KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/592
- Karar No
- 2024/1232
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- —
- Esas no
- Esas
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2-
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 30/06/2022
- Karar yazım tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
2.394 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının oğlu... davalılardan ... kullanmakta olduğu... plakalı aracın karıştığı 13.05 2020 tarihli trafik kazası sebebiyle vefat etmiş olduğunu, Kayseri... E.sayılı 10.Asliye Ceza Mahkemesi 'nin dosyası ile davalı ceza almış olduğunu, taraflarla yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda taraflar anlaşmaya varamamış olduklarını, davacının evladını kaybetmiş olduğunu, destekten yoksun kalması sebebiyle uğradığı maddi zararı talep etme zaruriyeti hasıl olmuş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi /olmadığı takdirde yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının belirsiz alacak olarak dava açmada hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/h maddesi gereğince dava şartı yokluğundan başvurunun reddi gerekmekte olduğunu, davacıların talepleri zamanaşımına uğramış olup davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmemiş olduğunu, davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu,
müteveffanın kusurlu olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı teminat dışı olduğundan davacıların fazlaya dair taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, kusur atfını kabul etmemekle birlikte aksi görüşte olunması halinde Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları A.I sigortanın kapsamı başlıklı madde uyarınca davalı şirket sigortalının kusuru oranınca sorumlu olacak olduğunu, bu nedenle somut olaydaki kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi gerekmekte olduğunu,
davayı kabul etmemekle birlikte müterafik kusur durumunun nazara alınmasını ve tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminat hesaplamasında dikkate alması gereken hususların bilirkişi incelemesinde değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, yine davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerekmekte olduğunu,
davalı şirket ancak ve ancak poliçe limitleri dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacak olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden aksi kanaatte olunması halinde haksız ve dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine karar verilmesini talep edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde Özetle. Müvekkili adına kayıtlı bulunan... plakalı araç, müvekkilinin sevk ve idaresindeyken 13/05/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacı... murisi/oğlu olan ...
26/06/2020 tarihinde vefatı nedeniyle destekten yoksun kaldığını, Müvekkilini ve diğer davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davaya konu dava dilekçesi taraflarına 29/11/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, açılan iş bu davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davacının iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak açmada hukuki yararı bulunmadığını, HMK’nın 114/h maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri davacılar tarafından dava açılmadan önce belirlenebilir ise davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmayacağını,
davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açması hukuka aykırı olup davanın hukuki yarar eksikliği nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup davanın usulden reddi gerektiğini, öncelikle müvekkilimin meydana gelen trafik kazasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, destekten yoksun kalma davasına konu kazanın oluşumu incelendiğinde görülecektir ki kazada vefat eden ... aniden ve park halindeki aracın önünden birden yola fırlamak sureti ile müvekkilinin kullanmış olduğu aracın önüne çıktığını, o esnada müvekkilinin hızı, yol ve iklim şartlarına uygun olduğunu,
aynı zamanda Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğinde belirlenmiş olan hız limitleri dahilinde olduğunu, vefat eden... yola fırladığı konumda herhangi bir yaya geçidi veya uyarıcı bir trafik levhası da bulunmadığını, bu suretle vefat eden şahsın Karayolları Trafik Kanunu'nun yaya kusurları olarak belirtilen 68/b-3 maddesine göre asli kusurlu olduğunun sabit olduğu,
Müvekkilinin ise bahsettiği üzere kaza oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Müvekkiline bu kaza nedeniyle atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacıların desteğinin, kaza tarihinde 4,5 yaşında olduğunu, sokakta tek başına oynarken ana caddeye fırlaması neticesinde aracın çarpması sonucu vefat ettiğini, ölen çocuğun yaşı itibariyle, velayet hakkına sahip olan davacı annenin çocuk üzerinde gözetim yükümlülüğü bulunduğu izahtan vareste olduğunu, bu nedenle, davacının küçük çocuk üzerindeki gözetim yükümlülüklerini ihlal edip etmediklerini,
ihlal varsa bu hususun kazadaki etkisi ve davacının kusur oranının ne olacağı konularının mahkemece irdelenmesi ve kusur oranlarının tespitinin teknik bilgi gerektirmesi sebebiyle de bilirkişi raporunun alınması gerektiğini, bu konuda ki yüksek mahkeme karalarını da bu hususun araştırılmasını öngördüğünü, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/223 E.- 2017/5735 K. 22/05/2017 Tarihli ilamı).
Yargıtay kararları ışığında mahkemece, yukarıda belirttikler hususlar gereği trafik kazaların da kusur tespitinde uzman bilirkişilerden ya da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden, tüm dosya kapsamı, ceza dosyası ve kazanın oluş biçimi gözetilerek, küçük çocuk üzerindeki anne babanın gözetim yükümlülüğünün ihlalinin bulunup bulunmadığı ile kusur oranlarının belirlenmesi konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak,
oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, trafik kazalarında kusur temel öğe olduğunu, tazminat hesaplarının genellikle “kusur oranları” üzerinden hesaplandığını, kusursuz sorumluluklarda dahi, bazı ayrık durumlar dışında, bir kusur (sorumluluk) ölçüsü belirlenmek gerekmektiğini, kişilerin sosyal ve kültürel düzeylerinin, olayın ağırlığı, kusur ve sorumluluk dereceleri gibi unsurlar dikkatle değerlendirilerek uygun bir tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, kusur incelemesi yapılırken, eylemin yasa, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen kurallara aykırılığını saptamak yeterli olmayıp,
ayrıca hangi eylem ve davranışın zararı doğurduğu üzerinde durulması gerektiğini, bir eylem ve davranış, kurallara aykırı olmakla birlikte, zarar bu eylemin sonucu değilse, kurallara aykırı davranan zarardan sorumlu tutulamayacağını, trafik kurallarına göre, yayalar, ana yoldan geçene öncelik tanıması gerektiğini, yaya olan taraf, anayola yaya geçidi olmayan bir noktadan ve park etmiş bir aracın önünden aniden ana yola fırlayarak kazanın oluşunda ana etken olduğunu, trafik kazalarında kusur değerlendirmesi için görevlendirilen teknik bilirkişiler, hukuk bilgileri olmadığı için,
yalnızca trafik kurallarına uyulup uyulmadığı yönünden değerlendirme yapmakta, eylem ile zararlı sonuç arasındaki nedensellik bağını, zararın hangi eylem ve davranıştan doğduğunu dikkate almadığını, öncelikle kusur değerlendirilmesi için görevlendirilecek bilirkişi veya bilirkişilerin belirtmeye çalıştıkları çerçevede somut olayı değerlendirmeleri gerektiğini, bununla birlikte; davacının dayandığı kaza tespit tutanağının kusur oranlarına ilişkin tespitleri açısından da irdelenmesi gerekmektiğini, kaza tespit tutanağında müvekkiline atfedilen talil kusur da taraflarınca kabul edilmediğini, dava konusu kazanın müvekkilinin değil;
davacı küçüğün kusurlu hareketi nedeniyle yaşandığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında, müvekkilinin '' Sürücülerin araçlarının hızını.... yol, hava ve trafik durumuna uydurmak zorundadır '' maddesinin ihlal ettiği şeklinde bir tespit yapılmışsa ise de bu yöneltilen kusuru kabul etmediklerini, müvekkilinin kazayı önlemek için her türlü önlemi aldığını, dava konusu kazanın gerçekleşmesine sebebiyet vermediğini, müvekkili hakkında açılan Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin...
Esas ve ...
Karar sayılı dosyasında verilen usul ve yasaya aykırı olduğunu düşündükleri karara karşı taraflarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ... sayılı dosyası ile istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, dosyanın halen derdest ve kararın kesinleşmediğini, davacının 5 erkek çocuğunun olduğunu, kazada vefat eden ... bu çocukların en küçüğü olduğunu, davacının trafik kazasında vefat eden çocuğu 4,5 yaşında olduğunu, bu nedenle davacıya destek olmak bir tarafa, davacının bakımına, maddi desteğine ihtiyaç duyduğunu, davacının 4 çocuğu daha olduğunu, kendisine ileride desteğe ihtiyacı olması halinde,
destek talebinde bulunacağı başka çocuklarının olduğunu, Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerektiğini, Hukuk Genel Kurulunun 21.04.1982 gün 1974/4-1528 E.,412 K. sayılı kararının mevcut olduğunu, davacının vefat eden çocuğunun, davacıya bir desteği olmadığı gibi kendisi desteğe ihtiyaç duymakta ve yaşı çok küçük olduğu için çok yakın bir gelecekte de destek verebilecek durumda da olmadığını, davacı destek ilişkisinin ve zararın varlığını yani destekten yoksun kalındığını ve bakım ihtiyacını ispat etmesi gerektiğini,
aksi halde TBK 50 '' Zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.'' maddesini ortadan kaldırdığını, kaldı ki böyle bir durumun Anne-babanın destekten yoksun kalma nedeniyle çocuklarına açacakları tüm davaların kabul edilmesi gereği manasına gelir ki bu durumda hak ve nezafete aykırı olduğunu, yine davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, ticari faiz talep edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere, söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini,
dava dilekçesinde davacı tarafça, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz istenmiş ise de, davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki (örneğin yolcu veya yük taşıma ilişkisi) olmadığını, bunun bir ticari dava olmadığını, bir trafik kazası olduğundan sadece “yasal faiz” istenebileceeğini, bu hususta Yargıtay kararları da göz önünde bulundurulmak suretiyle;
davacının haksız ve hukuka aykırı “ticari faiz” talebinin reddedilmesini arz ve talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle, Haksız ve yersiz açılan davanın öncelikli olarak usulden reddine, Müvekkilinin davaya konu kazada herhangi bir kusurunun olmaması ve davacının zararının oluşmaması ve ispat edilememesi nedeni ile davanın reddine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, 13/05/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının desteği olan oğlu... vefat etmiş olması nedeni ile davacının destekten yoksun kalma zararı olup olmadığı, olmuş ise miktarı ve davalıların bu zarar talebinden sorumlu olup olmadıkları hususlarına ilişkindir.
Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Türkiye Sigorta A.Ş'ye, Kayseri C. Başsavcılığına, Türkiye Noterler Birliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 05/09/2023 havale tarihli raporda özetle; Davalı taraf sürücü ... % 60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa 2005 doğumlu yaya ... davranışlarının sonuç üzerine % 40(yüzde kırk) oranında etkili olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Talimat yoluyla alınan 02/01/2024 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "Davalı taraf sürücüsü ... kazanın oluşunda % 60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa 2005 doğumlu yaya ... davranışlarının sonuç üzerinde % 40 (yüzde kırk) oranında etkili olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan 04/06/2024 havale tarihli raporda özetle; "Davacı ... destek zararının 692.640,86 TL (Talep 3.000,00 TL)
olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun 313.100,40 TL ile sınırlı olacağı" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan 12/09/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Kök raporumuzdaki tespit ve hesaplamalarımızda bir değişiklik bulunmadığı
" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça Davalı kuruma 13/08/2021 ve 31/08/2021 tarihinde başvurulmasına rağmen davalının 8 iş günü içerisinde ödeme yapmadığı ve davacı vekilin talebinin ileri tarihli olması nedeni ile taleple bağlı kalınarak davalının 17/02/2022 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmış ve davalı sigorta yönünden bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir.
Davacı tarafça avans faiz talebinde bulunulmuş ise de davalı sürücünün kullandığı... plakalı aracın trafik tescil kaydına göre kullanım amacının hususi olması nedeni ile yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılarak kararda yasal faize hükmedilmiştir.
Davacının desteği... olay esnasında yaya olduğu ve olayda kusuru olup olmadığı yönünden rapor alındığı, tespit edilen kusuruna göre tazminat bedelinden indirim yapıldığı, ölenin yaya olması da dikkate alınarak indirim yapılmasını gerektirir müterafik kusuru bulunmadığı için bu yönden ayrıca indirim yapılması yoluna gidilmemiştir.
Davacı vekili tarafından 27/11/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile 18/12/2024 tarihli tam ıslah dilekçelerinin dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 13/05/2020 tarihinde meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun tespiti amacı ile Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından 05/09/2023 havale tarihli rapor alınmış ve raporda, Davalı taraf sürücü ... % 60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa 2005 doğumlu yaya ... davranışlarının sonuç üzerine % 40(yüzde kırk) oranında etkili olduğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin...
E sayılı dosyasında alınan raporda davalı sürücünün tali ve ölen sürücünün ise asli kusurlu olduğunun tespit edilmesi sonucu alınan raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmış ve çelişkinin giderilmesi için talimat mahkemesi aracılığı ile İTÜ heyetinden rapor alınması yoluna gidilmiş olup 02/01/2024 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise, Davalı taraf sürücüsü ... kazanın oluşunda % 60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa 2005 doğumlu yaya ... davranışlarının sonuç üzerinde % 40 (yüzde kırk) oranında etkili olduğunun bildirildiği görülmekle Mahkememizce karara esas olarak iş bu düzenlenen son rapor dikkate alınmıştır.
Söz konusu kusur oranları dikkate alınarak düzenlenen aktüer bilirkişisinin 04/06/2024 havale tarihli raporunda, Davacı ... destek zararının 692.640,86 TL (Talep 3.000,00 TL) olduğu ve sigorta şirketinin sorumluluğunun ise 313.100,40 TL ile sınırlı olacağının belirtildiği görülmüştür.
Davalı ...’in tazminattan kusurlu araç sürücüsü olarak, davalı sigorta şirketin ise aracın kaza tarihi itibari ile geçerli ZMMS poliçesini düzenlemekle bu bedelden poliçe kapsamında 313.100,40 TL ile sınırlı olarak sorumlu olacağı anlaşılmış, davacı vekilinin 27/11/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile 18/12/2024 tarihli tam ıslah dilekçeleri de dikkate alınmış ve böylece, Davanın kabulü ile,
692.640,86-TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere (313.100,40-TL ile sınırlı) davalı ...'den vefat tarihi olan 26/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden talep gereği temerrüt tarihi olan 17/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
31/12/2024 Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/592, K. 2024/1232, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama