KÜNYE
- Mercii
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/444
- Karar No
- 2023/742
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2023
Karar Metni
2.814 kelime·14 dk okuma·25 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI : 1-
VEKİLİ
: 2-
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu14/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle. 31/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin kullanmakta olduğu ... plakalı motosiklete çarptığını, davalı ...'ın araç sürücüsü ve maliki olarak diğer davalı ...
Sigorta şirketinde araç sigortacısı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, meydana gelen kazada davalının aracını dikkatsiz, tedbirsiz ve hızlı kullanması ile tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığını, müvekkilinin harp okullarına sınavına girmeye hak kazandığını ancak kaza nedeniyle sınava giremediğini, kaza nedeniyle Akşehir C.
Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, kaza nedeniyle davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sigorta şirketince bir ödeme yapılmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir netice alınamadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları ve Yargıtay içtihatlarınca takdir edilecek tazminat miktarlarının tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, manevi tazminat yönünden de caydırıcılık unsuruna ağırlık verilmesi gerektiği ve kişi haklarının herşeyin önünde geldiğinin vurgulandığını beyanla ileride arttırılmak üzere şimdilik 4.000,00TL geçici iş göremezlik, 40.000,00TL sürekli iş göremezlik,
3.000,00TL bakıcı gideri ve 3.000,00TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere 50.000,00TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla ve sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, diğer davalı yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen.
100.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 18/10/2023 havale tarihli feragat dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi ile poliçe limitleri ile sınırlı olarak sulh olduklarını, bu davalı yönünden sigorta poliçe limitleri kapsamında davadan feragat ettiklerini, diğer davalı yönünden bakiye alacaklarına ilişkin taleplerinin devam ettiğini beyan etmiştir.
Davacı vekili 18/10/2023 tarihli duruşmadaki beyanlarında; sigorta şirketi yönünden tamamen, limit ve yapılan ödeme miktarınca maddi tazminat talebimiz açısından diğer davalıdan olan taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 30/10/2023 havale tarihli dilekçesinde özetle; alınan son hesap raporu doğrultusunda geçici iş göremezlik taleplerini 9.570,15TL'ye; sürekli iş göremezlik taleplerini 2.437.262,17TL'ye; bakıcı gideri taleplerini 3.753,00TL'ye; SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri taleplerini 2.250,00TL'ye yükselttiklerini, toplamda 2.452.835,32TL maddi tazminat taleplerinin olduğunu, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... sigorta vekili mahkememize vermiş olduğu 08/07/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kazaya karışan ... plakalı aracın sigortacısı olduğunu, sigorta limitinin 500.000,00TL olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limitleri ve kazadaki kusur oranlarıyla sınırlı olduğunu, davacı tarafın sakatlık tazminatı talep etmesi için ilgili yönetmelik uyarınca davacıya sağlık raporu aldırılması ve maluliyet durumunun tespit edilmesi gerektiğini, kusur durumu ve maluliyet durumunun tespiti sonrası aldırılacak hesap raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosunun dikkate alınarak rapor aldırılması gerektiğini,
davacı tarafın tedavi, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, bu taleplerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ve dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacının kask takmadığı,
ehliyet belgesinin yetersiz olduğu ve alkollü olduğunun tespit edildiği bu nedenle tazminat hesaplanırken bu durumların dikkate alınarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ın usulüne uygun yapılan tebligata rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı, katılmış olduğu duruşmada davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Mahkememizce, kazaya karışan aracın ve motosikletin trafik kayıtları, Akşehir . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Akşehir Devlet Hastanesinden davacının tedavi evrakları celp edilmiş, davacının ve davalı gerçek kişinin nüfus kayıtları dosya arasına alınmış, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, poliçe ve bu poliçe kapsamında müracaat ve ödeme olup olmadığı araştırılmış, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, N.E.Ü. Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden maluliyet raporu, trafikçi bilirkişiden kusur raporu, aküerya bilirkişisinden hesap raporları alınmıştır.
Akşehir . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekisinin mahkememiz dosyası davacısı, sanığının mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 31/03/2022 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sebebiyle her iki davalıdan maddi tazminat ve ayrıca sadece davalı ...'tan manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacının uğradığı zararını türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ... adına hususi otomobil vasıflı olarak tescilli olduğu, kaza sırasında sürücüsünün de adı geçen davalı olduğu ve bu aracın davalı sigorta şirketinin 07/01/2022-07/01/2023 tarihli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma ve tedavi gideri poliçe teminat limitlerinin 500.000'er TL olduğu dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Adli Trafik bilirkişisi tarafından düzenlenip mahkememize sunulan ve hükme esas alınan 08/12/2022 havale tarihli kusur raporunda; "... plakalı Otomobil Sürücüsü ...' bu kazanın oluşumunda %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kural ihlalinin olduğu; ... Plakalı Motosiklet Sürücüsü ...' ise bu kazada %25 (yüzde yirmi beş) oranında kural ihlalinin olduğunu tespit etmiştir.
Konya BAM . Hukuk Dairesinin benimsediği uygulama nazara alınarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre aldırılan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26/01/2023 tarihli maluliyet raporda; Davacının oluşan kazada yaralanmasının kalıcı sakatlık/sürekli iş göremezlik niteliğinde olup arızanın %31,3 oranında olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 3.000,00TL olarak değerlendirildiği, 1 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı bildirilmiştir.
Yukarıda sözü edilen kusur raporu ve adli tıp raporu esas alınmak suretiyle aktüerya hesap bilirkişisi tarafından düzenlenip mahkememize sunulan 23/10/2023 havale tarihli hesap raporunda;
1-Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 9.570,15TL,
2-Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının;
a-)%44,2 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 2.437.262,17TL,
b-)%31,3 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 1.443.382,64TL,
3-)İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ; 3.753,00TL,
4-)Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının; 2.250,00TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 18/10/2023 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde bulunan ibraname/feragatname ve makbuz başlıklı belgenin incelenmesinde; dava konusu taleplere karşılık olarak 500.000,00TL asıl alacak, 9.458,83TL yargılama gideri, 66.700,00TL vekalet ücreti, 27.250,00TL faiz, 45.000,00TL icra vekalet ücreti olmak üzere 648.408,83TL tazminat hesaplandığı, vekalet ücretleri için stopaj ve KDV oranlarının mahsubu ile 620.483,83TL tazminat bedelinin ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ne var ki, dosyaya sunulan ibranamede, poliçe teminatının tamamı üzerinden davalı sigorta şirketi ile davalı araç işleteni ve aynı zamanda araç sürücüsünün ibra edildiği açıkça belirtilmiştir.
Bu sebeple sürekli iş göremezlik zararı için kaza tarihinde geçerli teminat limiti olan 500.000,00TL üzerinden, diğer tazminat kalemleri olan ve teminat limitinin aşağısında kalan geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve tedavi giderinin ise tamamı üzerinden her iki davalının da ibra edildiği neticesine varılmıştır.
Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, sigorta şirketine verilen ibrada sigortalı teminat miktarının tamamı kadar, sürücü ise ödenen tazminat miktarı kadar zarardan ibra olur. Buradan hareketle davalının poliçe teminat limitlerinin tamamı kadar zarardan ibra olduğu neticesine varılarak hüküm buna göre tayin edilmiştir.
Öte yandan, davalı sigorta şirketi için açılan maddi tazminat davasından feragat edildiğinden, adı geçen davalı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve bu bağlamda feragat ödemeye dayalı olarak yapıldığından sigorta şirketi lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.
Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır.
Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olup olmadığının belirsiz olarak işaretlenmesi, soruşturma dosyası içerisinde bunun aksi yönde bir beyan ve delilin bulunmaması nazara alındığında müterafik kusur indirimine gidilmemiştir. Davacıların manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde. "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar.
Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir.
Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır.
Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. (Konya BAM. Hukuk Dairesi 19/06/2020 tarih ... Esas ... Karar)
Bu itibarla yukarıda açıklanan ilkeler, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ceza dosyasındaki deliller, hükme esas alınan kusur raporu, davacının çekmiş olduğu ıstırap ve olay tarihinde paranın satın alma gücü birlikte değerlendirilerek davacının manevi tazminat talebinin kabulü gerekmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava konusu trafik kazası 31/03/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlükte olduğundan davacının sürekli iş göremezlik durumu tespit edilirken bu yönetmelik hükümleri esas alınması gerekirken Çalışma Gücü Yönetmeliği hükümlerine göre aldırılan raporun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı kanaatindeyim.
Öte yandan Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır.
Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır.
Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davanın kabulü gerekirken aksi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (Yargıtay. Hukuk Dairesinin 27/09/2022 tarih ... esas, ... karar sayılı ilamı)
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/444, K. 2023/742, 6 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama