KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2018
- Esas no
- 2015/50 Esas
- Karar no
- 2018/14
- Dava
- Alacak (Acentalık Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/01/2015
Karar Metni
2.558 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentalık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle.
Müvekkilinin Alman yasalarına göre kurulmuş uluslararası acentelik işleri alanında faaliyet gösteren bir şahıs işletmesi olduğunu, merkezinin Almanya'nın Zweibruccken şehrinde olduğunu, müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasında Temmzu 2003'te yapılan müzakerelerin ardından müvekkilinin Almanya'da belirli bölgelerde ...'ün acenteliğini yapması hususunda mutabakata vardıklarını, ... tarafından 07/08/2003 tarihinde gönderilen sözleşmenin 1. maddesi ile davalı şirketin müvekkil şirkete tek temsilci olarak Almanya’da posta kodu 35. 40-47, 5, 6, 7,
8 posta kodu ie tanımlanmış bölgelerin tümünde ve ekte bulunan 5. sayfadaki haritada 90-97 posta kodu ile belirtilen bölgelerde de tam işlenmiş çelik parçaların satışı konusunda görevlendirdiği, sözleşmenin 5. maddesi ile müvekkili kanalıyla yapılacak direkt ya da dolaylı her satıştan ex-works veya FOB mal bedeli üzerinden ...’a % 5 komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 10. Maddesi ile de taraflardan birinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi halinde diğer tarafa ödemesi gereken acentelik tazminatının düzenlendiği,
söz konusu sözleşme taraflarca imzalanmamış ise de bu sözleşme ile bir acentelik ilişkisi kurulduğu konusunda ve bu sözleşmedeki hükümler üzerinde taraflar arasında sözlü bir mutabakat oluştuğu ve 10 yılı aşan bir süre ile bu sözleşmenin uygulandığı, müvekkilinin davalı şirket için gösterdiği özverili çalışmanın etkisiyle işbirliği süresince her yıl önemli ciro artışları sağladığı, davalı şirketin bu işbirliğinin olumlu gelişimine rağmen 27.02.2014 tarihli fesih bildirimi ile taraflar arasındaki ilişkinin bir aylık fesih bildirimi süresini müteakip 31.03.2014 tarihi itibariyle feshedileceğini bildirdiği,
müvekkilinin Almanya’daki on yılı aşkın başarılı çalışmasıyla Almanya’da davalı için bir pazar oluşturmasından sonra davalının artık bu hazır pazara yapacağı satışlarda müvekkiline komisyon ödememek için sözleşmeyi feshettiği, MÖHUK m. 24 uyarınca ihtilafın çözümünde Almanya hukukunun uygulanmasının gerektiği, sözleşmenin 8. maddesine göre başlangıçta 31.08.2003’ten 31.12.2005’e kadar öngörülen sözleşme süresinin, bitiş tarihinden iki ay öncesine kadar yazılı olarak feshedilmedikçe 2 yıllık sürelerle kendiliğinden uzayacağı,
buna göre sözleşmenin 27.02.2014 tarihinde yapılan fesih bildirimi ile ancak bir sonraki dönem sonu olan 31.12.2015 tarihinde feshedilebileceği, bu sebeple mevcut feshin haksız olduğu, bundan dolayı haksız feshin sonucu olarak fesih tarihinden olağan fesih dönemi sonuna kadar olan dönem için (31.03.2014 – 31.12.2015) müvekkilinin uğradığı gelir kaybının davalı şirket tarafından tazmin edilmesinin gerektiği, ayrıca müvekkilinin acentelik sözleşmesinin sona ermesinin olağan sonucu olarak denkleştirme (portföy) tazminatına da hak kazandığı,
bununla ilgili de sözleşmenin 10. maddesinde sözleşmenin 5 yıldan uzun sürmesi halinde son 5 yılda davacı tarafından sağlanan satış rakamları ortalamasının % 5’inin tazminat olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, Alman Ticaret Kanunu’nun 89b II. maddesine göre acentelik sözleşmesinin haklı bir sebebe dayanılmaksızın sona erdirilmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanacağı, bu tazminatın tutarının acentenin son 5 yılda kazanmış olduğu yıllık komisyon ortalaması alınarak tespit edileceği,
Türk hukukunun uygulanması ihtimalinde de Türk hukukundaki yasal düzenleme gereği olarak da davalı şirketin müvekkiline denkleştirme (portföy) tazminatı ve sözleşmenin fesih ihbar süresine uyulmaması nedeniyle tazminat ödemesinin gerektiği, davalı şirketin müvekkili ile olan acentelik sözleşmesini haklı bir sebebe dayanmaksızın feshetmesi sebebiyle müvekkil şirkete denkleştirme tazminatı ödeme ve ihbar süresini beklemeksizin çalışmayı sonlandırması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararı tazmin etme yükümlülüklerinin doğduğunu, fazlaya dair talep, dava ve haklar saklı kalmak kaydıyla,
müvekkilinin hak etmiş olduğu denkleştirme (portföy) tazminatının son beş yılda hak edilen komisyon ortalaması tutarında hesaplanıp yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporları ile belirlenecek meblağa yükseltilmek üzere şimdilik 2.000 Euro’nun sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca dövize uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline,
acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi sebebiyle taraflar arasında uygulanan sözleşmenin fesih maddesi doğrultusunda sözleşmenin 31.12.2015 tarihine kadar devam etmesi gerekeceği açık olduğundan müvekkilinin sözleşme bu tarihe kadar devam etmiş olsa idi elde edeceği kar olarak (mahrum kalınan kar) yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporları ile belirlenecek meblağa yükseltilmek üzere şimdilik 2.000 Euro’nun sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre dövize uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 04/07/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davasının ıslah ettiği ve neticeten 39.422,31- Euro denkleştirme tazminatı ile 24.638,94-Euro yoksun kalınan kâr bedeli tazminatın 31/03/2014 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca dövize uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davacının iddia ettiği gibi davaya Alman hukuku değil Türk hukukunun uygulanmasının gerektiği, davacının acente olmadığı ve ticari işler tellalı ya da Borçlar Kanununda düzenlenen simsar kavramı ile benzeştiği, bu nedenle olaya Türk hukukunun uygulanmasının gerektiğini, davacının iddialarını dayandırdığı metnin müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen ancak taraflar arasında hiç tartışılmamış ve anlaşmaya varılmamış bir metin olduğu ve bu nedenle yok hükmünde olduğu, davacının müvekkili şirketle iş ilişkisinin tanımının hiçbir şekilde acente olmadığı,
davacının davalı şirket ile “ticari işler tellalı” veya Borçlar Kanununda düzenlenen “simsarlık” kurumu çerçevesinde faaliyetini sürdürdüğü, davacının çalışma şekli açısından acente olmadığı, ayrıca davacı tarafından müvekkil şirketin zarara uğratıldığı, bu nedenle denkleştirme tazminatından bahsedilemeyeceği, davacı ile davalı şirketin iş başına ücret karşılığı çalıştıkları, bu yüzden süreklilik unsurunun olmadığı, davacının irtibat halinde olduğu 4 adet şirketin 3 tanesinin zaten davalı şirketin daha önce de iş yaptığı şirketler olduğu, davacının yeni olarak sadece unvanı ... olan bir adet şirket ile müvekkil şirketi tanıştırdığı,
müvekkil şirketin bu şirket ile iş yapmasına rağmen bu şirketin iflasının açıklandığı, Almanya’daki iflas masası tarafından müvekkil şirkete tebligat ile Mahkeme kararının tebliğ edildiği ve ilgili firma tarafından yapılan ödemenin geri verilmesi hususunda bilgilendirildiği, davalı şirketten geri istenen miktarın 47.063 Euro olduğu, bunun da davalı şirketin davacı tarafından uğratılan zararı olduğu, Yargıtay ve doktrinde benimsenen görüşe göre, denkleştirme tazminatının hakkaniyete uygun olmasının gerektiği, zaten davacının acente olmadığı,
hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için acente olduğu düşünülse bile sürekli bir iş ve getiri sağlama durumu söz konusu olmadığından ve parça iş başına çalıştığından ve ayrıca müvekkil şirketi zarara uğratması nedeniyle denkleştirme talep hakkının da bulunmadığı, davacının talep ettiği 31.12.2015 tarihine kadar olan kar mahrumiyetinin tamamen haksız ve hakkaniyete aykırı olduğu, fesih tarihinden sonra davalı şirketin davacının bağlantı kurduğu firmalara sürekli bir iş yapmadığı, bu nedenle bu hususta bir kar mahrumiyeti hesabı yapmanın imkansız olduğu,
ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla tarafların aralarında yaptıkları ilk işin 07.08.2003 tarihi olduğu, belirsiz süreli sözleşmelerin birer yıllık periyotlarla yenilendiği, yani sözleşmenin bitişinin normal şartlarda 07.08.2014 tarihi olması gerektiği, bu nedenle fesih tarihi olan 31.03.2014 tarihi ile bu tarih arasında 4 aylık bir kar mahrumiyeti istemesinin gerektiğini, yine hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıya davalı şirket tarafından 27.02.2014 tarihinde fesih iradesinin zaten yöneltilmiş olduğu,
bu nedenle yasal 3 aylık sürenin sonu olan 31.05.2014 tarihinde iş ilişkisinin kesileceğinin davacının bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle sadece bahsi geçen 3 aylık bir kar mahrumiyetini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER
Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; acentelik sözleşmesi, fesih bildirimi, ticari defter ve kayıtlar, e-mail yazışmaları, bilirkişi incelemeleri, tanık anlatımları, diğer her türlü kanuni delillere dayandığı görülmüştür. Davalılar vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; iflas kararı ilamı, e-mail yazışmaları, uzman görüşü, fesih ve ödeme bildirimi maili, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi ve tanık anlatımlarına dayandığı görülmüştür.
Davacı tanığı ... mahkememizin 08/03/2016 tarihli celsesinde alınan beyanında.
"Ben 2004 yılında ...'de çalışmaya başladım, 2013 yılında emekli oldum, davacı Almanya'da ki bir bölgenin davacı şirketin temsilcisi konumundaydı, ben pazarlama bölümünde çalışmaktaydım, Almanya haritası üzerinde davacı ...'un sorumlu olduğu alanlar gösterilmiştir, bu alanlarda her türlü satış, fatura takibi gibi tüm ticar işleri davalı adına davacı takip ediyordu, başka ülkelerde de temsilcilerimize mevcuttu, Tunus haricinde bütün ülkelerdeki temsilcilerimizle sözlü olarak anlaşmıştık, beim ayrıldığım tarihe kadar davalı da bütün temsilcilerin haklarını da ödüyordu,
ancak ben müdürlük statüsüne çıktıktan sonra davalı şirket adına kendi ekibimizi kurmuştuk, yurt dışı fuarlara ve tanıtımlara bizzat katılıyordum, bir süre sonra komisyonculara ödenen tutarlar davalı şirketi rahatsız etmeye başladı, başka bir ifadeyle artık komisyonculara gerek yoktu, bu nedenle öncelikle komisyon ücretlerinde indirime gidilmesi gibi bir politika izlendi, bu durum komisyoncularda rahatsızlık yarattı, ben daha sonra emekli oldum, davacı oldukça müşteri temin ettiği gibi benim sorumluluk alanımdaki Almanya'da ki bölgelerde bize gerektiğinde yardım ediyordu, tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... mahkememizin 08/03/2016 tarihli celsesinde alınan beyanında;"Ben ...'de satış pazarlama bölümünde 2011 yılında çalışmaya başladım, davacıyı tanırım, Almanya'da bize müşteri temin eder, komisyonculuk yapardı, ben işe başlamadan önce de çalıştığım davalı şirket bu kişiyle iş yapmaktaymış, kendisi müşteri temin eder, genelde davacıyı atlamamak adına davacı vasıtasıyla işler takip edilir, karşılığında komisyon bedeli ödenirdi, teknik sorunlar olduğunda müşteri doğrudan bizimle de irtibata geçerdi, her durumu biz davacıya bildirirdik, bu şekilde çalışılırdı,
daha sonra davalı şirket teknik bir birim vasıtasıyla doğrudan kendisi işleri yapmasını düşündü ancak davacıyla da ilişkiyi devam ettirmek adına komisyon ücretini düşürdü, davacı bunu kabul etmedi, Almanya'da ... adına başka temsilcimiz vardı, artık onunla da çalışmamaktayız, bu ülkede kendi ofisimizi kurma aşamasındayız, tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... mahkememizin 08/03/2016 tarihli celsesinde alınan beyanında.
"Ben 2010 yılından itibaren şirketin mali işler müdürlüğünü yapıyorum, davacıyı bazen şirkete geldiğinden dolayı tanırım, ben çalışmadan önce de çalıştığım davalının Almanya'da komisyonculuğunu yaptığını biliyorum, benim bağlantım bana verilen talimat doğrultusunda komisyon ücreti faturasını düzenler havalesini yapardım, benim bildiğim kadarıyla belirli bir oran yoktu satışın niteliğine göre %3 - %5 oranlarında değişiyordu, zaten uygulamada alıcı doğrudan bizim hesabımıza parayı yatırır, biz de yatırılan bu bedel üzerinden komisyonu alır davacıya gönderirdik, benim bilgim bundan ibarettir,
daha doğrusu satılan mal bedeli üzerinden kararlaştırılan oran doğrultusunda davacı komisyon faturasını düzenler, bize gönderir biz de hesaba havale yapardık tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce tarafların dosyaya sundukları ve celbini talep ettikleri kayıtların ve belgelerin dosyaya teminine mütakiben dava dosyası Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. ..., Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yardımcı Doç.
Dr. ... ile SMMM bilirkişisi...'dan oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan rapor ve ek raporda özetle, taraflar arasında aracı acentelik ilişkisinin mevcut olduğu, acentelik sözleşmesinde karakteristik edimi acentelik edimi olduğu ve davalı şirketin aracı acentesi olarak Almanya'da faaliyet gösteren davacının iş yerinin Almanya'da olduğu, MÖHUK 24. Maddesi hükmüne göre sözleşmeye en sıkı ilişkili hukukun Alman hukuku olduğu,
bu nedenle dava tarafları arasındaki acentelik sözleşmesine Alman Hukuku'nun uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 27/02/2014 tarihli yazı ile 31/03/2014 tarihinden itibaren hüküm doğuracak şekilde feshedildiği, feshi gerekçesi olarak davalı şirketin Almanya'da bir satış ofisi açacağı ve bu nedenle artık Almanya ile komisyon bazında çalışılmayacak olması hususunun belirtildiği, bu nedenle Alman Ticaret Kanunu 89/b maddesi hükmünün 3. paragrafının 1 nolu bendi anlamında "Acentenin kusurlu bir davranışından kaynaklanan farklı bir sebep" teşkil etmediği,
davacının acentelik süresi boyunca davalı şirketin Almanya'da mutim çeşitli şirkete yaptığı mal satışlarına aracılık ettiği ve bu aracılık faaliyetlerinden dolayı çok sayıda komisyon faturası düzenlediği, Alman TK madde 89/b madde hükmünün 1. fıkrasının 1. bendine göre davalı şirketin acentenin temin ettiği yeni müşterilerle kurulan ticari bağlantılarından sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardında da önemli yararlar sağlamasının söz konusu olabileceği, aynı paragrafın 2. Bendinde davacı acentenin aracılık yaptığı Almanya'daki müşterileri için uygun bir denkleştirme talep etmesinin hakkaniyet uygun düştüğünün de söylenebileceğini,
yine aynı yasanın 89/b hükmünün 2. Paragrafında yer alan denkleştirme miktarının en fazla acentenin son 5 yıl içindeki faaliyetlerinin yıllık ortalamasına göre hesaplanan 1 yıllık komisyon ve diğer yıllık ödemeler kadar olduğunu, sözleşme ilişkisinin daha kısa sürmesi halinde sözleşme süresinin kapsadığı ortalamanın esas alacağının düzenlendiği,
bu nedenle davacının acentecilik ilişkisinin son 5 yılına tekabül eden 2009-2014 yılları arasındaki yıllık dönemlerde davalı şirketten tahsil ettiği komisyon tutarlarını yıllık ortalamasına göre denkleştirme tazminatı miktarının hesaplanması gerektiği, bu tarihler arasında 5 yıllık dönemde davalı şirkete kestiği faturalardan elde ettiği komisyon gelirlerinin ortalamasının 49.277,89-Euro olduğunu, iş bu miktarın davacının talep edebileceği azami miktar olabileceği, davacının bu tutarı peşin olarak davalı şirketten tahsil edeceği dikkate alınarak peşin sermaye değerinin tespiti için %20 lik bir iskonto yapılmasının uygun olacağı,
bu iskontonun yapılması neticesinde davacının davalı şirketten talep edebileceği denkleştirme tazminatının 39.422,31- Euro olabileceği, yine davacının yoksun kalınan kâr talebi bakımından yapılan incelemede.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 2003 yılından başlayarak 2004 yılına kadar 5 yıldan daha fazla bir süreyi kapsayacak şekilde devam etmesi nedeniyle Alman TK 89. Maddesi hükmünün 1. paragrafına göre davalı şirketin sözleşmeyi 6 aylık bir fesih bildirimi vermek suretiyle ve 1 takvim ayının sonuna denk gelecek şekilde feshetmesinin mümkün olduğu ve dava konusu olayda davalı şirketin davacıya gönderdiği fesih bildiriminin 27/02/2014 tarihli olduğu dikkate alındığında 6 aylık fesih bildirim süresinin son gününün 27/08/2014 tarihine denk geldiği ve buna göre sözleşmenin 2014 yılı Ağustos ayının sonu olan 31/08/2014 tarihi itibariyle feshedilmiş
olduğunun kabul edilebileceği, buna göre 27/02/2014 tarihi ile 31/08/2014 tarihi arasındaki yaklaşık 6 aylık döneme ilişkin kazanç kaybının kâr mahrumiyetine esas alınabileceği, davacı vekilinin Almanca asılları ile tercümelerini dosyaya ibraz ettiği 2009-2014 yılları arasındaki döneme ait faturaların incelenmesinde.
5 yıllık dönemde davalı şirkete kestirdiği faturalardan elde ettiği komisyon gelirlerinin ortalamasının 49.277,89-Euro olduğunu, bu çerçevede davacının 6 aylık döneme ilişkin olarak davalı şirketten talep edebileceği kazanç kaybının 24.638,94-Euro olabileceğini beyan ettikleri görülmüştür.
DEĞERLENDİRME
Dava; acentelik sözleşmesinin feshinden doğan denkleştirme (portföy) tazminatı ile yoksun kalınan kâr bedeli tazminat istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Taraflar arasında 2003 yılında başlayıp davacıya gönderilen 27/02/2014 tarihinde yapılan fesih bildirimi ile 31/03/2014 tarihinde sona eren ticari ilişki kapsamında davacının davalı şirketin Almanya'daki müşterilerine yaptığı mal satışlarına ticari ilişki boyunca süreklilik arz edecek şekilde aracılık yaptığı ve bu aracılık faaliyeti nedeniyle davalı şirkete %3 veya %5 oranları üzerinden komisyon faturaları kestiği,
taraflar arasındaki iş bu ilişkinin aracı acentecilik ilişkisi olarak değerlendirildiği, davacı faaliyetinin davalı şirketin Almanya'da bulunan faaliyetleri ile sınırlı olduğu, iş bu nedenle MÖHUK 24. maddesine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkiye Alman yasalarının uygulanması gerektiği, bu konuda bilirkişi heyetince yapılan incelemeye göre dosya kapsamına, ilme ve hukuka uygun görülüp benimsenen rapor içeriğine göre,
Almanya TK 89. maddesi hükmüne göre davacı tarafı kusuru olmadan davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak davalı şirketin Almanya'da kendi bürosunu kurması sebebiyle feshedilmiş olması nedeniyle davacının Alman TK 89. maddesi hükmüne göre ticari ilişki süresince davalı şirketin acentenin temin ettiği yeni müşterilerle kurulan ticari bağlantılarına sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından da yarar sağlaması sebebiyle davacının Alman TK 89/b maddesi hükmü gereğince son 5 yıllık ticari ilişki kapsamında davalıdan sağladığı gelirin yıllık ortalamasının 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanan 39.422,31-Euro denkleştirme
(portföy) tazminatı alacağını hak ettiği, yine Alman TK'nun 89. maddesine göre 5 yıldan fazla süren belirsiz süreli sözleşmenin tek taraflı ve süre verilmeden feshedilmiş olması sebebiyle davacının iş bu ticari ilişki kapsamında sağladığı 6 aylık döneme ilişkin kazanç kaybını davalıdan talep edebileceği yapılan hesaplamaya göre bu kapsamda davacının 24.638,94-Euro yoksun kalınan kâr kaybını davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmakla davanın kabulü ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur;
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/50, K. 2018/14, 9 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama