KÜNYE
T.C. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2018
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2016/1046 Esas - 2018/274
- Esas no
- 2016/1046 Esas
- Karar no
- 2018/274
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/12/2016
- Kararın yazıldığı tarih
- 12/04/2018
Karar Metni
1.720 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 20/12/2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle ; müvekkili bankanın ...şubesi ile ... arasında genel ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, ...' nin ise bu sözleşmeye müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, bahse konu sözleşmeye istinaden borçlu ...' ye kredi tahsis edildiğini, borçlu müvekkili bankadan kullandığı krediden kaynaklanan borçlarını ödemediğinden , ... ile müşterek borçlu müteselsil kefil ... ' ye borçlarını ödemesi için ...Noterliği 'nin 20/10/2016 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini,
borcun yine ödenmemesi üzerine borçlu hakkında Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/185805 esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibine geçildiğini, ayrıca borçlu ... ' nin mal kaçırma ihtimaline binaen borçlu aleyhine Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1365 D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve bu kararın Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/185805 sayılı takip dosyasından işleme konulduğunu, davalı borçlunun 09/12/2016 tarihinde Samsun 2016/50815 esas sayılı dosyasında borca ve takibe itiraz ettiğini, 15/12/2016 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini,
Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/185805 esas sayılı dosyasının borçlusunun sadece ...' olduğunu, ...' nin itirazının hiçbir haklı gerekçeye dayanmadığını, yetki yönünden Samsun mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu , davalı borçlular ile imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerinin 13.4 maddesinde yetki hususunun açıkça belirtildiğini, davalının alacağın tamamına yönelik itirazının icra takibini sürüncemede bırakarak alacaklarının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, davalı borçluların imzalamış oldukları genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi uyarınca kefil oldukları tutarlardaki kefalet yükümlülüğünün ,
kefil oldukları borçlu şirketin tüm kredileri için geçerli olduğunu ve sorumluluk doğurduğunu, 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanuna göre temerrüt faizinin taraflarca serbestçe kararlaştırılacağı hükme bağlandığını, temerrüt faizi oranının ne şekilde belirleneceğinin sözleşme ile kararlaştırıldığını , bu hususun davalı borçlular tarafından imza ile teyit edildiğini, neticede anılan nedenlerle borçlu davalının kötü niyetli olarak haklarındaki takibe konu borca yapmış oldukları itirazın iptali ile takipte belirtildiği üzere ... bakımından 162.839,51 TL ve ferileri yönünden takibin devamına ,
davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı asil mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; hakkında açılan Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/185805 esas sayılı takip dosyasında yasal süresi içinde yetki itirazında bulunduğunu, ayrıca davacı tarafından yasal şartları oluşmadan ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu yetkiyi ilişkin beyanlarında ilgili yasalara aykırı olarak düzenlenmiş genel nakti ve gayri nakti kredi sözleşmesinin 13. 4 maddesine itaf ile yetki hususunda samsun icra ve mahkemelerini beyan etmiş olmasının yasal dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu,
ilgili kredi sözleşmesi her halükarda kredinin kullanıldığı Amasya oluşu , kredi kullanıcısı durumundaki tarafların Amasya ' da yasal ikametleri bulunması nedeniyle hayatın olağan akışına ters düşecek şekilde itilaf vukuunda Samsun ili olarak belirtilmesinin yasalara aykırı olduğunu, faiz ve temerrüt faiz hususunda davacı tarafça haklarında talep edilen %40 akdi faizin yasal şartlarının oluşmadığını, işlemiş faiz ve oranları yönünden davacı tarafın aleyhlerine olan tüm beyanlarını ve taleplerini kabul etmediklerini ,
davacı tarafın aleni olarak 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizi yasanın amir hükümlerine aykırı olan faiz taleplerini yasal süreçte HMK ve 6100 sayılı yasa maddeleri doğrultusunda kabul etmediklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle öncelikle yetki ve görev yönünden inceleme yapılarak bu hususun değerlendirilmesini, temerrüt faizini ve akdi faiz oranlarını kabul etmediklerini, itiraz hususunun bilirkişi raporu incelemesi neticesinde davayı kabul etmediklerini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Davacı banka ile borçlular arasında imzalanan 15/12/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi incelendiğinde ; sözleşme tarihinin 15/12/2014 tarihli 136.500,00 TL tutarında olduğu, mahkememiz dosyası davalısı ...' nin 160.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, ve 02/03/2015 tarihinde 13.500,00 TL , 07/05/2015 tarihinde 30.000,00 TL ve 08/07/2015 tarihinde 320.000,00 TL olmak üzere limit arttırımları yapıldığı ve toplam sözleşme tutarının 500.000,00 TL olduğu , kefilin sözleşme tarihi itibariyle evli olduğu ve belirtilen sözleşmelerde eş rızasına ilişkin beyan ve imza bulunmadığı anlaşılmıştır.
2-Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/1085805 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde ; Alacaklısının ... olduğu, borçlunun dava dışı esas borçlu olan ... ile davalı kefil ... olduğu , 153.279,56 TL asıl alacak , 6.866,632 TL işlemiş faiz , 343,33 TL BSMV ve 2.350,00 TL masraf alacağı olmak üzere toplam 162.839,51 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı ve kefil ...' nin sorumlu olduğu asıl alacağa takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar %40 oranında temerrüt faizi uygulanmasının talep edildiği , borçlunun itirazı üzerine takibin 13/12/2016 tarihi itibariyle durduğu anlaşılmıştır.
3-Amasaya Ticaret ve Sanayi Odası ' na yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde ; ... ' nin odalarına tacir olup olmadığı hususunun sorulduğunu, kayıtların tetkiki sonucunda davalının odaya kaydının bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
4-Amasya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde ; davalı ...' nin Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kaydının bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
5-Bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan 02/10/2017 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde ; davalı müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... hakkında yürütülen takibin yasal ve hukuka uygun olduğu, 152.946,28 TL asıl alacak , 4.810,67 TL işlemiş faiz , 240,53 TL bsmv ve 2.350,00 TL masraf olmak üzere toplam 160.347,48 TL tutarında davacı bankının davalı borçludan alacaklı olduğu, davacı banka tarafından asıl alacağa %40 oranında temerrüt faizi ile faizin %5 i kadar gider vergisi talep edebileceği , icra inkar tazminatı hususunda takdirin mahkemede olduğunun görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği görülmüştür.
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE
Dava, itirazın iptali davası olup, davacı , bankaları ile dava dışı ... ile Genel Kredi ve teminat Sözleşmesi imzalandığı , davalının bu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, borcun ödenmemesi üzerine borçlu hakkında icra takibine geçildikten sonra davalının itiraz etmesi üzerine takibin durması nedeniyle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini talep etmektedir.
Mahkememizce, icra dosyası, kredi sözleşmeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu Kredi Genel Sözleşmesinin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gerekli yasanın 6098 Sayılı TBK'nun 581 vd. Maddeleri olduğu görülmüştür.
Bahse konu Türk Borçlar Kanunu 583.maddesi incelendiğinde; kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefil olunması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girildiğinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerekmektedir.
Yine Türk Borçlar Kanunu 584.maddesi uyarınca; eşlerden biri hakkında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça eş ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir, bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce yada engeç kurulma anında verilmesi gerekir.
28/03/2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 Sayılı kanunun 77.maddesiyle TBK 584.maddede değişiklik yapılmıştır.
Değişikliğe göre ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verecek kefaletler, mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı ''kamu sermayeli bankalar tarafından yürütülen faiz destekli kredi kullandırılmasına dair kanun'' kapsamında kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi,
tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacaktır.
Dosya kapsamından takibin dayanağının 15/12/2014 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi olduğu görülmektedir. Mahkememizce 09/11/2017 tarihli celsede davacı tarafa , imzalanan kredi sözleşmesinde eş rızası bulunduğuna dair ya davalının şirket ortağı ya da ticaretle iştikal ettiğine dair belge sunması için kesin süre verilmiş ancak verilen kesin süre içinde davacı tarafından bu hususta bir belge sunulmadığı gibi dosya kapsamında da davalının eş rızasına ilişkin bir bilgi ve belge de bulunamadığı gibi davalının ticari faaliyetle uğraşmadığı Esnaf sicil kayıtlarının celbinden de anlaşılmıştır.
Dava konusu Kredi Genel Sözleşmesinin 15/12/2014 tarihli olmakla, Türk Borçlar Kanunun 584.maddesinde yapılan ve 28/03/2013 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikten sonrasına ait olmakla, madde metnindeki istisnai hallerin bulunması halinde eş rızasının gerekmeyeceği görülmektedir.
Dosyada bulunan esnaf ve sanatkarlar odaları birliği kayıtlarından da davalının esnaf faaliyeti veya başka bir faaliyette bulunmadığı ve herhangi bir şirket ortaklığının da olmadığı Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından da teyit edilmiştir.
KGS'nin mesleki faaliyetlerle ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet kapsamında olduğuna dair bilgi belge olmadığı gibi, yine madde kapsamından kamu sermayeli bankalar tarafından yürütülen faiz destekli kredi kullandırılmasına dair kanun kapsamında kullanılan bir kredi olduğuna ilişkinde bilgi belge mevcut değildir.
Davacı tarafından verilen süreye rağmen eş rızasına ilişkin belge sunulmadığı bu durumda kefaletin geçerli olabilmesi için nüfus kaydından da evli olduğu anlaşılan davalının eş rızasının gerekli olduğu ve istisna kapsamında eş rızasının gerekli olmayan bir durumun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/8173 Esas 2016/15194 Karar sayılı ilamında da ''Genel Kredi Sözleşmesinin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 584.maddesi uyarınca eş rızası alınmadan kefil olması sebebiyle kefaletin geçersiz olduğu, maddede belirtilen istisnalar söz konusu olmadığından davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği'' gerekçesiyle aynı hususlar vurgulanmıştır.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun eşın rızasına ilişkin 584.maddesinin ilk halinde hiçbir ayrım yapılmaksızın kefalet için eşin rızası aranmayacağı düzenlenmiş iken 28/03/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 Sayılı kanunun 77.maddesi ile ''eşin yazılı rızasının aranmamasının sağlanması suretiyle ticari hayatın doğal akışını kolaylaştırmaya yönelik değişiklik yapılması amaçlanmıştır'' gerekçesiyle bir takim istisnalar getirilmiş olup, bu durumda eş rızası gerekmeyecektir. Kanundaki değişiklikte istisnaların olmaması halinde eş rızasının gerekli olduğunu göstermektedir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın dayanağı Kredi Genel Sözleşmesindeki kefil olan davalının kefaletinin geçerli olabilmesi için eş eş rızasının gerekli olduğu ancak dosya kapsamından geçerli bir eş rızasının bulunmadığı ve TBK 584 maddesindeki istisnalarında dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, davalının kefaletlerinin geçersiz olduğu kanaatine varılmış bu nedenle davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
15.12.2014 tarihli Genel Kredi sözleşmesinin 13.4 maddesinde Samsun Mahkemelerinin ve icra dairlerinin yetkili olduğu düzenlenmiş olunup bu doğrultuda davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1046, K. 2018/274, 12 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama