KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2023/451
- Karar no
- 2024/951
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2021/942
- Karar no
- 2022/948
- Karar tarihi
- 23/11/2022
- Davanın konusu
- İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173)
Karar Metni
2.388 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının borcuna mahsuben 15/08/2021 tarih ve 410.000,00 TL tutarında ve 30/08/2021 tarih ve 410.000,00 TL tutarında 2 adet müşteri çekini ciro ederek davacıya verdiğini, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emirlerinin kesinleştiğini, İİK m.43 gereğince takip yollarının değiştirilerek kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibe dönüştürdüğünü, her iki dosyanın ödeme emrinin de davalı borçluya 01/10/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen borcun ödenmediği ve itiraz edilmediğini belirterek davanın kabulü ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... İİK’nun 171 vd maddesi gereğince açılan kambiyo senedine dayalı iflas yolu ile takibin itirazsız kesinleştiğinden bahisle iflasın açılması istemine ilişkindir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığı iddiasıyla mahkemeden iflas talebinin reddini isteyebilirler.
Bu çerçevede örneğin diğer alacaklılar, borçlunun kendi iflasını sağlamak için gerçek olmayan bir alacak için takip yaptırdığını ve iflas davası açtırdığını ileri sürerek iflas talebinin reddini isteyebilir. İflas davasına müdahil olan alacaklı, iflas davasının muvazaa yapılmak suretiyle açıldığını ispat ettiği takdirde iflas davası reddedilir (Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.3, Ankara | 993, s. 2680-2681).
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki verilere göre, davacı şirket yetkilisi ... ve davalı şirket yetkilisi ... olup, davalı şirket yetkilisi 02/06/2021 tarihine kadar davacı şirket nezdinde SGK'lı çalışan durumundadır.
Tarafların incelenen şirket defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında 2020-2021 yıllarında yaklaşık olarak 11,5 milyon TL'lik ticari ilişki gerçekleştiği, bu ilişkinin yaklaşık 1 milyon TL'lik kısmının faturalı ticari ilişkiye dayandığı, dava konusu çeklerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar, incelenen dosya tutanakları ve savcılık beyanları birlikte değerlendirildiğinde iflas davasının muvazaalı olarak açıldığı kanaati oluşmakla açılan davanın reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; itiraza uğramış bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmelerle bağlı kalınarak hüküm tesis edildiği, bilirkişilerin bağımsız ,tarafsız ve objektif olmadığı, müdahil tarafça sunulan dilekçelerinin tekrar edildiği, ileri sürülen itirazlar dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, şirket yetkililerinin kardeş olduklarının tespiti ile davanın muvazaalı olduğu kanaatine varılmasının hakkaniyete uygun olmadığı,
davalı şirketin iflasına karar verilmesi gerekirken koşullarının oluşup/ oluşmadığını hiçbir şekilde denetlenmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, borçlu şirketten olan borcunu muvazaalı işlemlerle davacıdan tahsil etmeye çalışanın müdahil şirket olduğu belirtilmiştir 2-Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunun delil niteliğine haiz olmadığı, sadece soyut isnatta bulunulduğu ve bilirkişi raporunun kabul edilmediği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla davalı aleyhine başlatılan takibe borçlunun itiraz etmemesi sonucu açılan iflas davasıdır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı iflas yoluyla takip dosyasında; davacı tarafından, 29/09/2021 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. ve müdahil ... Ltd.
Şti. aleyhine, ... seri numaralı, 410.000,00 TL bedelli, 15.08.2021 keşide tarihli çeke dayalı olarak 410.000,00 TL, çek bedeli+ 3.010,00 TL işlemiş faiz +41.000,00 TL karşılıksız çek tazminatı alacağı ve 1.230,00 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 455.240,00 TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün...
Esas sayılı iflas yoluyla takip dosyasında; davacı tarafından, 29/09/2021 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. ve müdahil ... Ltd.
Şti. aleyhine, ... seri numaralı, 410.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak 407.330,00 TL, çek bedeli+ 5.420,84 TL işlemiş faiz + 40.733,00 TL karşılıksız çek tazminatı alacağı ve 1.221,99 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 454.705,83 TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
İİK'nin 173 maddesinde "Borçlu beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veya şikayette de bulunmazsa, alacaklı, bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini istiyebilir.", İİK'nin 156/4.fıkrasında ise "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır.
İİK'nin 176. maddesinin göndermesi ile İİK'nin 156/son fıkrası uyarınca, davacı tarafından iflasın, ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçluyaBakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada 3 Eylül 2021, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyada 8 Eylül 2021 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 11/11/2021 tarihinde yani bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İİK 160. maddesi gereğince davacı şirket tarafından, iflas avansı 18/11/2021 tarihinde yatırılmıştır. İİK'nin 173/2.fıkrasının göndermesi ile İİK'nin 166/2 fıkrasında belirtilen usule göre mahkemece gerekli ilanlar yapılmış, iflas davası 16/12/2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, 18/12/2021 tarihinde ...
Gazetesinde ilan edilmiştir. Asli müdahil ...
A.Ş. vekili tarafından 31/12/2021 tarihinde sunulan müdahale talep dilekçesinde, davalı şirket de muaccel ve ödenmemiş alacakların tahsiline yönelik icra takipleri başlatıldığı, ayrıca davacı ve davalı şirket yetkilileri hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması amacıyla savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, iflas davasına dayalı gösterilen alacağın gerçek bir alacak olup/ olmadığı yani muvazaalı bir takip bulunup bulunmadığını araştırılmasının gerektiği belirtilmiş ve müdahil olarak davaya kabulüne karar verilmesini talep edilmiştir.
Aslı müdahil tarafından sunulan bilgi ve belgelerden davacı ve davalı şirket yetkililerine ilişkin Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/33 E. sayılı dava dosyası ile yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Raporu: SMMM ... ile hukuk bilirkişisi Prof.
Dr. ... tarafından düzenlenen kök raporda özetle; taraflarca ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin tarafların lehine delil niteliğinin mahkeme takdirinde olduğu, rapor içerisinde mali inceleme ve tespitlere ayrıntılı bir şekilde yer verilen tespitlerin özetinin ise şu şekilde olduğu; davacı ticari defterlerinde, ... hesap kodu ile takip edilen davalı cari hesabında.
2020 ve 2021 yılında yanlar arasında 974.070,33 TL'lik faturalı bir ticari ilişki olduğu, iş bu hesapta dava konusu çeklerin kayıtlı olmadığı, davacı ticari defterlerinde 136.31.019 hesap kodu ile takip edilen davalı cari hesabında; davacı tarafından davalıya banka kanalı ile 4.169.632,00 TL ödeme yapıldığı davalı borcuna 5.000.000,00 TL'lik temlikname işlendiği, davalıdan 424.804,24 TL'lik fatura girişi yapıldığı, davalıdan 2 x 410.000,00 TL'lik çeklerin (dava konusu edilen) alındığı,
bu çeklerin karşılıksız çıkması neticesinde tekrar davalı borcuna işlendiği ve neticede söz konusu hesapta davacının davalıdan 9.629.282,13 TL alacaklı gözüktüğü, dava konusu çeklerle ilgili olarak, ilk önce 15.04.2021 tarihinde davacının davalıya ...
Bankası'ndan 820.000,00 TL havale ile avans ödemesi yaptığı, bu avans ödemesine karşılık 26.04.2021 tarihinde davalıdan 2 x 410.000,00 TL'lik dava konusu edilen çekler) çekleri aldığı ve çeklerin karşılıksız çıkması neticesinde 24.08.2021 tarihinde ve 01.09.2021 tarihinde bu çekleri tekrar davalı borcuna işlediğinin gözüktüğü, dava konusu çeklerin keşidecisinin ... , lehdarının ise davalı olduğu, yine davacı ticari defterlerinde, davalı ... adına... firmasına 41.742.879,76 TL ödeme yapıldığı incelemelerde,...'ın davalıdan olan alacağı için davacı nezdinde hacizler uyguladığı,
icra baskısı altında davalı adına...'a ödemeler yapılmak zorunda kalındığı, bu ödemelerin istirdatı için Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/877 E. sayılı davanın ikame edildiğinin, beyan edildiği, neticede; taraflar arasında 2020 ve 2021 yıllarında yaklaşık olarak 11,5 milyon TL'lik bir ticari ilişki gerçekleşmiş gözüktüğü, bu ticari ilişkinin yaklaşık 1 milyon TL'lik kısmının faturalı bir ticari ilişkiye dayanırken, yaklaşık 10,5 milyon TL'lik kısmının ise davacının davalıya sağladığı finansmandan kaynaklandığı, davacı şirket yetkilisi ... ile davalı şirket yetkilisi ...'ın kardeş oldukları, davalı şirket yetkilisi ...
24.05.201-02.06.2021 tarihleri arasında davacı şirket de SGK'lı çalıştığı, davalı şirket yetkilisi ...'ın (....com adresinden yaptığı bazı mail yazışmaları bulunduğu, dosyaya müdahil firma tarafından sunulan davalıya ait ... faturasında 01.05.2021-31.05.2021 tarihinde ... firmasının ... Mah. ... Sok. ...
Blok No....Bağcılar/İstanbul gözüktüğü (davacıya yakın bir adres), davalı şirketin ise 01.09.2020-10.08.2021 tarihleri arasında Sakarya adresinde faaliyet gösterdiği, davalı ...'in ticari defterlerinde Makine Tesis ve Cihazlar hesabının incelenmesinde. Maske Makinelerinin 2020 yılında alındığı, kaydi değerinin 8.880.000,00 TL olduğu, bu makinelerin 15.06.2021 tarihinde ...
Konfeksiyon Ürünleri firmasına 1.868.994,00 TL bedelle satıldığının gözüktüğü, yine davalıya ait 1.050.000,00 TL bedelli Ambalaj Makinelerinin direk zarar hesabına atılarak kayıtlardan çıkarıldığı, 2021 yılında alınan 1.650.000,00 TL'lik Ambalaj makinesinin de 498.398,40 TL bedelle yine ... Konfeksiyon firmasına satıldığının gözüktüğü, ayrıca yine 15.06.2021 tarihinde davalının stoklarının ...
Konfeksiyon firmasına satıldığının gözüktüğü, yapılan mali tespit ve diğer genel tespitler neticesinde. İflas isteminin muvazaalı olduğu hususunda emarelerin ağır bastığı, söz konusu unsur her ne kadar içsel bir unsur olsa da, ortaya çıkan olgular ve yukarıda detaylı olarak yapılan tespitler sonucunda istemin muvazaalı olduğu hususunda görüşünün ağır bastığı ve bu sonuca varmanın mümkün olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda özetle; kök raporda yer alan tespitleri değiştirecek herhangi bir husus ve veri bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan ve Prof. Dr. ... ile SMM uzmanı ... tarafından düzenlenen bilimsel mütalaa'da özetle.
29.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda ki değerlendirmelerin birbiriyle örtüşmediği, kök ve ek raporda taraflar arasında 2021- 2021 yıllarında yaklaşık olarak 11,5 milyon TL'lik ticari ilişki gerçekleşti ve bunun yaklaşık 1 milyon TL'lik kısmının faturalı bir ticari ilişkiye dayandığının tespit edilmiş olmasına rağmen neden muvazaalı olarak değerlendirildiğinin anlaşılamadığı,
davacı şirketin alacağının gerçek bir alacak olduğunun tespit edildiği bu nedenle borcu ödemesi için son bir kez fırsat verilerek depo kararı oluşturulması gerektiği, davacı şirketin davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu taksit tutarı kadar gerçek bir alacak ilişkisi bulunduğunu bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davaya konu 2 adet çek yönünden tahsilat olarak kayıt altına alınmış sonrasında karşılıksız çıkması nedeniyle tekrar ters kayıt yapılmak suretiyle davalı cari hesabına borç kaydedildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki hacminin 11,5 milyon değil 6,5 milyon olduğu ve bakiye alacak tutarının 4.629.282,13 TL olarak hesaplandığı,
tutarının içinde davaya konu 2 adet çekin de bulunduğu ve davacı şirketin davalı şirkete fazladan ödediği tutanın 3.744. 824,76 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş olup, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Kambiyo senedine istinaden düzenlenen iflas yoluyla takipte İİK m 176 uyarınca ödeme emrine itiraz veya şikayet olmaması halinde iflas takibi kesinleşir .yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere İİK m. 176;156/4 iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene sonra düşer.
Ticaret mahkemesi, yapacağı şekilde bir inceleme neticesinde; -Beş gün içinde ödeme emrine itiraz ve şikayet edilmediğini, -Ödeme emrinin kesinleşmesine rağmen borcunun ödenmediğini veya müdahale ve itiraz eden alacakların itirazının yerinde olmadığı, kanaatine varması halinde; borçluya faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ödemesi veya o miktarın meblağı mahkeme veznesine depo etmesi için, İİK'nin 158. maddesine göre depo kararı verir. (bkz.
Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, s:684) Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususundaki anlaşmalara denir. Muvazaanın tanımından da anlaşılacağı üzere, tarafların başkalarını aldatmak amacıyla yaptıkları görünürdeki işlem kural olarak geçersizdir (Deynekli, Kısa, s. 144).
Somut davada, davacı ile davalı arasında muvazaaya dayalı bir ticari ilişkinin bulunup/bulunmadığı dosyadaki tespitler ışığında incelenmiştir.
Yapılan incelemeler sonucunda, davalı şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ...'ın kardeş oldukları, davalının 01.09.2020-10.08.2021 tarihleri arasında faaliyet adresi Sakarya olarak gösterilse de, davalıya ait ... faturasında adresinin Bağcılar /İstanbul olarak göründüğü, davalı şirket yetkilisinin 24.05.2021 ile 02.06.2021 tarihleri arasında davacı şirketde SGK'lı olarak çalıştığı, davacı ticaret defterlerinde 120.01.811 hesap kodu ile takip edilen davalı cari hesabında 2021-2021 yılında taraflar arasında 974.070,33 TL'lik faturalı ticari ilişki olduğu, ancak iş bu hesapta dava konusu çeklerin kayıtlı bulunmadığı,
136.31.019 hesap kodu ile takip eden cari hesap da ise davacı tarafından banka kanalıyla davalıya 4.169.632 TL ödeme yapıldığı, 12.04.2021 tarihli temlik sözleşmesiyle davacının dava dışı ...
Şti.'den olan 5.000.000,00 TL alacağını davalıya temlik ettiği ve temlik sözleşmesi uyarınca davalıya 5.000.000,00 TL borç kaydedildiği, davalıdan 424.804,24 TL'lik fatura girişinin yapıldığı ve dava konusu edilen çeklerin alındığı bu çeklerin karşılıksız çıkması sonucunda tekrar davalı borcuna işlenmesi ile söz konusu hesapta davacının 9.629.282,3 TL alacaklı göründüğü, işbu çeklerle ilgili davalıya 820.000,00 TL havale ile avans ödemesi yapıldığı ve bu avans ödemesine karşı dava konusu çeklerin alındığı ve çeklerin tekrar karşılıksız çıkması neticesinde 24.08.2021 ve 01.09.2021 tarihinde bu çeklerin tekrar davalı borcuna işlendiği,
bu hesap kodunda ticari bir nedene dayanmayan alacaklar takip edildiğinden bilimsel olarak davacının davalıya ödediği bedellerin ticaret defterlerine 136 hesap koduna işlediğinden davacının alacaklı olduğu bedelin ticari bir nedene dayanmayan ve davalıya ticari nedenle dayanmayan ödemeler yapıldığı için finansman sağlanması olarak değerlendirildiği ,taraflar arasında 2021- 2021 yıllarında yaklaşık 11,5 milyon TL'lik ticari ilişki gerçekleşmiş ise de bu ilişkinin yaklaşık 1.000.000,00 TL'lik tek kullanım faturalı ilişkiye dayandığı, 10,5 milyon TL'lik kısmının ise davacının davalıya sağladığı finansmandan kaynaklandığı,
davalı şirket yetkilisinin ''...
GRUBU'' imzalı mail adresi ile ticaret faaliyete ilişkin yazışmalar yaptığı, müdahil firma tarafından da taraflar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğuna dair birçok iddianın bulunduğu, davalının ticaret defterlerinde makine tesis ve cihazlar hesabının incelenmesi sonucunda, maske makinelerinin 2020 yılında alındığı ve kaydi değerlerinin 8.880.000,00 TL olduğu, bu makinelerin 15.06.2021 tarihinde de dava dışı konfeksiyon ürünleri firmasına 1.868.994 TL bedelle satıldığı,
aynı şekilde davalıya ait 1.050.000,00 TL bedelli ambalaj makinelerinin direkt zarar hesabına atılarak kayıtlardan çıkarıldığı ve 2021 yılında alınan 1.650.000,00 TL bedelli ambalaj makinesinin yine aynı dava dışı firmaya 498.398,40 TL bedelle satıldığı yönündeki tespitler uyarınca;
mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmesinin dosya kapsamına uygun ve mevcut hayatın olağanına aykırı bu tespitler uyarınca taraflar arasında muvazaa olduğu ve alınan uzman mütalaasına da bu nedenle itibar edilemeyeceği yönünde kanaat oluştuğundan aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı,
davalı ve davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınması gereken 427,60'ar TL istinaf karar harcından, taraflarca toplamda yatırılan 359,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 495,40 TL'nin istinaf eden taraflardan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
03/07/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2023/451, K. 2024/951, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama