KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/447
- Karar No
- 2024/512
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
Karar Metni
1.577 kelime·8 dk okuma·17 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas No: ... - Karar No: ... T.C.
KONYA "TÜRK MİLLETİ ADINA"
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
VEKİLİ
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 03/04/2023 tarihli dilekçesiyle; müvekkili şirket tarafından, davalı hakkında Konya. İcra Müdürlüğü’nün ...
E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafından 20.02.2023 tarihinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, itiraza konu icra takibinin müvekkilce yemek hizmeti verilmiş olmasından kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunu, müvekkili şirkete yapılan ve yapılmayan ödemelerin ticari defter ve banka kayıtları ile sabit olduğunu,
alacağın varlığı ve meblağı ticari defterler ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 38.198,52 TL takip çıkışlı ve davanın ikame edildiği tarihteki 46.702,60 TL tutarındaki alacağı yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, teminat mukabilinde yargılama sonuna kadar alacağın teminat altına alınması için ihtiyati haciz verilmesini ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. Vekilince Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin adı geçen faturalara istinaden herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından ... Tic. Ltd. Şti. Aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının borca batık diğer şirketine ait borcunu ödemeyerek yeni şirket üzerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığı ve kötüniyetli olarak icra takibine giriştiğini, izah edilen nedenlerle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını beyan etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)" davasıdır.
Mahkememizce Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına ilişkin tüm bilgi ve belgeler UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına konulmuştur.
Mahkememizce 27/11/2023 tarihinde ... bilirkişi raporu alınmış, raporda özetle; davacı tarafın ticari defterlerine göre, Davalı tarafın Davacı tarafa 37.238,40 TL borçlu olduğu, Davacı tarafın Davalı taraftan 37.238,40 TL alacaklı olduğu, 2022 yılı Ticari Defterlerinin kapanış kaydının da bu şekilde olduğu, 2023 yılı muavin hesap dökümlerinde görünen bakiye tutarının mevcut olduğu ve tahsilatına ilişkin herhangi bir ödeme aracının olmadığı, davalı taraf defterlerinde; davacı tarafa 37.238,40 TL borçlu iken Davacı taraf ile arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı tarafa olan borcuna mahsuben.
Dava dışı ... Tic. Ltd.şti.” nin muavin hesabına “cari Hesap Virman” açıklamalı 37.238,40 TL tutarlı yevmiye/muhasebe kaydı yapıldığı ve dolayısıyla Davalı tarafın Davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığı (0) TL, Davacı tarafın Davalı taraftan herhangi bir alacağının olmadığı (0) TL, ve 2023 yılı ticari defterlerine herhangi bir borç/alacak bakiyesinin açılış kaydı gelmediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura.
“Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 27/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı tarafın ticari defterlerine göre, davalı tarafın davacı tarafa 37.238,40 TL borçlu olduğu, borcun tahsilatına ilişkin herhangi bir ödeme aracının olmadığı, davalı taraf defterlerinde; davalı taraf davacı tarafa 37.238,40 TL borçlu iken davacı taraf ile arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı tarafa olan borcuna mahsuben; dava dışı ... Tic. Ltd.şti.” nin muavin hesabına “cari Hesap Virman” açıklamalı 37.238,40 TL tutarlı yevmiye/muhasebe kaydı yapıldığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar davalı tarafça; dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin davacı ile organik bağının bulunması ve dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ye ödeme yapılması nedeniyle, takas-mahsup iddia ve talebinde bulunulmuş ise de, Konya .İcra Müdürlüğünün ... E. nolu dosyasında, borçlunun ... Tic. Ltd. Şti. olduğu ve davalı tarafça, davacı ile ... Tic. Ltd. Şti. arasında organik bir bağ olduğuna yönelik mahkeme kararını sunmak için tanınan süreye rağmen, herhangi bir kararın sunulmadığı dikkate alınarak davacının takas-mahsup talebinin yerinde olmadığına karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının davacıya 37.238,40TL borçlu olduğu kanaatine varılmış, davalı vekiline tanınan kesin süreye rağmen "Davaya konu fatura bedellerinin davacı adına dava dışı ... Ltd. Şti ‘ye ödendiği hususunda" yemin teklifinde bulunulmadığı anlaşılmıştır. Davalının temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, davacının takip tarihine kadar işlettiği faiz talebi reddedilmiş, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/447, K. 2024/512, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama