KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/429
- Karar No
- 2023/1037
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2023
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacılar
- 1- ... - ...,
Karar Metni
6.098 kelime·30 dk okuma·9 bölüm
2- *** VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ..., VEKİLİ : Av. ... -
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından sahte imzalı ve bedelsiz bono senedi ile başlatılan Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin müvekkillerine 22/04/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve kendilerince işbu icra takibine karşı Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibinin iptali davası açıldığını, icra hukuk mahkemelerinin basit usulde yargılamaya tabi olduğunu müvekkillerinin, alacaklı gözüken davalı tarafa borcunun olup olmadığını detaylı ve kapsamlı olarak araştırmasının mümkün olmadığını, davalı ...'in, müvekkillerine karşı sahte imzalı ve müvekkillerine ait olmayan yazılar ile bono senedi düzenleyip esasen hiçbir borçları olmadığı halde bedelsiz bono senediyle müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, davalı ...'in, müvekkilinden ...'in kardeşi olduğunu,
babaları ve anneleri vefat ettikten sonra müvekkili tarafından kendisine terekeye dahil miras mallarının tüm mirasçılara intikalinin yaptırması için verilen vekaletnameler kötüye kullanılmak suretiyle tüm taşınmazları ve terekeye dahil traktörün mülkiyetini muvazaalı olarak eşi ... adına geçirdiğini, bu muvazaalı tapu devirlerinin ve traktör trafik kaydının iptali için Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile taşınmazları muvazaalı olarak devreden ... ile eşi devralan ... aleyhine 25/06/2020 tarihinde kendilerince dava açıldığını, davayı kaybedeceğini anlayan ... tarafından müvekkiline misilleme yapmak ve güya müvekkilini köşeye sıkıştırmak ve aleyhine açılan davayı geri çektirmek için sahte imzalı ve bedelsiz bono senedi düzenlenmek suretiyle işbu dava konusu icra takibini başlattığını, icra takibinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Müvekkillerimin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı icra takibi dosyasına konu bono senedine dayalı her hangi bir borçlarının olmadığının tespitine, davalının (alacaklı gözüken) ... tarafından, sahte yazı ve sahte imzalarla (kendisi tarafından) düzenlenen, bono senedi ile müvekkillerime karşı esasen hiç bir borçları olmadığı halde sahte ve bedelsiz bono senedi ile başlattığı kambiyo senetlerine mahsus Kayseri Genel İcra Dairesi ...
Esas sayılı takip dosyasının öncelikle teminatsız olarak dava sonuna kadar durdurulmasına ve akabinde müvekkilleri aleyhine yapılan icra takibi haksız ve kötüniyetli olduğundan takibin iptaline, müvekkillerinin, davalıya (alacaklıya) takip dayanağı bono senedinden dolayı borçlarının olmadığının tespitine, işbu dava devam ederken davalı (alacaklının) müvekkillerinden icra ve haciz zoruyla tahsilat yapması durumunda davanın davalı (alacaklı) lehine icra takibinde yapılan tahsilat miktarınca istirdat davası olarak devamına,
davalı alacaklı lehine icra yoluyla tahsil edilen paraların tahsil tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalı tarafından, müvekkillerine ödenmesine, icra takibi başlatmakta kötüniyetli olan davalının müvekkillerine verdiği zarar nedeniyle takibe konu edilen alacağın en az %20'si oranında müvekkillerine tazminat ödemesine, dava harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerince icra takibine konu edilen kıymetli evrakın 13/01/2020 vade, 17/10/2018 tanzim tarihli, borçluları ... ve ... olan 500.000,00-TL bedelli bono olduğunu, davacıların kayıtsız şartsız borç ikrarını havi bir bono düzenlediklerini, bilindiği üzere kambiyo senetlerinin illetten mücerret kıymetli evraklar olduklarını, kambiyo senedinin illetten mücerret olmasının, borç ilişkisinin temelinde yatan nedenin sorgulanmamasını, temeldeki ilişkiyi ilgilendiren durumların kıymetli evrakı sakatlamamasını, alacaklının borç ilişkisini ispat etmeksizin salt senedi ibraz ederek ödeme isteyebilmesini,
ispat külfetinin borçluya ait olmasını ifade ettiğini, davacılardan ...'in işletmekte olduğu halk otobüsünden elde ettiği karın %25'ini müvekkili davalı ...'e vereceğini vaad ettiğini, müvekkili ile davacı ... arasında yapılan anlaşmaya göre müvekkilinin hem halk otobüsünde ücreti kaşılığında şoförlük yapacağını hem de bu iş sayesinde elde edilen karın %25'ine hak kazanacağını, bu anlaşmanın senet metninde de ...'in el yazısı ile "Halk otobüsünde hakkı var, %25'i ...'in " şeklinde ifade edildiğini, müvekkilinin 20 sene boyunca otobüs şoförlüğü yaptığını ancak kendisine vaad edilen kar payından hiç bir zaman ödeme almadığını,
taraflar arasındaki bu anlaşmayı davacıların ve müvekkilinin çevre ve akrabalarının çok iyi bildiklerini, bu 20 yıl içinde müvekkilinin zaman zaman kar payından kaynaklanan alacağını davacıdan talep ettiğini ve her defasında olumsuz yanıt aldığını, bu nedenle müvekkilinin davacılar tarafından düzenlenen bonoyu icraya koymak zorunda kaldığını, müvekkilinin çalışmasının karşılığı olan işçilik alacağının da kendisine ödenmediğini, bunun üzerine davacının da dava dilekçesinde bahsettiği üzere Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun *** arabuluculuk numaralı,
*** arabuluculuk başvuru numaralı dosyasından işçilik hak ve alacaklarının ödenmesi için kendilerince başvuruda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri devam ederken işçilik alacakları konusunun yanı sıra şifahen müvekkilin otobüs işinden elde edilen karın dörtte birini de alamadığı görüşmelerde söylenmiş ve karşı taraftan talep edildiğini, ancak arabuluculuk görüşmelerinin konusu işçilik alacağı olduğundan kar payına ilişkin mesele hiç bir çözüme kavuşturulamadığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği arabuluculuk görüşmeleri sonucu müvekkiline ödenen 165.000,00-TL, müvekkilinin çalışmasının karşılığı olduğunu,
senede konu edilen alacakla bir ilgisi bulunmadığını, davacının kambiyo taahhüdünde bulunduğu borç ile işçilik alacağının farklı kavramlar olduğunu, müvekkiline ödenen işçilik alacağının huzurdaki davada zikredilmesinin gereksiz olduğunu belirterek davacıların davasının reddine, davacıların kendilerinin uğradığı ve uğrayacağı zararların tazmini için takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına dair bir karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça müvekkillerinin mukayese imza ve yazı örneklerine, grafoloji uzmanı bilirkişi incelemesine, Kayseri 8. Noterliği ile Melikgazi İlçe Seçim Müdürlüğü nezdinde bulunan ıslak imzalı belge asıllarına, Kayseri 5. Noterliği'nin *** yevmiye nolu ve 23/10/2018 tarihli vekaletnamesine, Kayseri 5. Noterliği'nin *** yevmiye nolu ve 23/05/2019 tarihli vekaletnamesine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına ve tanık anlatımlarına delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, bilirkişi incelemesine, tanık anlatımlarına ve yemine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, tanık ve yemin deliline dayanılmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasının akıbetinin sorulmasına ve takip dosyasının tüm Uyap kayıtlarının mahkememize gönderilmesi ile takibe konu edilen bono senedi aslının icra dairesinde olup olmadığı, değilse nerede olduğunun sorularak senedin ön ve arka yüzünün okunaklı örneğinin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, ... Esas sayılı dosyasının akıbetinin sorularak, karar çıkmış ve kesinleşmişse incelenip iade edilmek üzere dosyanın fiziken mahkememize gönderilmesi, henüz derdest ise Uyap kayıtlarının gönderilmesi istenilmiştir.
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, 38 ... plakalı özel halk otobüsünün tüm tedavülleri ile birlikte trafik sicil kaydıyla ilgili kayıt ve belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Davacılar vekiline dava konusu senedin düzenleme tarihi olan 17/10/2018 tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce davacının başka amaçlarla atmış olduğu samimi imzalarını içerir belgelerin bulunduğu, muhtarlıklar, noterler, bankalar, ilçe seçim kurulları, tapu ve vergi daireleri, nüfus müdürlükleri, evlendirme dairesi, dernek ve vakıflar gibi kurum ve kuruluşları ve buralardan imza incelemesine esas ıslak imzalı belge aslının celbi için gerekli ve yeterli bilgileri vermesi için süre verilmiştir.
Davacıların T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Halk Otobüsleri Odası Başkanlığı'na, Melikgazi İlçe Seçim Müdürlüğü'ne, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na, Melikgazi Belediye Başkanlığı'na ve Melikgazi Nüfus Müdürlüğü7ne ayrı ayrı müzekkereler yazılarak dava konusu senedin düzenleme tarihi olan 17/10/2018 tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce davacının başka amaçlarla atmış olduğu samimi ıslak imzalarını içerir belgelerin bulunduğu belge asıllarının imza incelemesi yaptırılmak üzere istenilmiştir.
Davacıların T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri 5. Noterliği'ne müzekkere yazılarak 23/10/2018 tarihli *** yevmiye numaralı davacı ...'in ıslak imzasını içerir vekaletname aslının, yine 23/05/2019 tarihli ve*** yevmiye numaralı davacılar ... ve ...'in ıslak imzasını içerir vekaletname aslının imza incelemesi yaptırılmak üzere istenilmiştir.
Dava dilekçesinde Kayseri 8. Noterliği'nde ıslak imzalı belge bulunduğu yazılmış ise de bu belgenin türü, düzenleme tarihi, yevmiye numarası, hangi davacının imzasının bulunduğu bildirilmediğinden davacılar vekiline bu konuda açıklama yapması için süre verilmiştir. Davacılar vekilince bu ara kararı gereği açıklama yapıldığında ilgili yere yazı yazılarak belge aslının imza incelemesi yaptırılmak üzere istenilmiştir.
Davacıların ve davalı ...'in T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak; a-Davacıların ve davalının ticari işletme kaydı olup olmadığı, varsa bilanço esasına göre mi yoksa işletme esasına göre mi defter tuttukları, b-213 sayılı vergi usul kanununun 177 ve müteakip maddeleri uyarınca alış satış ve gayri safi iş hasılatı yönünden davacıların ve davalının her birinin ayrı ayrı esnaf işletmesi sınırının altında kalıp kalmadığının (Esnaf işletmesi sınırı içinde olup olmadıklarının) sorularak, varsa buna ilişkin kayıt ve belge örnekleri istenilmiştir.
Gevher Nesibe Vergi Dairesi'nce 18/05/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiş, vergi kaydı bulunmadığı, Erciyes Vergi Dairesi'ne nakil gönderildiği, Bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Erciyes Vergi Dairesi 17/05/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiş, davacılar kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacıların ve davalı ...'in T.C. kimlik numaraları ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak tarafların dava konusu senedin tanzim tarihi olan 17/10/2018 tarihi itibari ile ve eldeki dava tarihi olan 10/06/2021 tarihi itibari ile oda kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş, buna ilişkin kayıt ve belge örnekleri istenilmiştir. 17/05/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiş, davacılar adına oda kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacılar duruşmada isticvap edilmiş, davacılara dava konusu 13/01/2020 vade tarihli 500.000,00-TL bedelli senet kendilerine gösterilmeksizin bu senet metninde el yazısı ile yazılmış olan yazıların dikte ettirilerek normal bir yazım hızı ile davacıların oturarak ayakta, sağ el ile ve sol el ile bol sayıda (en az 4'er sayfa) yazı ve imza örnekleri huzurda alınmıştır.
HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının kriminal polis laboratuvarından re'sen seçilecek yazı ve imza incelemesi, sahtecilik konularında uzman bir bilirkişinin görevlendirilmesine,
Dava dosyasının ve tutanakla mahkememiz kasasına alınan dava konusu senet aslı ile tatbike esas belge asıllarının tutanakla bilirkişiye teslimine, HMK'nun 273. maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmaları doğrultusundaki tatbike imza ve yazı örnekleri ile dava konusu 17/10/2019 düzenleme ve 13/01/2020 vade tarihli, 500.000,00-TL bedelli senetteki yazı ve imzaların davacılar ... ve ...'in el ürünü olup olmadığı konusunda incelemenin teknik donanıma sahip laboratuvar ortamı kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle, incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza, rakam ve yazıların tersim, seyir baskı derecesi,
eğim, doğrultusu gibi yönlerde taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması, sonuçta senet üzerindeki imza, rakam ve yazıların hangi nedenle atfedilen davacılara ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş, karşılaştırılan imza, rakam ve yazının hangi nedenle aynı veya farklı kişilerin el ürünü olduğunun fotoğraf ve diğer görüntü yöntemleri ile desteklenmiş, tarafların mahkememiz ve üst derece yargı organlarının denetimine elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi Dr. *** tarafından düzenlenen 01/11/2022 tarihli raporda özetle.
"İncelemeye konu, alacaklısı ..., borçlusu ..., kefili ... olan, 17/10/2018 tanzim ve 13/01/2020 vade tarih "500.000 TL (Beş yüz bin)" değerindeki senet üzerinde atılı bulunan imzaların; a) İnceleme konusu senedin ön yüzünde atılı bulunan imzalardan üstte "Z" şeklinde başlayan imzaların, ...'in elinden çıktığı kanaatine varılmıştır. b) İnceleme konusu senedin ön yüzünde atılı bulunan imzalardan altta "F" şeklinde başlayan imzalarn, mevcut mukayese imzalarına kıyasen, ...'in elinden çıkmadığı,
kefil imzalarında imzaların oluşturulma şekli, baskı, fulaj, işleklik özellikleri dikkate alındığında kefil ...'in imzalarının da ...'in çizim alışkanlıkları ile uyumlu olduğu görülmekle borçlu imzasında olduğu gibi kefil imzasının da ...'in el ürünü olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile icra hukuk mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde alınan raporlar arasında çelişkiler olduğu görülmekle İstanbul bilirkişilik listesinden resen seçilecek yazı ve imza incelemeleri alanında uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderici dava konusu senetteki imzaların davacıların el ürünü olup olmadığı hususlarına ilişkin yeniden rapor aldırılmasına, Dosyanın, eklerinin ve tatbike konu senet, yazı ve belge asıllarının bilirkişilere tevdi için İstanbul nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına,
HMK'nun 223. maddesi uyarınca iddia ve savunma doğrultusunda tatbike esas yazı ve imza örnekleri doğrultusunda 17/10/2019 düzenleme tarihli 13/01/2021 vade tarihli 500.000,00-TL bedelli senetteki yazı, rakam ve imzaların davacıların ... ve ...'in el ürünü olup olmadığı konusunda grafolojik ve grafometrik yöntemlerle incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza, rakam ve yazıların tersim, seyir baskı derecesi, eğim doğrultusu gibi yönlerde taşıdığı özellikler tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması,
01/11/2022 tarihli bilirkişi raporu ve icra hukuk mahkemesinde alınmış dosyamız içinde örneği bulunan 29/06/2021 tarihli ile 06/12/2021 tarihli bilirkişi raporları ve atk dan alınmış raporların da incelenerek ve karşılaştırılarak hangi raporun hangi tespitlerine, hangi gerekçe ile katıldıklarını veya katılmadıklarını açıklayan, neticede dava konusu senet üzerinde bulunan yazı, rakam ve imzaların hangi nedenle atfedilen ... ve ...'e ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş, karşılaştırılan imza, yazı ve rakamların hangi nedenle aynı veya farklı kişilerin el ürünü olduğunun fotoğraf ve diğer görüntü kayıtları ile desteklenmiş,
yukarıda sayılan önceki raporlardaki çelişkileri giderici, hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişilere yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat sonucu uzman bilirkişiler ***'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 31/07/2023 tarihli raporda özetle.
"Alacaklı hanesinde "...", ödeyecek hanesinde "..." ve kefil hanesinde "..." isimleri bulunan, Kayseri 17/10/2018 düzenlenme yer ve tarihli, 13/01/2020 ödeme tarihli, 500.000,00-TL değerinde bono aslı üzerindeki yazı ve imzalar ile ... ve ...'den alınan mukayese yazı ve imza örnekleri karşılaştırılmış olup, raporun karşılaştırma bölümünde ayrıntılı tarif edilen ve görsellerde sunulan özellikler dikkate alındığında; bono üzerindeki el yazılarının iki farklı kişi tarafından oluşturulduğu, bu iki bölümdeki yazıların fulaj, baskı, kullanılan kalemin mürekkep özellikleri, harf ve rakam tersimleri açısından birbirleri ile uyumsuz oldukları;
alacaklı bilgileri bölümü, bono düzenlenme yer ve tarihi, ödeme tarihi, bono tutarındaki yazımlar ile borçlu bölümündeki "Kayseri" yazımı ve "..." rakamlarını içerir T.C. kimlik numarası yazımının ... ya da ...'in eli ürünü olmadığı, borçlu ve kefil bilgileri bölümündeki el yazılarının ...'in eli ürünü olduğu, ...'in mukayese imza örnekleri arasında varyasyonlar bulunmakla birlikte, raporun karşılaştırma bölümünde tarif edilen uyumlu özellikler dikkate alındığında inceleme konusu borçlu imza çiftinin ...'in eli ürünü olduğu,
bonoda kefil hanesinde ...'e atfen atılmış imzalar her ne kadar Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporunda tarif edildiği üzere basit tersimli olsa da raporun karşılaştırma bölümünde sunulduğu üzere, imza oluşturulmasındaki çizimlerdeki temel farklılıklar nedeniyle kefil imzalarının ...'in eli ürünü olmadığı, söz konusu imzanın aslına benzetme tarzında oluşturulmuş simüle (taklit) imza örnekleri taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Diğer bilirkişi raporları ile karşılaştırma da istenildiği sorulduğu üzere 06/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda "kabulü gerektiği" şerhiyle verilen kanaate katılmadıklarını, kefil imzalarında imzaların oluşturulma şekli, baskı, fulaj, işleklik özellikleri dikkate alındığında kefil imzalarının da ...'in çizim alışkanlıkları ile uyumlu olduğu görülmekle, borçlu imzasında olduğu gibi kefil imzasının da ...'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
HMK'nun 200. maddesi hükmü ve dosya kapsamı dikkate alındığında tarafların bildirdiği tanıkları dinlenmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, kambiyo yolu ile başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konuları Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak senetteki yazı ve imzaların davacıların el ürünü olup olmadığı, bu senet nedeni ile davacıların davalıya borçlu olup olmadığı, icra takibinin iptalinin gerekip gerekmediği, tarafların %20'den aşağı olmamak üzere tazminat taleplerinin yasal koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacıların sahtelik iddiasına dayanarak icra takibinden sonra açtığı davada HMK'nun 209. maddesi uyarınca icra takibinin ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasını talep ettiği, sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davasının icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı, HMK'nun 209. maddesinin İİK'nun 72/3. maddesine göre özel hüküm taşımadığı, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği değerlendirilmekle, davacıların icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine 15/06/2021 tarihli ara kararı ile karar verilmiştir.
Davacının icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir talep etmesi üzerine İİK'nun 72/3. maddesine göre menfi tespit talep eden takip borçlusu, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edebileceği, icra dosyasının incelenmesinde 13/08/2021 tarihinde dosya hesabının 1.228.440,02-TL olarak hesaplandığı görülmekle,
yaklaşık ispat koşullarının bulunduğu nedeniyle davacı tarafın icra veznesine giren paran alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davacı tarafça 1.228.440,02- TL'nin %20'si oranında teminatın mahkememiz veznesine yatırılması yahut bu tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde icra veznesine girecek paranın takip alacaklısına ödenmemesine, teminat yatırıldığında icra müdürlüğüne yazı yazılmasına 22/02/2022 tarihli ara kararı ile karar verilmiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında takip çıkışı 590.082,19-TL olduğu halde davacılar tarafından dava açılırken 500.000,00-TL dava değeri olarak gösterilerek bunun üzerinden peşin dava harcı yatırdığından dolayı bakiye 90.082,19-TL üzerinden peşin dava harcı yargılama sırasında davacılara 1.538,38-TL tamamlama harcı yatırılmak suretiyle ikmal ettirilmiştir.
Davacılar vekili 21/02/2022 talep dilekçesinde açıkça icra veznesine girecek paranın alacaklıya verilmemesini de talep etmiş olmakla, ara kararında sayılan kanun maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir için aranan yasal koşulların bulunduğu anlaşılmakla, İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre dosya kapsamı itibarı ile teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verilmiştir.
Eldeki dava, davaya ve takibe konu senetten dolayı davacıların davalıya karşı sorumluluğunun (borcunun) bulunmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı istemlerine ilişkin olarak açılmış menfi tespit davasıdır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan senetteki davacılara atfen atılı imzaların davacıların el ürünü olup olmadığı, bu senet nedeni ile davacıların davalıya borçlu olup olmadığı, tarafların tazminat istemlerinin yasal koşullarının bulunup bulunmadığı konuları taraflar arasında çekişmelidir.
Uyuşmazlıkların çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile yasal mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Eldeki dava, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılmış menfi tespit davasıdır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2006, s. 302).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinde düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
Eldeki dava icra mahkemesinde İİK'nun 170. maddesi uyarınca açılan imzaya itiraz davası değil, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Borçlu, icra takibinden sonra, yani kendisine yönelik icra takibi başladıktan sonra kural olarak en geç borç ödeninceye kadar geçecek olan süre içinde istediği zaman menfi tespit davasını açabilir. Yani olumsuz tespit davasının açılabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir süre öngörülmemiştir. Menfi tespit davaları için kanunda öngörülmüş bir zaman aşımı süresi bulunmadığı ve dava konusu edilen icra takibinin dava tarihinde halen devam ettiği dikkate alındığında bu nedenle mahkememizce yargılama yapılarak taraf delilleri toplanmıştır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.322-323).
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nun 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında aynen. “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.
İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir.
Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükümle icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
İİK'nun 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nun yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 sayılı HMK'nun 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun;
"Yazı veya imza inkârı" başlıklı 208. maddesi;
"(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir";
"Yazı veya imza inkârının sonucu" başlıklı 209. maddesi;
"(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir."
"Sahtelik incelemesi" başlıklı 211. maddesi ise;
"(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir". şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Buna göre, 6100 sayılı HMK'nun 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK'nun 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun'un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir.
Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senetlerin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.
Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/10/2019 tarihli ve *** Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur ( Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795).
Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacaklısı ..., borçlusu .... ve kefili ... olan; 17/10/2018 tanzim ve 13/01/2020 vade tarihli 500.000,00-TL bedelli bedelli bir adet bonoya dayalı olarak davalı alacaklının davacı borçlu ve kefil hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlattığı görülmüştür.
Mahkememizce yazı ve imza incelemeleri, grafoloji ve sahtecilik konularında uzman bilirkişiden takibe dayanak yapılan senetlerdeki davacılara atfen atılı imzaların davacıların el ürünü olup olmadığı konusunda açıklamalı rapor aldırılmıştır. Bilirkişi Dr. *** tarafından düzenlenen 01/11/2022 tarihli raporda özetle.
"İncelemeye konu, alacaklısı ..., borçlusu ..., kefili ... olan, 17/10/2018 tanzim ve 13/01/2020 vade tarih "500.000 TL (Beş yüz bin)" değerindeki senet üzerinde atılı bulunan imzaların; a) İnceleme konusu senedin ön yüzünde atılı bulunan imzalardan üstte "Z" şeklinde başlayan imzaların, ...'in elinden çıktığı kanaatine varılmıştır. b) İnceleme konusu senedin ön yüzünde atılı bulunan imzalardan altta "F" şeklinde başlayan imzalarn, mevcut mukayese imzalarına kıyasen, ...'in elinden çıkmadığı,
kefil imzalarında imzaların oluşturulma şekli, baskı, fulaj, işleklik özellikleri dikkate alındığında kefil ...'in imzalarının da ...'in çizim alışkanlıkları ile uyumlu olduğu görülmekle borçlu imzasında olduğu gibi kefil imzasının da ...'in el ürünü olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Yine mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile icra hukuk mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde alınan raporlar arasında çelişkiler olduğu görülmekle İstanbul bilirkişilik listesinden resen seçilecek yazı ve imza incelemeleri alanında uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderici dava konusu senetteki imzaların davacıların el ürünü olup olmadığı hususlarına ilişkin yeniden rapor aldırılmıştır. ***'dan oluşturulan uzman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 31/07/2023 tarihli raporda özetle.
"Alacaklı hanesinde "...", ödeyecek hanesinde "..." ve kefil hanesinde "..." isimleri bulunan, Kayseri 17/10/2018 düzenlenme yer ve tarihli, 13/01/2020 ödeme tarihli, 500.000,00-TL değerinde bono aslı üzerindeki yazı ve imzalar ile ... ve ...'den alınan mukayese yazı ve imza örnekleri karşılaştırılmış olup, raporun karşılaştırma bölümünde ayrıntılı tarif edilen ve görsellerde sunulan özellikler dikkate alındığında; bono üzerindeki el yazılarının iki farklı kişi tarafından oluşturulduğu, bu iki bölümdeki yazıların fulaj, baskı, kullanılan kalemin mürekkep özellikleri, harf ve rakam tersimleri açısından birbirleri ile uyumsuz oldukları;
alacaklı bilgileri bölümü, bono düzenlenme yer ve tarihi, ödeme tarihi, bono tutarındaki yazımlar ile borçlu bölümündeki "Kayseri" yazımı ve "..." rakamlarını içerir T.C. kimlik numarası yazımının ... ya da ...'in eli ürünü olmadığı, borçlu ve kefil bilgileri bölümündeki el yazılarının ...'in eli ürünü olduğu, ...'in mukayese imza örnekleri arasında varyasyonlar bulunmakla birlikte, raporun karşılaştırma bölümünde tarif edilen uyumlu özellikler dikkate alındığında inceleme konusu borçlu imza çiftinin ...'in eli ürünü olduğu,
bonoda kefil hanesinde ...'e atfen atılmış imzalar her ne kadar Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporunda tarif edildiği üzere basit tersimli olsa da raporun karşılaştırma bölümünde sunulduğu üzere, imza oluşturulmasındaki çizimlerdeki temel farklılıklar nedeniyle kefil imzalarının ...'in eli ürünü olmadığı, söz konusu imzanın aslına benzetme tarzında oluşturulmuş simüle (taklit) imza örnekleri taşıdığı kanaatine varılmıştır.
Diğer bilirkişi raporları ile karşılaştırma da istenildiği sorulduğu üzere 06/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda "kabulü gerektiği" şerhiyle verilen kanaate katılmadıklarını, kefil imzalarında imzaların oluşturulma şekli, baskı, fulaj, işleklik özellikleri dikkate alındığında kefil imzalarının da ...'in çizim alışkanlıkları ile uyumlu olduğu görülmekle, borçlu imzasında olduğu gibi kefil imzasının da ...'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Bu son bilirkişi raporu ile 01/11/2022 tarihli bilirkişi raporu doğrulamaktadır. Mahkememizce alınan iki ayrı bilirkişi raporu, yüksek mahkeme içtihatlarına uygun, teknik yönden yeterli, dosya kapsamıyla uyumlu, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli olduğu değerlendirilerek mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davacılar vekili tarafından dava konusu bononun bedelsiz olduğu ve takibe dayanak yapılan dava konusu bu senet nedeniyle müvekkili ...'in davalıya hiçbir borcunun bulunmadığı savunmaları da bulunmaktadır.
Senede karşı ileri sürülen hukukî işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukukî işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
Bir taraf senetle ispatı gereken bir hukukî işlemi tanık ile ispat etmek isterse, HMK'nun 200. maddesinde açıkça yazılı olduğu gibi, tanıkla ispat edilmek istenen hukukî işlemin senetle ispat edilmesi gerektiği, ancak karşı taraf muvafakat ederse tanık dinlenebilecektir. Bu hâlde, aslında senetle ispatı gereken bir hususun tanıkla ispat edilebileceği hakkında, mahkeme önünde sözlü olarak bir delil sözleşmesi yapılmış olur.
Aksi hâlde, aslında senetle ispatı gereken o hukukî işlem hakkında tanık dinlenmez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt III, 2001 Baskı, s. 2924-2925. Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz Ejder: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2014, 25. Baskı, s. 444). Senetle ispat zorunluluğu yerine aslında “kesin delille ispat zorunluluğu” denilmesi daha doğrudur. Ancak, senet kesin delillerin en önemlisi olduğundan, bu “senetle ispat zorunluluğu” olarak ifade edilmektedir.
Fakat, senetle ispat zorunluluğu hakkındaki açıklamaların, diğer kesin deliler için de geçerli olduğunu belirtmek gerekir. Senetle ispat zorunluluğu “tanıkla ispat yasağı” olarak da ifade edilir. Bunun da aslında “takdiri delille ispat yasağı” olması gerekir. Fakat tanık en çok başvurulan önemli bir takdiri delil olduğundan buna “tanıkla ispat yasağı” denilmektedir.
Tanıkla ispatı yasak (kesin delille ispatı zorunlu) olan bir hukukî işlem, diğer takdirî delillerle de ispat edilemez. Senet (kesin delil) ile ispat zorunluluğuna ilişkin kanun hükümleri başka bir deyimle tanıkla ispat yasağı, kamu düzeni düşüncesiyle kanuna konulmuş değildir. Bu nedenle, bunun hilafına sözleşme (delil sözleşmesi) yapılabilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 388-389).
Bu nedenle davalının açık muvafakatı olmadığından davacı yanın tanık dinletme istemi mahkememizce kabul görmemiştir. Dava konusu bonodaki adına atfen atılı imzanın kendisine ait olduğu iki ayrı bilirkişi raporu ile tespit edilen ...'in dava konusu senedin bedelsiz olduğu ve davalıya hiçbir borcunun bulunmadığı savunmalarını yasal delillerle ispatlayamadığı görülmüştür.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar, takibe konu bonolarda davacılara atfen atılı bulunan imzaların davacılara ait olmadığı ve dava konusu senedin bedelsiz olduğu ve davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığı iddialarında bulunmuştur.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ve takibe dayanak yapılan senetteki ...'e atfen atılı bulunan imzanın ...'in el ürünü olduğu, ancak kefil olan davacı ...'e atfen atılı bulunan imzanın ...'e el ürünü olmadığı, bonodaki imzaların sahte olması mutlak def'i olduğu, davalının dava konusu bonoda lehtar olduğu dikkate alındığında tüm dosya kapsamına göre davacı ...'in davasının reddine, davacı ...'in davasının kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 17/10/2018 düzenleme tarihli, 13/01/2022 vade tarihli 500.000,00-TL bedelli bono nedeni ile davacı ...'in davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına ve davalı taraf dilekçesinde ve takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini de talep etmiştir.
İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.
İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı borçlu ...'in talebi yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce dava yanın talebi üzerine 22/02/2022 tarihli ara kararı ile icra veznesine girecek paranın takip alacaklısına ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiği ve infaz edildiği, bu nedenle davalı alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararları nedeniyle tazminat isteminde haklı olduğu değerlendirilerek İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca dava değeri olan ve harçlandırılan 590.082,19-TL'nın takdiren %20'si oranında tazminatın davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine,
reddine karar verilmiştir. Yine davacı borçlu ...'in talebi yönünden davalının senedin lehtarı olarak bu davacı adına atılı imzanın bu davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda bulunması nedeniyle İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca dava değeri olan ve harçlandırılan 590.082,19-TL'nın takdiren %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir.
Başkan ... · E-imzalıdır · Üye ... · E-imzalıdır · Üye ... · E-imzalıdır · Katip ... · E-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/429, K. 2023/1037, 20 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama