KÜNYE
T.C. Samsun
- Mercii
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2018
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/59 Esas - 2018/619
- Esas no
- 2018/59 Esas
- Karar no
- 2018/619
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/01/2018
- Kararın yaz. tarih
- 27/09/2018
Karar Metni
1.282 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili 15/01/2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasındaki kumaş ticaretinden kaynaklanan cari hesap borcuna dayalı kesilen faturanın ödenmemesi nedeniyle davalıya karşı Samsun 9. İcra müdürlüğünün 2017/24417 esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun herhangi bir borcunun olmadığı yönünde borca ve ferilerine itiraz ettiğini, bu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 21/02/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, davaya konu ticaretten kalan herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkilinin borcunu davacıya peyderpey ödediğini, ödemenin 2014 yılında tamamlandığını beyan etmiştir.
Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi:
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 01/02/2018 tarih ve 28625 sayılı yazısı,
Samsun Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğünün 31/01/2018 tarih ve 35 sayılı yazısı,
Gaziler Vergi Dairesinin 31/01/2018 tarih E.7612 sayılı yazısı,
Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünün 29/01/2018 tarih ve 993 sayılı yazısı,
Mecidiyeköy Vergi Dairesinin 06/02/2018 tarih ve E.122974 sayılı yazısı,
Gaziosmanpaşa Vergi Dairesinin 02/02/2018 tarih ve E.82773 sayılı yazsısı,
Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/24417 sayılı dosyası
Dava itirazın iptali davasıdır.
Tüm dosya kapsamından davacı tarafından davalıya satıldığı iddia edilen kumaşlara ilişkin kesilen fatura bedellerinin ödemediğinden bahisle davalı aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/24417 sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra dosyasının incelenmesinde davalı borçlu tarafından süresi içerisinde borca itiraz dilekçesinin ibraz edildiği, itirazın borcun ödendiğinden bahisle borcun tamamına ilişkin olduğu, takibin durduğu, dosyada itirazın alacaklıya tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı ve davacının süresi içerisinde itirazın iptali için iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İddia ve savunmalara göre uyuşmazlık icraya konu borcun ödedip ödenmediği noktasındadır. Mahkememizce öncelikle dava şartlarının tam olup olmadığı yönünden inceleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (Gönen ERİŞ, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, C. 1, 1. Baskı, Ankara 2013, s. 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterlidir.
Eldeki davanın mutlak ticari davalardan ve yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardan olmaması sebebiyle tarafların dava tarihi itibariyle tacir olup olmadığı hususunun tespiti açısından yaptırılan araştırma sonunda Mecidiyeköy Vergi Dairesi Müdürlüğünün 06/02/2018 tarihli yazı cevabı ile davacı ...'ın 04/09/2007 tarihinden itibaren kumaş toptan satışı işinden dolayı mükellefiyet kaydı yaptırdığı ve bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup davacının dava tarihi itibariyle tacir olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... yönünden yaptırılan araştırmada ise davalının esnaf odalarında ve ticaret sicil müdürlüklerinde kaydı bulunmadığı bilidirilmiş, Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı'na gönderilen yazıya Gaziler Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından cevap verilmiş olup 31/01/2018 tarihli yazı cevabında davalının 20/08/2009 tarihinde işe başladığı ve 31/12/2013 tarihinde işini terk ettiği bildirilmiştir.
Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı'na hitaben yazılan müzekkereye verilen cevaba göre davalının aktif mükellef olmadığı ve işini terk ettiği bildirilmekle davalının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı, buna göre davanın nispi ticari davalar arasında da bulunmadığı anlaşılmakla davaya bakmakta Mahkememizin görevli olmadığı, davanın Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/59, K. 2018/619, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama