KÜNYE
- Mercii
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/37
- Karar No
- 2018/44
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2018
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·13 bölüm
+T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2015/37 Esas - 2018/44 T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
2015/37 Esas
KARAR NO : 2018/44
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI :... VEKİLİ : ... DAVALI : ...
DAVA
Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 13/01/2015
KARAR TARİHİ : 18/01/2018
KARARIN YAZ. TARİH : 24/01/2018
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili 13/01/2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...
A.Ş ye ... poliçe ve ... hasar nolu KTK Zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan davalı ...'ın maliki ve dava dışı ...'nun sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, 23/07/2010 tarihinde yaya ...'e çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, mezkur kazada davalı sigortalıya ait aracın sürücüsünün alkollü ve ehliyetsiz olması sebebiyle asli kusurlu olduğunu, mezkur kaza neticesinde müvekkili sigorta şirketince malül ...'e zorunlu trafik poliçesi kapsamında ödeme tarihi olan 11/06/2014 tarihinde 26.683,25 TL ödeme yapıldığını,
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Sigortacının İşletene Rücu Hakkı" başlıklı B4 maddesinde, "Tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa ve tazminatı gerektiren olay aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre;
gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevkedilmesi sonucunda meydana gelmiş ise ödemede bulunan sigorta şirketi, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir" denildiğini belirterek işbu davanın sonuna kadar hasara sebebiyet veren davalının maliki olduğu ... plakalı aracın 3. şahıslara devir ve satışının önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasını,
HMK 107 gereği şimdilik 26.683,25 TL alacağın fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihi olan 11/06/2014 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte masraf ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevabi beyanda bulunmayarak davanın inkarı yoluna gittiği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Sigorta poliçesi, kaza tensip tutanağı, tedavi evrakları ve tüm dosya kapsamı.
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE
Dava, davalı ...'a ait olan ve davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalanan ... plakalı aracı dava dışı ...'nun alkollü ve ehliyetsiz olarak sevk ve idare ettiği sırada dava dışı yaya ...'e çarpması nedeniyle, davacı sigorta şirketi tarafından mağdura yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili istemi ile açılan tazminat davasıdır.
Davanın 13/01/2015 tarihinde açıldığı sabittir.
Mahkememizce 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında öncelikle görev açısından inceleme yapılmıştır.
6502 sayılı yasanın 2. maddesi ile her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaların bu kanun kapsamında olduğu belirlendikten sonra, 3. maddesi ile buna yönelik tanımlar yapılmış ve 3. maddenin I bendinde açıkça tüketici işlemi tanımlanmış olup, buna göre "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin" tüketici işlemi olarak tanımlandığı anlaşılmaktadır.
Yasanın bu tanımında "ve benzeri sözleşmeler" kavramı ile bu kapsamda değerlendirilmesi gereken sözleşmelerin, yasa metninde sayılan sözleşmelerle sınırlı olmadığı, sayılanlar dışında, bir tarafın tüketici olduğu bütün sözleşmelerin (Bireysel Kredi Kartı, Banka Tüketici Sözleşmeleri, Kasko poliçeleri, ZMMS poliçeleri, Satım Sözleşmeleri, Bireysel Emeklilik Sözleşmeleri ve benzeri sözleşmelerin) bu yasa kapsamında olduğu sabittir.
Yine yasanın tanımında yalnızca sözleşme tanımı ile yetinilmediği, benzeri her türlü "hukuki işlem" kavramının da yasa kapsamında değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, hukuki işlem kavramı, sözleşme kavramından daha geniş bir kavram olup, sözleşme tanımında ikili bir hukuki ilişki mevcut iken, hukuki işlem kavramında ise bu husus zorunlu olmayıp, tek taraflı yapılan bir işlemin dahi bu kapsamda yer alması mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, yasanın bir işlemi tüketici işlemi sayma konusunda, sözleşmelerle, hukuki işlemler arasında bir fark gözetmediği açıkça anlaşılmaktadır.
Mahkememizce bu tespitten sonra, 6502 sayılı yasanın görev hükümlerinin uygulanma tarihlerinin tespiti yönünde inceleme yapılmıştır. Buna göre yasanın 73. maddesi ile açıkça, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlılara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu açıkça belirlenmiş, 83/2. maddesi ile açıkça "taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olması,
bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği" düzenlemesi ile tüketici açısından diğer yasalardaki görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin uygulanmayacağı, 6502 Sayılı Yasanın görev ve yetki kurallarının uygulanacağı açık ve tartışmasız olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasanın amacının tüketiciyi korumak olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Mahkememizce ayrıca, aynı yasanın geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesi düzenlemesi de incelenmiş olup, buna göre, her ne kadar tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemlerin hangi kanun yürürlükte iken, gerçekleşmiş ise, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanması düzenlenmiş ise de, 2/a maddesinin "bu kanunun yürürlüğünden önce kurulan ve halen geçerli sözleşmelerin, bu kanuna aykırı hükümleri yürürlük tarihinden itibaren uygulanmaz" hükmü ile açıkça kamu düzenini ilgilendiren görev gibi hususlarda derhal uygulama ilkesini benimsediği anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında olaya bakıldığında, davalının bu anlamda tüketici olduğu, davacı sigorta şirketinin düzenlediği ZMMS poliçesinin, davalı açısından tüketici işlemi niteliğinde olduğu, sigortalı aracın hususi araç olduğu, yargılamanın bir bütün olarak özel nitelikte bulunan Tüketici Mahkemesinde yapılması gerektiği, açıkça anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davaya konu sözleşmenin, tüketici işlemi olması, Tüketici Yasası uyarınca ZMM sigorta poliçelerinden kaynaklanan sigortalıya rücu edilmesine ilişkin uyuşmazlıklara, taraflardan birinin tüketici olması nedeniyle, Tüketici Mahkemelerinin bakması gerektiği, tüketiciyi koruyucu nitelikte 6502 sayılı yasanın yürürlüğe girmiş olması, bu yasanın 3, 73, 83. ve geçici 1. maddesi hükümleri bir arada düşünüldüğünde, davaya konu uyuşmazlığın mahkememizin görev alanına girmediği, Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girdiği Yargıtay 17. H.D 2015/611E 2017/6702K, 2016/15046E 2017/7846K sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, görevsizlik kararı vermek gerektiği sonuç ve kanısına varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/37, K. 2018/44, 18 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama