KÜNYE
T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2022
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/993 Esas - 2022/1583
- Esas no
- 2022/993 Esas
- Karar no
- 2022/1583
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 07/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/01/2023
Karar Metni
1.069 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile... Yönetim A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifleri ile aynen devir almak suretiyle birleştiğini, ticaret sicilinden terkin edilen... Ltd. Şti.'nin 1.000.000,00-TL bedelli bireysel kredi sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği ödemelerini ve edimlerini yerine getirmediğinden terkin edilen şirkete ihtarname gönderildiğini, Sakarya... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, 6102 sayılı TTK. Geçici 7. Maddesi 15. Fıkrası uyarınca Sakarya .... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında borçlu şirket olarak yer alan ve ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan...Ltd. Şti.'nin ihyasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili terkin işleminin hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Sakarya Ticaret Sicili Müdürlüğünden şirketin terkinine ilişkin kayıtlar getirtilmiş, şirketin 30/12/2013 tarihinde TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen sicilden silindiği anlaşılmıştır.
İhyası talep edilen şirket hakkında yapılan Sakarya ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası uyaptan celp edilmiş, bu takibin terkin tarihi itibariyle derdest olduğu önceki esas numarasının...Esas ve daha önceki esas numarasının ise ... Esas olduğu anlaşılmıştır.
Dava sicilden TTK nun geçici 7. Maddesi gereğince resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektirler. Geçici 7. maddenin 2. fıkrası gereğince davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere anılan madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre davacı sıfatıyla açılmış bir davası bulunan yahut aleyhine açılan bir davada davalı sıfatıyla yer alan yada (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2008/7980 E. 2009/12584 K. sayılı 7.12.2009 tarihli ilamında da belirtildiği üzere) şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinin ilan edildiği tarihinden önce şirket aleyhine başlatılmış bir icra takibi bulunduğunda şirket hakkında anılan geçici madde kapsamında re’sen terkin işlemi yapılamaz.
Geçici 7. maddenin 2. fıkrasının uygulanması için şirketin davacı veya davalı sıfatıyla yer aldığı davaların ve icra takibinin, şirketin terkin tarihinden önce açılmış ve derdest nitelikte olmaları zorunludur.
Bu çerçevede geçici 7. madde kapsamında terkini amaçlanan şirketin taraf olarak yer aldığı bir davanın yada aleyhindeki icra takibinin bulunmasına rağmen yapılacak re’sen terkin işlemi, aynı maddeye aykırılık teşkil edecek olup hukuka uygun bir terkin olarak nitelendirilemez.
Bu tür sebeplere dayalı olarak açılan davada şirketin ihyasını talep eden davacı, ticaret sicil müdürlüğünce münfesih kabul edilerek terkin edilen şirketin varlığını devam ettirdiğini veya re’sen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiğini ileri sürerek bir nevi gerçekleştirilen terkin işleminin iptalini istemekte olup davanın kabulü hâlinde verilecek olan ihya kararı da şirketin terkin işleminin iptali niteliğinde olacaktır.
Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez.
Zira hukuka aykırı şekilde geçici 7. madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasıdır. Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır.
Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez.
(Yargıtay HGK 2017/11-3184 E. 2021/1107 K.)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 33. maddesinde yer alan “Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.” ilkesi uyarınca maddi olayları açıklamak taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak hâkime ait bir görevdir. Hukuksal nitelendirmenin yapılabilmesi için bir yandan dava dilekçesinde öne sürülen maddi olgular tespit edilmeli, bir yandan da davacının talebi ve davayı açmaktaki amacı doğru bir şekilde değerlendirilmelidir.
Somut olay incelendiğinde; ihyası istenen dava konusu... Limited Şirketi'nin aleyhinde 6102 sayılı TTK nun geçici 7 maddesi gereğince resen terkin tarihi 30/12/2013 itibariyle ve halen derdest olan Sakarya .... İcra Müdürlüğünün...tarihinde açılan ... (... Eski Esas-...
Eski Esas) sayılı icra dosyasının bulunduğu, bu haliyle anılan şirketin Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünce... tarihinde TTK geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden resen terkin işleminin o tarihte devam eden icra takibinin varlığına rağmen gerçekleştirilmiş olması sebebiyle hukuka aykırı ve usulsüz olduğu (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2008/7980 E. 2009/12584 K. sayılı 7.12.2009 tarihli ilamı) anlaşılmakla davanın kabulüne, anılan şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasına,
bu kapsamda 30/12/2013 tarihli resen terkin işleminin iptaline karar verilmiş, TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye söz konusu olmayıp şirket terkinden önceki statüsüne kavuşacağından ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanmamıştır.
Dava basit yargılama usulüne tabidir. HMK’nın 320’nci maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir.
Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme yada tahkikat duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür.
Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-2924 Esas 2018/1935 Karar)
Başkan... · e-imzalıdır · Üye... · e-imzalıdır · Üye... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/993, K. 2022/1583, 27 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama