KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/22
- Karar No
- 2025/795
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
Karar Metni
1.289 kelime·6 dk okuma·17 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak. Davacı müvekkili şirket tarafından davalı borçlu aleyhine Konya. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe 13/12/2024 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, davalı itirazının haksız olduğunu, icra takibinin dayanağı olan faturalara ait bilgilerin yine takip dayanağı olarak sunulan cari hesap dökümünde tek tek yer aldığını, davalı tarafından yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra takibe dayanak 35 adet faturadan kaynaklı olarak Müvekkilinin bakiye 235.150,18 TL alacağı bulunduğunu, takibe dayanak fatura suretlerinin ekte sunulduğunu, ilgili faturaların hiçbirine yasal süresi içinde itiraz etmeyen davalının fatura borçlarının bir kısmı için kısmi ödemeler yaptığını,
ödemediği bakiye kısım için ise dava konusu takibin başlatıldığını, davalı tarafça faturalara ve içeriklerine itiraz edilmediği için davalı tarafın TIK 21/1 maddesi gereği faturaları ve içeriklerini kabul etmiş sayıldığını, müvekkili şirket tarafından fatura içeriğindeki hizmetlerin fatura içeriğine uygun olarak eksiksiz, sorunsuz ve ayıpsız olarak verildiğini ve müvekkili şirketin yükümlülüklerin tamamını yerine getirdiğini, ancak davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bilirkişi incelemesi yapıldığında müvekkili şirkete farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda ödeme yapılmışsa da fatura tutarlarının tamamının ödenmediğini,
cari hesap dökümünde görünen kadar bakiye borç kaldığını beyanla, davanın kabulü ile davalı itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın 9620'inden aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış olup, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmıştır. Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2025 tarihli cevabi yazısı dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinin 235.150,18 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaya dayalı cari hesap ilişkisinin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının icra takibine konu faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... ... E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura.
“Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve (... ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile davacıya ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu cari hesap nedeniyle davalının takip tarihi itibarıyla 229.534,20 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça defterleri ibraz edilmemiş defter ibrazından kaçınılmıştır. Bu durumda davacının defterlerine göre davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın olsa haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/22, K. 2025/795, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama