KÜNYE
T.C. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/726
- Karar No
- 2025/50
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - T.C. No:... -
- Vekili
- Av. ... - [
- Davalılar
- 1- ... -T.C. No: ... ...
Karar Metni
1.290 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
2- ... - T.C. No:... ... 3- ... - T.C. No:... ... 4- ... - ... [
VEKİLİ
Av. ... - [
DAVA
Tasarrufun İptali
DAVA TARİHİ : 11/09/2024
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... ile arasında Kayseri 2. Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında boşanma davasının devam etmekte olduğunu, bu doğrultuda yine taraflar arasında Kayseri 8. Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası dosyasında ise mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının derdest olduğunu, davalı ...'ın davacıdan mal kaçırmak iradesiyle ...’ndeki 150 adet payını kardeşleri olan davalılar... ayrı ayrı 75’er adet olmak üzere muvazaalı işlemlerle devrettiğini iddia ederek davalıların yapmış olduğu 01/12/2023 tarihli hisse devrinin muvazaa sebebiyle iptaline karar verilerek 150 adet payın ...’a iadesi ile birlikte üzerine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davaya bakmaya Aile Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, ayrıca müvekkili şirketin taraf sıfatı olmadığını, açılacak davaların muhataplarının ancak işlemi yaptığı iddia olunun ortaklar ya da kişiler olabileceğini, bu sebeple taraf sıfatı bulunmayan şirket yönünden davanın reddinin gerektiğini, boşanma davasının halen devam ettiğini, ayrıca hisse devrinin gerçek iradeyi yansıttığını, dolayısıyla davacının kötüniyetle hareket ettiği ve eldeki davayı açtığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER
Kayseri 2. Aile Mahkemesi'nin ... Esas ve Kayseri 8. Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyaların birer sureti celbedilerek incelenmiştir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin sicil dosyasının bir sureti celbedilmiştir.
Davacı vekilince dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olup, mahkememizce 03/10/2024 tarihli müteferrik karar ile davacının davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile bankalardaki mevduat ve diğer hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik taleplerinin reddine,
davacının davalı ...'ın temsil yetkisinin kısıtlanması yönündeki tedbir talebinin reddine ve uyuşmazlık konusu şirket hisselerine tedbir konulması talebinin davalı ...'a ait olup da diğer davalılar ... ve ...'a devredilen 150 adet hisse bedelinin (sermaye artırımı ile 3.000.000,00-TL'ye çıkarılan) %15'i oranındaki teminat (450.000,00-TL nakit veya bu miktardaki kesin-süresiz teminat mektubu) karşılığında kabulü ile,
teminat yatırıldığında dava konusu ...'ndeki toplam 150 adet (davalı ... hisselerinin 75 adedi, davalı ... hisselerinin 75 adedi olmak üzere) hissenin üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş ve davacı vekilince teminata itiraz edilmesi üzerine mahkememizce teminata ilişkin itirazın da 14/01/2025 tarihli müteferrik karar ile reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalı ... ile aralarında Kayseri 2. Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında boşanma davasının devam etmekte olduğunu, bu doğrultuda yine taraflar arasında Kayseri 8. Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası dosyasında ise mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının derdest olduğunu, davalı ...'ın davacıdan mal kaçırmak iradesiyle ...’ndeki 150 adet payını kardeşleri olan davalılar... ayrı ayrı 75’er adet olmak üzere muvazaalı işlemlerle devrettiğini iddia ederek davalıların yapmış olduğu 01/12/2023 tarihli hisse devrinin muvazaa sebebiyle iptaline karar verilerek 150 adet payın ...’a iadesi ile birlikte üzerine tesciline karar verilmesini talep etmektedir
Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir."
Öte yandan bilindiği üzere 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir.
Yine aynı Kanun'nun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir.
Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Diğer taraftan, muvazaa nedeniyle açılmış olan davalarda davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem, davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK’nin 283/1 m.). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup davanın takip konusu alacağın kaynağının görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur.
Yukarıda açıklandığı üzere somut olayda, davacının muvazaa iddiasıyla davalılar arasında yapılan şirket hisse devrine yönelik tasarrufun iptali isteğinde bulunduğu, davacının, ... hissedarı olmadığı, eldeki dava da, TBK'nın 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, açılan dava TTK'nın 4/1. maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı,
iptali istenen şirket hisse devrinin de davayı mutlak ticari dava haline getirmeyeceği, davacı mevcut boşanma davasının mali sonuçları ile mal rejiminin tasfiyesine dahil mallardaki haklarını korumak gayesi ile borçlunun tasarrufunun iptalini talep ettiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/2/2016 tarih ve 2014/17-2389 E., 2016/129 K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2017 tarih ve 2016/16364 E., 2017/178 K. sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2016/20388-2017/3331 sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2016/416-2016/605 sayılı kararı, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi 2014/11204 Esas 2015/14214 Kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...... E. ... K. Sayılı kararı,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin .... E... K. Sayılı kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin.... E. .... K. Sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin ....E. ....K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin .... E. ... K. Sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. Sayılı kararı,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E... K. Sayılı kararı AYNI YÖNDEDİR.) Açıklamalar doğrultusunda davanın HMK madde 114/1-c gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK madde 115/2 gereğince usulden reddine, hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
14/01/2025 Başkan ... · ¸E-imzalıdır · Üye ... · ¸E-imzalıdır · Üye ... · ¸E-imzalıdır · Katip ... · ¸E-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/726, K. 2025/50, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama