KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/959
- Karar No
- 2024/845
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2024
- T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- —
- Esas no
- Esas
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- -
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- 2-
Karar Metni
1.908 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
3- 4- VEKİLİ : Av
DAVA
Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/10/2023
KARAR TARİHİ : 04/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davalılar ile müvekkili idare arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet alımı gerçekleştirildiğini, bu kapsamında dava dışı işçi ... davalı yükleniciler tarafından çalıştırıldığını, işçinin 23/05/2014 tarihinde iş akdinin feshedilmesi sebebiyle müvekkili idare aleyhine işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davanın Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesinin ...
K. sayılı dosyasında hüküm altına alındığını, Ankara BAM 6. HD ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğunu, bu hükmün Sarıoğlan İcra Dairesinin ...
E. sayılı dosyasında takibe konulduğunu, müvekkili idare tarafından 16.453,91 TL.nin 10/12/2019 tarihinde icra dosyasına ödendiğini, söz konusu ödemeden davalı yüklenicilerin sorumlu olduğunu beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu ödemenin ödeme tarihinden başlamak kaydıyla işleyecek faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Özel Güvenlik Eğitim Alarm Ve Koruma Hizmetleri Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinden özetle.
6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu 112. maddesine eklenen fıkra ile Kamu İhale Kanunun 62. maddesinin 1. fıkrası (e) bendi emredici nitelikte olup işçinin iş akdinin kıdem tazminatını ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermesi durumunda alacaklarından kamu kurumunun sorumlu olduğu açıkça belirtildiğini, kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü kamu kurumlarına bırakıldığının açık olduğunu, dava dışı işçinin kıdem tazminatının muacceliyet tarihinde ilgili düzenlemenin yürürlükte olduğu gözetilmesi gerektiğini, Danıştay, Kamu İhale Kurulu ve Sayıştay.
İş Kanunu 112. maddesinin emredici norm olduğunu kararlarında belirttiğini, davacı ile yapılan sözleşme içeriğinde alacak kalemlerinin müvekkiline rücu edilebileceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, işyerinin devri hükümleri gereğince müvekkili şirket dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme yaptığı tarihte müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibariyle faiz işletilmesi mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
DELİLLER
iş alım sözleşmesi ve şartname, işçik özlük dosyası, SGK kayıtları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının üst işveren olarak dava dışı işçiye ödediği işçi alacaklarına ilişkin tazminatı alt işveren sıfatı taşıyan davalı şirketlere rücu edip edemeyeceği, davalıların sorumluluğu bulunması halinde sorumluluk miktarlarının ve uygulanacak faiz oranının ne olduğu, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkin rücuen tazminat davasıdır.
Mahkememizce, dosyanın hesap uzmanı bilirkişiye tevdi ile, taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleri ile şartnameler doğrultusunda davacının ödediği işçi alacakları yönünden davalıların sorumlu olup olmadığı ve sorumlu iseler sorumluluk miktarlarına ilişkin rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 19/07/2024 tarihli raporda özetle: davalı yüklenici ...... Ltd.
Şti.nin 5.257,64 TL'den 10/12/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davalı yükleniciler ...... Ltd. Şti. & ...... Ltd. Şti. & ...... Ltd. Şti. Ortk.nın 8.506,74 TL'den (...... Ltd. Şti. & ...... Ltd. Şti.nin sorumluluğu 4.958,89 TL ile sınırlı olmak üzere) 10/12/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, davalı yüklenici ...... Ltd. Şti. & ...... Ltd. Şti.
Ortk.nın 1.689,53 TL'den 10/12/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davacı kuruma/işverene karşı sorumlu olduğu (toplam sorumlu olunan tutar 15.453,91 TL) kanaatinde olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez.
Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar.
Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir.
Az yukarıda da değinildiği gibi, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler“ rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Sözleşme ve eki şartnamelerde sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmadığı hallerde, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2020 gün ve 2019/654 Esas - 2020/1832 Karar sayılı ilamında ve diğer yerleşik uygulamalarında da belirtildiği üzere davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun yukarıda açıklanan hususlara riayet edilerek düzenlendiği anlaşıldığından bilirkişi raporunda yapılan hesaplama hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Öte yandan ... Özel Güvenlik Eğitim Alarm ve Koruma Hizm. Tic. Ltd. Şti. ile ... Özel Güvenlik Danışmanlık Eğitim Alarm Cihazları ve Sistemleri Tic. Ltd. Şti.'nin Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... karar sayılı dosyasında temerrüde düşürüldükleri gözetilerek iş bu davalılar yönünden ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek faiz işletilmiştir.
Katip · ¸E-imzalıdır Hakim · ¸E-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/959, K. 2024/845, 4 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama