KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/496
- Karar No
- 2025/1039
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ...Esas - ...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av....
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
2.326 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından, ...l Devam Kontrol Sistemi ile Yazılım/ Donanım Hizmetlerine ilişkin olarak davalıya ... numaralı ve 23.01.2024 tarihli 180.880 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı tarafından faturaya itiraz olmadığını belirterek itirazın iptaline karar verilmesine, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının başlatmış olduğu takibe dayalı itirazın iptali davasını kötü niyetli olarak ikame edildiğini, müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, davacının iddiaları asılsız ve mesnetsiz olduğunu, dosya kapsamında mevcut olan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan gelen cevabi yazılar ile davacı tarafın iddia ettiği borç tutarının birbiri ile uyuşmadığını, müvekkilinin davacıya belirtilen tutarda bir borcu olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından takibin dayanağı belge olarak sunulan fatura tutarının 180.880,60 TL olduğunu,
ancak davacı taraf ile müvekkil arasında böyle bir alım satım ilişkisi oluşturacak ticari bir faaliyet söz konusu olmadığını, davalı ile davacı arasında yapılan yalnızca bir adet ticari faaliyet olduğunu bu ticari faaliyetten kaynaklanan borç tutarının ise 150.733,83 TL olduğunu, söz konusu borcun tüm ferileri ile birlikte davacıya ödendiğini ve taraflar arasında hiçbir. borç ilişkisi kalmadığını, faturanın tek başına alacağı ispatlamayacağını, davacı tarafın işbu davayı ikame etmesinde hukuki bir yarar olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini,
kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ... Biyometrik Rfıd Yazılım Teknolojileri Ve Merkezi Saat Sistemleri Anonim Şirketi, borçlusunun ...Ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra davacının bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi ...'ın 09/04/2025 tarihli raporunda özetle;
Yukarıda yer vermiş olduğumuz inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
1-İncelenen davacı taraf resmi defterlerinin sahibi lehine delil vasfı taşıdığı,
2-Davacı ile davalı arasında davacı resmi defterlerine göre ticari bir ilişkinin var olduğu,
3-Davacı tarafın incelenen 2024 yılı resmi defterlerindeki cari borç/alacak ticari işlem kayıtlarına göre, davacının davalıdan 180.880,60 TL alacaklı olduğu,
4-Davalı-borçlu ile davacı-alacaklı arasında düzenlenmiş Cari Hesap Sözleşmesi olmadığı,
5-Davacı-alacaklı tarafından davacı-borçluyu icra takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir belgeye rastlanmadığına dair kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra davalı vekilinin defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi Prof. Dr. ...n'ın 02/06/2025 tarihli raporunda özetle;
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davalının ticari defterlerinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir:
1.Davacının takip ve dava konusu yaptığı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tarafımızdan tespit edilmiş ve ilgili kayıt sureti raporumuz ekinde sunulmuştur.
2.Davacının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda davalıdan herhangi bir tahsilat kaydı tespit edilememiştir. Davalı taraf davacıya olan borcun ferileri ile birlikte ödendiğini ileri sürmektedir. Ancak dosya kapsamına herhangi bir ödeme belgesi sunulmamıştır.
3. Davacı taraf takip talebinde işlemiş faiz de talep etmiştir. Ancak davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne yönelik bir belge dosyaya sunulmamıştır. Hal böyle olunca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu faturadan 180.880,00-TL alacaklı olduğu hesaplanmaktadır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davalı vekillerinin beyan ve itiraz dilekçeleri sunduğu görülmüştür.
Mahkememizce davalı tarafa usule uygun yemin metnini sunması için kesin süre verildiği, kesin süre içinde davalı tarafça yemin metni sunulmadığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, faturadan kaynaklanan ilamsız icra takibine itiraz nedeniyle İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık; icra takibine konu edilen nedenlerle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazimatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesi üzerine takibin 02/05/2024 tarihinde durdurulduğu, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1).
Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Az yukarıda değinildiği üzere HMK'nun 222. maddesinin 3 . fıkrası "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü çerçevesinde davacının usulüne uygun tutmuş olduğu defterleri davacı lehine delil olduğu kabul edilmiştir.
Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının takibe dayanak olan 23/01/2024 tarih ... nolu 180.880,60TL tutarında fatura düzenlediği, davalının söz konusu faturaya itiraz etmediği, ve mevcut faturanın davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, her iki tarafın da ticari defterine göre davacının davalıdan 180.880,60TL alacağının bulunduğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği,
dosya kapsamına göre aksini ispat yükü davalı tarafta olup cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından mahkememizce yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davalı tarafın süresi içinde bu delile başvurmadığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile asıl alacak yönünden , Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı takip dosyasında davalının vaki itirazının iptali ile 180.880,60-TL asıl alacak üzerinden icra takibinin devamına , işlemiş faiz yönünden ise davacı tarafın davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığı dikkate alınarak fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturanın içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, incelenen ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 180.880,60-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/496, K. 2025/1039, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama