KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1085
- Karar No
- 2023/1131
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ***
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ***
Karar Metni
1.332 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin E.140.0267 numaralı üyesi olduğunu, kooperatife olan aidatlarını çeşitli şekillerde ödediğiri, ödemenin 7.500 TL'sinin kooperatifin 242 numaralı üyesi ...'nün 28.03.2013 tarihti talimatı ile ödediğini, davacının toplam ödemesinin 46.550 TL olduğunu, davacının kooperatiften ayrılma iradesini kooperatife bildirdiğini ve ödemiş olduğu tutarı geri almak istediğini, kooperatifçe 1 hafta sonra ödenen tutarın iade edileceğinin beyan edildiğini, ancak kooperatifçe ayrılan üyelere yapılacak çıkma payı iadelerinin 2 yıl sonra yapılacağı yönünde karar alındığını,
davacının alacağı için 27.07.2013 düzenleme tarihli 01.08.2015 vadeli 46.550 TL bedelli bono verildiğini, bononun vadesi geldiğinde davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu süreçte kooperatifin iflas erteleme yoluna başvurduğunu, Kayseri 1. ATM'nin ...
E sayılı kararıyla reddedildiğini, davacının kooperatif kayyımı ile yaptığı görüşmede kendisine verilen senedin kooperatif kayıtlarında yer aldığını öğrendiğini, sonraki süreçte davacının alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı dosyası ite takip başlatıldığını, borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, davalı ile davacı arasında kooperatif üyeliği ve bu üyeliğin sonlandırılmasına dayalı bir hukuk ilişkinin mevcut olduğunu, borcun kaynağının temel ilişki olduğunu, ödeme emri ekinde gönderilen bononun delil başlangıcı vasfında olduğunu, davalının bonoya itirazı olmadığını, dosyaya sunulan senedin temel borç ilişkisi açısından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, açılan itirazın iptali davasının temel hukuk ilişki, alacağın varlığı ve miktarının tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceğini ileri sürerek,
davanın kabulü ile itirazın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair 04/05/2023 tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi Prof. Dr. ...'ın mahkememize sunmuş olduğu 31/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Davacı tarafın davalı kooperatiften 27.07.2013 tarihinde istifa ettiği kooperatif üye dosyasından tespit edildiğini, davacının davalı kooperatife yapmış olduğu ödeme üye hesap ekstresinde 46.550TL olarak gözükmekte oyruğuhu ve davacı da bu tutarı davalıdan talep ettiğini, davalının davacıya vermiş olduğu ve kambiyo vasfinı yitiren bononun tutarının 46.550 TL olduğu ve davacı alacağından davalı kooperatifçe herhangi bir genel gider payı mahsubu yapılmadığı görülmekte olduğunu,
davacı alacağından mahsup edilmesi gereken genel gider payının 2013 yılı ticari defterlerinden tespiti gerektiğini ancak davalı kooperatif yönetimi 2013 yılı ticari defterlerinin kendilerinde olmadığını, önceki yönetimin bunu kendilerine teslim etmediği bilgisini taraflarına verildiğini, bu bakımdan genel gider payı hesabı yapılamadığını mahkememize bildirmiştir.
DEĞERLENDİRME GEREKÇE
Dava, kooperatif üyeliğinden istifa nedeni ile oluşan çıkma payının tahsili için itirazın iptali talebine ilişkindir. Yapılan yargılama sonucu toplanan delillerden davacının davalı kooperatife üye olduğu, davalı kooperatife ödeme yaptığı bu anlamda gerçek üye olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının itibariyle davalı kooperatiften istifa etmiş olup Kooperatifler Kanunu'nun 17. ve anasözleşmenin 15. maddesi gereğince, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosunun genel kurulca kabulünden bir ay sonra muaccel olur.
Aynı Kanun'un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıla kadar geciktirilmesine ilişkin bir kararın genel kurulda alınması aradan 3 yıldan fazla süre geçtiği anlaşılmakla sonuca etkili görülmemiştir.
Mahkememizce kooperatif ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış ancak sunulan bilirkişi raporunda 2013 yılı ticari defterleri sunmadığından genel giderler düşülemediği ve üyenin ödemesinin 46.550,00 TL olduğu görülmüştür. Davalıya 2013 yılı ticari defterlerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Davalı ise kesin süreye rağmen defter sunmadığı görülmüştür.
Davacının kooperatif üyeliğinden ayrıldığı taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, kooperatif üyeliğinden çıkmakla çıkma payı alacağına hak kazanacaktır. İşbu davada taraflar arasındaki ihtilaf, davacının çıkma payının miktarının ne olduğudur.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve ana sözleşmenin 15/1. maddesi gereğince, çıkan ortak, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi (genel gider payı) düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkına haiz olur. Söz konusu madde emredici nitelikte olup, kooperatif, çıkan ortağa hak ettiği çıkma payından daha yüksek miktarda ödeme yapamaz veya borçlanamaz zira aksi taktirde kooperatifin diğer ortakları aleyhinde, onların zararına uygulama yapılmış olur.
Somut olayda mahkememizce çıkma payı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca hesaplanması istenilmiş ancak bilirkişice davalı defter ve bu konuda herhangi bir belge sunamadığından taraflar arasındaki davacı lehine düzenlenen bono uyarınca davacının 46,550,00 TL çıkma payı olduğu, aksinin ise davalı tarafça ispatlanması gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce hükmedilen asıl alacak miktarı davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme ve davalı tarafça düzenlenmiş zamaşımına uğramış bonu ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Davalı bu miktar borçlu olduğunu kendi ticari defterleri ve imzaladıkları bono ile dahi bilebilecek durumda iken takibe itiraz etmiş olduğundan hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmedilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1085, K. 2023/1131, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama