KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1056
- Karar No
- 2023/616
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2023
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ***
Karar Metni
1.159 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 25.000,00 TL tutarındaki çek ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu çek üzerinde atılı bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek; müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin iptaline, müvekkili tarafından bu tarihe kadar ödenen dosya borcunun iadesine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın soyut ve iyi niyetten yoksun olduğunu, müvekkilinin davalı firmaya yatak ve baza satıldığını akabinde davaya konu çekin kendilerine verildiğini, davacı tarafından açılan davanın herhangi bir hukuki veya somut dayanağı olmadığını savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosya ile kendisi hakkında takip yapıldığını, takibe konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, belirterek menfi tespit dilemiştir.
Uyuşmazlığa konu Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında ... tarihli çekteki lehtar olan davacının çekin arka yüzündeki imzanın kendisine ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce davacının imza örneklerinin alınması ve imza inkarı noktasında beyanın alınması amacıyla davacı isticvap edilmiştir. Davacı asil duruşmadaki beyanında çekteki cironun kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
Mevzuatımızda isticvabın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 169. Maddesi; “Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur” hükmünü içermektedir.
Belirtilmelidir ki, *** tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 169 ve devamı maddelerinde düzenlenen düzenlenen isticvap; bir davada o dava ile ilgili belli vakıaların açıklığa kavuşturulması, varlığı ve yokluğu konusunda aleyhine olan tarafın ikrarının sağlanması amacıyla hakimin kendiliğinden veya taraflardan birinin isteminin kabulü ile başvurabileceği usuli bir işlemdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun *** K. sayılı kararlarında da; davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin isticvap olunamayacağı, ancak tanık sıfatıyla dinlenebileceği kabul edilmiştir Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırı içinde olmak üzere, tarafları dinleyebilir ve gerekli olan delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir (m. 31) (Kuru Baki, Arslan Ramazan, Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara ***).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesine göre; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
Taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır (Pekcanıtez Hakan, Atalay Oğuz, Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 2011, 11.Bası, s. 248 vd).
Belirtilmelidir ki hâkim, olayın aydınlatılması için tarafların delil ikamesini isteyebilir ancak, tarafa belli bir delili hatırlatamaz. Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise de, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi sözkonusudur.
Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, age, s. 248 vd).
Tarafların hâkim tarafından her dinlenilmesi ya da açıklamalarının alınması teknik anlamda bir isticvap değildir. Hâkim, davayı aydınlatma ödevi (HMK. m.31) kapsamında, belirsiz veya çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir. Bunun gibi ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerekli görürse tarafları dinler (HMK. m.140). Tahkikat aşamasında da her iki tarafı usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebilir (HMK. m. 144/1).
Görüleceği gibi, hâkim davanın her hâlinde tarafları veya vekillerini davet ederek dava konusu vakıalar hakkında dinleyebilir. Böylece, davacının davasının veya davalının savunmasının açıklanmasına çalışılır.
YARGITAY Hukuk Genel Kurulu *** K. Sayılı ilamında belirttiği üzere; isticvabın konusu, dava ile ilgili belli (davanın temelini oluşturan) vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlardır (HMK m. 169/2).
İsticvap, isticvap edilecek tarafı bir ikrarda bulunmaya götürebileceğinden ve tarafın gelmemesi hâlinde taraf isticvap konusu vakıayı ikrar etmiş sayılacağından bir taraf, ancak kendi aleyhine olan vakıalar hakkında isticvap edilebilir; yoksa, kendi lehine olan vakıalar için isticvap edilemez. Yani, davacının iddiasını dayandırdığı vakıa hakkında davalı; davalının savunmasını dayandırdığı vakıa hakkında davacı isticvap olunur.
Bir taraf, kendi lehine olan vakıalar hakkında ancak HMK'nın 144 veya 31. maddelerine göre dinlenebilir (Kuru B./Arslan R./Yılmaz E.. Medenî Usul Hukuku, Ankara 2016, s. 370).
Kanundaki düzenleme dikkate alındığında, sonuçları bakımından isticvapta ikrar elde etme amacı öne çıkmakla birlikte, isticvabın tek amacı ikrar elde etmek değildir, bilgi ve kanaat oluşturmak şeklinde önemli başka amaçları da vardır (Pekcanıtez H.; Pekcanıtez, Usûl Medenî Usûl Hukuku, İstanbul 2017, s. 1373, 1374).
Hukuk Genel Kurulunun *** K. sayılı kararında da belirtildiği gibi taraflar kendi davalarında en şüpheli tanık olarak değerlendirildiğinden, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilmemektedir. Fakat, isticvap ile delil elde edilebilir ve bazı hâllerde isticvap davanın aydınlatılmasına yardımcı olabilir.
Somut olayda davacı asilin isticvabı sırasında çekteki ciroyu kabul ettiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1056, K. 2023/616, 22 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama