KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/246 - 2025/590
- Dosya no
- 2025/246
- Karar no
- 2025/590
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2024
- Numarası
- ... Esas ... Karar
- Davacı
- ... ... EĞİTİM HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... ... ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davanın konusu
- Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/04/2025
Karar Metni
1.729 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/10/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: ... ... Merkezi ile ... ...
A.Ş arasında ... sözleşmesi imzalandığını, müşterilerin, müvekkili şirketi ... telefon numarasını arayarak bulut santrale konu ...- ...- ...- ...- ... numaralarına bağlanmak istediklerinde bağlanamadıklarını, ... sisteminden kaynaklı olarak müvekkili şirket ile iletişim kuramadıklarını, müvekkili şirket davalı ile sözleşme yaptıktan sonra yukarıda belirtilen numaraları kullanmaya başladığını, belirtilen internet sitesinde, sosyal medya araçlarında iletişim adresi olarak yayınlandığını, bu numaralar üzerinden kurumla iletişime geçmeye çalışan müşterilerin müvekkil şirket ile iletişime geçemediğini, ... sisteminin çalışmadığını,
müşteriler bilgi alamadığı için müvekkil şirket müşteri kaybına uğradığını, güvenilirliğinin zedelendiğini, müvekkili şirketin, hizmetin ayıplı olduğunu öğrenir öğrenmez, 8 gün içerisinde, ... ...
A.Ş ile iletişime geçildiğini, davalı şirkete 10.03.2022 tarihinde durumu bildirir mail attığını, ayıp giderilmediğinden mail gönderilmeye devam edildiğini, davalı şirket tarafından ayıp giderilmediği gibi herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, icra tehdidi altında müvekkili şirketten fatura bedeli tahsil edilmeye devam edildiğini, müvekkili şirketin ...- ...- ...- ...- ...- ... numaraları için ... ... Eğitim Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin ... ...
A.Ş bankası aracılığıyla ... iban numaralı hesabından ödeme yaptığını, müvekkili şirketin bunun üzerine Ticari kazanç kaybına ve ticari itibar kaybına uğradığını beyanla ... ... Merkezi ile ... ...
A.Ş arasında imzalanan sözleşme neticesinde davalının ayıplı hizmetinden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu Ticari kazanç kaybını fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ticari faizi ile 10.000 TL (Belirsiz Alacak), Ticari itibar kaybını fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ticari faizi ile 10.000 TL (Belirsiz Alacak), ödenen Fatura bedellerinin ticari faizi ile iadesi kapsamında 24.000 TL ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı Cevap Dilekçesinde Özetle.
Hizmet alınmadığı iddiasını kabul etmediklerini, ayrıca arabuluculuk son tutanağında faturaların iadesi yönünde bir talep de bulunmadığını, davanın dayanağının hizmetin ayıplı olduğu iddiası olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddiaların ve dayanakları subjektif nitelikte olduğunu, ... sisteminin çalışmadığını ve bu nedenle müşterilerin kendilerine ulaşamadığını ve ticari kayba ve ticari itibar kaybına uğrandığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, Arabuluculuk son tutanağında talep edilmeyen ve taraflarca müzakeresi yapılmayan bir hususun dava dilekçesi ile talep edilmesi usule açıkça aykırı nitelikte olduğunu,
davacı şirketin sözleşme iptal edildiği için zarara uğradığını iddia ettiğini ancak; zararının ne olduğu, ne kadar olduğu, zararın neden kaynaklandığı hakkında hiçbir delil sunamadığını, davacı şirketin, dava dilekçesindeki soyut iddialardan dolayı doğmuş hiçbir zararı bulunmadığını, manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerektiğini, davacı yanın manevi tazminat isteminin hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemekle birlikte, faraza müvekkil şirketin sorumluluğuna hükmedilse dahi,
davacının 10.000,00.TL tutarında manevi tazminat isteminin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece"... Somut uyuşmazlıkta Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonra davacı vekili tarafından yapılan arabuluculuk başvurusunda uyuşmazlık konuları dava konusu tazminat olarak işaretleme yapılmıştır. 17.03.2020 tarihinde düzenlenmiş "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı"nda ise arabuluculuk konusu uyuşmazlıklar; "tazminat" olarak belirtilmiştir. Görüldüğü gibi son tutanakta, dava konusu ticari kazanç kaybı, ticari itibar kaybı ve ödenen fatura bedelleri bakımından anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığı açıkça belirtilmemiş olup dava şartı olan arabuluculuk faaliyeti yerine getirilmediğinden dava konusu talepler yönünden davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Usulüne uygun arabuluculuk başvuru şartı bulunmadığından davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, ..." karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Her ne kadar son tutanakta tazminat talebine dair alacak kalemleri tek tek yazılmamış olsa da arabuluculuğa başvurulurken hazırlanan başvuru formuna ''Müvekkil ... kullanmaktadır, ... ...
Anonim Şirketi ile hizmet sözleşmesi imzalamıştır, ... hizmetinde yaşanan aksaklıklar ve hizmetin tam olarak sağlanamaması nedeniyle 10.03.2022 tarihinden itibaren hizmet sözleşmesini feshedeceğini karşı tarafa bildirmiş fazladan ödenen bedellerin iadesini talep etmiş, konu ile ilgili karşı tarafa mail atmıştır. Bu süreçte hizmet aksaklığı giderilememiş, müvekkil ... hizmetini kullanmamış, karşı tarafça ödeme alınmaya devam edilmiştir.
Yapılan ödemelerin iadesini, ... hizmetinin kullanılamamasından doğan müvekkilin ticari kaybından kaynaklanan zararların tazmin edilmesini talep etmekteyiz. Ekte mail yazışmalarını sunarız. '' yazıldığını ve arabuluculuk süreci arabuluculuk başvuru formuna binaen başlatıldığını, alacak kalemlerinin de tek tek yazılığını, müvekkilinin ... .... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. adına vekaleten arabuluculuğa başvurulduğunu, ...
Arabuluculuk Bürosu dosya numarası ... olan dosyası ile anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, sonrasında dava açıldığını, Arabuluculuk sürecinde ve son tutanak hazırlanırken davalı tarafından son tutanaktaki hallere itiraz edilmeyerek imza altına alındığını, davalı tarafından bu itiraz edilmemesine rağmen dava açıldıktan sonra ilgili hukuka aykırı olarak lehine sonuçlandırmak adına dava dosyasında usuli itirazlarda bulunulması dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, gerekçeli karar yazılmadan ve kendilerine tebliğ edilmeden önce tarafların tekrardan arabuluculuk sürecine başvurduklarını, ...
Arabuluculuk Bürosu ...
Arabuluculuk Dosya Numarası ile anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, tarafların davadan önce arabuluculuk dava şartını yerine getirdiğini, son tutanağa bağlı kalınarak son tutanakta tek tek alacak kalemlerinin yazmamasından dolayı arabuluculuğa başvuru şartının sağlanamadığı söylenemeyeceğini, mahkeme tarafından benimsenen ''Yani 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanması gerektiği kabul edilmiştir.
Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir. ''hususunun Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olmakla herhangi bir kanun, yönetmelik vasfını taşımadığını, uygulanma zorunluluğu olmadığı gibi Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 Esasi, 2018/ 82 Karar sayılı kararına da açıkça aykırı olduğunu,
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda oluşturulan Yargıtay İçtihatları ile çeliştiğini iddia etmiş usul ve yasalara aykırı verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan ... sözleşmesi (sanal santral) neticesinde davalının ayıplı hizmeti iddiasına dayalı uğranılan ticari kazanç kaybı, ticari itibar kaybı ve ödenen fatura bedellerinin ticari faizi ile iadesi istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, iddia / savunma, dosya kapsamında yer alan belge ve deliller ışığında, usulüne uygun arabuluculuk başvuru şartı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucu Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca ticari davalarda arabulucuya başvuru dava şartı haline getirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde düzenlemeye yer verilerek dava şartı olarak arabuluculuk öngörülmüştür.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise “Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.” denilmek sureti ile arabuluculuk faaliyetinin ne şekilde sürdürüleceği belirlenmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır.” şeklinde düzenlemeye yer verilerek son tutanağın arabulucu tarafından düzenleneceği açıkça kurala bağlanmıştır.
02.06.2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, başvurunun dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabileceği belirtilmiştir.
Yönetmelik'in 20 nci maddesinde arabuluculuğun sona ermesi düzenlenmiş olup bu maddenin (3) üncü bendinde arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği ancak arabulucunun bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapacağı belirtilmiştir.
Şu hâle göre son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması asıl ise de arabulucunun tutanağın içeriği ve düzenlenme şekli konusunda tarafları bilgilendirmesi de gerekir.
Taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü için anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.
Dava şartı arabuluculuk uygulamalarında başlangıçta hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından kalem kalem alacak kalemlerin belirtilmemesi tarafların mağduriyetlerine sebebiyet verdiği gibi arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğundan arabuluculuğa hangi konularda başvurulduğuna ilişkin başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden “tazminat” gibi soyut ifadeler kullanılmış ise taraflar arasındaki tazminat taleplerinin tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiği görüşü İçtihat kararlarıyla benimsenmiştir.
Yani 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanması gerektiği kabul edilmiştir. Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesi içeriğine göre davacı vekili tarafından davacının uğramış olduğu ticari kazanç kaybı, ticari itibar kaybı ve ödenen fatura bedellerinin ticari faizi ile iadesi istemi ile dava açıldığı, yapılan ilk arabuluculuk başvurusunda uyuşmazlık konuları dava konusu tazminat olarak işaretlendiği, ancak başvuru formunun açıklama kısmında davacı vekilinin ticari kazanç kaybı, ticari itibar kaybı ve ödenen fatura bedellerinin tahsilini talep ettiğini açık ve net bir şekilde belirttiği ve bu iddiaları kapsamında arabulucuya başvurduğu,
giderek dava şartı olan arabuluculuk faaliyetinin yerine getirildiğinin kabulü gerektiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında ilk derece mahkemesince dilekçeler aşaması tamamlanarak davanın esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.
Belirtilen nedenlerle mahkemece; uyuşmazlığın esasına etkili gerekli deliller toplanmadan, yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/246, K. 2025/590, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama