün davalıya geçerek yer değiştirdiği davalının davacı tarafından gönderilen paranın cayma bedeli olarak gönderildiği iddiasını ispat edemediği ve gönderilen tutar karşılığında ürün teslim edilmediği konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/123, K. 2024/551, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama